PDA

Tam Versiyonunu Görüntüle : Mimarlar odası ne işe yarar?



mimar mahmut
26-03-2010, 11:35
Lütfen herkez fikrini söylesin mimarlar odası ne işe yarar?:K mimarlar odası siyasi partimidir yoksa meslektaşlarının haklarını koruyan mesleki örgütmüdür?

MrT
26-03-2010, 13:12
Yıl sonuna kadar aidat borçlarını ödeme süresi varken yılın 3. ayında bir yarışma için belge almaya gittiğinizde o yılın bütün aidat borçlarını sizden talep etmeye yarar.

Mourner
26-03-2010, 14:17
Siyasi parti bile değildir.

habibolcek
26-03-2010, 14:23
Seçimlerde siyasi partilere benziyor. Birkaç kez İstanbul ve Bursa da gittim. Daha çok banka şubesine benziyordu. "Felanca Hanım'a evraklarını teslim et. Kredi kartınlada ödeme yapabilirsin." gibi cümleler aklımda kaldı. Sanırım tanıdıklarımız olmadığı için yada yeterli bilgiye sahip olmadığımdan olsa gerek su faturası yatırır gibi işlem yapılabilen soğuk yüzü olan bir kuruma benzettim. Bütün beklentiler oda tarafından sağlanmamalı fakat mesleğimle mensup olduğum bir kurumun daha ilgili olması gerekir diye düşünüyorum. Konu bir hayli uzun konuşulabilir...

312şerref
26-03-2010, 16:20
Mimarlık okulunu bitirdikten sonra size "mimar" sıfatını veren diplomanızla gittiğinizde, aldığınız eğitimin yeterli olmadığına oracıkta karar verip!! , parasıyla Sketch up yada dengi programdan ders almanız durumunda sizin sözde hesabınıza vereceği 15 kredi ile :Ş; eğitiminizin tamamlanacağını ve bundan sonra gönül rahatlığıyla tasarladığınız projelere imza atabileceğiniz gerçeğini yüzünüze vurduğunda suratınızdaki istemsiz olarak şekillenen tebessüme :K bakıp hiç bir şey yapmamaya yarayan:U sözde yapılanma...

kilmimar
26-03-2010, 18:46
Bildiğim kadarıyla kredi alma zorunluluğu Danıştay kararı ile kalkmıştı (yanlışım varsa düzeltin lütfen). Bu arada, şu "mevcut yönetime saydırıp kendini tatmin etme olayı" yakında biter umarım; çünkü gerçekten sadece vakit kaybı, gerçekten yazık... (klavyenin tuşlarına basan elinize de, sinirlendikçe kan sıçrayan beyninize de)

312şerref
26-03-2010, 19:14
Sevgili kılmimar,
Kredili sistemin yürütmesinin şuan için resmi olarak durdurulmuş olduğunu bilen mimarlar arasındayım. Maksadım uygulamanın odaca yanlışlarla dolu olduğu apaçıkken üyelerine dayatırcasına uygulamasına "konu başlığı kapsamında" ufak bir atıfta bulunmak idi.
"mevcut yönetime saydırıp kendini tatmin etme olayı" eleştirinizi de banamı yaptınız bilemiyorum ama ben üzerime almıyorum. Sanıyorum foruma yazan arkadaşlarda almayacaktır. Çünkü mevcut bazı şeyleri bu tür ortamlarda eleştiremenin kendini tatmin etmekle ne derece alakalı olduğunu şahsen anlamadım. Bunlar konuşulmadan, değişik fikirler ortalara dökülmeden kan sıçrayan beyniniz, klavyeye basan elleriniz nasıl rahat ve huzurlu şekilde mimarlık yapacaktır merak ediorum. Öneriniz varsa lütfen paylaşınız... ;)

Simla Sunay Ozdemir
26-03-2010, 21:28
Üyesi olduğunuz kurumdan kendinizi nasıl böyle soyutluyorsunuz. Oturduğunuz yerden bir mimarlar odası hayal ediyorsunuz. Hayaliniz bu nedenle gerçekleşmiyor olmasın... Ben Çocuk ve Mimarlık Komitesi'ne katıldım. Bana hayallerimi gerçekleştirmek için alan verdiler. Nisan ayında çocuklarla kent bilinci atelyeleri yapacağız. Ve daha pek çok şey... İstanbul'u kurtlar sofrasından koruyorlar. Yeni merkez pek çok yeniliğe uygun güzel bir yer oldu. Kitabevi ve segi alanları var. Gidip de bir bakın.

ayasofya
26-03-2010, 22:46
Eh bunlar tabii ki olacak. Komisyonlarda çalışan 500 kişi var deniyor.

Siz Mimarlar Odası'nın İstanbul'u kurtlar sofrasından koruyorlar diyorsunuz. Sofradan neden korusun ki. Kurtlardan demek isteniz herhalde.

Pekiyi. Açık konuşacağım. Kadıköy'deki Corner otel faciası yapıldı orada duruyor değil mi. Hayalimizi kurtaracak Oda bunu protesto etmek için kendi üyesini örgütledi. Gidildi eylem yapıldı filan. Sonra biraz araştırınca gördük ki ODA BU BİNAYA ÇED'E UYGUNDUR RAPORU VERMİŞ. ÜZERİNEDE HARCINI TAHSİL ETTİĞİNE DAİR DAMGASINI DA VURMUŞ.

Zamanında Çed uygunluk raporunu veren bir kurum bir de protesto etkinliği düzenledi kendi onayını faica olarak niteledi.

Kusura bakmayın ama bu Oda yönetimi benim hayalimi karşılamıyor.

Benim de o kadar param olsa ben de Galata'da Karaköy'de ya da Tophane'de o büyüklükte bir bina alır saatlerce günlerce dekorasyon toplantıları yapar öyle bir bina ortaya koyardım. Zamanında bildiğiniz hafriyat kamyonları ile oda tahliyeye zorlandığı zamanlar daha kötüydü. Yani yeni yere geçmek parayı bastırıp bina almak ve onu dekore etmek çok büyük bir icraat değil benim için.

Sizin hayaliniz kent ve çocuk atelyesi mi. Ona da izin verirdim. Yapardınız.

Ama bana bu Oda'nın kimi neysen koruduğunu söyler misiniz. Tutturmuşsunuz Oda olmasa şu olur bu olur. Şunu korudu bunu korudu.
Yaptığı şey varsa bile o kadar PASİFİST o kadar sadece içinde "rant, kapitalistler, yağmacılar, emekçi, mücadele" geçen uzun uzun metinler yazmak. Artık öyle bir büyülemiş ki ona oy verenleri şuh içinde bu yazılanlar okunuyor. Onlar da yazıyor duruyorlar.

Benim hayalimdaki Oda şunları yapar

1- Mimari Proje yarışması açara açtırır. Fotoğraf yarışması ya da çocuklara resim yarışması değil. Ayda 4 adet yarışma açılması konusunda önayak olur hedef koyardım.

Şimdiki yönetim ne yaptı. İBB'nin açtığı önemli sayılabilecek üstgeçitler projesi yarışmasının kolokyumuna 1 evet yazı ile "bir" temsilci bile göndermedi. Biz orada yarışmaya girenler olarak Belediye'ye neden üstgeçit yapıyorsunuz neden hemzemin geçitle yolları arabalara değil de yayalara vermiyorsunuz diye mücadele ettik. O kadar az yarışma açılıyor ve Oda'dan bu yarışmanın kolokyumuna bir kişi daha gitmiyor. Ama Tekel İşçileri'ne dayanışmaya tekmili birden oradalar. Biz de karşıyız 4C zorlamasına. Ama Tekel'de işçi olarak kaç tane mimar var. Herkes işini yapsın. Mimarlar Odası mimarlarla ilgilensin. Sendikalar farklı direniş göstersinler. Tabii ki destek olunur ama kendi işimi yapmadan başka yerlere zıplamanın manası ne?

Kapalı mimari yarışmaların açılmasının müsebbibi de bu Oda yönetimidir. Herkese açık bürosu olmayan öğrencilere ayrı ödülü olan yarışmalar düzenlemek kimin işi. Tekel işçileri de sonra bize destek verir mi bu konuda. herkes önce kendi işini yapmalı.

2- Üyesine İŞ bulur İŞ.

Kamuda mimar alımlarını takip eder. Gerekirse bedava kurslar düzenler

Özeldeki iş olanaklarını araştırır. İşsiz üyelerini yerleştirir. Bunun için iş ve işçi bulma kurumundan icabında izin alır.

Piyasadaki işverenleri bilgilendirir. Nasıl mimar seçecekleri konusunda rehberler yayınlar. Yani işe uygun mimar önerir.

3- UYUZ BİR WEB SİTESİ yerine Arkitera'nın yaptığı online gelişiminin en azından ONDA BİRİNİ gerçekleştirir.
Kendi forumunu kurar.

4- İŞSİZ BIRAKMA sopasını göstermeden herkesin koşa koşa geldiği eğitimler düzenler. Öyle kaliteli eğitimler verir ki millet gelmek için web sitelerine geceden kayıt yaptırır.


Bunları yapamayan Oda ve ÇED onayı verdiği binaya protesto amaçlı üyeleri örgütleyen Oda istediği kadar Atelye yapılmasına izin versin.

Tekel işçileri bir örnektir. Onlarla alıp veremediğim yoktur. Mücadelelerini destekliyoruz ama Oda'nın Mimar İŞÇİLERİNİN yanında olması lazım. Tekel sonra gelmeli.

mimar mahmut
27-03-2010, 10:30
"rant, kapitalistler, yağmacılar, emekçi, mücadele" kelimelerinin arkasına saklanıyorlar. istanbulu "kurtlardan" koruyan mimarlar odası aynı istanbulu "kurtçuklara"teslim etmiş durumda

kilmimar
27-03-2010, 11:19
Sn. 312şerref

Kastettiğim kişiler, bu ve bundan önce benzeri isimlerle açılan onlarca konuda yazı yazanlardır; dediğiniz gibi kimse üzerine alınmıyorsa, sorun yoktur. Herkesin akıllı olduğu yerde, bana da mahallenin delisi rolü oynamak düşmüş olur o zaman demek ki. "Mevcut yönetime saydırıp kendini tatmin etme olayı" benzetmesinden anlatmak istediğim de şu: Yıllardır temcit pilavı şeklinde aynı konulara aynı sözcüklerle, aynı kalıp düşüncelerle eleştiri yapılıyor. (aynı mevcut yönetimin eleştirilen "70'lerden kalma solcu metinleri" gibi) Artık bu fazın aşılıp, somut anlamda çalışmaların yapılması gerektiğini söylüyorum. Örnek vermek gerekirse, bu foruma da üye olan bir mimar, dava açıp "zorunlu kredili eğitim" için durdurma kararı çıkarttı. Katılırım katılmam, ama kesinlikle saygı duyarım. Çünkü en kolay şey olan "yakınma" fazını aşıp, kesinlikle daha zor olan "eylem" fazına geçmiş, muhtemelen parasını ve değerli zamanını harcamış ve sonunda "kendisi dışındakileri de olumlu yönde etkileyen" bir kararın çıkmasını sağlamıştır. Aynı şekilde yukarıda Sn. Simla Sunay Özdemir'in belirttiği "Kent Bilinci Atölyeleri" de bir "eylem"dir.

Diğer yandan Sn. Ayasofya'nın yazısında geçen bazı somut öneriler de "eyleme geçme yönünde adımlardır". Burada çeşitli yollar izlenebilir: a) Bu önerilerinizi toplu (ya da parçalı) halde, mevcut Oda yönetimine iletirsiniz; değerlendirilir, hepsi (ya da bir kısmı) uygun görülür, mevcut insan gücü ile hayata geçirilmesine çalışılır ya da "gel sen yap" denir; siz de gider yapmaya gayret edersiniz ya da "kusura bakmayın, benim vaktim yok" dersiniz; konu da orada kalır. Ya da önerileriniz reddedilir; siz de "gerçekten" bunları yapmayı kafaya koymuşsanız, alternatif yollar ararsınız. Bunlar yeni sponsorlar ya da yeni platformlar olabilir. (örneğin şu anda Arkitera'nın verdiği eğitimler ve düzenlediği konferanslar, aynı şekilde YEM'in düzenlediği konferanslar gibi)

Bu konuda, kendisini yakından tanıdığım ve ÇYDD'de 10 yıldan fazla birlikte çalışma olanağı bulduğum, rahmetli Türkan Saylan'dan örnek vermek isterim. Kendisi, 1980'lerde devlet desteği olmadan, sadece bir grup doktor ile, tabir-i caizse "kafaya takarak", bütün Anadolu'yu dolaşmış ve cüzzam hastalığını Türkiye'de bitirmiştir. Aynı şekilde, ÇYDD çatısı altında da, geçtiğimiz 20 yıl içerisinde devlet desteği olmadan (çoğunlukla da sadece köstek olunarak), Doğu ve Güneydoğu'da 100.000'e yakın kız çocuğuna okumaları için çeşitli kademelerde yardım edilmesini sağlamıştır.

Kısaca herşey, "kafaya takmak" tan geçiyor; bunun bir yolu 2 yılda bir düzenlenen seçimlerde Oda yönetimine aday olup seçimi kazanmak ve kafalardaki düşünceleri eyleme dökmektir. Ama bu da, daha önce defalarca söylediğim gibi, 3 aylık bir çalışma ile olacak bir iş değildir; ancak bugünden sistemli bir şekilde altyapısını hazırlamaya başlarsanız, 2 yıl sonra meyvelerini alabileceğiniz bir projedir. Başka bir yol da, mevcut Oda yönetiminin desteğini almadan, eldeki olanaklarla, meslekle ilgili bazı projeleri gerçekleştirmektir. Paralı-parasız meslek içi eğitimler, konferanslar, geziler, sergiler, konserler örnek olarak gösterilebilir. Aynı şekilde öğrenciler ile işverenleri staj köprüsü üzerinden buluşturmak, bir sonraki adımda da mezunlar ile işverenleri buluşturup, "işe uygun mimar önermek" de. Yazı, bu tarz örneklemelerle sayfalarca uzatılabilir; ama gerek görmüyorum. Bu tarz bir eylem planı yapabilir ya da sadece "mevcut yönetime saydırıp kendini tatmin etme" ye devam edebilirsiniz...

Not: Konuyu dağıtmaması açısından yukarıya yazmadım; ancak Tekel işçilerinin sembolü olduğu 4-C konusu mimar işçileri de doğrudan ilgilendirmektedir. Zira yasalarımız önünde, Tekel işçisi, inşaat işçisi ve mimar işçinin farkı yoktur. Bundan sonra devlet kurumlarına ve belediyelere girecek bütün mimar işçiler de (memur demiyorum, çünkü hepsi sözleşmeli geçici işçi olacaklar), 4-C'ye tabi olacaklar ve kıdem tazminatı da dahil birçok haktan mahrum "geçici" çalışmaya mahkum edileceklerdir. O nedenle, 4-C konusu ne kadar meslek odası, sendika, STK vb. varsa, topyekün birlikte mücadele etmeleri gereken bir konudur.

zorzanaat
27-03-2010, 11:27
Mimarlar odasina mezun olduktan 3-4 yıl kadar sonra bir yarısma icin belge almak amacıyla kaydımı yaptırdım ve baska da bir ilgim olmadı. Muhtemelen yine gidersem benzer bir sebepten gidecegim.

Çoğu kişinin de belirttiği gibi bana da zerre kadar bir desteği olmadı. Her iktidar döneminde kendisi ile ilgili olsun olmasın her konuda ölümüne muhalefet yapan basın açıklamaları tanıdığım bir kurumdur. Zaten en kolayı da budur; iş yapan olma, eleştiren ol.

Metin Karadağ
27-03-2010, 13:44
Merhaba Sayın Ahmet Köksal

Hatırlıyorum, daha önce de Korner Oteli Projesi'ndeki ÇED konusuna değinmiştiniz.
Hatta bir de ÇED kaşesinin siyah beyaz fotokopisini de eklemiştiniz.

Daha önce gördünüz mü bilemem, ama ÇED kaşesi kırmızı mürekkeple basılır ve ÇED Raporu ile birlikte ayrıntılandırılmıştır.
Ayrıca proje müellifinin telif haklarının saklı olduğunu belirten bir uyarı yer alır.
ÇED kaşesi mimari için değil, "imar durumu iznini veren idarenin uygulamasındaki hukuksuzluğa uyarı için" vurulur.
Uygulama düzeltilmez de devam ederse dava açılır.

Kendinize iyi bakın.
İyi yazışmalar...

Parola: 40. Dönem Çalışma Raporu


.

ayasofya
28-03-2010, 02:02
Elimizdeki belge fotokopiydi. Renklisini gerekirse istetiriz.

Projeyi yapanlar bu projenin ÇED raporu için ONAY aldığını belirtir dururlar.

Kim doğru söylüyor kim yalan söylüyor.
Siz Oda'dasınız. Bir araştırsanız da ÇED uygunluk raporu almamış deseniz de biz de rahatlasak.

Sanırım hala diyemiyorusunuz. Oda'nın önce "he" deyip sonra "he" dediğine dava açtığını da biliyoruz.
Dava açmak önemli değil.

Yahu ben mi yanlış okuyorum. Belgede kırmızı renkli değil ama siyah beyaz "uygundur" yazıyor. Allah allah. Kim yalan söylüyor. Bizdeki belge sahte mi yani. Onu mu diyorsunuz. Yok yani sahteyse ona göre bize bu sahte belgeyi yollayanlara iki çift lafımız olur. Yok sizin o yerlere göklere sığdıramadığınız ve sonra davaları açıp protestolar düzenleyen yönetimin işte parmağı varsa kime iki çift laf edelim????

Bizi bir aydınlatsanız.

Siz sahte deyin orijinalini istetelim sonra renkli taratalım isterseniz.

Belge de burada. Bu arada...

20225

ayasofya
28-03-2010, 02:11
Haaa bu arada söylemeyi unuttum.

İstanbul için önceli bir mimari proje yarışmasının kolokyumuna bir tane bile temsilci göndermeyerek (ki bu yarışmaya girebilmek amacı ile her üye çatır çatır aidatlarını ödedi ya da ödemiştir belgesini alabilmek için 5 TL para ödedi bu Oda'ya yani habersiz olmaları imkansız ki bir adet jüriye üye önermişler) yani üyelerini belediyenin anlamsız üstgeçit takıntısına karşı gelirken yalnız bırakmışlardır. Hususi mikrofola soruldu salonda 100 kişiye yakın katılımcı varken, Mimarlar Odası'ndan gelen var mı diye. Çünkü onlardan o anda destek isteyecektik. Bu Oda'nın yarışmalara ne kadar önem verdiğini gösterir mi. 4C önemlidir tabii bu yarışma, MİMARİ yarışma, İstanbul ve üstgeçitler hakkında bir duruşu, bir fikri, bir ilgisi, bir politikası, yok mudur yani. Bu eylem değil midir peki? "Tüh bunu da atlamışız" diyebilir mi? Hesabını kim verecek?

