PDA

Tam Versiyonunu Görüntüle : Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır?



Zaimoğlu
03-06-2004, 22:38
Bu mesajı mimarlık eğitimde “usta-çırak” ilişkisinin gerekliliğini düşünen ve AB’ye uyum çalışmaları içersinde yeniden düzenlenecek olan üniversite eğitimi üzerine ortaya çıkan “zorunlu 2 yıl staj yapma” fikrine sıcak bakan tüm mimarlara açık bir mektup olarak göndermekteyim.

Forma katılımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.

Hepinizin bildiği üzere çağımız bilgi çağı ve iletişim imkanları yaşamımızı bizden önceki nesillerden olabildiğince farklı kılmaktadır. Şu anda olduğu gibi, bilgisayarımın başına geçtiğimde dünya parmaklarımın ucunda. Dünya çapında tanınan mimarların eserlerini hazırladıkları internet siteleri aracılığıyla inceleyebiliyor, onlarla mesaj yoluyla karşılıklı iletişime geçebililiyor, farklı sitelerde karşı görüşleri inceleyebiliyorum. Ulusal, uluslar arası sanal mimarlık platformlarında dünyanın dört bir yanındaki mimar/mimarlık öğrencisi arkadaşlarımla bilgi alışverişinde bulunabiliyor, farklı konularda tartışmalara katılabiliyorum. (Şu an da olduğu gibi) Güncel mimarlığı dünya çapında bu kadar geniş bir açıyla görmeme mimarlığın çeşitli alanlarında yazılmış pek çok yazılı, görsel/işitsel yayın (kitaplar, ulusal/uluslararsı mimarlık dergileri, mimarlık üzerine farklı konularda çevrilmiş filmler, belgeseller….) da destek olabilmektedir.

Bakış açımız bu kadar geniş iken, kim, neden daraltmak istiyor?
İyi niyet maskelerinin altında ne yatıyor?

Yukarıda saydığım imkanların hemen hemen hiçbirine sahip olunmadığı çağlarda, teknik olarak mimar olmanın, bilgiye ulaşmanın başka çıkar yolunun olmadığı “usta-çırak” ilişkisinin özellikle de bazı akademisyenlerce günümüzde savunulmasına hiçbir anlam verememekteyim.

Ben de sizler gibi ülkemiz mimarlık ortamından, çevremdeki yapılardan, kentleşme(me)lerden memnun değilim. Ama memnun olmadığımız bu “eserler” mezun olacak olan biz öğrencilerin mi, yoksa imza yetkisine sahip olmamız için yanında iki yıl “çırak” olarak çalışmamızı önerdiğiniz, şu anda faal olarak çalışan “usta” mimarların mı? Yoksa mevcut mimarlığımızdan memnun olup onun aynen devam mı etmesini istiyorsunuz?
Çevremizde mimari anlamda sorun olarak nitelendirdiğimiz pek çok durum elbetteki bilinen belli başka nedenlerin dışında ki bunların bir çoğu ekonomiyle ilişkilidir, mimarlarımızın nitelikleri ve pek tabi ki eğitimlerinden kaynaklanmaktadır.

Evet ülkemiz mimarlık eğitiminin derhal üzerinde durulması gereken sorunları vardır. Ancak bunların düzeltilmesi için yapılan çalışmalarda sorunun kökenine inilmemekte, buna cesaret edilememekte, bu durumda da mimarlığı daraltıcı, günümüz için ona zarar verecek görüşler öne çıkmaktadır.
4 yıl “mimarlık mesleğine yatkın” bir kişi için yeterli bir eğitim süresi olabilecekken mimarlık eğitimi alan pek çok öğrenci arkadaşım bu süreyi zaten yıllarca uzatmasına rağmen “mimar” olmak için yeterli donanımlara sahip olmadan mezun edilmektedir (yıllar alsa bile). Eğer “+ 2 yıl staj zorunluluğu (belki de 4+2 yıllık bir eğitimden sonra)” getirilirse, “bu çocukların önünde daha çok yol var” denilerek herkes projelerden ve diğer tüm derslerden geçirilecek, kalmanın olmadığı ortamda da başarılı ve başarısız ayırt edilemeyecek.

Size şu anda bitirme projesi yap(tır)an bir arkadaşıma proje konumun “İslam Kültür Merkezi, Cami” olduğunu söylediğimde gözlerini açarak şaşkınlıkla söylediği şu sözleri aynen aktarıyorum:
“-Ya demek cami projelerini de mimarlar çiziyormuş, bilmiyordum. Vay be, demek mezun olunca Cami de çizebileceğiz….”
Sanırım tüyleriniz diken diken oldu.
Herhalde yine aynı arkadaşımın perspektif bir resme (bilgisayar çalışması) bakarak “Bunun ölçeği kaç?” diye bana sorduğu soruyu aktarsam yukarıdaki örnek kadar etkili olmaz.

Bu durum eğitimin yetersizliğinden, süresinin kısalığından değil, mimar adaylarının ÖSS gibi avukat, öğretmen, mühendis, doktor…v.b. bir çok farklı meslek adayının da aynı anda seçildiği merkezi bir sınavla seçilmesidir. 3 boyutlu algı, tasarım yapabilme, ressamlık, müzisyenlik, yazarlık gibi herkeste bulunmayan doğal bir yetenek olup pek tabi ki eğitimle en doruk noktasına ulaşabilir. Bu anlamda Mimarlık bölümlerin de de güzel sanatların farklı dallarındaki bölümler gibi merkezi sınavın yanında yetenek sınavı yapmalıdır. Sorunun kökeni mimar adaylarının seçilmesindeki yetersiz uygulamadır.

Mimarlıkta “usta-çırak” ilişkisini savunanlar da kabul edeceklerdir ki tarihte bu yöntemin uygulanmasında da seçicilik vardı ve ustalar çıraklarını yeteneklerine göre seçerlerdi.

Bilinçli mimar adaylarının mimarlık okullarının kapılarına gelmesi için üniversitelerdeki hocalarımız, aslında diğer tüm meslek dallarında da olmasını gerektiği gibi, liselerdeki rehberlik, meslek tanıma çalışmalarına katılmalılar ve lisedeki öğrenci arkadaşlarımızın mimarlığı çevresinde gördüğü yapılar üzerinden algılamasına izin vermemeliler.

Hatta daha ileri girersek, ki gitmeliyiz; meslek liselerinin yapı ressamlığı/yapı gibi bölümlerinin tamamen teknik olan eğitimi kırılmalı, mimarlığın tasarım yönüne dair bazı dersler verilerek mimar olmak için alt yapı kazanmış, bilinçli bir şekilde bu işi yapıp yapamayacağına karar verebilen bireyler yetiştirilmelidir.

Bir mimarın hayatındaki mimar olmaya karar verme anı ÖSS sonuçlarının açıklanışından çok daha öncesine ötelenebildiğinde mimarlık eğitimindeki ve çevremizdeki bir çok sorun ortadan kalkacaktır.

Bir bina düşünün ki o bina kendinden beklenen mimari fonksiyonları yerine getirememektedir ve insanlar bazı eklemelerle onu farklılaştırmaktadır. Bu fazlalaştırmalar, en başından gerekli koşullara göre tasarımı yapılmış bir binanın mimari başarısına ulaşabilir mi?

Bu düşüncelerimi “2 yıl zorunlu staj” fikrine sıcak baktığını bildiğim Üniversiteden değerli hocam ve aynı zamanda Eskişehir Mimarlar Odası Başkanı Sn Halit Halaç’a belirttiğimde beni birçok açıdan haklı bularak, bu tür köklü yapısal değişimler için Mimarlar Odası’nın ve Üniversitelerin yeterli gücü olmadığını söyledi. Peki eğitimin sorunlarını çözmeye yönelik bu tür köklü değişimler için bu kurumlar girişimde bulunamayacaksa kim bulunacak?

Evet ülkemiz mimarlık eğitiminin derhal üzerinde durulması gereken sorunları vardır. Ancak bu sorunlar yukarıda da belirttiğim gibi mimarlık eğitimin süresinden kaynaklanmamaktadır. Bu sürenin 4+2 yıl üniversite eğitimi, +2 yıl zorunlu staj + yeterlilik sınavı +….+…. ….. gibi uzatılması sorunları çözmeyeceği gibi bu çileli sürecin mimar adayları için sosyal olumsuzluklarının görülmesi mesleğe ilgiyi de azaltacaktır. Ayrıca daha önceden de belirttiğim gibi imza yetkisi alma sürecinin uzunluğundan dolayı, bu sürenin daha da uzamaması için bir çok niteliksiz çalışma proje derslerinden geçebilecek ve gerçek anlamda başarılı ve başarısız olan öğrencinin farkı kalmayacaktır: Herkes bir şekilde master yapmış ve büro deneyimine sahip mimar olacak.
Yani sorunları, gerçek çözüm yolunu ve sizin önerdiğiniz çözüm yolunu somut bir benzetmeyle örneklemeye çalışacağım.
Temeli sağlam yapılmamış bir duvar düşünün. Siz onu sağlamlaştırmak için üzerine tuğlalar ekleyerek duvarı yükseltiyorsunuz. Ancak duvar sağlamlaşmak bir yana daha da ağırlaştığı için çöküyor. Oysa yapılması gereken temelin açılıp sağlamlaştırılmasıdır.

Zorunlu staj uygulamasını ve “usta-çırak” ilişkisini savunanların en başta söyledikleri bir gerekçe var: “Bir çok AB ülkesinde böyle yapılıyor”
Bizim AB ülkelerindeki mimarlık eğitimi anlayışını hap gibi yutmamız, aynen kopyalamamız ne derece doğru? Yeri geldiğinde ülkemizde Kadınlara seçme ve seçilme hakkının Cumhuriyetle birlikte bir çok AB ülkesinden önce geldiğini söyleriz ve haklı olarak bu durumdan gurur duyarız. Demek ki örnek olacak uygulamaları onlardan önce başlatmamız mümkün olmuş ve mümkün olacaktır. Bu uygulamalardan biri neden mimarlık eğitimin köklü değişimi ve liseye kadar uzanan bilinçli mimar yetiştirme sistemi olmasın? Hatta diğer tüm mesleklerin de?

“Usta-çırak” ilişkisine bu denli karşı çıkarken gerçek “usta”lara da haksızlık etmek istemem. Nice mimarlar var ki onlarla çalışma hayatında birlikte geçirilecek her dakika çok kıymetlidir, daha sonraki meslek hayatımızda onları aynen taklit etmeme başarısını gösterebileceğimiz sürece. Ancak zorunlu staj uygulamasının yasallaşmasından sonra yalnızca çalışma hayatında geçirdiği yıl sayısına bakılarak yasal olarak “çırak” kabul edecek her “usta” aynı niteliklere sahip olabilecek mi?
Yoksa gerçek ustalar yanlarına yüzlerce kişi mi alacaklar?

Meslek hayatında aktif tasarımcı olarak çalışmayı düşünen her bilinçli mimarlık öğrencisi gibi bende bir çok mimarlık bürosunda çalıştım. Ama her seferinde onların kitschleşmiş üsluplarından uzaklaşmam beni çok yordu ve ne yazık ki bu olumsuz etkileşimlerim bazı zamanlarda okul projelerime de yansıdı.

Her mimar ve mimarlık öğrencisinin olduğu gibi benimde çalışmalarını hayranlıkla incelediğim, beğenilerimi toplayan eserleri olan ünlü mimarlar var. Bunlardan biri de Frank Gehry. Bana Gehry’nin yanında 2 yıl staj yapmam için teklifle gelinse korku ve dehşetle “hayır” derim. Şüphesiz böyle büyük bir mimarın yanında çalışmak bana çok şey kazandırır, özellikle de teknik bilgi anlamında. Ancak bu iki yıl sonunda Gehry klonlanmış olur, ve bu durumun mimarlığa hiçbir katkısı olmadığı gibi gerçek ustaya da zararları büyük olacaktır. Böyle bir durumun olumlu olduğu düşünülse bile klonlanacak kaç tane usta mimar var ki Türkiye’de, binlerce mimarlık öğrencisini düşündüğümüzde….

Mimarlık “piyasası”nda aktif olarak çalışan kişilerin “2 yıl zorunlu staj” uygulamasına bakışı “tabi ya olması gerekir, yeni mezunlar yönetmelikleri de bilmiyorlar, doğru dürüst uygulama projesi de çizemiyorlar….” Şeklinde oluyor. Büro bürokrasisinin, yani büro-belediye-Mimarlar odası üçlüsü ilişkilerinin ve sık sık değişen yönetmelik ve tüzüklerin bilinmesi gerekliliğinin ise “usta-çırak ilişkisi”nin nedeni olabileceğini düşünmüyorum. Bunlar çalışma hayatı içinde zaten öğrenilecek ve öğrenilmesi 2 yıl almayacak şeyler… Teknik anlamda yetersizlikler ise okul eğitimde kazanılmamış/kazandırılmamış bir durumsa, bunların “usta-çırak” ilişkine yüklenmesi ne hüzünlü bir durumdur.

Yazımın başında bu iyi niyet maskelerinin ardında ne yatıyor diye sormuştum.
ABye gireceğiz. Genç mimar adayları olarak bizler dinamiğimizle, mimaride bilgisayarı son derece etkin bir şekilde kullanabilmemizle, yabancı dil bilgimizle, genç yaratıcı beyinlerimizle geliyoruz ve yaşlanmış Avrupa içinde kazanmış olduğumuz serbest dolaşım hakkı ile çığ gibi eseceğiz!…. Ülkemizde, kendi yarattıkları köhnemiş mimarlık pratiği içinde körelmiş mimarlar buna nasıl dur diyecekler? Bu gidişatı nasıl tersine çevirecekler? Tabi ki imza yetkimizi, tasarım yetkimizi elimizden alarak! Bizi kendilerine köle gibi 2 yıl çalıştırarak! Kendi körelmişliklerini bize bulaştırarak! Hayır! Size izin vermeyeceğiz! İşte sizin bu iyi niyet maskelerinizin altında bu yatıyor!

Mimarlık o kadar farklı bir uğraş, o kadar göreceli bir başarı ki; okul projesinde FF alarak başarısızlığa uğrayan bir proje 9. Ulusal Mimarlık Ödüllerinden birini alabiliyor! Bu öyle güzel bir şey ki, bana seçtiğim mesleğin ne kadar dinamik bir yapısı olduğunu, bizim ne kadar geniş bir açıyla mimarlığa bakarsak o kadar başarılı olacağımızı gösteriyor,
beyinlerimizi hep daha fazla çalıştırmamız gerektiğini gösteriyor.
LÜTFEN ONLARI DURDURMAYIN. ÇÜNKÜ ONLAR SİZLERİN DE GELECEĞİ!

ÖZGÜR KEMAL ZAİMOĞLU

Metin Karadağ
04-06-2004, 20:08
Teşekkürler.

Konuyu çok berrak bir biçimde ele almışsın.

Her yeni yasal uygulamanın saklı haklara işaret eden bir bölümü olur.

Böyle bir bölüm bulunmazsa saklı haklardan dolayı açılacak davalar, o yasayı kadük edebilir.

Örnek vermek gerekirse, "bu yeni yasa önümüzdeki yıl okula kayıt olacaklar için geçerlidir..." gibi, herhangibir hak ihlalinin önüne geçilir...

Mevcut duruma göre hali hazırda okuyanları kapsamadığı için, konu yeni kaydolacaklara dönük uyarıyı da içerir.

Konu ilk anda "piyasadaki mimar emisyonunu azaltmak gibi bir amacı içeriyor" gibi gözükse de esas olarak uzun vadede meslek alanındaki topyekün kan kaybını önlemeye dönüktür.

Türkiye'de mimarlık eğitimi veren kurumlardan 4 yılda mezun olanların aldıkları tüm derslerin toplam kredi ortalaması 130 ile 160 kredi arasında olduğu, AB ortalamasının ise 240 kredi değerinde olduğu Mimarlık ve Eğitim Kurultayı II'de de defalarca dile getirildi.

http://www.mimarist.org.tr/index.cfm?sayfa=kurultay&Sub=kurultay

Aradaki 80 ile 110 kredilik boşluk nasıl dolacak?

Bu nedenle yurtdışına gidildiğinde mimar olarak çalışmak isteyenlerin önüne koyulan koşulları duymuşsunuzdur.

Aradaki fark-kredi değeri kadar eğitim zorunluluğu ile karşılaşıldığı öteden beri bilinen yaşanan şeyler...

Bazı okulların 2 yıllığına akredite okul ünvanı almak için her iki yılda bir yüzbinlerce dolar ödediklerini de duymuşsunuzdur.

Kendisi Akrediter olamayıp (akreditasyon otoritesine sahip olmayan) ama sürekli 2 yıllığına yüzbinlerce dolar ödeyip (o dönemde mezun olmuşsanız ne iyi...) akredite edilen bir ya da birkaç okulla Türkiye'de mimarlık eğitimi genel düzeyi maalesef bir yere varamadı.