ODA'NIN EYLEMSİZLİK ÖZELLİĞİ'ni mi anlıyoruz böylecek.

Bunun hesabını kim verecek. Yazık değil mi bu konuda sessiz kalmak isteyen Metin Karadağ'a.

Ben onu sever sayarım. Bir dostluğumuz vardır. Yazık değil mi ona. Burada eylemsiz Oda yönetimini savunmak onun görevi değil ki sırf.

Lütfen. Lütfeeennn...

Metin Karadağ
28-03-2010, 13:19
Kırmızı ÇED kaşesi "imar durumu iznini veren idarenin uygulamasındaki hukuksuzluğa uyarı için" vurulur.
Demiştim...
Hem ÇED, yapının mimari içeriğine dair bir eleştiri içermez ki.
Yani örnek olarak, Gökkafesi al imar planlarına uygun olan bir yere koy kim ne diyecek?
Aynı şekilde Corner Oteli al yine imar planlarına uygun olan bir yere koy kim ne diyecek?

ÇED her projeye yapılan bir uygulama değildir...
Çevresel Etki Değerlendirmesi ilkelerine göre; "Uygunsuz/ayrıcalıklı imar durumu iznini veren idarenin uygulamasındaki hukuksuzluğa uyarı için" vurulur ve sonrasındaki yasal süreç öncesi hukuki bir uyarı uygulamasıdır...

Özetle, ÇED kaşesi, "imar durumu sorunlu olan" projelere vurulur.
Corner Oteli Projesi, "imar durumu sorunlu olan" proje olduğu için ÇED'lenmiştir...

***

Neredeyiz ve neleri yaşıyoruz?

Sürekli normal olana şaşar durumda olmamız normal mi değil mi?
Acaba normal olan normal mi değil mi?

Bu ülkede aşağıdaki olay normal ise bugün yaşadıklarımızın tümü haklısınız normaldir:
60'lı yıllarda bir Amerikan Şirketi'nin raporu üzerine Süleymen Demirel Hükümeti tarafından "Karayolları Genel Müdürlüğü" bağlı bulunduğu "Ulaştırma Bakanlığı"ndan alınıp "Bayındırlık Bakanlığı"na verilir...

İyi yazışmalar...

ayasofya
28-03-2010, 14:13
İmar durumu sorunlu olan projelere "uygundur" raporu vermek size mantıklı geliyor galiba ama bana hiç gelmiyor.

Neyse diğer konuya da bir cevap beklerdim. Ama vazgeçtim susuyorum efendim. Şahane yönetim, şahane hayaller, mimarların yarışmalarda yanında olan yönetim. Dincilerden Türkiye'yi koruyan yönetim.

Dedim ya işine gelen soruya cevap işine gelmeyene yok. 2022 yılında da aynı yönetim devam eder. Kimsenin kılı kıpırdamaz.

Teşekkürler.

lumina
28-03-2010, 17:22
Damızlık inek mi proje kesime uygundur ya da değildir diye tasnif işareti basılıyor? Hangi hukuki meşruiyetle mimarlar odası projeleri bu şekilde damgalayabiliyor? Biraz komik geldi bu "imar sorunlu proje" mühürlenmesi işi? Rene Magritte'in "bu bir pipo değildir" isimli çalışmasından mı esinlenildi bilmiyorum ama ortada tuhaf bir açıklama var.

ayasofya
28-03-2010, 17:39
Çok basit.

Bu uygundur damgası vurulumuş da ne olmuş. Ciddi bir harç parası alınmış.

Alınmamış mı. Alınmış. Sorduk. Aldılar dediler. Meblağı Oda yönetimi fütursuzca açıklasın.

Tamam güzel. Bütünüyle tamamıyle karşı olunan ve FACİA olarak nitelenen bir projeden HARÇ alınması....

Bu da bir iki yüzlülük değil mi. O alınan harç parası ile bari örgütlenen protestoculara eğitim bursu filan verilseydi ne bileyim...

mimar mahmut
28-03-2010, 19:19
eğitim bursu ! hiç olurmu ? alınan para en iyi otellere en iyi restaurantlara gidecekki tekel işçilerinin direnişinde epey enerji lazım

Metin Karadağ
28-03-2010, 23:04
.


Rın, rın, rın, rın, rın, rın, rın...
(Jaws filminin müziği)

Bu, ben geliyorum demek oldu artık, nedense... :)))

Tam olarak anlayamıyorum.
Toplu bir anlayamama durumu mu var?

"Anlamama Dayanışması" gibi...
(Tam, Cem Yılmaz'lık bir durum...)
Dur çağırayım şu çocuğu da resmetsin bu olayı... "ÇED Şart" desin de susun oturun... :)))

Hojam, madem acelemiz yok.
Hani 2022'ye kadar zaman var gibi bir şey dediniz ya...
O mealde "Acelemiz yok" dedim yani...
(Hoş, arada 21 Aralık 2012 durumu var. Hani, gezegenlerin aynı hizaya gelip dizilişi meselesi...)
Neyse...

Konuları anlaya, anlaya; anlaşa anlaşa gidelim.
"İmar durumu ayrıcalıklı" olduğu (bir tür hırsızlık/sahtekarlık) ayan beyan olan bir proje; yani ÇED'lik proje ortaya çıkıyor.
Yani, onca proje arasında sırıtıyor...
(Hani hukuk, nerede adalet durumu...)

İnceleniyor...
Kestirmeden sonuç/diyelim ki/:
ÇED kaşesi vuruluyor... Kapiş.

Yani anlaşıldı mı?

Olan şu: ÇED kaşesi "Afferin koçum" mealinde bir şey değil, herkesin anlayacağı haliyle...
İmar durumu ayrıcalıklı, yani haksız, yani hukuksuzluk durumu ortaya çıkınca ortaya çıkan bir şey...

Hani bir yer birine aitken "sıfır rantlı" konumdayken; başka birine geçince aniden "1 Milyar dolar" oluyor ya anında, onun gibi...

Aynı şeyleri tekrar etmekten ben sıkılmadım ama, siz hala sıkılmamışçasına anlamama dayanışmasını sürdürmeniz çok ilginç geldi doğrusu...

Deep Not:
Bu arada Sayın Luminat Parke alırım ayağımın altına seni...

Pardon, sen zaten "oradaymışsın."
"Sayın Luminat Parke" satırı kayıtlardan silinsin...

Özetle: proje uygun, uygun daaa, nereye uygun, nereye değil iyi bilmek, iyi tartmak, iyi düşünmek ve aynı adaleti koruyarak hukuku geliştirmek gerek...


Rın, rın, rın, rın, rın, rın, rın...


...

blur
29-03-2010, 00:16
İki yıldır Arkitera Forum'a yazmadan durabildiniz. Daha uzun duramaz mısınız? Hem argonuz rahatsız ediyor, hem de herkesle bu didişmeniz. Bence siz bizi unutun.

Olur mu bu?

Metin Karadağ
29-03-2010, 11:55
Daha öncede söyledim/yazdım şimdi de söylüyorum/yazıyorum.
Üyeliğimi tüm yazılarımla birlikte silip iptal edin diye.
Bu olur mu?

moon
29-03-2010, 13:42
Kısaca,
Aidat toplamaya,
Aidatları boş işlere harcamaya,
Mimarlık mesleği haricindeki her konuyu tartışmaya,
Bol bol makale dergisi yayınlamaya,
Meslekdaşlarına sahip çıkmamaya,
Mimarlık ofislerini ziyarete gitmemeye,
Bol bol laf salatası yapmaya,
Kadrosunda memur çalıştırmaya,
Projelere kaşe basmaya,
Üyelik kartından bile rant sağlamaya,
Bol bol sms mesajı göndermeye,
Bol bol mail atmaya,
İşine gelen kişilerin iyi-kötü günlerine çelenk, çiçek göndermeye,
Yarar....

İçimde kalmıştı yazamadan edemedim:)

Saygılarımla...

AZMİ AÇIKDİL
29-03-2010, 14:26
Bu olur mu? o olur mu? ikisi de bana göre (laf düşmemesine rağmen) olmaz.

Üç konu başlığında yapılan mesajlaşmalar !:Ç (mimarlığa yol, oda ne işe yarar, oda geçim sonuçları) renk kattı. Renksiz mimarlığımıza hizmet eden tek renkli odamızın 60 -70 deyip o yılların başlıklarını sloganlarını (GO HOME hariç) bu günlere taşıyarak çalışanları (güncelleme yapın bari) Corner Otel komikliğini Manisa’dan seyrediyorum.
Otelin kabası bitmiş çok katlı yapının gölgesinde basın açıklaması. Güncellenmiş hali ile “go home kapitalizm” demek lazım herhalde. O zamanda Amerikan Donanması Dolmabahçe’ye gelmiş aklımız da o esnada başımıza gelmiş. "Go home". Aynı kafa, otel bitmiş yine akıl o esnada başa gelmiş.

İkisi de olmaz devam. Demokratik değil.:)

blur
29-03-2010, 18:16
Argo üslübunuzdan hoşlanmıyorum; forumu gerekli gereksiz bilgi ile dolduruyorsunuz (bakınız Kahve Molası bölümü); meslektaşlarına bir çeşit iftira atan, yalanı, çamur atmayı düstur edinmiş bir grubun içinde / yanındasınız, bunu kabul edemiyorum. Ve de bu durum içinde hem Arkitera Forum'da yönetici kimliğim hem de Arkitera Forum kullanıcısı kimliğim ile sizden ricada bulunuyorum.

Yukarıdaki "mesajlarımı ve beni silin" talebinizi "DAHA ÖNCE DE" bize iletmiş idiniz ve Arkitera Forum kurallarına göre (ki üye olurken kabul ettiğiniz kurallardır bunlar) uygun olmadığı bildirilmişti.

Yazdıklarımdan alındığınızı anlıyorum. Memnun oldum. Umarım bundan sonra Arkitera Forum'a yazmaz beni memnun edersiniz.

mimar mahmut
30-03-2010, 14:53
bence 500 kişilik kadroyu izah edip yazmayı bıraksa çok daha iyi olur

kilmimar
30-03-2010, 19:54
Şimdi buradaki iddia; komisyonlarda gerçekten 500 adet gönüllünün çalışmıyor oluşu mu, yoksa komisyonlarda 500 adet kişinin parasal karşılıkla çalıştırıldığı mı? ÇED Raporu, yarışmaya jüri üyesi gönderilmemesi ve yeni bina alımı ile onarımındaki yolsuzluk iddialarını anladım da, bu konuyu gerçekten anlamadığım için soruyorum.

Bir de usül yönünden, şimdi üye olarak kendi üyeliğimizi ve mesajlarımızı silemiyor muyuz? Ya da "istifa tek taraflı bir müessesedir" mantığından, yönetimden böyle bir istekte bulunduğumuzda "uygun görülmeyecek" mi?

Neyse, gene istemediğim halde şeytanın avukatı oluyorum; ben de daha fazla yazmayayım en iyisi. (en azından bu konu başlığına) Nasıl olsa forumda yeteri kadar birbirinin yazdıklarından "mutlu" olan katılımcı mevcut...

cihan
30-03-2010, 21:02
Kısaca,
Aidat toplamaya,
Aidatları boş işlere harcamaya,
Mimarlık mesleği haricindeki her konuyu tartışmaya,
Bol bol makale dergisi yayınlamaya,
Meslekdaşlarına sahip çıkmamaya,
Mimarlık ofislerini ziyarete gitmemeye,
Bol bol laf salatası yapmaya,
Kadrosunda memur çalıştırmaya,
Projelere kaşe basmaya,
Üyelik kartından bile rant sağlamaya,
Bol bol sms mesajı göndermeye,
Bol bol mail atmaya,
İşine gelen kişilerin iyi-kötü günlerine çelenk, çiçek göndermeye,
Yarar....

İçimde kalmıştı yazamadan edemedim:)

Saygılarımla...


Bütün yazdıklarınıza katılıyorum....

Simla Sunay Ozdemir
31-03-2010, 11:07
Arkitera'yı sanki Mimarlar Odası'nın rakibi gibi tanımlamanıza karşıyım. Kim kimle yarışıyor allah aşkına. Cevabınız kuru bir öfkeden ibaret. Siz de neye kızdığınızın farkında değilsiniz. Dünyada hangi mimarlar odası üyesine iş buluyor? Hani Hukuk Barolarının yaptığı gibi halka ücretsiz mimarlık hizmeti deseniz anlayacağım ama siz sadece mimarın çıkarlarını gözeten bir mimarlar odası hayali kuruyorsunuz. Çocuklar için yapılan yarışmaları da küçümsemeniz bundan. Dehşet içindeyim. Bütün duyarsızlığınızı, sığlığınızı gözler önüne serdiniz.

"Tekel işçileri bir örnektir. Onlarla alıp veremediğim yoktur. Mücadelelerini destekliyoruz ama Oda'nın Mimar İŞÇİLERİNİN yanında olması lazım. Tekel sonra gelmeli."

Bu ne demek? Toplumsal meselelere karşı koyarken bir sıralama mı yapacağız yani? Ben mimarım başka hiçbir konuda fikir yürütemem, karşı duramam. Ben otum desek daha iyi. Otların bile gezegene bir faydası var. Mimarların asıl sorunu bu işte. Mimarlık Körlüğü diye bir şey var. Tıpkı beyaz körlüğü gibi bir şey. Mimarlığı tanrısal bir güç gibi görüp yazan mimar entelektüeller var. Dünyayı ele geçrimek isteyen o kötü adamdan bir farkı yok bu fikirlerin.

Utanmadan mimar olunmaz. Önce utanacaksın. Sonra yeryüzüne konduracaksın yapay taşları.

Siz de utanmadan yazıyorsunuz sayın Ayasofya. Jan janlı web sayfanızda...

Simla Sunay Ozdemir
31-03-2010, 11:17
Metin Karadağ'ın forumdan çıkmasını ya da çıkarılmasını demokratik bulmuyorum.

Arkadaşlar kendinize gelin. Mimar mimarın yayında olmalı. Mimarlar toplumun yanında olmalı. Bu gerginlik kimseye yaramıyor. Kimse elindeki olanakları bir stk'yı yıpratma amacıyla kullanma hakkına sahip değildir. Mimarlar Odası Arkitera'yı gerektiği gibi tanımalı, Arkitera da yürüttüğü bu karşıt politikadan vazgeçmelidir. Arkitera gençleri Mimarlar Odası'ndan soğutarak mimarlığa zarar vermektedir. Eksiklikler elbette tartışılmalıdır. Fikirler saygı çerçevesi içinde sunullmalıdır.

Bazı arkadaşların odanın yaptığı her şeye kuru bir itirazı olmuş. Sms göndermese haberimiz olmuyor diyeceksiniz. Yani öyle bir tablo çıkıyor ki ortaya yaranmak olası değil. Kimle savaşıyorsunuz anlamıyorum.

BUNA BİR SON VERİN DOSTLAR!

ayasofya
31-03-2010, 11:50
Siz de utanmadan yazıyorsunuz sayın Ayasofya. Jan janlı web sayfanızda...

Utansam utansam, sizin bu "terbiyesizce" yazdıklarınızdan utanırım. Web sayfamdan da, janjanın da yazdıklarımdan da fikirlerimden de memnunum. Siz kim oluyorsunuz da bir ayıbım varmış gibi utanmadığını beyan ediyorsunuz. Siz kimsiniz? Cidden soruyorum bana bunları yazıyorsunuz da ne hakkınız var?

Bu Oda yöneticileri kendilerini eğer siyasi ve politik konularda daha geniş eylemler içinde bulmak istiyorlarsa bir siyasi parti kurması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yukarıda belirttiğim konularda eksiklikleri varken buna cevap veremezken başka işlere girişmemeliler diyorum.

Hah parti kurmayacaklarsa ÖNCELİKLE imar durumu uygun olmayan bir projeye harç alıp "uygundur" damgası vurmamasını ve İstanbul'da düzenlenen bir yarışmaya bir adet temsilci göndermesi ve belediyeye karşı mimarlar mücadele verirken destek olamsı gereklidir. Oda'nın iyi çalışmadığı ve Arkitera'nın onda biri kadar mimarların yanında olamadığını düşünüyorum. Bırakın rekabet etmeyi.

Bu benim fikrim. Utanmadan söylerim icabında. Oda'yı bu hale getirenler ve yönetim ne yaparsa eksikliklerini sorgulamadan yüceltenler utansın.

Bu Oda'yı ve kötü yönetimi gözünüzde çok büyütmüşsünüz. Haa ekleyeyim "utanmadan" büyütmüşünüz hem de. İşine gelmeyen eleştirileri (Corner Otel'e uygundur damgası vurup harç almak ve yarışmalarda mimarların yanında olmamak gibi Oda'nın asil görevleri mesela) yok saymak da utanmamak olsa gerek.

Terbiyenizi takınmanızı rica edeceğim.

ayasofya
31-03-2010, 12:00
Metin Karadağ'ın forumdan çıkmasını ya da çıkarılmasını demokratik bulmuyorum.



Okuduğunuzun farkında mısınız? Kimse kimseyi forumdan çıkartmıyor. Şimdiye kadar da çıkartmadı. Kurallara uyan herkes forumda yazı yazmakta özgürdür. Kurallara uymazsa forumun kendi içindeki ceza mekanizması işler. Uzaklaştırma alır. Ancak kimse kimseyi forumdan atmaz. Yazdıkları silinmez. (T.C. Mahkemelerinin resmi ihtarnameleri ve kararları dışında)

Kendisinin çıkarılma ve yazdıklarının silinme isteği var. Bu istediği dahi yapılmıyor. Yapılmayacak. Eğer yazmak isterse yazar. Yazmak istemezse yazmaz.

Başkası ona "yazmayın" diyebilir. Kendi kişisel fikrini söyler. O da ister cevap verir. İster vermez. Bir başkası da "yazın" okuyoruz der. O da cevap verir ya da vermez. Kendi bileceği iş. Metin Bey kendi kendisini koruyacak kadar forumu bilen bir yazar.

Benim merak ettiğim size ne oluyor?

mimar mahmut
31-03-2010, 12:08
simla hanım "utanmadan" söylüyorum tekel işçileri benim hiçbir şekilde umurumda değil.lütfen mimarlığı ilgilendirmeyen konuları başka platformlarda işleyin

Simla Sunay Ozdemir
31-03-2010, 14:05
Mimar Mahmut E pes! Mimarlık insanla ilgilidir. Hadi taştan tuğladan konuşalım. Tekel işçilerinin çadırlarından konuşursam mimari olacak mı? Ayrıca bana başka platform adresleri göstermeye hakkınız yok. Ayasofya size sormalıymış "siz kim oluyorsunuz diye?" benim dilim varmıyor.

Ayasofya "siz kim oluyorsunuz?" ile başlayan hiçbir soruya cevap vermem. Çok tepeden bakan, duyarsız bir sorudur. Ama son mesajınızda daha "terbiyeli" yazmanızdan memnun oldum. Yapıcı eleştirileriniz her zaman adresine ulaşır. Metin Karadağ ile ilgili Ömer Yılmaz yerine siz cevap vermişsiniz. Bu durumda "size ne oluyor?"... Ben Metin Karadağ'a da seslenmek istedim. Arkitera'nın yöneticisi çıkarsanız memnun olurum derse orada nasıl bir demokrasiden söz edebiliriz.

mimar mahmut
31-03-2010, 14:16
Mimar Mahmut E pes! Mimarlık insanla ilgilidir. Hadi taştan tuğladan konuşalım. Tekel işçilerinin çadırlarından konuşursam mimari olacak mı? Ayrıca bana başka platform adresleri göstermeye hakkınız yok. Ayasofya size sormalıymış "siz kim oluyorsunuz diye?" benim dilim varmıyor.

Ayasofya "siz kim oluyorsunuz?" ile başlayan hiçbir soruya cevap vermem. Çok tepeden bakan, duyarsız bir sorudur. Ama son mesajınızda daha "terbiyeli" yazmanızdan memnun oldum. Yapıcı eleştirileriniz her zaman adresine ulaşır. Metin Karadağ ile ilgili Ömer Yılmaz yerine siz cevap vermişsiniz. Bu durumda "size ne oluyor?"... Ben Metin Karadağ'a da seslenmek istedim. Arkitera'nın yöneticisi çıkarsanız memnun olurum derse orada nasıl bir demokrasiden söz edebiliriz.

simla hanım hem sorulacak soruya tepeden bakan duyarız soru deyip hem nasıl sordurduğunuz merak konusu .ayrıca sadece benim değil herkezin konumuz dışındaki olayları işlemeniz için başka platformu adres göstermeye hakkı vardır."lütfen mimarlığı ilgilendirmeyen konuları başka platformlarda işleyin " zaten yeterince "çözülmeyen"problem var başımızda

mimar mahmut
31-03-2010, 14:25
Ayrıca Tekel işçileri insanda mimarlar insan değilmi ? oda tekelcileri düşündüğünün onda biri mimarları düşünseydi bu gün durumumuz çok farklı olurdu

Simla Sunay Ozdemir
31-03-2010, 14:42
Elinizde bir terazi. Bir kefede mimar öbürüne artık ne koyarsanız... Tartın durun. Eşitleyin. İşçilerin sıkıntılarını mimarların sıkıntılarıyla ölçmeye kalkıyorsunuz. Ücretli mimarlardan mı söz ediyorsunuz? Yoksa yarışmalarda zorluk yaşıyorlarmış mimar burjuvalardan mı? Tekel işçisinin yanında olmak zaten diğer işçileri, hükümet politikalarıyla zora düşen mimarları veya diğer meslek gruplarının yanında olmaktır. Buna işaret etmek için yazıyorum ben. Utanarak. Hep utanarak.

Nasıl bir mimarlar odası:

Başkan olmasın, kolaylaştırıcı olsun. Her karar internet üzerinden referandum ile verilsin
Asıl Yönetim kuruluna gençler alınsın
Mimarlık öğrencileri için gönüllü çalışma sahaları kurulsun(staj değil)
Seçimler internet üzerinden yapılsın, katılım artsın
Halka ücretsiz mimarlık hizmeti verilsin
Devlete tip projeler üretilsin
Proje üretilsin, inşa edilsin (örnek: Engelli çocuk oyun parkları)
Ücretli mimarların hakları korunsun, çalışma saatleri için yaptırım uygulansın
Belediyeler üzerinde yaptırım uygulansın, dava açmaya kalmasın
Çocuk ve gençlere mesleki tanıtım turları düzenlensin
Deprem komisyonu diper stk'lar ile koordine çalışsın, önlemler hayata geçsin
Deprem yaşayan bölgelere kurulacak geçici konaklamalar için destek verilsin
Bir çevre komisyonu kurulsun
Daha çok bina yapmak için değil daha az bina ile yetinmek için çalışılsın

mimar mahmut
31-03-2010, 15:23
pes pes pes "Devlete tip projeler üretilsin"
simla hanım neden hala ısrarla tekel işçilerinden bahsediyoruz ?bizene tekel işçilerinden ? yoksa mimarlar odası sendika "iş"inemi girdi? :)

habibolcek
31-03-2010, 16:29
Simla Hanım Merhaba,
Mimarlar Odasında görevli misiniz?

Simla Sunay Ozdemir
31-03-2010, 17:23
kılmimar'dan: ancak Tekel işçilerinin sembolü olduğu 4-C konusu mimar işçileri de doğrudan ilgilendirmektedir. Zira yasalarımız önünde, Tekel işçisi, inşaat işçisi ve mimar işçinin farkı yoktur. Bundan sonra devlet kurumlarına ve belediyelere girecek bütün mimar işçiler de (memur demiyorum, çünkü hepsi sözleşmeli geçici işçi olacaklar), 4-C'ye tabi olacaklar ve kıdem tazminatı da dahil birçok haktan mahrum "geçici" çalışmaya mahkum edileceklerdir. O nedenle, 4-C konusu ne kadar meslek odası, sendika, STK vb. varsa, topyekün birlikte mücadele etmeleri gereken bir konudur.

Mimar Mahmut, sendika kelimesi size yakışmıyor keza bende Recep Tayyip etkisi uyandırıyorsunuz. Cahilliğiniz ile başetmek gerçekten mümkün değil. Siz en iyisi kendi bencilliğinize dönün ve benim mesajlarımı önemsemeyin bu kadar. Mimar mimar yazın.

Mesele benim "kim" olduğumda.
Henüz hiç teşekkür almamış Arkitera Üyesi...
Mimarlar Odası'nda görevli değilim, resmi komisyon üyesi değilim. Ama olabilirim. Çocuklarla Atelye yapacağım.
Arkitera'da köşe yazıları yazıyorum.
Ancak Ömer Yılmaz Mimarlar Odası projelerimi desteklediği ve bana alan verdiği için beni afaroz etmezse.


Daha nasıl bir Arkitera?

Ücretsiz, gönüllü eylemlere alan açan
Engellilere farkındalık için önerdiğim projeler için en az Zaha Hadid'e verdiği kadar destek veren
Sosyal sorumluluklara daha çok zaman ayıran

Of çocuklar bütün işim gücüm kaldı. Dağıldım yahu. Linç etmeyin. Lince karşı öfkeli bir bağırış benimkisi de.

mimar mahmut
31-03-2010, 17:45
Simla hanım saydığınız maddlerden ne kadar "aydın"olduğunuz belli oluyor özellikle mimari bir forumda "tip proje yapılsın " gibi bir ifade gözlerimi kamaştırdı. o kadar tekel işçisi dedinizki ister istemez insanın aklına sendika geliyor.Gidin sendikasına üye olun çok sevgili tekel işçilerinin haklarını orda savunun hatta tekel işçilerinin çocuklarına atölye yapın. burası mimarlık forumu.

Mourner
31-03-2010, 18:07
Simla Sunay Özdemir hanımefendi, emin olun sosyalist fantezileriniz çoğumuzu hiç ilgilendirmiyor. Eğer siyasi yapı ile ya da iktidar politikaları ile ilgili söyleyecek sözleriniz varsa siyasi partiler bu durumlar için size uygun bir seçenek olur.

Ben Mimarlar Odası'nın devletin ve iktidarların mimarlık politikarı dışında herhangi bir soruna sizin de ironik bir şekilde dile getirdiğiniz gibi "Tanrısal" bir dokunuş yapmasını anlamsız buluyorum. Yarışmalardaki mimari burjuvadan bahsedene kadar bunlarla ilgili ne yapmış oda onu bir anlatın da bilelim. Eyvah 8 tane A0 isteniyormuş diye yarışmaya giremeyen meslektaşlarımız var, hangi burjuva bu?

Sonuç olarak oda şu anki haliyle mimarlar/üyeler olmadan ertesi günü göremez, ama şu durumda oda olmasa mimarların büyük çoğunluğunun ne iş yaşamı, ne de sosyal yaşamı değişir. Mimarlar Odası'nın bir mimarın hayatındaki yeri banka şubesi kadar bile değil. Siz bence biraz bu durumu sorgulayın.

blur
31-03-2010, 18:41
Metin Karadağ'ın forumdan çıkmasını ya da çıkarılmasını demokratik bulmuyorum.

Arkadaşlar kendinize gelin. Mimar mimarın yayında olmalı. Mimarlar toplumun yanında olmalı. Bu gerginlik kimseye yaramıyor. Kimse elindeki olanakları bir stk'yı yıpratma amacıyla kullanma hakkına sahip değildir. Mimarlar Odası Arkitera'yı gerektiği gibi tanımalı, Arkitera da yürüttüğü bu karşıt politikadan vazgeçmelidir. Arkitera gençleri Mimarlar Odası'ndan soğutarak mimarlığa zarar vermektedir. Eksiklikler elbette tartışılmalıdır. Fikirler saygı çerçevesi içinde sunullmalıdır.

Bazı arkadaşların odanın yaptığı her şeye kuru bir itirazı olmuş. Sms göndermese haberimiz olmuyor diyeceksiniz. Yani öyle bir tablo çıkıyor ki ortaya yaranmak olası değil. Kimle savaşıyorsunuz anlamıyorum.

BUNA BİR SON VERİN DOSTLAR!
Sevgili Simla,
Bu yazdıklarını nasıl yorumlamalıyım bilemiyorum.

Metin Karadağ'dan başlayalım: "gurban" diye mesaj gönderen, meslektaşlarına iftira atmayı bir başarı sayan grubun içinde yer alan, tuhaf bir konuya kimsenin okumadığı mesajlar gönderen bir kullanıcının bu forumda bulunmasından rahatsız olduğumu dillendirmek hakkına sahibim, kusura bakma ama bunu ne sana ne de başkasına sormam, izin almam gerekmiyor. Hele ki etrafımda değer verdiğim -senin de değer verdiğini bildiğim- mimarlardan bu konuda şikayet de varsa. Karadağ'ı forumdan "çıkarmak" istersem bunun nasıl yapılacağını biliyorum. Yetkim de var her şekilde yapabilirim. Ancak farkında isen ne ben ne de bir başkası böyle bir girişimde bulunmadı. Neye dayanarak böyle bir cümle kurduğunu, demokrasiden bahsettiğini anlamam mümkün değil.

"Mimar mimarın yanında olmalı" lafını çok klişe bulduğumu bilmeni isterim. Hep birlikte niteliklinin, bilginin, aklın yanında olmalıyız. Yoksa takım tutar gibi meslek fanatikliği yapmanın kimseye yararı olmaz. Elindeki olanakları bir STK'yı yıpratmak için kullanan biz olsak gerek. Herhalde o "STK"nın mevcut yöneticilerine demelisin ki "Bu kurumun yöneticileri olarak olarak elinizdeki olanakları senin muhatabanın bile olmayacak bir kuruma karşı kullandığınız için utanmalısınız."

Bu konu benim için tamamen vakit kaybı bunu bilmelisin. Ayrıca bilmesin ki "Arkitera" olarak kasttettiğin Arkitera Forum tamamen bağımsız bir ortam. Hoş bizleri tanıyan olarak bunları hatırlatmam gereksiz. Bu iş can sıkıcı bile değil benim için. Aslı Özbay'ın Metin Karadağ'a yazdığı umursanmamak en kötüsüdür sözü aklıma geliyor. Yazık.

habibolcek
31-03-2010, 18:41
Simla Hanım yazar mimar olduğu için eminim yazacak çok şeyi vardır. Çocuklar (bizler) olarak Simla Hanım'ı değilde konunun başlığını tartışalım. Oda hakkında benim gibi bilgisi olmayan o kadar çok mimar varki; arkitera com ve mimarlar odası web kıyaslaması için şu söylenebilir. Haftada bir oda nın sitesine bakarken arkitera com u hergün takip ediyoruz. Önemli bir başlık Mahmut Bey'e teşekkür ederiz. Oda bize neler sağlayabiliyor yada sağlamalı yada biz neyin peşinde olmalıyız. Ayasofya nın bahsettiği şeylerden haberdar değildim. Daha neleri bilmiyoruz yada sorumluluklarımız neler? Çalışma hayatının o kadar içindeyiz ki kızmasınlar ama gündemi arkitera.com dan takip ediyoruz. Zamanla yöneticilerle tartışıyoruz, kızıyoruz, kızıyorlar fakat yaptıkları işi küçümsememek gerekir diye düşünüyorum.

blur
31-03-2010, 18:50
Arkitera'da köşe yazıları yazıyorum.
Ancak Ömer Yılmaz Mimarlar Odası projelerimi desteklediği ve bana alan verdiği için beni afaroz etmezse.

Daha nasıl bir Arkitera?

Ücretsiz, gönüllü eylemlere alan açan
Engellilere farkındalık için önerdiğim projeler için en az Zaha Hadid'e verdiği kadar destek veren
Sosyal sorumluluklara daha çok zaman ayıran

Of çocuklar bütün işim gücüm kaldı. Dağıldım yahu. Linç etmeyin. Lince karşı öfkeli bir bağırış benimkisi de.
Simla,
"Nasıl bir Simla?" diye kendine soruyor musun? Nedir bu öfken? Neden afaroz edelim seni!

Kim ya da ne seni böylesine doldurdu bilmiyorum ama kendine gelirsin umarım.

Twincam
31-03-2010, 18:59
Mesleki , sosyal haklarımıza kavuşmak konusunda elle tutulur bir ilerleme görmeden,mimarlar odası yönetimi istediği kadar sosyalist nutuklar atabilir makaleler yayınlayabilir. Açıkçası umrumda bile değil...

AZMİ AÇIKDİL
01-04-2010, 01:10
Mimarlar odası bir odadır.

Dört duvarı, bir kapısı, ancak penceresi olmayan bir odadır. Tavanında bir ampul, kapı yanında elektrik anahtarı ve altında priz.
Kapıdan girdiğinizde; karanlık, loş, rutubet kokulu, bir odadır bu. Elektrik anahtarını çevirince (sola doğru) ampul yanar. Gözünüz kamaşır, kararır, kör bir ışık, odanın içerisini ancak aydınlatır.
Işığı gören birileri kapı önünde bekleşip dururlarken içeri girerler. Kapasite belli fazlası giremez. İçerisi dolmuştur kapı dahi açılamaz durumdadır, içeri giren çıkamaz. Alışırlar içeriye alışmak zorundadırlar. Dıştan kopmuş dışarıyı unutmağa başlamışlardır artık.

Unuturlar, unuturlar, unuturlar.

Dışarıdakiler içerisini merak ederler bu merak ettikleri odayı kendi akıllarınca şekillendirir, projelendirirler. Hayallerinde ki odada önce pencere açarlar, odanın yanına bir oda bir oda daha koyarlar, bu odalar gurubuna bir başka gurup ve guruplar yaparlar, bu odalar guruplarını birbirlerine yollarla bağlarlar, yol kenarlarına ağaçlar dikip sokak lambaları koyarlar, ara boşluklara insanları oturtup, çocuklara parklar

yaparlar, yaparlar, yaparlar…

Aradan bir hayli zaman geçer.
Penceresiz odada bir gün biri prize takılır; elektrik kontak yapar, ampul söner, diğerlerine elektrik

çarpar, çarpar, çarpar.

Kapı kendiliğinden gıcırdayarak açılır. Artık çok geçtir. Ne odayı gören vardır, ne içeride ki kararmış kafaları, ne de kapının açıldığını.

Dışarıdakiler odalar yapmağa devam

ederler, ederler, ederler.

kilmimar
01-04-2010, 12:58
Simla Hn.

Her ne kadar bu konudaki yazışmaları "insanların içlerinde biriken nefreti döküp tatmin oldukları bir yer" olarak gördüğüm için ve "birbiri ile tek tip düşüncede olmaktan mutlu insanların huzurlarını kazara kaçırmamak" için, daha fazla yazmama kararı almış olsam da; sizin "tek teşekkür bile almamış Arkitera üyesi" tanımlamanız gerçekten içime dokundu. (bendeki 1-2 taneyi vereyim diyeceğim centilmenlik gereği, ama forum kuralları izin vermiyormuş ne yazık ki ;))

"Deney" filmini hatırlarsınız herhalde, hepsi esasında "eşit" olan insanların, deney gereği "mahkum" ve "gardiyan" olarak ayrılmalarından sonra, özellikle yetkiyi ele geçiren "gardiyanların" içlerindeki "gerçek insan"ın ortaya çıkışını anlatıyordu kısaca. Bu film, gerçek bir olaydan esinlenmiş olmasının yanında, her gün, her dakika yanıbaşımızda olan bir gerçekliği anlatıyordu kanımca. Nasıl mevcut Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Yönetimi, "birilerini" dışlıyorsa; o "birileri" de "kendi kurdukları oyun alanlarında", "çatlak ses" olarak nitelendirilebilecek (ve muhtemelen sayıları da 3-5 i geçmeyen) "sosyalist yazar" mimarları, "daha fazla yazmazsanız beni mutlu edersiniz", "gidin sendikaya girin, o da kesmezse bir partiye girin, o da mı yetmedi kendi partinizi kurun", "yazdıklarınızı zaten önemsemiyorum (uz) gibi cümlelerle ve kesinlikle "kibar" bir dille "dışlıyorlar. O yüzden fazla garipseyip, üzülüp, kızmaya ve kırılmaya gerek yok bence. Sonuçta sadece 3-5 kişi daha az yazacak bu forumda, belki artık girip okumayacak bile (hatta gidip sendika ve partilere de üye olacaklar), herkes "mutlu mesut" olacak ve muhtemelen de dünya daha güzel bir yer olacak ve Arkitera Forum da, yukarıda Sn. Azmi Açıkdil'in gayet güzel bir edebi dille anlattığı "Oda" haline gelecek (zamanla tabii)...

Tekel işçileri ve 4-C konusu ile ilgili, konuyu anlamak isteyen anladı bence. Birşeye katılmamız için illa ki başımıza gelmesi gerekiyor. Ne mutlu bize ki, foruma üye olan binlerce mimardan hiçbiri bugün veya gelecekte 4-C kapsamında çalışmayacakmış; boşuna biz mimarlara "zengin" demiyorlar o zaman :) Şimdi yazarken aklıma geldi: Babam, ben yeni mezunken, kendimi - SSK'lı çalışacak olmamdan dolayı - "işçi" diye tanımlamama çok kızar, "Ne demek işçi? Sen mimarsın, mimar!" diye çıkışırdı sürekli. Forumdaki mimarlarımız da önceki mesajlarda defalarca onayladığına göre, demek ki babam gerçekten de "doğru"yu söylüyormuş. Böylece "büyüklerimizin" sözlerini dinlemenin önemini de bir kere daha kavramış oldum; herkese teşekkürler...