Neyse.

Tekrar eline sağlık diyerek kısa kesmek istiyorum.

Dilerim bu sohbet başka katılımcılar tarafından da daha canlı olarak sürdürülür...

Zaimoğlu
05-06-2004, 18:37
Bu kredi farkı sorunu çok kolay halledilebilir.

Ben bir son sınıf öğrencisiyim. Alttan aldığım bir dersim yok. Daha önceden son sınıf derslerinden alıp da şu anda eksik olarak okuduğum bir dersim de yok. Ders programın günde en fazla 4 saat dersi içeriyor:
Ders isimlerini saymama gerek yok ancak kısaca:
pazartesi: 2 saat
salı: 4 saat
çarşamba: 2 saat
perşembe: 3 saat
Cuma: proje
Ne kadar az değil mi?
Demek ki 4 yıl eğitim süresi bu belirttiğiniz kredi farkını kapatabilmek için yeterli süre....

Geriye dönük hakların korunmasına gelince....
Ben Türkiye'de geriye dönük hakların korunduğuna inanmıyorum.
Çünkü başıma geldi...
Ben bir meslek lisesi mezunu bir gencim. (otomasyon/elektronik bölümü)
Meslek lisesini seçişimde o zaman için idealim olan elektronik mühendisliği, bilgisayar mühendisliği gibi bölümlere girişte hiç bir problem yoktu, hatta önemsiz küçüklükte bir değer de olsa kendi alanımızın devamı sayıldığından düz liselere göre küçük bir avantajımız da vardı...
Ancak son sınıfa geldiğim de bir de ne olsun?
"Sen iki yıllık yüksek okullar ve elektronik öğretmenliğinden başka bir yeri yazamazsın, yazarsan 24 puan eksik olarak sınava gireceksin!" dediler. (yök)
Ben de olabildiğince yüksek bir puan alıp okul birinciliğimin getirdiği avantajdan yararlanarak ikinci idealim olan mimarlık mesleğini seçtim ve OGÜ Mimarlık bölümüne girdim...
Bir anlamda onların bana verdiği 4 yıllık meslek eğitimini boşa çıkarmak için...
Neyse ki bu alanı da çok sevdim ve başarılı oldum...
Eğer düz lise mezunu olsaydım Puanım İTÜ ya da OTDÜ mimarlık bölümlerine yetiyordu....
Ancak iyi ki böyle olmuş ve bu büyük üniversitelere girmemişim. Yoksa hala "usta-çırak" ilişkisini savunan hocaların içinde ben neyapardım?

Zaimoğlu
05-06-2004, 18:53
Diyelim ki geriye dönük haklar geçerli oldu ve bu yasa yeni gelen öğrenciler için uygulanacak denildi.
O zaman "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" deyip köşeme çekilip yeni gelen arkadaşlara bakıp kıs kıs gülecek miyim?
HAYIR!
Ben doğru bildiğimi hayatımın sonuna kadar savunacağım!

Metin Karadağ
07-06-2004, 16:54
Ortada henüz "Kurumsallaşmış" bir Ulusal Akreditasyon yapısı bile yok iken "neye göre ne?..." değerlendirmesi yaptığınızı pek anlayamadım...

" Zaimoğlu: Bu kredi farkı sorunu çok kolay halledilebilir."

Hem biçim hem de içerik olarak ortada bir "Ölçme Bilgisi" mevcut değilken... nasıl böyle kesin bir yargı da bulunuyorsunuz anlamak mümkün değil.

"Boşa geçen" saatlerin toplamı nasıl bir değerlendirme ölçüsü olabilir ki?

Haydi dolu dolu geçiyor diyelim.

Dolu dediğiniz şeyin anlamı üzerine hiç olmazsa bir "Ulusal Ölçme Bilgisi" oluşabilmiş olsaydı kolay mı zor mu ondan sonra anlayabilirdik...

İstanbul'da bulunan 9 okulun mimarlık bölümünde 3.000'in üzerinde mimarlık öğrencisi bulunuyor.

Kıbrıstakiler de dahil 40'ın üzerindeki okulda 10.000'e yakın mimarlık öğrencisi okuyor.

Ve ortada henüz Ulusal Akreditasyon Kurumsallaşması olmadığı için olmayana ergi metodu haliyle geçerli oluyor:)))

blu
07-06-2004, 18:48
Mimarlık eğitiminin kalitesini dolayısıyla ülkedeki mimarlığın nitelik değerinin yükseltilmesini amaçlayan eş"kredi"lendirme çalışmalarının yalnızca ders saati artırımı ile başarıya ulaşabileceğini düşünüyor musunuz? Eğer düzgün bir eğitim veremiyorsanız bu iki taraflı işkenceyi uzatmanın ne anlamı olacak?

Özellikle "Eğitim Kurultayı" gibi ortamların son yıllarda, mesleki üretim alanında denetim mekanizmalarını işletemeyen (çoklukla yanlış işleten) ve içinde bulunulan ülkenin kaotik mimarlık -dışı- üretimlerinin sorumlusu olarak da eğitim kurumlarını ve eğitimcileri hedef gösteren Mimarlar Odası tarafından sahipleniyor oluşunu açıkçası oldukça garipsiyorum.

Bunun yanında, Meslek Örgütü tarafından eğitimin süresini artırmak için gösterilen çabaların onda biri mantar gibi çoğalan Mimarlık Fakülteleri'nin açılmasını engellemek üzere gösterilseydi; bugün bu tartışmaları yapıyor olmazdık diye düşünüyorum.

Mimarlar Odası tarafından denetlenen işyerlerinde yapılacak iki yıllık staj konusu ise başlıbaşına bu ülke mimarlığının başına örülen bir çorap olacaktır. Hangi oda, hangi işyeri, hangi usta?

Eğitimi eşkredilendirme öncesinde bence meslek örgütünün kendisini bir hizaya koyduğu Avrupa'daki meslek örgütleri ile eşkredilendirmesi gerekiyor. Belki o zaman bilinçli ya da bilinçsizce yapılan hataların bir parça farkına varılır da yapılmak istenenlerden geri adım atılabilir...

Metin Karadağ
07-06-2004, 19:53
Belgeler hafıza kaybına karşı en iyi ilaçtır:

http://www.arkitera.com/forum/forumdisplay.php?s=&forumid=47


Akreditasyon'un süre uzatma "kredi" üleştirme yapılaşması ile bir ilgisi yoktur:...


http://www.mimarist.org.tr/kurultay/akreditasyon-7Kasim.doc


Bakalım Mimarlık ve Eğitim Kurultaylarıyla ilgili Sorumlu Kurumlar hangileriymiş:...

http://www.mimarist.org.tr/index.cfm?sayfa=kurultay&sub=calisanlar

Zaimoğlu
07-06-2004, 23:13
kredi farkının giderilmesine ilişkin yazdıklarım sorunları yanlızca kağıt üzerinde matematiksel eksiklikler olarak gören ve yine çözümü kağıt üzerinde herkesin master yapmış, uzmanlaşmış, 2 yıllık büro deneyimine sahip ve dolayısıyla (okul projeleri dışında) portfolyö sahibi ve en nihayetinde tasarım yapma yetkisine sahip olacak mimar olarak mezun edilmesinde bulan kişilere karşı gösterdiğim bir refleksti...

Zira sorunların kağıt üzerinde çözülmesi yaşamımızın her alanında karşılaştığımız bir durumdur:

Her ehliyet kursunda ilk yardım dersleri vardır, hatta askerliğini yapmış her kişi bu hususta eğitim alır... Ancak ne yazık ki bir trafik kazasında karşımıza çıkan komik! kurtarma ve ilk yardım manzaralarını engelleyemeyiz...

Yazımda da belirttiğim gibi, çözümü mimar adaylarının seçilmesinde yapılacak köklü değişikliklerde aramalıyız. Bunun da getireceği bazı teknik zorluklar olsa da, nesilden nesile o adayları da seçecek kişilerin niteliklerinin artmasıyla mimarlığımızda farkedilir bir farklılaşma olacaktır...

Rabia Alga
26-06-2004, 14:14
5 yıllık eğitimden sonra 2 yıllık zorunlu meslek pratiği sürecinin gerekliliği Mimarlar Odası tarafından kabul edildi. Sizce Türkiye’de verilen mimarlık eğitimi kaç yıl olmalıdır?