Bir de "tip projeyi nasıl savunursun" konusuna değinmek istiyorum. Basit bir örnek: Elazığ'da insanlar neden öldü? Evlerini yanlış yaptıkları için, değil mi? Peki, elimizde çeşitli yapı malzemelerinden (kerpiç, bims, gazbeton vb.) yapılabilecek tek katlı veya iki katlı köy evleri, okullar, kütüphaneler, sağlık ocakları vb. olsa, hatta önümüzdeki depremlerde birkaç insanımızın da hayatı bu sayede kurtulsa, kötü mü olur (du)? Neden her "tip proje" sözünü, ilköğretim okulları, liseler veya askeri lojmanlar, yemekhaneler vb. şeklinde anlıyoruz acaba? Yoksa "önyargı" denen şu lanet şey, bizi de "sırça köşkümüzden" iki dakika aşağıya inip, halen 10 milyon insanın okuma-yazma dahi bilmediği ve "Ankara'dan doğusunun" kesinlikle geri kalmış olduğu bir ülkede yaşadığımız gerçeğini görmekten alı mı koyuyor? (Pardon, yazılı olmayan forum kuralları gereği, "sosyalist propaganda" yapmak yasaktı, kötü alışkanlık işte...)

Uzun sözün kısası, Simla Hn., "tek başınıza linç olduğunuzu düşünmemeniz" açısından yazdım. Sizin yaptığınız, söylediğiniz ve yazdıklarınızdan dolayı içiniz rahatsa, gerisi işin hikaye kısmı oluyor benim açımdan. Bugün siz utanırsınız, yarın karşınızdaki utanır, ben her gün utanırım, günler de öyle geçer gider işte. Çok da üzülmeye gerek yok, sonuçta yaşayıp göreceğiz olacakları ve sistem gereği, kim haklı çıkarsa çıksın, diğerleri ona madalya takmayacak her zaman olduğu gibi...

moon
01-04-2010, 15:22
"Siz de utanmadan yazıyorsunuz sayın Ayasofya. Jan janlı web sayfanızda... "

Sayın Simla, ister jan janlı ister man janlı deyiniz... En azından sizin jan janlı diye tabir ettiğiniz arkitera.com da yöneticilerin ve katılımcıların sayesinde mimarlık adına ürünler ortaya çıkarılmakta, güncel takip edilmektedir. Çok sevgili Mimarlar Odası özellikle Ankara Şubesi ise mimarlıkla o kadar ilgili ki, sonuçları 5 ay önce ilan edilmiş yarışmalar bile halen devam eden yarışmalar başlığı altında çıkmaktadır. İnanmayan arkadaşlar bugün itibariyle web de ilgili sayfaya girip bakabilirler. Asıl utanılası durumun da bu detayda gizli olduğunu düşünmekteyim. Fırsat buldukça da böyle detayları yazarak paylaşmak isterim.

ayasofya
02-04-2010, 02:23
Asıl asıl üzüldüğüm, fikirlerini beyan etti diye Arkitera'nın forumundan ya da yazarlığından birinin atılacağını, düşünmek ve/veya bunu ima etmek.

Kurallar ortada. Türkçe'ye dikkat etmek. Reklam yapmamak. İlgisiz konu açmamak mesaj yazmamak, küfür etmemek ya da ne bileyim T.C. Yasalarına aykırı davranmamak. Bunlara dikkat ettiği halde atılan bu forum kuruldu kurulalı içinde olan biri olarak görmedim duymadım. En fazla uzaklaştırma verilmiştir. Kişi geri dönünce de ister devam etmiştir. İster etmemiştir. Ama hakkı bakidir. Hah yıllardır birisi uğramamışsa ve hiç mesajı yoksa kullanıcısı silinir. Ya da tek kişinin iki kullanıcı ile foruma girdiği anlaşılırsa ikinci hesabı silinmiştir. Örneğin önce bir şey deyip sonra kendini kanıtlar gibi diğer isimle foruma girip reklam filan yapmak isteyenler olmuştur. Onlar silinmiştir. Bunlar normal forum kurallarıdır.

Neden böyle bir şey düşündüğünüzü bilemem. Ama garip bir savunma mekanizması doğuyor. Bırakın bu tartışmaların müsebbibleri bu konuyu hiç mi hiç takmazken hem de...

Mourner
02-04-2010, 12:19
Bir de "tip projeyi nasıl savunursun" konusuna değinmek istiyorum. Basit bir örnek: Elazığ'da insanlar neden öldü? Evlerini yanlış yaptıkları için, değil mi? Peki, elimizde çeşitli yapı malzemelerinden (kerpiç, bims, gazbeton vb.) yapılabilecek tek katlı veya iki katlı köy evleri, okullar, kütüphaneler, sağlık ocakları vb. olsa, hatta önümüzdeki depremlerde birkaç insanımızın da hayatı bu sayede kurtulsa, kötü mü olur (du)? Neden her "tip proje" sözünü, ilköğretim okulları, liseler veya askeri lojmanlar, yemekhaneler vb. şeklinde anlıyoruz acaba? Yoksa "önyargı" denen şu lanet şey, bizi de "sırça köşkümüzden" iki dakika aşağıya inip, halen 10 milyon insanın okuma-yazma dahi bilmediği ve "Ankara'dan doğusunun" kesinlikle geri kalmış olduğu bir ülkede yaşadığımız gerçeğini görmekten alı mı koyuyor? (Pardon, yazılı olmayan forum kuralları gereği, "sosyalist propaganda" yapmak yasaktı, kötü alışkanlık işte...)



Ve keşke oda tüm bu "Kelime sosyalist"liğine harcadığı enerjisini halka biraz teknik bilgi verebilecek düzeyde kullansa. Mesela kerpiç ne demek gidip onu anlatsa, kaybolan kızılay çadırlarının hesabını soracağı yerde...

Sosyalist propagandanın ne olduğunu bilmeden, ağzından halkçılık, kahrolsun belediyeler, kentimizi dönüştürme toki tarzında klişeleri düşürmezsen ciddiye alınmak mümkün mü?

blur
02-04-2010, 13:18
Kerpiç çok basit ama iyi bir örnek oldu bence: http://forum.arkitera.com/showthread.php?25012-Kerpi%E7

Nasılsa orada anlatan birileri var :)

mimar mahmut
02-04-2010, 15:48
sosyalist söylemler sadece arka planı saklamak için perde

didem
02-04-2010, 19:27
hangi arka plan?
anlamadım...

yani mimarlar odasının nasıl bir gizli gündemi var sizce? biraz açıklar mısınız?

belli ki yaşadığımız ortam bu "siz-biz" ayrışmasını bir meslek alanında bile bu kadar keskin hale getirmiş.
"diğerleri"nin mutlaka "arka planda" bir niyetleri vardır, ve bunu perdelemeye çalışırlar... değil mi?

çok yazık...

ozkalis
02-04-2010, 21:15
mimarlar odası ne işe yarar, mimarlar odası nasıl bir örgüttür?
Sorulara cevap aradığımız yer Adana
İşte bu iki soruya cevap aradık ve aldığımız cevaplar bizi mutlu edemediği için, 23 ocak 2010 tarihindeki şube seçimlerinde aday olmaya karar verik. Çeşitli konularda mevcut yönetimle aynı fikirde olmadığımızı söyledik. Odamız çatısı altında üyelerle toplantı istedik, derdimizi üyelerin önünde tartışmak istiyoruz dedik, odamızın verdiği resmi cevap www.yenidenmimarlik.org (http://www.yenidenmimarlik.org) sitemizde yayınlanıyor. Seçimlerden önce klasik söylem "odaya gelmiyorsunuz, gitmiyorsunuz katkıda bulunmuyorsunuz" dedi yöneticilerimiz. Seçim oldu bari oda çalışmaları bizsiz yürümesin, elimizden gelen katkıyı koyalım dedik, alenen kovulduk, odanın verdiği resmi cevap www.yenidenmimarlik.org (http://www.yenidenmimarlik.org) sitemizde yayınlanıyor. Komisyon kurun biz çalışmak istiyoruz, kentimize dair yapacak çok işimiz, söyleyecek çok sözümüz var dedik seçimler olalı neredeyse dört ay oldu komisyonlar kurulmadı, kurulsa da sizi istemiyoruz dedi yöneticilerimiz. Seçimlere girdik pek saygın bir köşe yazarı eski genel başkanlik kimliği ile aslında öyle olmadığımızı bildiği halde bizi hükümet yanlısı olmakla itham edecek kadar ileri gitti. Peki biz kimiz: cüzzamlı mimarlar topluluğu değiliz, oda üyesi ve yapacak çok işi olduğuna inan mimarlar topluluğuyuz. ve ortak kaygılar etrafında herkesin bi şekilde örgütlü haret etmesi gerekliliğine inanıyoruz, oysa odamız, açık açık ifade de ettikleri gibi mimarlar odası dışındaki her türlü örgütlenmenin ve oluşumun mimarlığa(!) ve mesleğe(!) zarar verdiği ve oda içerisine girmesinin tehlikeli olduğunu düşünüyor. "Tüm bunları bütün örgüte mal etme, bunlar münferit şube sorunlarıdır" demeyin lütfen, çünkü tüm bunları genel merkez yöneticilerinin desteği ile yaptıkları da ortada. Peki bizi bu kadar istemeyecek ve istemediğini bu kadar açık dile getirebilecek güce ve cürrete sahip mimarlar odası kimdir?
Bu olup bitenler ışığında bu soruyu yeniden soruyorum; mimarlar odası nasıl bir örgüttür ve ne işe yarar?

mimar mahmut
02-04-2010, 22:00
hayırdır didem hanım siz niye alındınız? yoksa arka planda başka niyetlerinizmi var? Ayrıca siz biz ayrıştırmasını yapanların kimler olduğunu genel kurulda ve seçim gününde kimler olduğunu hepbirlikte gördük
çok yazık....

lumina
02-04-2010, 22:51
Neyi işaret ettiği belirsiz imalar üzerinden polemik üretmemeye çalışılırsa karşılıklı anlaşma ve tartışma imkanları tıkanmayabilir sanki.

mimar mahmut
02-04-2010, 23:58
bunca probleme rağmen hala tekel işçilerinden bahsedenlerle nasıl anlaşılır ?

lumina
03-04-2010, 00:38
1. Tartışabilmek için anla(ş)ma çabasına vurgu yapmak istedim sadece mesajların seyrinden
2. Herkesle anlaşmak gerekiyor mu? Anlaşamayacağımızı sezdiğimiz kişilerle zorunlu sürtüşme alanlarını sürekli canlı tutmanın pek anlamı olmuyor (zaman zaman kendimi alamasam da şahsen)

didem
03-04-2010, 01:09
Mahmut Bey,
"Arka plan"dan sözeden ben değilim sizsiniz. Soruma soruyla cevap verip ortamı bulanıklaştırmaya çalışmaya devam ediyorsunuz. Gerçekten merak ediyorum, bu "sosyalist siyaset" in arka planında sizce ne var...

Yazdiklarim odanın söyleminin siyasi olmasından yakınıp, sonra şu forumdaki herkesten çok siyasi slogan atanlara duyduğum ani bir tepkiydi, o kadar. Arkasında başka birşey aramayın...

mimar mahmut
03-04-2010, 01:59
sosyalist söylemin arka plandaki rantı örtmek için kullanıldığı belli

kilmimar
03-04-2010, 11:02
Sn. Lumina güzel bir konuya temas etmiş; ancak ben Mimar Mahmut'a katılıyorum: Ben inatla "Tekel işçisinden" bahsederken (bu arada 2 gündür hakları için kıyasıya dayak yiyorlar polisten, ama konu sizi ilgilendirmiyor sonuç olarak), kendisi de inatla "Oda" ile "Yönetim"i bir görüp, gösterip, nerdeyse "bu yönetim kalacaksa, Oda fesh edilsin, biz tek başımıza haklarımıza daha iyi sahip çıkarız" a getiriyor. Tabii ki bu durumda ne birbirimizi anlarız, ne de birbirimizle anlaşırız.

Basit bir örnek daha: Lüksemburg'un nüfusu yaklaşık 450.000, yüzölçümü 2.582 km2 (yani yarım İstanbul kadar), mimarlık öğrencisi sayısı 120 ve 556 mimarın kayıtlı olduğu Mimarlar Odası var. Mimarlar Odası, diğer Odalar gibi, bir meslek kuruluşudur ve sizin deyiminizle "bir işe yaramasa da", var olmak zorundadır. Tarihe de baktığınızda, meslek kuruluşları olarak "lonca"ları görürsünüz; yani hakları savunabilmek için örgütlenmek vazgeçilmez bir zorunluluktur. Dolayısıyla, Mimarlar Odası'nın "sizin anladığınız anlamda bir işe yaramasını" istiyorsanız, yönetime aday olur, seçildiğiniz zaman da hayalinizdeki "İşe Yarayan Mimarlar Odası"nı hayata geçirirsiniz. Umarım, hep birlikte o günleri de görürüz...

mimar mahmut
03-04-2010, 11:18
sayın kilmimar
odayla yönetimi kimse bir görmüyor yada göstermeye çalışmıyor.Burda söylenmek isteyen odanın halihazırda bir işe yaramadığı gibi sırtımızda yük olduğudur.www.tummimarlarplatformu.org adresinden aday listesine bakarsanız yönetime adaylık konusuna açıklık getirmiş oluruz

kilmimar
03-04-2010, 13:35
Sn. Mahmut Çolakoğlu

Sizin içinde bulunduğunuz grubun seçime aday olduğunu biliyorum zaten, tersini iddia etmedim. Sadece bu iş aşamalıdır, önce aday olacaksınız, sonra da kazanacaksınız ki, "hayalinizdeki Mimarlar Odası"nı oluşturabilesiniz.

Konunun bu kadar uzamasına neden olan duruma gelirsek, Sn. Metin Karadağ'ı iki defa görmüşlüğüm var, o da düzenlenen Mimarlık Öyküleri Yarışması'na şartname almak ve öykümü teslim etmek üzere Oda'ya gittiğimde, toplamda da 1-2 dakikalık konuşmuşluğum vardır. Sn. Simla Hn. ı da tanımıyorum; aynı şekilde buradaki yazılarınız haricinde sizi de tanımıyorum. (ve konuya yazan diğer forum üyelerini de) Dolayısıyla, sürekli ortaya atılan, "birilerinin avukatlığını yapma" gibi bir misyonum yok; sadece daha önce de defalarca belirttiğim gibi, "eleştirdiği kesim ile aynı davranışın sergileniyor" oluşundan rahatsızlık duyduğumu dile getirdim. Ki, ben bunu kısaca "güçlünün tarihten gelen kazanma zorunluluğu" olarak adlandırıyorum. Tarihe bakarsanız, eline ufacık da olsa bir güç geçirip, bunu kullanmayan bir kişi bile olmamıştır.

Herneyse, "sanat için sanat"a bir türlü ısınamamış olan biri olarak, hem okuldaki arkadaşlarımla, hem de bu forumdaki "meslektaş"larımla anlaşamamayı (ve anlaşılmamayı) eskisi kadar garipsemiyorum...

Son bir not: Vermiş olduğunuz siteye daha önce bakmıştım; şimdi yine girip baktım. Oradan da link verilmiş olan facebook taki grup sayfanızı inceledim ve son olarak da sizin profilinize baktım ve neden "Tekel işçileri beni ilgilendirmiyor, ne halleri varsa görsünler" dediğinizi çok da iyi anladım. Bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim...

mimar mahmut
03-04-2010, 13:51
benim profilimle tekel işçileri arasında nasıl bir ilişki kurduğunuzu açıkçası çok merak ettim :)

ayasofya
03-04-2010, 21:21
Konuyu "Mimarlar Odası ne işe yarar" eksenine taşısak???

Teşekkürler.

elips
04-04-2010, 14:49
ornekler vermek lazım aslında sanırım.
mesela; mimarlar odası, mimar eleman-personel olarak calisan uyelerinin sigorta maaş ve fazla mesai haklarının arkasında durabilecek bir yer olmalı. Bu mimarların sömürülmelerini engellemek için piyasada onları yalnız bırakmamalı ve destek olabilecekleri bilgiler ile yanlarında olabilmeli.
mesela;...
aslında belki de oneriler getirilmeli, eleştirilmeden once-sonra.
"çözümler ne olmalı?" bunu genel olarak sunmalıyız.

Simla Sunay Ozdemir
04-04-2010, 23:47
Tekel İşçileri...

Mimar Mahmut'a ithafen bundan sonra foruma yazdığım her mesajın başına ekleyeceğim. :=)

Sevgili Ayasofya konu başlığından ayrılmadık merak etmeyin ben şunu anladım Mimarlar Odası Tekel İşçileri'ni görmemizi sağlıyor. Umarsamadan önce de "görmek" gerek. Ama ben inat ettim Mimar Mahmut'un gördüğü, umursamadığı ya da ertelediği şeyi algılaması için yazmaya devam edeceğim, yılmadan.

Bizi "sosyalist" diyerek sözde söven ama bence öven(keşke olabilsek ama bu mümkün mü artık, dostlarımıza mesaj attığımız kutuların içinde bile reklamlar var) arkadaşın bizi bu forumun dışındaki politik platformlara yönlendirmesinde kullandığı dil, üslup bende onun AKP yandaşı olduğu izlenimini uyandırdı ama hükümet yanlısı olmak hani o küçümsenen politik tavırlardan sayılmıyor anlaşılan. Çok muhalifsin dememek için çok politik konuşuyorsun burası mimarlık alanı demek daha kolay sanırım.

Asıl mesele Mimarlar Odası falan değil. Asıl mesele mimarlığın tanımını bambaşka yapıyor olmamız. Mesela Mimar Mahmut'un mimarlık tanımı ile benimki o kadar farklı ki. Ama ne yazık ki ikisi de aynı adla anılıyor. Mimarlık.

Tip projelerden kastım 8 yıllık eğitime geçerken üniversitelerin döner sermaye ile yaptığı tip projelerin benzerlerini kasdetmiştim. Eğitim yapıları, deprem konutları, sağlık ocakları vb... Yani prototip proje. Ama Mimar Mahmut ne anladı bilemiyorum. Mimarlar Odası'nın destekleyeceği tip projelerin daha kaliteli olacağını hayal ederek yazmıştım.

Mimari yarışmalarda pafta boyu/adedi ile rapörtörler ilgilenmiyor mu Mimarlar Odası niye ilgilensin. Yurt dışı yarışmalarda yarışma şartnamesi dışına çıkılınca ne yapılıyor? Yarışma meselesinde ortak sorunlar olabilir ama ben sizin dediğinizi anlamadım Mourner.

Mimarlar Odası'ndan hizmet arzu etmiyorsunuz yandaşlık istiyorsunuz tam anlamıyla. "Bana bir faydası yok!" "Bana bir faydası yok!" deyip duranlar... Yahu bir arkadaş üstelik bir "banka" kadar faydası yok demiş ya koptum gittim gerçekten. Arkadaşlar Mimarlar Odası'ndan kredi isteyeceksiniz galiba yakında.