USTABASI
28-06-2004, 14:43
Zaimoglu`nun görüslerine tamamiyla katiliyorum ve kendisine destek olarakta asagidaki ilaveleri gönderiyorum.

Bu konuyla ilgili olarak daha önce mimarlar odasi istanbul subesinin yazisma guruplarinda (mimarlara mektup, mimarist ve mimari stajda rotasyon v.d.)birkac defa yazdim bir defada arkiterada iki satirla bu konuya almanyadan bir bakis acisini sunmak istiyorum.

Istanbulda bulundugum süre icinde mimarlar odasi istanbul subesinde mimarlik ve egitim kurultayinin bir toplantisina katilmistim, orada bu konu yine gündeme gelmis ve avrupadan örnekler verilmisti.

Ben bu avrupa örnegini almanya kavrami ile somutlastirmak istiyorum.

Öncelikle kavramlari belirleyerek devam etmek istiyorum. Staj ve Mesleki Deneyim kavramlarindan Staj`in Türkiyede secilmis olmasi büyük bir sanssizlik.
Almanyada bu kavram Mesleki Deneyim olarak tesbit edilmis.

ve

Buradaki uygulamada Roma Hukuku baglaminda SIYAH, BEYAZ ve GRI BÖLGELER kavrami kullanilmakta yani biraz acarsak

SIYAH: Mesleki deneyimi olmayanlar, bu durumda olanlarin odaya kaydi yapilmaz.
BEYAZ: Mesleki deneyimi olanlar, bu durumda olanlarin odaya kaydi yapilir.
GRI BÖLGE: Mesleki deneyimi olmayanlar, ancak olaganüstü yetenekli ve deha tabir edilebilecek yeni mezunlar ayrica hic mimarlik egitimi almamis ve bir diploma sahibi olmayanlar yada mimarlik diplomasi oldugu halde almanya egitim bakanligi nezdinde kabul görmeyenler.

GRI BÖLGE`de kalanlar en az 3 proje ile komisyona müracaat ederler gerekli hallerde komisyon önünde sözlü bir sinavla yeteneklerini kanitlayip mimarlik ruhsatini alirlar.

Dolayisiyla bu staj kavrami bir egitim cagrisimi yaptigindan bunun secilmis olmasini hukuken ve icerik olarak pek dogru bulmuyorum.


5 yil konusunda ise söyleyecek söz bulamiyorum. Bu konu 2 yildan beri Almanyada da hararetle tartisiliyor. NRW Mimarlar Odasi bütün itirazlarina ragmen yasaya engel olamadi ve Yasa mimarlikta 3 yillik lisans egitimini (Bachelor) ve 2 yillik yüksek lisansi (Master) öngörerek meclisten gecti (Avrupa Birligi Komisyonunun talebi) Mimarlar Odasinin talebi 4 yillik egitim ve 4 yildan az egitim alanlarin mimarlar odasina kaydinin yapilmamasida odanin talepleri arasinda yer aliyordu.

Bunun üzerine NRW Mimarlar Odasi bir aciklama yaparak 3 yillik egitimle mezun olanlarin odaya kayitlarinin yapilmayacagini aciklad. Bu durumda olanlarin ya 4 yillik bir okulda tamamlama egitimi yapmalari yada 5 yillik yüksek lisansla (4 yili fazlasiyla tamamliyor) müracaatlari gerekiyor.
Bu noktaya özellikle dikkatinizi cekmek istiyorum.

Almanya Mimarlik displinlerinin bütün alanlarinda standardi oldukca yüksek olan bir ülke.
Burada 3 yil degil 4 yil olsun tartisilirken Türkiyede en az 5 yil egitim vede iki yil STAJ ! denmesini anlamak mümkün degil.

Süreden ziyade icerikle ilgilenmek bence daha dogru olurdu.
4 yillik egitim yeterlidir.

Sayin Zaimoglu gördügünüz gibi Almanyadaki konuya yaklasim bicimi sizin tabir ettiginiz hususlara cok yakin vede kati degil.
Umarim Türkiye Mimarlik ortaminda da GRI BÖLGELER yakin zamanda olusur.


Herkese Selamlar

USTABASI
28-06-2004, 19:01
Metin Karadag' dan alinti

(Bu nedenle yurtdışına gidildiğinde mimar olarak çalışmak isteyenlerin önüne koyulan koşulları duymuşsunuzdur.

Kendisi Akrediter olamayıp (akreditasyon otoritesine sahip olmayan) ama sürekli 2 yıllığına yüzbinlerce dolar ödeyip (o dönemde mezun olmuşsanız ne iyi...) akredite edilen bir ya da birkaç okulla Türkiye'de mimarlık eğitimi genel düzeyi maalesef bir yere varamadı. )

Selam Metin vede sagol bu konuya degindigin icin,

seninle bu konuyu kapali devre epey yazistik simdide kamuyou önünde biraz yazalim.

Yukaridaki ifadelerinle beni bayagi meraklandirdin :-) özellikle bati avrupa icin akredite oldugunu iddia eden su okullarin adini bir yazsana. Her platformda duyarim "Bazi Üniversitelerimiz Avrupa Ülkelerinde taninmiyorlar" sanki hepsi taniniyorda birkaci taninmiyor gibi bir cagrisim yapiyor. Benim bildigim kadari ile -HiCBiRi- umarim yaniliyorumdur.

Almanyada sadece iDGSA taniniyor (onunda sadece Yüksek Mimar ünvanli olanlari) maalesef oda rahmetli oldu MSÜ yada MSGSÜ devami olmasina ragmen taninmiyor .
Bu konuyu Avrupa Insan Haklari Mahkemesine kadar götürmüs biri olarak olayin canli sahidiyim.

Hangi Üniversitenin hangi bati avrupa ülkesinde tanindigini bir bilen varsa yazsin (Tabiki Mimarlik egitimi baglaminda )

Zahmetleriniz icin simdiden tesekkürler.

Rabia Alga
29-06-2004, 17:03
Aslında şu sıralar farklı başlıklar altında açılan bir çok konu Mimarlık+Eğitim+Süreç ilişkisini barındırıyor...Aslında yasa tasarısından çok mimarlık okullarının bir çoğunun yaz dönemine şu sıralar giriyor olması da bunda etkili..

Sayın Aydan Balamir de bu haftaki köşe yazısında bu yasa tasarısına ve sorunlarına değinmiş..


...Mimarlık eğitimini AB koşullarına göre yeniden düzenleyecek bir yasanın eli kulağında. Hazırlanan yasa tasarısına süreler açışından bakıldığında, dizilimin yalnızca okul basamakları -imza hakkının kazanımını da katarsanız- bir 10 yıl tutuyor...


Yazının devamı için tıklayın. (http://www.arkitera.com/koseyazisi/aydanbalamir/yazi1.htm)

omerselcuk
29-06-2004, 23:54
Merhaba,
bence egitim süresinden cok nitelik önemli ancak, 5+2 mantigi avrupadaki okullarla denklik yolunda önemli bir adim , ve son derece dogru. toprlamak gerekirse, nitelik yükselmeli bunun yaninda egitim süresi arttirilabilir.

Ben avusturyada ögrenimime devam ediyorum. burdaki sistemle ilgili sunlari söyleyebilirim; burda 3+2 seklinde bir sistem var denebilir. ilk 3 ü bitirdiginizde teknikerle denk bir ünvan aliyosunuz, geri kalan 2 sene bitirildiginde dipl. ing. denilen mimara denk bir diplomaniz oluyo, ancak bu diplomayla sinirli bir calisma olanaginiz var . 3 yil kadar belli kosuularin üzerinde bir ofite calistiginizda, yurt disinda bircok ülkede gecerliligi olan bir nevi diplomaniz olmus oluyo, yani istediginiz ülkede calismaya baslaybilirsiniz.

ancak hala imza atma yetkisine sahip olamiyosunuz. imza yetkisi alabilmek icin, oldukca zor, teknik bilgi agirlikli yazili ve sözlü bir sinava giriyosunuz, sinavi gecerseniz , büro acma isletme , ve imza atma yetkisine sahip olabiliyosunuz.

yani gercekten mimar olabilmek insaat yapabilmek icin cok uzun bir yoldan gecmek gerekiyo. türkiyede bu yol, biraz yalapsap geciliyo gibi geliyo bana. o yüzden insa etme yetkisi alabilmek zorlastirilmali yeterince bilgisi, birikimi olmayanlarin bu yetkiyi almalri engellenmeli. yani bu is ciddiye alinmali.

heleki yanlis yapi yapmanin acisini bukadar agir cekmis bir ülke olarak ,sartlar agirlastirilmali, ancak bu sekilde nitelik arttirilabilir!

muratcetin
30-06-2004, 11:22
Sevgili Aydan Hocam'ın Arkitera'da "Mimarlığın 'Orta Dünya'sında Yasal Düzenleme", adlı yazısını okurken, mimarlığından "ortası"ndan, önce "dış"ına, sonra da "içi"ne doğru yaptığım yolculuktan en iyi haberdar olan kişilerden biri olarak yazıyı sanki bana yazıyormuş hissine kapıldım. Istanbul'da karşılaştığımızda, kendisinin bende "dava'dan dönmüş" diyerek açtığı derin yaranın üzerine tuz basan bu yazıdan sonra bir mesaj yazarak o gün paylaşamadıklarımı aktarayım istedim.