Ayasofya ve Ömer, yöneticilerin forumda yazmasını"demokratik" bulmuyorum. Burayı sadece katılımcılara/izleyenlere bırakın bence. Metin Karadağ'ı doğrudan göndermeseniz de linç ve kovma davranışı içindeki metinlerinizi tekrar okuyun. Sevgili Ömer: "yetkim var" ile başlayan cümlelerin için önce senin kendine gelmeni öneriyorum. Sevgili Ayasofya acaba beni arkitera ile ilişkilerim için endişe ettirecek sizin "yönetici" sıfatıyla yaptığınız saldırgan cevaplarınız olmasın. Kelimeleri ilk anlamlarıyla anlayıp, kişiselleştirip, hiddetlendiniz. "Utanmadan yazıyorsunuz" derken size utanmazsınız demedim herhalde. Sizin elinizde olmadan gerçekleşen haksızlıklara yeterince utanmıyorsunuz demek istemiştim.

Forumda benim yeni karşılaştığım şu teşekkür meselesi ise amacından sapıyor bana göre. "Çak moruk nasıl mort oldu ama!" nidaları duyar gibi oluyorum. (Çok argo oldu uyarı gelecek) Olumlu bir amaçla konmuş ama forum üyelerini kamplaştırıyor, ayrımcılığa neden oluyor. (Mimar Mahmut burada ayrımcılık derken sendika ile ilgili bir şey aklıma gelmedi aman ha!) Ama benim düşüncelerimi benim beceremediğim kadarıyla derin, nazik ve bilgece yazan Kılmimar'a teşekkür etmek pek keyifli bu akşam. Kendisinin neden teşekkür edemediğini anlayamasam da. Mimarlık öğrencilerinin Kılmimar'ın cevaplarını okumasını içten dilerim. Mesela benim kafamda doğru veya yanlış çizdiğim Mourner'ın 37 teşekkür almış olması anında bu forum odasının genel duruşunu damgalamama neden olmaz mı? Kılmimar lüften adınızı değiştiriniz!

"Gurban" kelimesinin argo olarak tanımlanmasına karşıyım. Bunun için bir sayfa yazardım ama kadının biri gecekondular için "zehir" demiş. O mesele ile ilgili okumalarım var çocuklar. Yoksa bir dilin ağız farklarını forumlarda görebilmek ne zenginlik olurdu.

Ayrıca bırakalım herkes herkesi ya da birilerini korusun, sözle, cümleyle... Herkes herkesin avukatı olsun. Ne çıkar? Belki kişi birilerini korursa öyle bir an gelirki kendini gerçekten korumuş olur.

Son bir soru; sosyalizm mümkün değil ama ineternetin kendisini Dünya üzerindeki tek bütün bir komunizm olarak görmüyor musunuz siz de bazen? Kapitalizmin kurduğu bir komunizm. Asıl ironi burada değil mi sevgili Mourner?

Simla Sunay Ozdemir
05-04-2010, 00:04
odayla yönetimi kimse bir görmüyor yada göstermeye çalışmıyor.Burda söylenmek isteyen odanın halihazırda bir işe yaramadığı gibi sırtımızda yük olduğudur.www.tummimarlarplatformu.org (http://www.tummimarlarplatformu.org/) adresinden aday listesine bakarsanız yönetime adaylık konusuna açıklık getirmiş oluruz

"Tüm Mimarlar".... Bu nasıl bir faşizm yahu? Kendinize "tüm" deme hakkını nasıl buluyorsunuz? Hangi tüm?
Aklıma Hasan Ali Toptaş'ın cümlesi geldi: "Her tüm eksiktir." Sizin eksikliğiniz aşikar ya zaten.

Simla Sunay Ozdemir
05-04-2010, 00:09
Şimdi gördüm "Taraf" olun demişsiniz... "Biz taraf olunca Ahmet Altan da bizi görecek mi?"

Mourner
05-04-2010, 01:48
Simla Sunay Hanım,

Mesajlara teşekkür edilmesi konusunu forum yönetimi ile konuşun isterseniz. Oraya konulmuş bir düğmeye fare ile basılmasının iç dünyanızda kopardığı fırtınaları anlamakta bu kapitalist komünde pek güçlük çekiyorum.

Temel olarak anlatmak istediğiniz şeyleri bir eksene oturtmakta zorluk çektiğiniz izlenimini oluşturuyorsunuz bende. Hani birçok şeyi aktarmayı denerken aslında hiçbir şeyi aktaramıyorsunuz. Eğer ideoloji konuşacaksak bu forumda uygun bir mecra bulalım kendimize ve konuşalım, emin olun ben hiç sıkılmam. Israrla belirttiğiniz tekel işçileri konusunda gösterdiğiniz refleksi, hemen yanlarında çadır kurmuş uzman erbaşlar için neden göstermiyorsunuz mesela? Omuruliğiniz ile ilgili problemleriniz varsa bilemem, yoksa siz de "militarizm" süslü sosyalizm hevesinde misiniz? Zira pek popüler bu dönemde...

Size sosyalist demem aslında ironinin ta kendisi, uzantı aramaya gerek yok. Şu ana kadar yazdıklarınızı, mevcut iktidara karşı geliştirdiğiniz söylemlerinizi lütfen "sosyalizm" ceketini üzerinize giyerek ifade etmeye çalışmayın. Size birkaç beden bol geldiği belli oluyor, malesef komik gözüküyorsunuz.

Üslubum üzücü olabilir, kusura bakmayın.

Sevgilerimle

ayasofya
05-04-2010, 02:17
Mimari yarışmalarda pafta boyu/adedi ile rapörtörler ilgilenmiyor mu Mimarlar Odası niye ilgilensin. Yurt dışı yarışmalarda yarışma şartnamesi dışına çıkılınca ne yapılıyor? Yarışma meselesinde ortak sorunlar olabilir ama ben sizin dediğinizi anlamadım Mourner.


Mourner kendisine sorulanı cevaplar.

Ben diğer derdimi yeniden yazayım. Gelin görün ki, benim de katıldığım bir yarışmadır üst geçitler yarışması. Önemlidir. Çok çok önemlidir. İstanbul'un hele hele o seçilen bölgelerin üst geçite hiç mi hiç ihtiyacı yoktur efendim. Biz bunu kolokyumda çıkıp B.Belediye yetkilisine açık açık önce yumuşak sonra da sert şekilde söyledik. Ben mikrofonu aldım söyledim. Yavuz Selim Sepin dedi. Sonra dedik ki bu sadece kişisel değil, tüm mimarların fikridir. Yani bu şehirde OTOMOBİL TEMELLİ akaryakıt ile çalışan araçlarla ulaşıma zorlanıyor vatandaş ve sonra yayaların toplu taşıma araçlarına erişimi için garip garip heyula üst geçitler inşa edilmek isteniyor. Böyle bir yarışma baştan yanlış dedik. Sonra da kolokyumu yöneten kişi, Oda ne düşünüyor diye soru sordu. O sırada hiç aklımızda olmayan Oda yetkilisini aramak geldi katılanlardan. Eh yoktu.

Şimdi olayı Tekel işçilerine getirelim de... Güzel deeee.... Diploma jürisine gelmeyen kişi mimar çıkabilir mi okuldan. Bu "kaçırdık işte ne yapalım hatamız olmuş" denecek bir şey mi. Ben diyorum ki TEKEL İŞÇİLERİNE DESTEK OLMALIDIR OLACAKTIR ancak ÖNCE KENDİ GÖREVLERİNİ TAM YAPSINLAR. Bu Oda'nın o yarışmada benim yanımda olmadıktan sonra ne işe yaradığını söyler misiniz? Soruyorum size. Ne işe yarar. Tekil bir durumla sorguluyor diyorsunuz. Genelde tüm yarışmalara YOKMUŞ gibi davranıyor Oda. Yarışmaların rapotörlerinin yaptığı işi yapsın diyen mi var. Tam tersi raportörleri o konterol etsin. Bizim kaç kere ödül dahi almış maketimiz projemiz zarar gördü. Raportöre çıkışırken ben üye, o üye değil raportörü notlayan gerekirse ona yardım edecek ODA ELEMANLARI olmalı. Almanya'da yarışmaların raportörlüklerini ve hatta ön raportörlerini ODA belirler bazı durumlarda. Bilmem ne belediyesinde memurcağız adam hayatında yarışma nedir görmemiş, maketleri projeleri belediyenin kamyonuyla işçilere taşıtmayı normal görmüş. Ona da kızamıyorsunuz. Ne maket kalmış ne de proje.

Bu konuda linç ettiğimiz Metin Karadağ (bu arada gidin kendisine sorun Ayasofya sizi linç ediyor mu diye. O da gülsün) bile her konuda cevap verir. Bu konuda sus pus.

Ben çok somut bir soru sordum. Neden Oda yarışma denince yanımda yok.
Yani başka sorunlar da vardır. Ama şu anda önemli bir sorundur Türkiye'de kamu ihale kanunu. Ve kamu binalarının yarışma ile projelendirilmesi. Bu konuda kendimce ve Arkitera'ca yapılan bütün işlerde aktif rol oynuyorum ben. Çalışıyorum. Kafa patlatıyorum. Oda destek olsun istiyorum. Sonuç hüsran. Bunu dile getirince de bazıları diyor ki takmışsın yarışmalara. (Siz dediniz demiyorum. Diyen çok var) Eh neye takacaktım başka. Bilişim eğitimleri konusunda Oda beceriksiz dedik gittik Eğitim Merkezi kurduk. Hem bu eksiği gideriyoruz hem de SOMUT BİR ÇABA SARFEDİYORUZ. Başarılı olduğumuzu düşünüyorum. İçim rahat.

Bununla beraber Oda'nın da içi rahat bu yarışma konusunda. Oda'yı körü körüne savunmasaydınız bu konuda bana hak verirdiniz. Ama nedense teşekkür konusunda bile ahkam keserken bu konuya, üstgeçitler yarışmasındaki Oda'nın rahat tutumuna hiç ama hiç değinmiyorsunuz. Buna çok çok ama çok şaşırıyorum. Çok.

Tam ama tam ihtiyacım olduğu yerde ve ASİL GÖREVİ olan yerde yoktu. O zaman Tekel işçilerine verilen desteğin de GÖSTERİŞ olarak kabul etmede sorun yoktur. Kimse kızmasın. Önce Oda kendi üyesinin yanında olacak. Sonra gözümde GÖSTERİŞ yapmamış olur. Şimdi TEKEL İŞÇİLERİNE DESTEK OLANLAR GÖSTERİŞ YAPIYORLAR anlamı çıkmasın. Aman ha.

Ancak birisi çırılçıplak gösteri yaparsa, önce üstünü giy de sonra derdini anlat derler. Oda çırılçıplak bence kalkmış Tekel'e dayanışmaya kalkışıyor. Önce bir kendine bak yahu.

Ara not: Çırılçıplak da gösteri yapılabilir tabii. Altın Madeni protestosunda üstünde bir şeyi olmayan altında pijamalı adam çok sempatikti. Herkes ona Obelix diyordu. Çıplak da protesto edilebilir. Ancak ben burada çıplak olma olayını kendi üyelerine bu kadar az destek verirken tahtıravalli ile gitmesi anlamında söyledim. Yoksa çıplaklık kötü şey değildir.


Ayasofya ve Ömer, yöneticilerin forumda yazmasını"demokratik" bulmuyorum. Burayı sadece katılımcılara/izleyenlere bırakın bence.

Kusura bakmayın ama forum yönetimi konusunda çok şey bilmediğiniz ortaya çıkıyor bu cümlenizle. 3-4 gün yoğunluktan foruma az baktığımızda neler oluyor bir bilseniz. Ayrıca bu sizin fikriniz. Bana çok gerekli gelmedi- ki yazıyorum-.



Sevgili Ayasofya acaba beni arkitera ile ilişkilerim için endişe ettirecek sizin "yönetici" sıfatıyla yaptığınız saldırgan cevaplarınız olmasın. Kelimeleri ilk anlamlarıyla anlayıp, kişiselleştirip, hiddetlendiniz. "Utanmadan yazıyorsunuz" derken size utanmazsınız demedim herhalde. Sizin elinizde olmadan gerçekleşen haksızlıklara yeterince utanmıyorsunuz demek istemiştim.


Efendim forum ortamlarında ikinci ya da üçüncü anlamlar kullanılmaz. Haydi ben Polyanacılık oynadım iyi tahmin ettim ve anladım. Ancak bu forum herkesin farklı okuduğu bir yer. Lütfen ilk anlamlarına dikkat ediniz yazdıklarınızın. Bu arada "saldırgan" tutumumu eleştirmişsiniz. İnanın size saldırmaya hiç ama hiç niyetim yoktu. Demek ki ilk anlamları yakalamak daha kolay. Sizin için de pek endişe etmiyorum. Siz yok beni atacaklar, yok afaroz edecekler yok MK'yı linç edecekler derdindesiniz.

Endişe ithamınız çok garip. Yok MK'nın atılmasını demokratik bulmuyoum diyorsunuz ya. Birini atmayı bırakın "bir ufacık mesajı silelim mi" diye kendi aramızdaki tartışmaları bilmiyorsunuz diye kurallarımızı sıralamıştım. Forum yönetmek uzaktan kolay geliyor. Hiç de değil. Açıkça söylüyorum. Oda'dan bile iyi yönetiliyor bu forum.

Janjanlı site derken acaba kim saldırgandı bunu da unutmadan ekleyeyim.


Forumda benim yeni karşılaştığım şu teşekkür meselesi ise amacından sapıyor bana göre. "Çak moruk nasıl mort oldu ama!" nidaları duyar gibi oluyorum.

Lütfen lütfen. İlk anlamlar bunlar. Lütfeeennn.


Kendisinin neden teşekkür edemediğini anlayamasam da.

Ben yasakladım teşekkür etmenizi. (*)


Kılmimar lüften adınızı değiştiriniz!

Simla Hanım sizi yönetici olarak alsak. (*)

(*) İlk anlam!!!

Mourner
05-04-2010, 10:46
http://forum.arkitera.com/images/misc/quote_icon.png Orijinal metin Simla Sunay Ozdemir tarafından gönderilmiş http://forum.arkitera.com/images/buttons/viewpost-right.png (http://forum.arkitera.com/showthread.php?p=143077#post143077)
Mimari yarışmalarda pafta boyu/adedi ile rapörtörler ilgilenmiyor mu Mimarlar Odası niye ilgilensin. Yurt dışı yarışmalarda yarışma şartnamesi dışına çıkılınca ne yapılıyor? Yarışma meselesinde ortak sorunlar olabilir ama ben sizin dediğinizi anlamadım Mourner

Bu kısmı atlamışım. Bir yarışma burjuvazisinden bahsetmiştiniz, ben de yarışmalara hazırlanan birçok mimarın daha işin başında zaman/maliyet analizleri yaptığını ve bu nedenle yarışmalara girmekten vazgeçtiklerini söyledim. Sizin bahsettiğiniz burjuvazi nasıl bir burjuvazidir, kimdir bunlar açıklık getirin ben de öğrenmiş olayım. Bir adet A0 Poster kağıdını fotoblok haline getirirmenin maliyetini biliyor musunuz? 4-C nedir diye sorsam destan yazarsınız burada oysa ki...Şartnamelere nereden geldik şimdi diye de soracağım ama size böyle bir soruyu sormam çok yersiz olacak. Bir sonraki mesajınızda "Otostopçunun Galaksi Rehberi"'ni konuşmamız muhtemel olacağı için kendimi hazırlamalıyım.

Sevgiler

mimar mahmut
05-04-2010, 11:23
Gidin parti kurun da herkez rahatlasın
Bende simla hanıma ithafen bundan sonra foruma yazdığım her mesajın başına ekleyeceğim.
Gerçi parti kursanız sizi kim dinler ?sizde bunun farkında olduğunuzdan odanın imkanlarını istismar edip onu kalkan olarak kullanmak çok daha kolay.Madem “ezilen”lerin hakkını korumaya baş koydunuz.sadece tekel işçileri mi eziliyor ezilen başkalarıda yokmu? Onlarında haklarını savunun . Yoksa o diğer ezilenler akp ye tekel işçileri kadar muhalif değillermi? Hani odanın adı mimarlar odası ya belki çağrışım yaparda arabir bizide hatırlarsanız seviniriz.
Evet simla hanım tanımlarımız çork farklı benim mimarlık tanımımda ideolojiye yer yok.ve mimarlığı siyasete alet etmiyorum.
İstanbula kayıtlı 15000 üyenin 13000 ‘i odada değişim olmayacağına o kadar iman etmişki bu bağlamda hem sessizliğin sesi olalım hemde politik ayrıma meydan vermeyelim diye tüm mimarlar platformu adını seçtikki aday listemiz admızla örtüşmektedir.

mimar mahmut
05-04-2010, 14:39
MALİ SAYDAMLIK
Mimarlar odası istanbul büyükkent şubesi yıllık binaçosunu gerek sanal ortamda gerekse basılı medya üzerinden belirli periyodlarla tüm üyelerinin bilgisine sunmalı oda gelirlerinin nerelere harcandığına dair hesap verebilir durumda olmalıdır
NİSPİ TEMSİL
Yıllardan beri süregelen temsiliyet yöntemi oda yönetiminde demokrasiyle bağdaşmayan
Mutlakiyete sebeb olmuş oda içi karar mekanizmasın sağlıklı çalışmasına engel teşkil etmiştir.bu bağlamda oy oranına bağlı olarak temsil sistemi değişmelidir.
HAMASETTEN ARINMAK
Odamız kendi konusu olan mesleğimizin sorunlarına odaklanmalı .kendi konusu dışındaki kalan ,politik duruşlardan toplumsal olaylardan,protestolardan ve söylemlerden şiddetle kaçınmalı ,zaman ve efor sarfetmemelidir.
MİMARIN SAYGINLIĞINI ARTIRILMASI
Mimarlar odası istanbul büyükkent şubesi mimarların toplum tarafından tanınması ve saygınlığının kazandırılmasını için halkla ilişkiler departmanı kurmalı bu konuda fikir üretmelidir.
MİMARİ KAYGI
Mimarlar odası istanbul büyükkent şubesi mimar ve inşaat Mühendisi olmayanların müteahhitlik hizmetleri yapmasının ve ayrıca her türlü inşaat ve tadilat hizmetlerinin projelendirilerek mimarlar kontrolünde yaptırılması ve buna ilişkin yaptırımların yasal zemininin oluşması için çalışmalıdır.
MESLEKİ EĞİTİM
Odamız yeni mezun arkadaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenmeli öğrencilere staj yeni mezun olanların iş bulma sürecine katkıda bulunmalıdır.Odamız mesleki eğitimde etkin rol almalıdır.meslektaşlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda geçmişteki gibi zorlamadan nitelik bakımından zayıf olmayan kurslar ve seminerler düzenlemeli kurs ve seminer giderleri aidat gelirlerinden karşılanarak tüm meslektaşlarımızın odaya üyeliği özendirilmelidir.
ÇÖZÜM TARAFTARI KATILIMCI ODA
Mimarlar odası istanbul büyükkent şubesi mimarlık ortamını yıllarca başıboş bırakmış ihtiyaçlar doğrultusunda veya kar amaçlı özel ya da kamu projelerine karşı sadece dava açar pozisyonada kalmıştır. Mimarlar odası istanbul büyükkent şubesi dava açmak yerine etkin mekanizalar kurarak mimarlık ortamını sürekli kontrol altında tutup büyük ölçekli projelerin
Yatırımcısı ,müellifi ve konusunun uzmanı oda personeli ile birlikte tetkik ederek kısa ve uzun vadelerde etkisi araştırılarak muhtemel sorunlara dair çözümler üreteren kamu yararı adına tasarım sürecine katkı koyan pozisyonda olmalıdır.
HAKSIZ REKABETE KARŞI DURUŞ
Mimarlar odası istanbul büyükkent şubesi mimari proje bürolarının, en az bedel hesabı altında proje yapmalarının önüne geçilmesi için sağlıklı işleyen mekanizmalar ve buna ilişkin yaptırımları oluşturmalı .En az bedel hesabı altında proje yapmalarının ciddi cezalara çarptırılmaları ağlanmalıdır.
YARIŞMALAR
Mimarlar odası istanbul büyükkent şubesi kamu projelerinin tasarımlarının yarışmalalarla oluşturulması için çaba sarfetmelidir.