Diğer disiplinler tarafından, mimarlık hakkında, yazıda ifade edilen, tüm o küçümser yaklaşımlara sürekli tanık olmuş biri olarak, bu uzmanlık alanlarında yüksek eğitim sistemizdeki çarpıklıktan dolayı, ayrı ayrı yetiştirilmek durumunda olan kişilerin, ORTAK TASARIM KÜLTÜRÜ ile yetiştirilmesi gereğine son derece katılıyorum. Bu kaleyi savunmak için her cephede çarpışarak, hatta bazen de derin yaralar alarak sürdürdüğüm ve en başta Aydan Hanım sayesinde içine adım attığım akademik çevrede, gerçekten okulumuzun en sağlam kale olduğunu düşünüyorum. Ve bu "tapınak şövalyeleri"nin sıfatına dahi ciddi bir allerji duyulduğunu hissediyorum. Ama yine de görev yaptığım her yerde, görev sürem boyunca, o kale de öğrendiğim "orta dünya"nın değerlerini bulabildiğim herkese aşılamaya çalışıyorum... Uzmanlaşmaya ben de karşı değilim ama, ortak dili paylaşabilen disiplin adamları varolabildiği sürece... Disiplinler arası geçirgenliği sağlayacak yasalar bir ölçüde çözüm getirebilir belki ama, meslek sahipleri ve eğitimciler arasında da ben bu görüşlerin tam anlamıyla paylaşılmadığını düşünüyorum. Genelde bir kutuplaşma var, çalıştığım okulda bile kadronun çoğunluğu mimar öğretim elemanlarından oluşmakla birlikte, mimar kökenlilerin yalnızca yapı ağırlıklı bir eğitim, (ki tektonik değerler, biçim-içerik ilişkileri, baglam, veya özgün tasarım değerleri ve ilkelerinden bahsedince tabiki adeta bir uzaylı gibi karşılanıyorum), iç mimar öğretim üyelerinin de tamamen ya boyama teknikleri, ya da mobilya imalat süreçleri üzerinden bilgi aktardığını gözlüyorum. Yıllarca muhendis arkadaslarimizla yasadigimiz zorlu sureci hepimiz bildigimiz icin tekrarlamaya gerek duymuyorum (kuskusuz burada mimariye birseyler katmayi hedefleyen, bu kulture sahip ve cok uyumlu calistigimiz, degerli muhendis dostlarimizi ve hocalarimizi ayrı tutuyorum). Böylece bütüncül ve ortak bir tasarım kültürünün aktarılması için burada da zorlu bir savaş veriyorum. Forum'da Aydan Balamir, Abdi Guzer ve Ziya Tanalı ile tartışılann konular, bir kesime çok uzak... bu gerçekten bir kültür meselesi, bireysel girişimlerle çok zor oluyor. Bu yuzden, mimarlık eğitiminin uzatılması ve ilk üç yıl bu anlamda bir ortak kültürün aktarılmasının muteakkip bir uzmanlasmanın daha iyi olacagını dusunuyorum. Ingiltere'de doktora calismami yaptigim sirada tanik oldugum zorlu, uc asamali RIBA lisansinin olumlu yanlarini bu anlamda ifade ederken, daha once yine arkitera da yayinlanmis (yanilmiyorsam, Ferhan Yurekli'ye ait) bir yazida da vurgulandigi gibi, genc meslek adamlarinin önünün tıkanmasına yol açabilecek duzenlemeler konusunda da duyarlı olunması gerektigini tekrarlamak istiyorum.



Aslında şu sıralar farklı başlıklar altında açılan bir çok konu Mimarlık+Eğitim+Süreç ilişkisini barındırıyor...Aslında yasa tasarısından çok mimarlık okullarının bir çoğunun yaz dönemine şu sıralar giriyor olması da bunda etkili..

Sayın Aydan Balamir de bu haftaki köşe yazısında bu yasa tasarısına ve sorunlarına değinmiş..




Yazının devamı için tıklayın. (http://www.arkitera.com/koseyazisi/aydanbalamir/yazi1.htm)

infilak
01-07-2004, 11:41
Mimarlar odası ve tüm mezun mimarların bilerek ya da bilmeden savaştıkları işlerini ellerinden alacakları düşmanları vardır.
Oda son bültende bunları iki madde altında tanımlamış.
1.GATS
2.Eğitim Süresi
Yani yabancı mimarları ve yeni mezunlar.
Yazılanları kanım çekilmiş bir şekilde okuyorum.
Ferhan Yürekli'nin yazısını bir daha okuyun.
http://www.arkitera.com/koseyazisi/ferhanyurekli/yazi1.htm
Avrupa Birliği Senatosunun aldığı Mimarlık eğitimi 4 yıl olacaktır ve üye ülkeler buna göre içtihatlarını 2010' a kadar düzeltecektir kararı var. Hangi 5+2 den bahsediliyor. Terkedilecek olan 5+2 mi? Biz bu uygulamaya 1984' te geçmişiz. Niye geri adım atılıyor?
Türkiye'deki 'kötü' mimarlığın kaçta kaçı yeni mezunların eseridir?
Örgün eğitim bir insana ne kadar şey verebilir? Ya da ne kadarını alır götürür?
Mimarlık gibi kültürel bir işin eğitimi hiç biter mi?
Zorunlu stajdan, Almanya'dan, Kanada'dan, Avustralya'dan bahsediliyor. Oralarda da mı 450 milyona sigortasız eleman çalışıyor. bu düzenlemeden sonra vay yeni mezunların haline.
Kaçımız için mimarlık 'eğitimi' ikinci sınıfta bitmiştir? Kaçımız okulun geri kalanını kredi doldurmak için derslere girmek ve çalışarak birşeyler daha öğrenmek için geçirmişizdir?
Mimarlık mesleğinin kalitesini 'samimiyetle' arttırmak ise amacımız, ürünlere bakalım, kişlere değil. Yapının müellifi kaç Ulusal mimarlık şeref madalyası kaç pritzker almış olursa olsun yaptığı işe bakalım. İşimize bakalım.
Türkiye' de 'yetersiz' olan mimarlık eğitiminin süresi ve işleyişi değildir.

elifbb
01-07-2004, 13:58
Web sayfalarımı dolaşırken bi ara arkitera diyaloğunuzda kaybolmuş buldum kendimi.
Diyaloğun yanısıra, Aydan Balamir'in Orta Dünyasını okudum köşe köşe. Sonuna kadar katıldığım entegre meslekler yerine hasım yetiştirme konuları her zamanki gibi içimi burktu. Özellikle de okul tanıtım standlarında karşılıklı bakış savaşlarına giren mühendisler mimarlar gözümün önüne gelince. Mühendislerde de mimarlarda da, sürekli diğer disiplinlere Osmanlı tokadı yapıştırmaya çalışan istisnaları görmemeye çalışırken, varlıklarının farkında olmak gerekliliğini yaşıyorum. Bunu okul sırasında yaşadım, okul sonrası da yaşıyorum. Bir yandan İnşaat kantininde çamurlu çayımızı içerken "mimar" diyince yüzü ekşiyen mühendisimi, bir yandan Mimarlık binasında bıkmadan usanmadan bana "sen mühendissin, çıkamayacaksın bu binadan" diyen mimarımı göz ardı etmem mümkün değil elbette. Ancak, bu bilinçsiz ve boş savrulmaların altında beni daha da rahatsız eden şey, gerçekten nereden çıktığını, niye çıkmasına izin verildiğini, daha da beteri nasıl hala devam ettirildiğini anlamadığım disiplinler arası yoğun öfke.

4. sınıftaydım, aklımın en güzel köşesinde ve sanırım pas tutmuş kalbimin en derininde bir yerlerde kalan mimarlık sayıklamaları devam ederken, bazı derslere giren hocaların yorumları beni giderek daha da düşündürüyordu. O sıralardaydı, ortak derslerimiz olmalı demiştim kendime. Ben, mezun olmadan bir mimarla iletişimde olmalıyım, bir elektrik mühendisiyle göz göze gelmeliyim, bir makina mühendisiyle aynı kalemi paylaşmalıyım. Tüm kardeş mesleklerimle aynı olduğumu, bütün olduğumu görmeliyim. Bunun yasal olarak, format olarak, YÖK olarak olup olamayacağı ayrı bir durum. Ancak hep aklımdaydı. Derken zamanı takip edemediğim bir sürece girdim ki, yeni yeni toparlayabiliyorum küçük kağıtlara karalamış olduğum düşünceleri.

"Diğer meslekleri bir kenara bırakalım şimdilik, mimarlık bölümünden öğrencilerle birlikte bir proje yapmak istemez misiniz?" dedim inşaat derslerimiz arasında bir yerlerde...

Gri bölümümün canım mühendisleri bu fikri sonuna kadar destekleyeceklerini söyledi. Tabii ki fikri kulağından tutup çeken biri olmayınca pelte gibi kalıveriyor seneler öncesinde. Ama çok mu geçtir? Çok mu zordur? Çok mu hayaldir bunu yapabilmek diye sormak istiyorum ben hala...

Avrupa ve Amerika eğitim sistemlerinin incelendiği, sevgili Aydan Balamir'in de yazısında belirttiği Avrupa Birliği'nde yasallaşmaya giden mesleki tanınırlık kriterlerinin konuşulduğu, ortak eğitim anlaşmalarının giderek etkin hale geldiği bir dönemdeyiz. Hazırlanan taslaklar var, yapılan görüşmeler var, istenilen defakto durumlar var belki de... Bunların hepsini yaşarken elbette eğitimin niteliğini, entegrasyonunu farklı renklere boyamaya çalışmadan olamaz diye düşünüyorum.

Umuyorum ki yakın bir gelecekte, mezun olan inşaat mühendisi arkadaşlarım, mimar arkadaşlarımla zaten tanışmış, kaynaşmış, üzerinde uğraştığımız mesleki tanınırlığı ve etiği yaşamış olacaklar. Eğitimin bir parçası olmak, eğitimin bir parça olması, parçaları bizim yaratmamız çok uzak değil gibi geliyor toz pembe gözlüklerime:)

İnşaat mühendisi olduğum için mutluyum... Bunu diğer mesleklerle bir arada yaşayabilme gayretim olduğu için mutluyum... Bu gayreti paylaşabildiğim için çok daha mutluyum...

Sevgiler,

Elif Buğdaycıoğlu

gungordu
01-07-2004, 16:59
bir de şu var, okul insanı mimar yapmaz bence. yani bir şekilde mimar olur fakat öyle dünyalarca tanınmaz. okulun var olan ilginin ve becerinin üzerine sağlam bir destek olduğunu düşünüyorum. bu yeterli olmazsa o beceri körelir, hiçbir işe yaramaz.
süre, eğitimin kapsamından sonra düşünülmesi lazım. okullar uygulamaya yönelik birşeyler öğretecek mi? bunu zorunlu stajlarla mı yapacak? herkes yaz stajı yapıyor. yapıyor da ne oluyor? yani kısacası okullar mucize yaratmaz, 4 sene de olsa, 10 sene de...

aacar
01-07-2004, 21:35
Biraz gec katildim ama okuduklarimin heyecani ile yazmadan edemedim.

Madem farkli kosullara ornekler veriliyor ben de su anda bulundugum Isvicre Federal Teknoloji Enstitutsu (ETH) Zurih Mimarlik Bolumu ve buraya dair en son duydugum duzenlemeyi yazayim. Buradakilerin deyimiyle onlara da zorla 4+2 Anglo Sakson sistemi dayatiliyor. uluslararasi anlasmayi imzlamislar ve yakinda 4 yil lisans 2 yil yüksek lisans olmak üzere yeniden programlayacaklar egitim sistemlerini.

Akreditasyon konusu ise adamina gore denilebilecek durumda. Mesela Türkiye alacaginiz YL derecesi ile ancak buradaki bir lisans sonrasi programa kabul ediliyorsunuz. Yani ETH nin lisans diplmasi bizim YL diplomasi esdeger. Doktora vs. ise ayri bir konu. Bolum gerekli gorurse doktora icin sizi o gune kadar ogrenmis oldugunuz varsayilan her alanda sinava tabi tutabiliyor. 12 sinava girmek zorunda olan bir arkadasim var. Elbetteki Avrupali olmayanlar icin gecerli bu (AB uyesi olmayan ulke vatandaslari haric tabi ki).

Her neyse. Egitimin 5 yilda daha iyi sonuclar verecegi, 4 yilda mi daha basarili mimarlar yetistirecegi sorunusu bastan yanlis.

Icerigi tanimlanmadan, kent kültürü/mimarlik bilgisi olmadan TV 8 ankara Binasina hayran bir sekilde mimarlik bolumlerine gelen ogrencilerin ogrenme kosullari mimarlik egitimi baglaminda tespit edilmeden, plansiz-programsiz, salt deneyim agirlikli (egitimcileri kastediyorum) verilecek bir mimarlik egitimin 3 ya da 5 yil olmasi neyi degistirecek merak icindeyim. Türkiye`de mimarligin kendi icinde disipline olmus mesru bir bilgisi olup olmadigindan emin miyiz? Bu bilginin, bir egitim programi icerisinde surekli/sistematik olarak mimar yetistirmeye yonelik olarak nasil ogutlendigine dair yapilmis calismalar var mi?

Mimarlik egitiminin kendi icinde sloganlastirdigi "yaparak ogrenme", "usta-cirak iliskisi", "problem cozme becerisini ve yaratici dusunceyi gelistirme" gibi anlayislar baglamlarindan kopariliyor ve sorgusuz sualsiz uygulanmaya calisiliyor.

Mimarlik Egitimcilerinin kendileri egitim konusuna nereden bakiyorlar acaba. Mimarlik Egitimi Kurultayina katilan mimarlik egitimcisi sayisinin azligini gorunce gozlerime inanamistim (usenmeyip Istanbuldaki universitelerdeki kadrolari saydim, internetten bulabildiklerimi, sonra da Katilimci sayilari ile karsilastirdim ama su anda bulamiyorum notlarimi). Dahasi mimarlik egitimi salt proje yapmak/yaptirmak ya da statik/tesisat vs. konularinda bilgi vermekten mi ibarettir? Tasarim yapmaktan bahsederken, yaraticiliktan ve problem cozmekten bahsederken, egitimden bahsederken hangi pedagojik formasyondan, egitim planlamasindan, program gelistirmeden, tasarima ozel ders/studyo programlarindan bahsediyoruz. Bazi egitimcilerin kisisel cabalariyla farkli yontem arayislari disinda, ki kisisel tasarim anlayislari yonlendirmesi ile kurgulanmis "egzersiz dizileri" duzeyinde kaliyor genelde, hangi icerikten bahsediyoruz. Daha da kotusu varsa butun bunlari paylasamayan kocaman bir mimarlik ortaminda hangi akreditasyondan bahsediyoruz. Acaba Türkiye`deki mimarlik okullari ne kadar akkredite birbirine.

ve daha bircok soru geciyor kafamdan. Sadece bizim memlekete özel degil ki butun bu sorular.

Uzun lafin kisasi, bilmedigimiz bir icerigin kac yilda verilmesi gerektigini dusunuyoruz. Sonrasinda kimin yaninda staj yapip hak kazancagiz mimarlik yapmaya? Calisanina bile maas vermekte zorlanan bürolara stajere para verin diyecekler mi? Okulunu bile zar zor bitirebilmis (ekonomik kosullar) 22-23 yasinda genc bir mimara "hadi kocum sen iki yil bedava calis (bedava isgucu ol yani)" mi diyecekler.

Son olarak genc ve enerjik isgucu/mimar potansiyelimizle ortaligi kavuracagimiz tezine ise hic mi hic katilmiyorum. Ucuz is gucu olarak piyasaanin degeri altinda casliacak mimar ordusu olarak dusunuluyorsa bilmem ama, Almanya`da serbest dolasimi 4 gozle bekleyen issiz mimarlar ordusunu hesaba katmak gerekir. Bir de daha serbest dolasim olmadan sirf prestij olsun hava olsun diye yabanci mimarlara/firmalara is verme egilimi/modasi var. Onu nasil asacagiz. Neyse ki kimse Koolhaas`a ya da Libeskind`e verilecek paraya kiymiyor. Yoksa halimiz harapti.

saglicakla kalin
Aktan Acar

aacar
01-07-2004, 21:46
Az once Sayin Zaimoglunun baska bir forumdaki yazisi ve ona gelen cevaplar dair olarak attigim mesaji izninizle buraya da gondermek istiyorum.