kilmimar
05-04-2010, 16:25
Konular yeniden birbirinin içine geçip grift bir hal almış. Ben de (biraz işin zevkini kaçırarak) madde madde aklımdakileri yazmaya çalışacağım:

1) 4-C olarak bilinen "sözleşmeli geçici işçi alımı" konusunun sembolü olan Tekel işçilerine ile ilgili saplantım, babamı tek maaşla yetiştirmiş olan babaannemin de 1960'larda bir Tekel işçisi olmasından kaynaklanıyor olabilir. (yeni modamız gereği, 1. anlam)
2) 1 adet A0 boyutundaki posterin hem kendisinin basılmasının hem de aynı boyuttaki fotobloğa sıvanmasının fiyatını, her yıl 5-10 adet fuar standı yaptığımız için çok iyi biliyorum; hatta ihtiyacı olana aynı kalitede ozalitçilerden çok daha ekonomik yapan yerlerin adresini de verebilirim. (Dolayısıyla Simla Hn. ı bilemeyeceğim ama, ben artık diğer konuda da "destan yazma" hakkı kazandım mı acaba?)
3) Sıhhiye Parkı'nda emeklilik hakları ile ilgili olarak oturma eylemi ve imza kampanyası yapan uzman erbaşların mücadelesi de kendi içinde bir mücadeledir ve kendi kategorisinde destekleyicileri vardır kanımca. Mimarlar Odası'nın mevcut yönetiminin onlarla da ilgili bir bildiri yayınlamasını istiyorsanız, bir teklif sunabilirsiniz kendilerine (tabii ki yine 1. anlam).
4) Lisedeyken lakabım "kıladam"dı. Leman'da Ahmet Yılmaz'ın çizdiği "Kıllanan Adam"dan kısaltıp yakıştırmıştı sınıf arkadaşlarım bana. Mimarlığa girince de ben, "kılmimar" olarak değiştirdim. Ruhumuzda ve aile geleneğimizde var muhalif olmak; "aman bana ne, ucu dokunmuyor ki bana" deyip yolumuza devam edememiş olmakla ilgili, özellikle maddi açıdan refaha erdirme garanitisi olan "diğer yolu" bir türlü benimseyememiş olmakla da ilgili aynı zamanda.
5) phpp tabanlı forumlardaki "teşekkür", "şikayet", "rep" (itibar) vb. uygulamaları hiçbir zaman anlamlı bulmadığım için, elden geldiğince kullanmamaya çalışıyorum. Basit bir örnek vermek gerekirse, "download, adult vb." forumlarda, teşekkür ve rep butonları, paylaşımdaki her çeşit dosyayı indirebilmek için bir alışveriş aracı olarak kullanılmaktadır. Tabii burası ciddi bir meslekiçi forum, ancak yine de bu butonları pek anlamlı kılamıyor gözümde.

Evet, bir de başlığı konusunda "provakatif" olduğuna başından beri inandığım konu ile ilgili aklımdakileri aktarayım:

6) Öncelikle, "mevcut yönetim, seçim vb." ile ilgili konularda aşırı derecede bir samimiyetsizlik görüyorum. Sürekli olarak, "şunu şöyle yapıyor, bunu böyle yapmıyor, onu öyle diyor, bunu böyle demiyor" şeklinde "robotik bir kusur arama politikası" güdülüyor. Hani nerdeyse konu, "bizim sokaktaki kedi öldü geçen gün, onun da sorumlusu bunlar" muhabbetine gelecek. Ama basit bir gözlemle, özellikle ülkemizde mevcut iktidarın halen nasıl iktidarda kaldığına bakarsanız, (tabii ki bir çok yan ve gizli motifin yanında) "sürekli üzerine gelinip, her yaptıklarında kusur aranmasının ve artık muhalefetin halk gözünde inandırıcılığını yitirmesinin" de belli bir payı olduğunu görebilirsiniz. Dolayısıyla, mevcut Oda Yönetimi'nin de "sıfır sevap, yüz günah sahibi" olduğunu savunmak sadece onların etrafındaki "kemik kitle"nin artmasına yaramaktadır ve yaramaya da devam edecektir (Aynı, birileri diğerlerine "kağıt sosyalist"i deyince, diğerlerinin de birilerine "ak liste" demesinin "gayet normal" karşılanacağı gibi...). Bu bağlamda, düşünce jimnastiği olması açısından, yukarıda Sn. Mimar Mahmut'un gönderdiği seçim bildirgesini, "mevcut yönetim"in burada eleştirildiği şekilde eleştirmeyi deneyeceğim (belki kendilerine ve düşüncelerine birkaç taraftar daha toplarım bu vesile ile)
7) "Biz Oda Yönetimi'ne gelince şunları şunları yapacağız" şeklinde yazılan seçim broşürlerine bakınca, açıkçası Cem Uzan'ın "benzini 1 lira yapacağız" sloganından daha somut ve daha yapılabilir olanlara rastlayamadığımı söyleyebilirim. "Mali Saydamlık"tan şüpheniz varsa, yazarsınız dilekçeyi hesapları görebilmek için, ki zaten Genel Kurul Raporu'nda zorunlu olarak mali bölüm yer alır. Tatmin mi olmadınız, dava açın o zaman, elinizde varsa yolsuzluk, usulsüzlük ile ilgili belge, tanık vb. varsa. "Nispi temsil", bana ne yazık ki şu anki muhalefet partilerinin "dokunulmazlık" ve "baraj" isteklerini hatırlatıyor sadece, yani "muhalefetteyken" hatırlanan, ama "iktidarı ele geçirince" unutulan sözler. "Hamasetten arınmak, mimarın saygınlığının arttırılması, kaygı" vb., "kağıt sosyalistleri"nin de bolca değindiği "soyut" konular. "Mesleki eğitim", zaten verilmekte, "biz daha iyisini daha ucuza vereceğiz" deniyor anladığım kadarıyla. "Çözüm taraftarı katılımcı oda", bu da lafta güzel ama uygulaması olmayan dileklerden, "sermaye sahipleri "kendi rantları" dışında kimseyi dinlemediler ve dinlemeyecekler. Dava açmak da bu konuda bir çözüm değil, sadece bir duruş. "Yarışmalar", evet en somut maddelerden biri, siyasi erk sizi kaale aldığı sürece tabii. "Haksız rekabete karşı duruş" ise benim bir numaralı favorim, yani "çok ucuza proje hizmeti verilmesi"nin Mimarlar Odası tarafından "zor kullanılarak" önlenmesi. Sonuçta ekonomik bir konu olduğu için bir başka kanayan yaradan örnek vererek açıklamaya çalışacağım: Özel sektörde KOBİ'lerde (yani patron şirketlerinde) çalışan mimarların belli bir "mesleki asgari ücret"in altında çalışmamasını ve gerçek maaşından sigortalanmasını sağlamak, Mimarlar Odası da dahil, hiçbir meslek odasının başabileceği bir konu değildir. Çünkü bu bir DEVLET POLİTİKASI dır. Konu ile ilgili şikayet mercii de SGK (eski SSK) dır. Bu bağlamda, mevcut yönetimi İstanbul'daki yaklaşık 2.000 mimari büroya ve yine binlerce inşaat, dekorasyon, mobilya firmasına dava açmamakla suçlamak da bana çok anlamlı gelmiyor (Bu arada, o mimarlık bürolarından bazılarının da "Mimarlar İçin Mimarlık" grubunu destekleyen "star mimar"larımız olduğunu da belirtelim). Tabii bu noktada, "o projeye, bu projeye dava açmayı biliyorlar da, bir kere de adam gibi birşey için dava açsınlar" tarzı "5 yaşında çocukların sunacağı" karşı argüman gelecektir; o noktada da şunu hatırlatmak gerekir: Fotobloğun fiyatını ezbere bilen arkadaşlarımız, binlerce dava açmanın maliyetini bilmekte midirler? Aynı şekilde bütün bir sektörü dava edip de kazanmış olmanın dünya üzerinde herhangi bir tarihte örneği var mıdır? Bu sefer de "bir örnek dava açılsın, diğerlerine de emsal olsun" karşı argümanı gelecektir (en azından biraz daha olgun bir argüman). Ama orada da ne yazık ki, karşımıza şu iki konu çıkacaktır: a) Kurban seçilen büro veya şirket, "neydi benim günahım Allahım?" demez mi? b) Kredi kartı aidatı veya Telekom sabit ücreti örneklerinde olduğu gibi, "sadece ortalama 2 yıl davası ile uğraşan kişinin hakkını alabileceği" bir süreç halini alacak olan konuda, "çalışkanlığı" ile meşhur mimar topluluğumuzdan kaç kişi uğraşacaktır? Bir de tabii, patronların, bu işle uğraşan çalışanları gözdağı vermek için kovacaklarını hatırlatmaya gerek yok herhalde. Kısaca bu işin çözüm yeri, yasa koyucu Meclis ve uygulayacısı olan hükümettir (onların da hepimizin bildiği gibi şu anda çoook daha önemli işleri var).
8) Bunun yanında, Sn. Ayasofya'nın verdiği "yarışmaları dışlayıp, jürilere üye göndermeme" olayı daha somut ve yapılabilir bir olaydır; ancak detay bir konu olduğu için pek de seçim sloganı olamamaktadır. Aynı şekilde e-mail, sms gönderilmesi/gönderilmemesi, ayda bir veya iki ayda bir adrese dergi gönderilmesi/gönderilmemesi, Oda bünyesinde şu kadar kişinin maaşlı istihdam edilmesi/edilmemesi vb. gibi.
9) "Mimarlığın içinde siyasete, politikaya yer yok" deniliyorken hazır, biraz da öbür taraftan bakalım: İnsanların temel ihtiyaçlarından biri olan barınma ihtiyacını tasarlıyorsunuz ve var ediyorsunuz. Tek katlıdan yüz katlıya, orta sofa modelinden "koridor" modeline (okuldaki hocalarımız öyle derdi aşağılamak için), modernizmden dekonstrüktivizme, alaturka tuvaletten alafranga tuvalete, göz-göz ofis modelinden açık ofis modeline, kare masadan dairesel veya eliptik masaya, kısaca bir insanın yer kapladığı her mekandan, onun ihtiyaçlarını karşılamak için seçtiği yolun yönlendirmesinden, konforundan ve sağlığından siz sorumlusunuz. Ama politikaya veya siyasete girmiyor değil mi bütün bunlar? İlginç...
10) (ve son) Umuyorum, bir gün, herkesin "safını açıkça belli ettiği", sadece diğerini "olumsuzlamaktan" çok "kendisinin somut anlamda" neler yapabileceğini anlattığı, birazcık daha "hoşgörülü" ve birazcık daha az "önyargılı" bir ortam oluşur (dernek genel kurullarının sonundaki "dilekler" bölümüne benzedi gerçi...).

mimar mahmut
05-04-2010, 16:43
sayın kilmimar
işi laf ebeliğine getireceksek konu çok uzar .

kilmimar
05-04-2010, 17:35
Sn. Mimar Mahmut

Son sözlerinize tümüyle katılıyorum. Birilerinin yaptığı "laf ebeliği"ni diğerleri de "doğal hakkı" olarak görüp yapınca konu böyle uzayıp sonsuza doğru bir sarmal şeklinde gidiyor. Forum yöneticilerimiz, (muhtemelen çoğuna benim neden olduğum) bu "görüntü kirliliği"ne bir çare bulacaklardır diye düşünüyorum...

Mourner
07-04-2010, 11:23
Kılmimar uzun mesajınızı okudum ancak birçok tutarsızlık mevcut, sizinle paylaşayım bunları belki dengesizliklere bir mesnet temin edebiliriz bu şekilde.

Burada konu Tekel işçilerinin önemsenmemesi değil, Mimarlar Odası'nın birincil görevlerini ihmal edip, ikincil görevlerine vakit ve enerji harcaması konusudur.

Fotoblok konusunda özel mesaj gönderirseniz ilgili yeri, seve seve orası ile çalışırım. Ancak sizin 4C konusunda destan yazma hakkınızı kullanmanız Mimarlar Odası ve mimarlar arasındaki sorunları ne derece çözer bilemiyorum.

Benim uzman er ve erbaşların mücadelesini belirtmemdeki amacı ortalama zekaya sahip herkes anlayabilir diye tahmin etmiştim. Bir kere daha deneyeyim anlatmayı. Beni AKP yandaşlığı ile etiketlemeye çalışan ve bunu ben "sosyalistim" diyerek yapan bir insana "yapay" lığı daha iyi anlatılamaz diye düşünüyorum. Son kez söylüyorum "iktidar karşıtı" olmak ile "sosyalist" olmak aynı şeyler değildir. Umarım birileri bunu Deniz Baykal'a da söyler. Yeterince açık oldu bu defa herhalde.

Siyaset ve politika kavramlarını da birbirinin içerisine geçirmiş, ya da karıştırmış gibi duruyorsunuz. Politikanın mimarlar odasının içinde var olmasını herkes gayet tabi ve doğal buluyor ancak siz bunun farkında değilsiniz anlaşılan. Bizim derdimiz mimarlık politikasının değil siyaset politikasının odaya hakim olması.

Sevgiler

kilmimar
07-04-2010, 12:49
Sn. Mourner

Bu konuda bol "görüntü kirliliği olduğu"nu düşündüğüm için artık daha fazla yazmamak eğiliminde olsam da, şu birkaç konuya cevap verme zorunluluğu hissediyorum:

1) Karşınızdaki sanal muhattaplarınıza hitap şekilleriniz hiç hoş değil. "Omurilikle ilgili sorunu olmak", "komik gözükmek", "ortalama zekaya sahip olmak/olmamak" vb. (daha da var, ama uzatmaya gerek yok) İnanın, ben de "tescilli bir laf ebesi" olarak çok daha ağırlarını yazabilecek kapasitedeyim; ama dikkat ederseniz karşımdakinin kişilik haklarına saygı göstermek için çabalıyorum. Aynı saygıyı da herkesten rica ediyorum.
2) "Siyaset-politika" ile ilgili TDK'nın tanımı:
a. (siya:set) 1. Politika: “Siyaset alanında ismi zaman zaman çok geçen bir simadır.” -H. E. Adıvar. 2. Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış.

a. (politi'ka) 1. Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset, siyasa: “Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır.” -Anayasa. 2. Davranış biçimi, düşünce yapısı: “Bir mirasyedi politikasıyla, birikmiş altını, el sürülmedik kaynaklarını har vurup harman savurdular.” -N. Cumalı. 3. mec. Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme: “Bana karşı kullandığı tehdit ve şantaj politikası güverte halkınca malumdu.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
Demek ki tek karıştıran ben değilim, Türk Dil Kurumu da karıştırmış bu iki sözcüğü birbirine. Bu bağlamda "siyaset politikası" ne demek oluyor, birçok şeyi "anlayamayan" bendeniz, bunu da anlayamadım affınıza sığınarak.
3) Tekel işçileri ile ilgili konu da tamamen bir etki-tepki meselesidir. Birileri çıkıp da, "bana ne Tekel işçilerinden, ben mimarım, gerisi beni ırgalamaz" şeklinde etki verince, doğal olarak tepkisini de alır. Yoksa, kendi adıma, mimarların mevcut sorunları ile daha fazla ilgilenilmesi gerektiğine katılıyorum. Bu konularda Mimarlar Odası'nda düzenlenen 1-2 seminere dinleyici olarak katıldım. Daha önce de belirttiğim gibi, asgari mimar ücreti ve asgari proje bedeli faturalandırması konuları, diğer meslek gruplarında da olduğu gibi, bir devlet politikası halini almış durumda, çözüm yeri ancak TBMM olabilir; yani yasa koyucu. Forumda zaman zaman bahsedilen diğer konular, daha alt ve çözülebilecek durumda bence (meslekle ilgili olanları söylüyorum); bunları halletmediği sürece mevcut Oda yönetimi sadece kendini yıpratmaya devam edecektir, yanlış mı düşünüyorum?
4) "AKP yandaşlığı", "sosyalist", "iktidar karşıtı" ve "Deniz Baykal" sözcükleri açıkçası artık bana çok birşey ifade etmiyor. İktidar karşıtıyım, AKP yandaşı değilim, sosyalist de değilim (bu ülkede ve bu koşullarda pratik olarak olunabileceğini de düşünmüyorum) ve Deniz Baykal'ı da sevmiyorum. Bu post-modern dünyada, arkadan dönen ekonomik ilişkileri gördükçe, birçok kavram anlamsızlaşmaya başlıyor beynimde.
5) Son olarak da, şu "herkes anlıyor, bir siz anlamıyorsunuz" tavrını da çözemediğimi belirtmek istiyorum. Sn. Mimar Mahmut, "15.000 üyeden 13.000 i oy vermeye dahi gelmeyecek kadar umutsuz" demişti. Konunun umutsuzluktan çok tembellikle ilgili olduğunu her seçim döneminde çevremdeki onlarca örnekten görmüş olsam da, yine onun örneğinden devam edelim: Arkitera Forum'un üye sayısı yaklaşık 25.500, işi düştükçe bir mesaj atıp gidenleri katsak dahi, foruma yazı yazıp, dosya ekleyip vb. şekilde katkı sağlayan kaç kişi var? %10 mu? Keşke o kadar olsa, gerçi forum yöneticileri tam istatistiği verebilirler; ama ben gördüğümü söyleyeyim: Döne döne yazan hep aynı 50-100, hadi biraz daha yükseltelim 150 kişi. Bu konuya yazanlar daha da az; yani "sessiz çoğunluk" sesini çıkarmadığı için mi anlamış oluyor sizi? Burada belli konularda karşılıklı düşüncelerimizi beyin fırtınası, fikir jimnastiği vb. birşey yaptığımızı düşünüyorum; kimse kimsenin fikrine katılmak zorunda değil.
Not1: Çok uzun yazımı okuma zahmeti gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Görüldüğü gibi, artık biraz daha kısa yazmaya çalışıyorum; milletçe uzun yazıları okumayı sevmediğimizin farkındayım.
Not2: Baskı atölyesinin iletişim bilgilerini de özelinize atıyorum; umarım daha sonraki projelerinizde işinize yarar.