Egitimin 5 yilda daha iyi sonuclar verecegi, 4 yilda mi daha basarili mimarlar yetistirecegi sorunusu bastan yanlis.

Icerigi tanimlanmadan, kent kültürü/mimarlik bilgisi olmadan TV 8 ankara Binasina hayran bir sekilde mimarlik bolumlerine gelen ogrencilerin ogrenme kosullari mimarlik egitimi baglaminda tespit edilmeden, plansiz-programsiz, salt deneyim agirlikli (egitimcileri kastediyorum) verilecek bir mimarlik egitimin 3 ya da 5 yil olmasi neyi degistirecek merak icindeyim. Türkiye`de mimarligin kendi icinde disipline olmus mesru bir bilgisi olup olmadigindan emin miyiz? Bu bilginin, bir egitim programi icerisinde surekli/sistematik olarak mimar yetistirmeye yonelik olarak nasil ogutlendigine dair yapilmis calismalar var mi?

Mimarlik egitiminin kendi icinde sloganlastirdigi "yaparak ogrenme", "usta-cirak iliskisi", "problem cozme becerisini ve yaratici dusunceyi gelistirme" gibi anlayislar baglamlarindan kopariliyor ve sorgusuz sualsiz uygulanmaya calisiliyor.

Mimarlik Egitimcilerinin kendileri egitim konusuna nereden bakiyorlar acaba. Mimarlik Egitimi Kurultayina katilan mimarlik egitimcisi sayisinin azligini gorunce gozlerime inanamistim (usenmeyip Istanbuldaki universitelerdeki kadrolari saydim, internetten bulabildiklerimi, sonra da Katilimci sayilari ile karsilastirdim ama su anda bulamiyorum notlarimi). Dahasi mimarlik egitimi salt proje yapmak/yaptirmak ya da statik/tesisat vs. konularinda bilgi vermekten mi ibarettir? Tasarim yapmaktan bahsederken, yaraticiliktan ve problem cozmekten bahsederken, egitimden bahsederken hangi pedagojik formasyondan, egitim planlamasindan, program gelistirmeden, tasarima ozel ders/studyo programlarindan bahsediyoruz. Bazi egitimcilerin kisisel cabalariyla farkli yontem arayislari disinda, ki kisisel tasarim anlayislari yonlendirmesi ile kurgulanmis "egzersiz dizileri" duzeyinde kaliyor genelde, hangi icerikten bahsediyoruz. Daha da kotusu varsa butun bunlari paylasamayan kocaman bir mimarlik ortaminda hangi akreditasyondan bahsediyoruz. Acaba Türkiye`deki mimarlik okullari ne kadar akkredite birbirine.

ve daha bircok soru geciyor kafamdan. Sadece bizim memlekete özel degil ki butun bu sorular.

Uzun lafin kisasi, bilmedigimiz bir icerigin kac yilda verilmesi gerektigini dusunuyoruz. Sonrasinda kimin yaninda staj yapip hak kazancagiz mimarlik yapmaya? Calisanina bile maas vermekte zorlanan bürolara stajere para verin diyecekler mi? Okulunu bile zar zor bitirebilmis (ekonomik kosullar) 22-23 yasinda genc bir mimara "hadi kocum sen iki yil bedava calis (bedava isgucu ol yani)" mi diyecekler.

Son olarak genc ve enerjik isgucu/mimar potansiyelimizle ortaligi kavuracagimiz tezine ise hic mi hic katilmiyorum. Ucuz is gucu olarak piyasaanin degeri altinda casliacak mimar ordusu olarak dusunuluyorsa bilmem ama, Almanya`da serbest dolasimi 4 gozle bekleyen issiz mimarlar ordusunu hesaba katmak gerekir. Bir de daha serbest dolasim olmadan sirf prestij olsun hava olsun diye yabanci mimarlara/firmalara is verme egilimi/modasi var. Onu nasil asacagiz. Neyse ki kimse Koolhaas`a ya da Libeskind`e verilecek paraya kiymiyor. Yoksa halimiz harapti.

Not: Avrupa 4+2 icin zorluyor okullari. En azindan su anda bulundugum ETH -Zurih yakin zamanda buna dair bir anlasmayi imzaladi.

saglicakla kalin
Aktan Acar

Zaimoğlu
01-07-2004, 21:47
Destekleriniz ve görüşlerinizi burada paylaştığınız için teşekkür ederim.
Umarım sessiz çığlıklarımız bir işe yarar :(

end_bay
02-07-2004, 12:35
]Mimarlık eğitimin kaç yıl olmasından önce program içeriği önemlidir, Mimarlık fakültelerine giriş sınavlarında bir ek düzenleme,bir özel yetenek ve kültür sınavı olması gerektiğini düşünmekteyim.
Mimarlık önce bir sanattır, yapı yaratma sanatıdır.Fakat bugünkü ÖSS sınav sistemi geleceğin Mimarını seçecek bir sınav sistemi değildir.Belki bu noktada üzerinde durulması gereken asıl konu;

Mimarlık fakültelerinde eğitim alacak öğrenci adaylarına uygulanacak sınav sisteminin içeriğidir. bu içerik Mimarlık fakültelerine girecek olan kişilerin zorunlu olarak girdikleri ÖSS sınavından belli bir puan almalarını gerektirir .Bu puanla öğrenim görmek istedikleri Mimarlık fakültelerine başvurup fakültelerin özel yetenek ve külltür sınavlarına katılmayı hak ederler .
Bu sınavı geçenler Mimar adayı olurlar...ve İşte o noktada mimarlığı tartışarak ve nasıl sorusunu sorarlar...ve inanıyorum tartışacak çok yapı var...

Herşeyden önce mimarlık bir sanattır , çok ciddi bir sanattır..Bu yüzden düşünceyi aktaracak irdeleyecek bir el hakimiyeti gerektirir , sanatsal bir tasarım olgusu yaratacak , konsept yaratacak bir entellektüel birikim gerektirir....geleceğin Mimar adaylarına seslenilir...

gungordu
02-07-2004, 12:47
mimarlık önce sanat olabilir ama sadece sanat değildir. değil mi? :A

end_bay
02-07-2004, 13:43
Mimarlık eğitiminde unutulan ve hissedilmeyen tek olgu sanattır belkide bunu baskın göstermek adına özellikle vurguladım ... tabiiki Mimarlık bir çok disiplinle doğrudan bağlantılıdır.Mühendislik de bunun bir parçasıdır...ama işin teknik yönü kadar estetik yönü konsept yönü çok önemlidir..oysa sanat ve mühendislik kadar ,sosyal psikoloji gibi kavramlar da mimarlığın bir parçasıdır......özellikle ritm olgusuyla müzik bir yapı tasarımının en hissedilen parçası olabilir... :)

Ophelia
02-07-2004, 14:32
Hangi mimarlık eğitiminden bahsediliyor?Türkiye'de şurası ciddi anlamda mimarlık eğitimi veriyor diyebileceğiniz kaç okul var?Belki İstanbul'da göz önündeki üniversitelerde eğitim standartları belirli bir seviyeyi yakalamış olabilir ama ücra köşelerde sıkışmış,içinde binbir entrika,yönetim kavgaları dönen,eğitimin belki(!) söz sahibi olmayan bir iki kişi tarafından düşünüldüğü eğitim kurumlarında mimarlık eğitimi için değil 5+2, 4 yıl bile fazla.Binbir kıskançlık,kapris,çekememezlikle daha kalem tutamayanlar zaten o 4 yılı yeteri kadar uzatıyorlar.Belki imza yetkisinin zaten yetersiz bi eğitimle mezun olmuşlara birkaç yıl tecrübeden sonra verilmesi mantıklı olabilir ama kendi çabalarımızla birşeyler öğrenerek zar zor bitirdiğimiz 4 yıllık eğitimi uzatmanın anlamı yok sanıyorum.

end_bay
02-07-2004, 16:20
Sevgili Filiz Şahinin yazısına katılmamak elde değil , ben Mimarlık eğitiminin İstanbulda nasıl verildiğine şahitim nasıl öğrenciler yetiştiğine şahitim , her şeye rağmen belli kriterlerden vazgeçmeyen , hocalar var .....ama artık Mimarlık eğitimi ciddi bir platformda sorgulanmalı ...Eğitim içeriğinde sınav sistemine kadar herşey tartışılmalı ......Mimarlık cok ciddi bir risktir...bu yüzden bunun eğitimi büyük fedakarlık ister.....bu sözlerim duymayanlara , görmeyenlere..........

gungordu
02-07-2004, 16:31
ama belki 5+2 yıl olması faydalı sonuçlar verir. bazıları delirir, bazılar bıkar bırakır. geriye mimar olabilecekler ve eskazara dersleri geçenler kalır. :A

aacar
02-07-2004, 16:39
Siz yine kendi cabanizla, ugras verip kazanmissiniz bu hakki. Bir de lisedeki gibi ders calisip okulu bitirenler var. Universiteyi meslek okulu sananlar, bos zamanlarinda kitap okuyanlar var, stajlarini tatil beldelerinde yapanlar, mimarlik bolumunde okudugu icin kendini sanatci zannedip "ben yaptim oldu" sananlar var.