Mourner
07-04-2010, 13:22
Sevgili kılmimar,

Karşımdakileri hiçbir zaman sanal olarak görmedim, ki dijital demek istediniz herhalde. Olmayan muhatap olabilir mi? TDK'nın internet sitesine bir bakmak lazım herhalde. Yazdığınız her bir "hitabım" için açıklamam var ancak yazmayacağım daha fazla, görüntü kirliliği o zaman başlayabilir. Mahal vermeyelim.

Görüntü kirliliği ötesinde bilgi kirliliği yaşandığı da açık. Politika sözcüğünün kökeni ile ilgili de araştırma yapmış olsanız, siyaset ile bu sözcüğün tanışmasının biraz daha geç dönem olduğunun farkında olurdunuz. Güncel kullanım malesef özünden uzak, bunun farkında olduğunuzu düşünüyorum. Zaten karıştırmaktan kastım "iç içe geçirmek idi", yanlış bilgi aktarımı değil. Ofansif halinizi bu bakımdan anlıyorum, ve bilgiler için teşekkür ediyorum.

Uzun yazılar ile ilgili benim kişisel bir sıkıntım yok. Siz yazın ben seve seve okurum. Ancak aynı şeyleri yazıp okumaya başladığımızı düşündüğümden tartışmayı uzatmakta anlam göremiyorum.

Baskı işi için özel mesajınıza teşekkür ederim. Çok faydalı oldu.

Sevgiler

gringo
07-04-2010, 18:13
Uzatmak istemiyorum. Mimarlar Odası'nın bence en önemli görevlerinden biri üyelerinin sosyal ve ekonomik düzeyini korumak ve yükseltmektir. Bu nasıl olabilir? Mesela meslek içi dayanışmayı, en az bedel tarifesi ve ücretlendirmeyi, meslekte bazı kalite ve standartların oturtulmasını sağlayarak. Aslında daha çok işe yarar, ama şu yukarıda saydıklarımdan bir tanesini bile meslek odamız yapamadığından yada yapmadığından, gerçek misyonunu yerine getiremediğinden, birşeyler yapıyormuş gibi gözükerek göz boyuyorlar. Elbette hepimiz TEKEL işçilerinin yanındayız, rant şehirleşmesine karşıyız, dünyanın neresinde bir haksızlık olursa ona da karşıyız. Balinaların Japon balıkçılar tarafından avlandığını gördükçe içim eriyor. Ama sayın Mimarlar Odası Yetkilileri, bu mesleğin üyeleri gerçekten zorluk içinde ve sizlerin azıcık konuya eğilmesiyle belki hayatları biraz olsun kolaylaşabilir. Bakın Tekel işçileri ne güzel örgütleniyorlar. Bunca emek ve eğitim gerektiren, bu meslekle ekmeğini kazanan meslektaşlarımızın bir çoğu peki Tekel işçilerinden daha mı iyi? Bu odanın yöneticileri tarihe meslektaşlarının sorunları için kılını bile kıpırdatmayan, bir şeyler yapıyormuş gibi gözüküp aslında meslektaşlarına karşı büyük bir ihanet içinde olan insanlar olarak mı geçmek istiyorlar?

Simla Sunay Ozdemir
09-04-2010, 11:41
Tekel işçileri....

Simla Sunay Hanım,

Mesajlara teşekkür edilmesi konusunu forum yönetimi ile konuşun isterseniz. Oraya konulmuş bir düğmeye fare ile basılmasının iç dünyanızda kopardığı fırtınaları anlamakta bu kapitalist komünde pek güçlük çekiyorum.

Temel olarak anlatmak istediğiniz şeyleri bir eksene oturtmakta zorluk çektiğiniz izlenimini oluşturuyorsunuz bende. Hani birçok şeyi aktarmayı denerken aslında hiçbir şeyi aktaramıyorsunuz. Eğer ideoloji konuşacaksak bu forumda uygun bir mecra bulalım kendimize ve konuşalım, emin olun ben hiç sıkılmam. Israrla belirttiğiniz tekel işçileri konusunda gösterdiğiniz refleksi, hemen yanlarında çadır kurmuş uzman erbaşlar için neden göstermiyorsunuz mesela? Omuruliğiniz ile ilgili problemleriniz varsa bilemem, yoksa siz de "militarizm" süslü sosyalizm hevesinde misiniz? Zira pek popüler bu dönemde...

Size sosyalist demem aslında ironinin ta kendisi, uzantı aramaya gerek yok. Şu ana kadar yazdıklarınızı, mevcut iktidara karşı geliştirdiğiniz söylemlerinizi lütfen "sosyalizm" ceketini üzerinize giyerek ifade etmeye çalışmayın. Size birkaç beden bol geldiği belli oluyor, malesef komik gözüküyorsunuz.

Üslubum üzücü olabilir, kusura bakmayın.

Sevgilerimle

Bu üslupla yazılmış bir mesaja teşekkür eden bir yönetici/patron kime şikayet edilebilir? Kimseye.... Öyle biri yok. Demekki hiyerarşi bir yerde tıkanıyor. Tümden adaletsizliktir hiyerarşi. Bu yüzden Mimarlar Odası'nda başkan olmasın diyorum. Ben de diğer forum üyelerine sunuyorum şikayetimi. Beni bir duyan çıkar herhalde.

Bir forumda kolaylaştırıcı başka "yönetici" başka bir şeydir. Arkitera'nın forum yönetimi artık tarafsızlığını ve duyarlılığını tamamen yitirmiş AKP, Taraf veya her türden hükümet yanlısı kişilerin egemenliğine çanak tutmaktadır. Elbette taraf olan veya olmayan fikirler birlikte yer almalıdır. Ama bu teşekkürler sebebiyle Arkitera bağımsızlığını yitirmiştir. Bunu bu forumda gözlediğim için bu forumda yazmayı gerekli buluyorum. Bu meseleyi bir yazı haline de getirmeyi düşünüyorum.

Temel olarak anlatmak istediğiniz şeyleri bir eksene oturtmakta zorluk çektiğiniz izlenimini oluşturuyorsunuz bende. Hani birçok şeyi aktarmayı denerken aslında hiçbir şeyi aktaramıyorsunuz.

Bunu sizden farklı fikirlere sahip olduğum için, ezmek amaçlı kullanıyorsunuz. Bu forumda bir tez yazacak halim yok. Bilimsel bir yazışma içinde değiliz. Ama Mimarlar Odası görevlerine ve mimarlığın tanımına nasıl baktığımı hiç bunalmadan yazarım.

Uzman erbaşları görmemek ayıp olur gerçekten. Hepsini görmek gerek. Ama birini görenlere neden öbürünü görmedin diye kör muamelesi yapmamak lazım. Terazileri bırakalım. Militarist bir sosyalizmin bu ülkede popüler olduğunu sanmıyorum. Aksine anti-militarist sol müslümanlar, siyasileşen yargı, bayramda önce RTE gelsin, komutan gelmesin diye güya bir diktayı yıkmak için başka bir diktayı dikmeye çalışanlar, çocuklara sürelki plastik araba hediye eden kaba bir Başbakan(yine Amerika yolcusu, hep Amerika yolcusu), Margaret Thatcher hayranı bana göre Vatikan kadar bağnaz bir Aliye Kavaf... Venedik hayranı bir Kadir Topbaş(Emek sinemasını yok ediyorlar, dün Nazlı Ilıcak soruyor, o süslemeli sinemayı koruyorsunu değil mi? Topbaş diyor ki tabi koruyoruz sadece kotu değişiyor, iki eliyle de on santimlik bir mesafe gösteriyor, bugün gazetede okuyorum sinema katı teras katı oluyormuş)

Tüm bunların yanında eksiğiyle gediğiyle, çocuk resim yarışmaları, mimarlık öykü yarışmaları, Nail Çakırhan sergisi yapan "romantik" bir Mimarlar odası. Romantik benzetmesini birileri bu forumda yapmıştı şimdi düşündüm gerçekten uyuyor.

Çocuk atlyesi duyurusu sadece üyelere gönderildi 3 günde 22 kişi kayıt yaptırdı kayıdı erken kapattık. Demekki Mimarlar Odası'ndan ümidi olan üyeler var ki çocuklarını teslim ediyorlar.

Gidip parti kurun, gidip başka forumda yazın diye naralar atan küçük RTE Mimar Mahmut, kovucu zihniyeti bırak! Korkma... Hem niye kovuyorsun? Tartışıyoruz işte. Acaba bu adaletsiz kovmalar neden ceza almıyor yönetimden?

(Yönetim istifa!*)

Mimar Mahmut'a cehaletiniz göz kamaştırıyor demiştim yineliyorum. Sanki sadece parti kurularak politika konuşulur, yazılır sanıyor. Ya da parti kuranların toplumsal meseleleri konuşmadığını çok iyi bilen bir bilge kendisi... Bu ülkede politik protestonun allahını edebiyatçılar yaptı, yapıyor hala. Hepsi parti mi kurdu? Kendisi benim bu RTE benzetmelerime karşı hiç itirazda bulunmamış ya da ben görmememişim. Bundan bu benzetmeye sevindiğini düşünmeye başladım.

Sevgili Mourner, sosyalizm gerçekten beni aşıyor. Bilgi olarak değil. Bir toplumun ancak eşit, güçlü, tarafsız, laik ve adaletli bir sosyal devletle mutlu yaşayabileceğine inanıyorum. Bir insanın bir devlete/yönetime katlanıyorsa bunu ücretsiz sağlık, eğitim vb... olarak almalı diye düşünüyorum. Ama ne var ki RTE hükümeti gibi hep alan bir devlet insanın üzerinde bir yük. Bu yükü taşımak zor. Bu nedenle intiharlar arttı diye düşünüyorum ben. Sosyalizm beni aşıyor elbette. Giysemde içine rüzgarları çekiyor. Çünkü ben başkaları ile eşit olma derdindeyken benim sırtıma binenler var. Sosyalizm çok beden büyük. Çünkü sadece hayali bir elbise. Çünkü RTE var.

*Ne anladıysanız o anlam...

Özal'ın çocukları vardı şimdi RTE'nin çocukları... RTE gecekondu için "Herkes zanneder ki başını sokmak için bir yer yaptı" demiş. İşte ben o "herkes"im.

RTE'nin çocukları gecekondu ne diye soranlara, yabancı insanların, mültecilerin(aynı kelimeyle) yaşadığı tek katlı evler, diyor.

http://www.arkitera.com/k314-gecekondudan-‘yeni-zengin-konduya.html

ayasofya
09-04-2010, 11:59
Arkitera'nın forum yönetimi artık tarafsızlığını ve duyarlılığını tamamen yitirmiş AKP, Taraf veya her türden hükümet yanlısı kişilerin egemenliğine çanak tutmaktadır.

Vay be.

Ne de büyük gözlemciymişsiniz. Teşekkür özelliği sayesinde yaptığınız çıkarımlara bak.

Vallahi böyle düşünüyorsanız çanak manak, foruma yazıp da alet filan olmayın. Yazık değil mi size?

Ya da doğrusu bize?

mimar mahmut
09-04-2010, 12:07
gidin parti kurunda herkez rahatlasın
simla hanim mimarlar odası politik görüş ayırımı yapmadan tüm mimarların odası değilmi? ben diyorumki tekel işçileri hiçbir şekilde umurumda değil ? benim bir sürü sorunum varken odanın benim sorunum olmayan tekel işçileriyle ilgilenmesini kabul etmiyorum.sizin derdiniz mimarlık ortamını kollamakmı yoksa muhalefetmi ? yok eğer derdiniz ideolojikse lütfen başka bir platform bulun. bana küçük RTE demek biraz çocukça olmadımı?

mimar mahmut
09-04-2010, 12:12
Mimarlık ve mimarlık ortamı bunların hiçbir şekilde umurlarında değil .idelojiden beyinler felç geçirmekte .sanki kendileri karanlık çevrelerin medya organlarında boy göstermiyorlarda ona buna akp li diyorlar .

gringo
09-04-2010, 12:35
'Ne olduğun değil nasıl algılandığın önemli'lafı ne kadar da doğruymuş. Mimarlar Odası ile çok ilgilenen ve yönetiminde bulunanların büyük kısmı(seçimlerde oy atıp, atmasalar da) kafa yapısı, zihniyet, dünya görüşü açısından Taraf gazetesi, yada AKP'nin bir kısmına daha yakındır!!!. Bunu eski goşist, yeni libo-fatoş zihniyeti küçümsemek yada karalamak adına söylemiyorum. Görüşlerini tasvip etmesem de saygı duyuyorum. Odacı mimarların ulusal değerlere ve daha burada bahsetmek istemediğim bir çok şeye bakış açıları, üstteki kamuflaj kalktığında Hüseyin Çelik-Ahmet Altan (teşbihte hata olmaz) tarzıdır. Ne gariptir ki usta manevralarla başkalarını AKP'lileştirip, iletişim zekasıyla çamur atarak aslında çook farklı bir taban ve dünya görüşündeki insanlardan da oy almaktadırlar.

yilmaz
10-04-2010, 15:28
Mimarlık siyasidir, çünkü toplumu değiştirir. En çarpıcı örneklerden birisi birinci Balat projesi yapılırken önerdiğimiz yüzme havuzuna o bölgede oturan dinci grupların karşı çıkmasıydı. İnsanların konser, tiyatro, sinema salonlarını doldurduğu, gençlerin dans edebildiği, müzik dinleyebildiği, tatillere gidebildiği, gençlere üniversitelerde en gelişmiş mekanlarda en ileri eğitimlerin verildiği toplumların siyasi yönden farklılaşacaklarını söyleyebiliriz. Çünkü mekanlar da insanları değiştirir. (Bizlerin mesleğin bu yönünden çok sloganlara takılmış kalmış olmamız durumu değiştirmez)
Diğer taraftan mimarları tek bir prototip gibi düşünmek de çok gerçek dışı olurdu. Aramızda farklı görüşler, zevkler, arayışlar, inançlar, hedefler vardır. Ama yine de mesleği uygulayabilmek için asgari özelliklerinin olması da gerekir. Bunları çok genel olarak “sanat, uygarlık ve kültür değerlerine açık olma”, “humanist olma” olarak nitelendirebiliriz. Çünkü, bir kültür mesleği mensupları olarak ve kültüre katkı sağlamak için onu özümsemek, özümsemek için de geçmişten gelen, insanlıktan gelen değerlerle de uyumlu olmamız gerekir. (Kant ölüm döşeğinden doktoru tarafından ziyaret edilir. Doktorunu gören Kant doğrulmaya çalışır. “Ona sen hastasın, doğrulmaya çalışma” derler, verdiği cevap “insanlık yönüm beni henüz terketmedi”dir.) Dolaysıyla yadsıyamayacağımız şekilde insanlık ile mimarlık arasında bir bağ bulunmaktadır. Bu bağın insani özellikler yanında politik yansımaları da çeşitli şekillerde görülmektedir. Eşim bile “artık “mimarları” gördüğüm zaman anlıyorum” diyor. Duruşumuz, konuşmamız, bakışlarımız bile bir başka türlü oluyormuş. (ne demekse) Politikayla en azından insancıl boyutlarından ötürü bireysel yada örgütlü olarak ilgilenilmesi de bence, sırf bu nedenle bile yanlış değildir. Ancak sorun biraz daha karmaşık.
Meslek olarak karşılaştığımız sorunlar çeşitli olduğu için mimarları tek bir prototip olarak düşünmediğimiz zaman çoğu sorun çözümlenmeye başlayacaktır. Kendi meslek ortamlarımızda birçoğumuzun, diğerlerinin farklı ortamlarda karşılaştıkları sorunlardan haberi bile yoktur. Sözgelimi yurtdışında çalışmak durumunda olmayan bir meslektaşın “akreditasyon” sorununu bilmemesi normaldir. Yada benim başıma geldiği gibi, uluslar arası rekabetten haberdar olmayan bir konuşmacının gösterdiği slaytta bir başka uluslar arası çalışan mimarın ismine, yerli bir star mimarımızın neden sert tepki gösterdiğini anlaması da mümkün değildir. Ya da yerel yönetimlerde çok yaygınlaşan sahte mimar imzalarının, bu yönetimlerde çalışan ve nemalanan yerel teknisyenlerle, imzaları bilgileri dışında kullanılan mimarlar için aynı şeyi ifade etmediği de ayrı bir gerçektir. Bu örnekleri uzatmak mümkün.
Burada temel sorun, şunun yada bunun yönetimde olmasından çok bu sorunların tümünden bizzat yaşadığı için haberdar olanların, çözümler bulmak için, çözümler aradığı sürece yönetimde olmasıdır. Çünkü gelişme sorunların çözümlenmesi demektir. İlericilik de budur. Bu da dar alanlardan, alanı daraltan tek yönlü siyasi söylemlerden çok daha geniş katılımları gerektirmektedir.

Simla Sunay Ozdemir
11-04-2010, 23:31
Bakın Sayın Ayasofya yine aynı şeyi yapıyorsunuz... Foruma yazıp da alet olmayın, çanak olmayın derken düpedüz kovuyorsunuz. Üstelik yazık değil mi size ve bize diyerek... Eleştiriye tahamülünüz yok. Ömer Yılmaz ve sizden ciddi anlamda şikayetçiyim. Bir merci bulurum herhalde.

Teşekkür bir yerde o yazılana ikinci bir imza atıyor.

Mimarlar Odası ile ilgili en ufak olumlu fikre ve arkitera ile ilgili en ufak eleştiriye tahamül edemiyorsunuz. Ben bu forumlara ilk kez yazmıyorum. 2 yıllık annelik izni üzerine yazmaya geri dönmüştüm ki son bir kaç haftadır şaşkınlıkla izliyorum. Kovulmaktan beter edildim. Emin olduğum bir şey varsa o da burasının o eski forum olmadığıdır.

Her neyse Mimarlar Odası ve YEM'in birlikte etkinliği Peter Cook'un haberi ile avunacağım bu akşam. İşte Ömer Bey mimar mimarın yanında böyle olmalı. Kastım buydu. Yoksa elbette mimar aklın yanında olmalı. Beni Kadir Topbaş ile yan yana düşünsenize...

Sevgiler

ayasofya
11-04-2010, 23:51
Siz yazdığınız eleştirinin "en ufak" eleştiri olduğunu düşünüyorsanız...

Öyle bir yazmışsınız ki, öyle nefret dolu bir halde "Arkitera'nın forum yönetimi artık tarafsızlığını ve duyarlılığını tamamen yitirmiş AKP, Taraf veya her türden hükümet yanlısı kişilerin egemenliğine çanak tutmaktadır." yazmışsınız.

Siz bunu "ufak" bir eleştiri olarak görüyorsanız ya ne yazdığınızın farkında değilsiniz ya da bu kadar sert eleştirdiğiniz yerde, bizi yola getirmek demokratik yapmak gibi bir işgüzar ve hariçten gazel okuyan haliniz var.

Hah kovulmaya gelince. Bazen kovunca kapıdan bacadan girilir diye kovmuyoruz. Kovulmaktan daha beter oluyorsanız sebebini biraz da kendinizde arayabilirsiniz.

İsteyen istediği şekilde karalasın, fütursuza çanak manak desin diye sonra bunu "ufak eleştiri" olarak düşünsün sonra da "beni afaroz ederler mi" diye endişe etmesinler diye kovmuyoruz.

Bu kadar DESTEKSİZ karalarsanız daha ne bekliyorsunuz ki... Anlatamamışım. Kovsak bize yazık, kovmasak yine bize yazık.

Sizi çanak forumda iyi ahkam kesmeler diliyorum efendim. Daha yazmaya gerek yok artık. (*)

(*)Bu da daha daha ufacık bir eleştiriydi. Nasılsa fütursuzca karalayan eleştiri "boyutunu" tayin ediyor, tahammülünüz varsa cevap vermeyin. Haydi bakayım.

blur
12-04-2010, 09:01
Bakın Sayın Ayasofya yine aynı şeyi yapıyorsunuz... Foruma yazıp da alet olmayın, çanak olmayın derken düpedüz kovuyorsunuz. Üstelik yazık değil mi size ve bize diyerek... Eleştiriye tahamülünüz yok. Ömer Yılmaz ve sizden ciddi anlamda şikayetçiyim. Bir merci bulurum herhalde.

Teşekkür bir yerde o yazılana ikinci bir imza atıyor.

Mimarlar Odası ile ilgili en ufak olumlu fikre ve arkitera ile ilgili en ufak eleştiriye tahamül edemiyorsunuz. Ben bu forumlara ilk kez yazmıyorum. 2 yıllık annelik izni üzerine yazmaya geri dönmüştüm ki son bir kaç haftadır şaşkınlıkla izliyorum. Kovulmaktan beter edildim. Emin olduğum bir şey varsa o da burasının o eski forum olmadığıdır.

Her neyse Mimarlar Odası ve YEM'in birlikte etkinliği Peter Cook'un haberi ile avunacağım bu akşam. İşte Ömer Bey mimar mimarın yanında böyle olmalı. Kastım buydu. Yoksa elbette mimar aklın yanında olmalı. Beni Kadir Topbaş ile yan yana düşünsenize...

Sevgiler
Haklısın Simla. Teşekkürler, iyi çalışmalar. Bundan sonra yazdıklarına cevap vermeyeceğim kusuruma bakmazsın umarım.

Simla Sunay Ozdemir
12-04-2010, 21:10
tahammülünüz varsa cevap vermeyin. Haydi bakayım.

Bu da bir adet "sus".

Yok ben sizin uyarınıza rağmen yazmaya devam edeceğim. Siz kusura bakmayın.

Bir etki uyandırdığınızda tepkilere tahamül etmeniz beklenir. Ben sert tepki verdim. Çünkü Tekel İşçileri benim umrumda değil(tıpkı RTE, tıpkı AKP gibi) diyen forumu başlatan kişi tarafından kovuldum pek çok kere. Çünkü forumu başlatan kişinin amacı başlıkta olduğu gibi "nasıl bir mimarlar odası" meselesini tartışmak değildi öyle olsa fikirlerini kibarca açıklayan kılmimar'a laf ebeliği uzar gider diye yine o meşhur uyarılarından yapmazdı. Ben kendisini forum kabadayısı olarak gördüm ve buna kendi üslubumla sert tepki gösterdim. Karşılıklı konuşsaydık da aynı benzetmeler ve aynı cümlelerle konuşurdum. Ama yazınca daha sert duruyor kabul ediyorum. Ama daha serti, linç, kovma ve sus nidaları bana yapıldı.

Elinizdeki olanakları kurumları karalamak yıpratmak için kullandığınızda elbette tepkilerle karşılaşacaksınız.

Temelde karşı olduğum mevcut mimarlar odasına karşı eleştirilerin üslubudur. Benzer bir üslupla karşılık verdiğimde sorunun daha da açığa çıktığını farkettim. Forum yöneticilerinin bazı üyelere ne kadar adaletsiz davrandığı su üstüne çıktı. Bazılarını da ne kadar desteklediği. Yani tarafsızlık ortadan zaten kalkmıştı. Bunu açıkça görmek bence fena olmadı.

Ben Ömer'in aksine ve daha önce "arkitera foruma neden girmiyorsunuz" diye uyardığım onlarca mimar dostuma rağmen forumlara ara ara girmeye ve verebildiğimce "herkese" cevap vermeye devam edeceğim. Çünkü arada kılmimar ve yilmaz gibi üyeleri tanımış olmaktan mutluluk duyacağım ya da mouner gibi karşıt görüşlü arkadaşlarla tartışma fırsatını kaçırmayacağım.

Sevgili Ömer verdiğin "hakkı" teşekkürle alıyorum. Bir hak da ben vereyim. Emek Sineması yenilemesini manşet yapan Arkitera'nın editörlerinin eline sağlık. (Mimarlar Odası'ndan Mücella Yapıcı'ya da geniş yer vermiş oldular). Bu çoğu bayan, güzel, duyarlı periler Arkitera'yı her gün okumak için tek nedenim. Emine, Zeynep, Dilek ve diğerleri... Bu kişilerin forumlarda açtığı konulara forum üyelerine tavırlarına bir bakmanızı öneririm.

Bu forumda "nasıl bir mimarlar odası" sorusuna doğru bir üslupla cevap veren herkesin listesini ayırmadan, düzenleyip, çıktı alıp Mimarlar Odası'na ileteceğim. Mimarlar Odası ile ilgili Arkitera'da yer alan tüm forumları da bir şikayet ve öneri komitesi gibi görme fikrini sunacağım. Bu komite ile Arkitera arasında sanal da olsa bir bağ kurulabilir. Belki ileride yüzyüze bir toplantı yapılabilir.

İşte belki o zaman yatay bir hatta yan yana meslekdaş olarak yürürüz.

moose
13-04-2010, 05:26
Simla hanim bende fok baliklarinin katledilmelerine cok uzuluyor ve tepki gosteriyorum.
Fok baligi sevmeyen birilerini burada bulup didismek fok baliklarina bir fayada saglamiyor.
Hem burasi fok baliklari sevenler veya sevmiyenler dernegi degil ki!

(Not;bazi karekterler klavyemde mevcut degildir...)

kilmimar
13-04-2010, 14:44
Simla Hn.'ın önerisini, "saydırmaktan" öte en azından "somut bir çaba" olması nedeniyle destekliyorum. Hangi konularda ne kadar işe yarayacağını da zaman gösterecek... (yaramasa bile, hiç olmazsa denenmiş olacak)

indigo
13-04-2010, 16:07
ayasofya, ancak bu kadar iyi cevap verilebilirdi....

AZMİ AÇIKDİL
14-04-2010, 00:06
Şaptan şeker olmaz.

otoket
30-06-2010, 17:57
merhaba,
ben yeni mezun oldum ve odaya kaydoldum. ama 5-10 seneye kadar ofis açmayacağım.
merak ettiğim şey, bu süre boyunca boşa mı aidat ödeyeceğim. yani ofis açmak için odaya gittiğimde benden yine bu geçen sürenin aidatı alınacak mı.
teşekkürler.

didem
01-07-2010, 13:03
Mezun olduktan sonra odaya kaydolduysanız ve aidatınızı her yıl öderseniz büro açarken aidatla ilgili bir ödemeniz olmayacak.
Sözettiginiz durum, büro açmaya karar verene dek odaya hiç kayıt olmayan mimarları etkiliyor.

Meslek hayatınızda başarılar ...

ayasofya
01-07-2010, 13:36
merhaba,
bu süre boyunca boşa mı aidat ödeyeceğim.
teşekkürler.

Bu hayatınız boyunca olacak bir şey. Büro açsanız da açmasanız da, ödeyeceksiniz.

Burada öenmli sıfat "boş" olup olmaması. Keşke mimarlık yapmasak da o aidatları ödesek de, "boş" bir şey olmasa. Ama tümüyle "boş" tümüyle...

kilmimar
02-07-2010, 13:52
Ek bilgi: Sadece büro açmak için değil, serbest mimar olarak meslek makbuzu karşılığı proje yapsanız da odaya kayıtlı olmanız lazım, herhangi bir şantiyede Teknik Uygulama Sorumlusu (TUS) veya Resmi Şantiye Şefi olursanız da (yani isminiz şantiye girişindeki levhaya yazılırsa) Mimarlar Odası'na kayıtlı, borcunu ödemiş ve belge almış olmanız gerekiyor. (zaten belge için gerekli harcı sizi TUS veya şantiye şefi olarak çalıştıracak firma ödüyor)

Onur Eroğuz
02-07-2010, 14:10
Mimarlar Odası, yıllar içerisinde, çoğumuzun pek de verimli olmadığına inandığımız bir kuruluş haline geldi.
Maalesef eleştirme ve tartışma kültürümüz "nefret ediyoruz" ve "çok seviyoruz" uçlarında gezdiği için hiçbir zaman bu konu etraflıca tartışılamadı.
En yaklaştığımız aralık sanırım 27.01.2008 seçimleriydi. Çok kısa süren bir umuttu ve yine saçma sapan beyanlarla konu dağılıp başka mecralara çekildi.

"Mimarlar Odası ne işe yarar?"
Mevcut yapılanması ve kendine belirlediği görev tanımıyla daha çok hukuksal ve kentsel alanda mücadele veren bir kuruluş olarak görünüyor.
Pek çoklarının aksine Mimarlar Odası'nın bu alandaki çabalarını değerli ve önemli buluyorum.
Kentlerin talan edilmesine karşı duran pozisyonuyla oda, yapmakta olduğu işin hakkını veriyor.
Sadece, rant dediğimiz şeyin "öcü" olmadığını, "kent" dediğimiz şeyin varlığının hem sonucu, hem sebebi olduğunun farkındalığıyla; buna karşı çıkmanın değil şehircilik ilkelerine uygun olarak kentin gelişim programı doğrultusunda kontrollü biçimde düzenlenmesinin mücadelesini vermesini isterdim.

"Mimarlar Odası ne işe yaramalı?" sorusu belki daha verimli cevaplar içeren bir güzergah olabilir.
Bunlardan en önemlisi ikisi kanımca; toplumda, "mimar" denen profesyonelin günden güne kaybolan saygınlığını tekrar kazanmasını sağlamak ve her geçen gün biraz daha budanmakta olan meslek alanına sahip çıkmak olmalı.
Hemen ardından gelen ama en az öncekiler kadar ilgiyi hakeden bir konu ise -her ne şekilde olursa olsun- aktif çalışan mimarların çalışma koşullarının düzenlenmesi ve bunun takibinin yapılması, kuralların ihlali durumunda gereken yaptırımın uygulanmasının sağlanması olmalı.
Ardından da mimarlık öğreniminin gerçek anlamda uluslararası akreditasyonunun sağlanması için devreye girmek görevini üstlenmeli.

Ümit ediyorum ki; Mimarlar Odası bu sorumluluklarını hakkıyla yerine getirdiğinde sosyal sorumluluk projelerinin oluşturulacağı zemin kendiliğinden var olacaktır.

drmrdr
21-07-2010, 23:49
hiç bir işe yaramaz arada sırada canınızı sıkar vede birileri için geçim kapısıdır.

oguz0934
02-05-2011, 18:22
bence mimarlar odası
-yılda 130 140 tl gibi aidat toplayan(harac demek forumdaki meslektaslarıma ayıp olmasa hıc cekınmez harac yazardım. cunku bana göre öyle)
-hakkını yememek lazım, ama bılmedıgım burolar ıcın konusmuyorum, bunu özellikle bursa ve kayseri için soyluyorum, içeri girdiğinizde bi hosgeldın denılecek kadar medenileşen, 3 5 yıl öncesınde bu bile olmayan
-üyesinin maaşının asgari ücretten bile az olmasının oda yönetimindekiler için hiçbi öenminin olmadıgı
-üyesinin sigortasının asgari ücretten yatmasının, hatta 30 değil 15 20 yatmasının hiçmi hiç önemi olmamasının, hatta ve hatta organıze sanayıinde calısan standart bı işcinin priminden daha az yatmasının hıcmı hiç hic önemi olmayan,
-memur gibi 40saat aramıyoz ama hiç değilse bi 45 hadı olsunda 50 saat çalısma saatı olan bi işçi(maksat küçümsemek değil kesınlıkle yanlıs anlasılmasın) gibi insanca bı calısma saat sıstemını mumla arayan üyelerinin sorunlarına hıcmı hıc bakmayan ODA TÜRÜNE MİMARLAR ODASI DENİR...

s_y
02-05-2011, 19:53
-üyesinin maaşının asgari ücretten bile az olmasının oda yönetimindekiler için hiçbi öenminin olmadıgı
-üyesinin sigortasının asgari ücretten yatmasının, hatta 30 değil 15 20 yatmasının hiçmi hiç önemi olmamasının, hatta ve hatta organıze sanayıinde calısan standart bı işcinin priminden daha az yatmasının hıcmı hiç hic önemi olmayan,
-memur gibi 40 saat aramıyoz ama hiç değilse bi 45 hadı olsunda 50 saat çalısma saatı olan bi işçi(maksat küçümsemek değil kesınlıkle yanlıs anlasılmasın) gibi insanca bı calısma saat sıstemını mumla arayan üyelerinin sorunlarına hıcmı hıc bakmayan ODA TÜRÜNE MİMARLAR ODASI DENİR...

Dün 1 Mayıs'tı ve aşağıdaki alıntı da Mimarlar Odası sitesinden. Sanırım bu işin çözümü için bizim de Karaköy Meydanı (İstanbul için)'na çıkmamız gerekiyor.

Barış için, özgürlük için, demokrasi için, saygın bir iş için, savaşsız bir dünyada sömürüsüz, baskısız, insan onuruna yaraşır bir yaşam için birlikteyiz. Sosyal adalet, eşitlik, bağımsızlık ve sendikal haklarımız için 1 Mayıs 2011‘de, başta Taksim olmak üzere tüm alanlarda, omuz omuzayız.

lumina
02-05-2011, 22:55
Sloganlara dizilen kelimeler bağırıp çağırmak, diğer bir deyişle, dış(kı)lanmak için bir araya getirildiğinden bir anlam dünyası inşasına yönelik programa dönüşemiyorlar tabi. Bunu da çoğunlukla eleştirel olma, muhalefet etme gibi düşünüyoruz.

arch_coco
03-05-2011, 11:00
Sn. lumina konu başlığı muhalefetin sınırını zaten ortadan kaldırmış.

Birmimar
03-05-2011, 17:10
Kafamızdaki meslek ortamına ulaşabilmek için, bir çaba harcamamız gerektiği çok açık. Bunun için önümüzde belli başlı dört yol görünüyor:

1."Bu memlekette bu meslek uygulanmaz, mesleğin geleneksel olarak saygı gördüğü bir ülkeye gitmek gerek" çözümünü seçerim.
2. İnce cambazlıklar yaparak, bu ülkenin koşullarını en iyi biçimde değerlendirip, 'biraz' da meslek ilkelerinden taviz vererek mesleğimi uygularım; canımı sıkan konularla ilgili olarak da bireysel mücadele veririm.
3. "Bu ülke bizim, ama ne yazık ki bu mesleğe gereken değer verilmiyor, en iyisi önce ortamı mesleğe uygun hale getirelim, sonra da mimarlık yaparız" deyip, mesleğin sadece politikası ile uğraşırım ve bu amaçla örgütlü bir mücadele içine girerim.
4. Bir yandan mesleğimi uygularken, bir yandan da daha iyi bir meslek ortamı için benim gibi düşünenlerle birlikte örgütlü bir mücadele içine girerim.

Mimarlar Odası ile ilgili tartışma yürütenler, genellikle bu son gruptakiler olsa gerek.

Onların da, söylenmekten öte bir şey yapma niyetleri var ise, örgütlenmeleri gerektiği çok açık. Bu örgütlenme, tamamen Mimarlar Odası dışında olabileceği gibi, Mimarlar Odası yönetimine ağırlık koyma biçiminde de olabilir; ikisinin karışımı çözümler de düşünülebilir.

Ama insan tabiatı, her düşündüğünü fiilen gerçekleştirmeyi zorunlu kılmıyor: "şöyle yapılsın" deyip, bunu hep başkalarının yapması gerekiyormuş, kendisi bu konuda hiç bir zaman görevli olamazmış gibi geri durması, en çok karşılaşılan durum. Toplumsal konularda bu atalet, henüz demokrasi kültürünü günlük yaşamımıza sokmayı beceremeyen okumuşlarımızın genel eksikliği; hepimiz bundan payımızı alıyoruz.

Ne düşünüyor isek açıkça söyleyelim ve arkasında duralım; ama konuyu bütün yönleri ile ele alıp sistemli ve kapsamlı bir eleştiri getirmeye çalışarak; daha da ötesi, "olması gereken şudur" deyip, sistemli ve kapsamlı bir politika, bir program önerisine doğru yol alarak.

Bunu yaparken unutmamak gereken bir şey var:
Meslek topluluğumuzun üyeleri kimiz kendi adına çalışır, kimi ücretli çalışır. Kimisi, özel ya da kamu kuruluşlarında yöneticidir, kimi istihdam edilendir. Kimisi, mesleki konularda taviz verilmesine karşıdır, kimisi işini yürütmek için "bir miktar" tavizi mubah sayar. Kimisi, kamu yararının ödünsüz gözetilmesi gerektiğini savunur, kimisi mesleğe iş alanı açılacak ise, kamu yararını bir kenara bırakmaktan yanadır. Kimisi, ülkeyi yönetenlerle sıkı fıkı dostluktan yanadır, kimisi mesleğin gereği neyse o yönde davranmaktan.

Tüm mimarları bünyesinde toplayan bir meslek kuruluşu, bütün bu farklı görüşleri de bünyesine almak zorundadır. İlk düşünülecek şey, birbiriyle çelişen bu tür görüşlerin, aynı yapı içinde nasıl barındırılabileceğidir. Merak ediyorum, bu konuda bir önerisi olan var mı?

Yoksa, görüşleri birbirine yakın olanlar, kendi aralarında örgütlenip, daha bağımsız demokratik kuruluşlar oluşturup, ülkedeki meslek politikalarını etkileme yolunda çalışma sürdürmek durumundadırlar. Bu arada görüşleri, yaygın bir biçimde meslektaşları tarafından benimsenir ise, resmi meslek örgütünde de yönetimde ağırlıklarını koyabilirler. Sadece dışarıdan eleştirmek yerine, belki de her zaman, bir yandan da Mimarlar Odası bünyesindeki çalışmaların içinde olup, görüşlerini her vesile ile dile getirmek daha etkili bir yöntem olacaktır.

Bunlar hep emek ister.