Mimarligin sanat olup olmadigi tarismasi bende hep bir kusku uyandirmistir. Tasarimi bir sanat etkinligine paketleyip, urunu de elestirilmekten kurtarmanin bir yolu mu acaba diye dusunurum her zaman. Sirf gorsel/grafik begenimiz tatmin ugruna neleri feda ediyoruz acaba.

Mimari Tasarim, bir yasam bilgisini ve ihtiyac duyulan cevreleri mekansal bir bilgiye, oradan da gerceklestirilebilir bir kurguya donusturme cabasi olarak dusunulebilir. Bunun egitimi alan herkesin bir dahi, bir sanatci olmasini beklemek zaten imkansiz. Kisacasi Mimarlik Bolumlerinin sanatci yetistirmiyor, yetistiremez. Egitim yoluyla sanatci olunabilir mi, ben bunun cevabini bilmiyorum. Yaraticilik ve tasarim becerileri ise gelistirilebilir. Bu becerileri gelistirebilmesi icin ogrencinin egitim ortaminda en azindan "egitim" verebilecek niteliklere sahip birilerinin rehberligine ihtiyaci var. Mimarlik egitimi vermek donemsel ya da kisisel tasarim anlayisinin bicimlendirdigi studyo/atolye projeleri yürütmekten farkli bir sey olmali herhalde.

Yapiyi daha tasarlarken kendi sanatsal dehamizin urunu olarak bakarsak ne elestiriye acik olabilirz ne de baskasinin yaptigina elestirebilirz. Bir hocamin dedigi gibi "orjinal olmaya gerek yok. Eger iyi isen tarih bunu zaten soyleyecektir."

Star Mimar kulturunun yonlendirmesi biraz galiba, hepimiz kendi cagimizin kahramanlari olmaya calisiyoruz. Taninmaya, insanoglunun dogasi geregi biraz da elbette, bilinmeye ihtiyac duyuyoruz. Bunun yolu orijinallikten geciyorsa (?) birakalim deha-sanatci mimarlar yapsin. Ama yaratici-sanatci tasarimci rolu oynamaya calismanin ne mimarliga ne de icinde yasmaya calisan insanlara (hani yaptiklarimiz icinde hayatlarini surdurecekleri varsayilan ama nedense ihtiyaclari bizim hayalgucumuzu ardinda kalan su siradan insanciklar) bir faydasi var.

end_bay
02-07-2004, 17:58
Mimarlık sanattır derken , sadece görsel bir illüzyonu kastetmiyorum , Yani bir walt disney değildir asla......Mimarlık nedir onu bile çözememişiz demekki.......

Mimarlık Hacimlerin fiziki değerleri ile birlikte işlevselliği doğrultusunda incelenerek insan faktörünün fizyolojik,ergonomik,psikolojik değerlerin sosyal ekonomik kriterlerin geniş açıda planlanması ve sanatsal ,bilimsel ,teknik kuramların organizasyonudur.

Mimarlık tabiki bir star yaratmaz....star kelimesi biraz zaten pop kalıyor...gerçek sanatçı kavramını iyi tanımadan irdelemeden .....çoğu zaman sanatçı deyince star anlıyoruz eğer bu anlayışla bakarsak olumsuz olur...buda tartışılacak ayrı bir kavram günümüz türkiyesinde...

Bir gehry...bir gaudi.......frank L.wright...m. botta..bunlar asla döneminin starı olmadılar...ama doğru bir mimari anlayışı kimliği konsepti temsil ettiler...Bir Osmanlı Mimarı Sarkis Balyanın yapılarında Estetik unsurlarla birlikte , çözülmüş , iyi analiz edilmiş mekanlar görürsünüz...ve günümüzdede büyük beğeni ile bu Yapıları izlersiniz....acaba düşünelim konuyuda fazla saptırmadan ...biz geleceğe ne bırakıyoruz.....bence dünyaya çakılmış çiviler ve kutular,Mimarlık eğitimi bu sistemde olacaksa 10 yılda olsa bir değişim olmaz......önemli olan sınav sisteminin ve Mimarlık eğitim içeriğinin değişmesi .....
günümüzde İç Mimarlık gerek sınav sistemi ile gerekse eğitim içeriği ile daha iyidir.Mimarlık öğrencilerinden daha donanımlı , daha yetenekli ve daha başarılı çalışmalar çıkardıkları görülür bir gerçektir.....

aacar
02-07-2004, 19:22
Gehry`nin, Botta`nin ya da Libeskind`in "yildizlasmadigi" dusuncesine katildigimi soyleyemeyecegim. Mimarlik gündemini ve üretimini yönlendiren islere damgaslarini vuran bu insanlar ozellikle donemlerinin genc nesli uzerinde inanilmaz etkiler yaptilar, yapiyorlar. Hele Wright... Yuzyilin basinda Amerika da Wright`ìn yapilarini ziyaret eden Alman ve Hollandali mimarlarin onu Avrupa`da nasil populer bir mimar haline getirdigini De Stijl ve cagdas Hollanda Mimarligi tarihinde gorebiliriz. Bu populariteyi besleyen en onemli unsur, bu isimlerin ya da onlarin urunlerinin zamanin ruhuna uygun olduguna inanilan soylemleri bir yapi formunda hayata gecirebilme becerisinde olduklarina inanilmasi. Bu ayri bir tartisma konusu. Koolhaas in "star" olmadigini soyleyebilir misiniz? Belki inanmayacaksiniz ama sanatci ile star arasindaki farki hatirlayabilecek yasta ve uzaktayim televizyon kulturunden (son 8 aydir hic izlemedigimi dusunursek).

Görsel begeni ve grafik temsil "Walt Disney" e indirgenebilecek kavramlar degil ki zaten. Kimsenin gorsel illuzyondan bahsettigini sanmiyorum, hele ben hic aklimdan gecirmedim. Iluzyonun kendisi mimarin tasarim yaparken kendini sanatci sanmasidir bence. Deha tasarimcinin ellerinde hayat bulan mimarlik urunlerine bakarak yaptiklarimizi ayni kefeye koymaya calismak bir iluzyondur. Mimarlik egitimi alanlardan bu basariyi beklemek illuzyondur. Eger herkesin alabilecegi kurumsallasmis akademik bir egitimden bahsediyorsak kendini ve bilgisini disipline etmis, toplumsal pratik icinde mesruiyetini ortaya koymus mimarliktan bahsetmemiz gerekli. Mimarlik okullari ne sanatci yetistirmek gibi bir misyona sahip, ne bunu yapabilecek altyapi ve kadrolara ne de sanatin kendi icinde barindirdigi devingen ve elestirel ruhun kendisine. Mimarlik ve Sanat tarihimiz toplumsal yasamin dinamikleriyle birlikte gelisen birbirine donusen ve hayatin her alaninda kendini baska bicimlerle ureten kültürel bir sureklilige sahip mi Türkiye`de? Eger mimarlik bir sanat kimligi gelistirebildiyse baska cografyalarda, bunu o sürekililige ve egitimi veren kurumlarin kendileri icin tanimladigi mesleki ideoljiye borclu. Ecole deBeaux-Art a girmek icin okulun odullu mezunlarinin yaninda 2 yil ciraklik eden, bütün antik düzenleri ezbere cizebilen, 2 saat icerisinde bir donemlik bir projenin temel ilkelerini genel gorunusler, perpektifler yapi ve malzeme kosullari ile ortaya koyabilen mimarlara bakarak mimarlik sanattir diyorsak o ayri.

Mimarlik bir sanat olabilir, ama mimar sanatci degildir. Olmaya calisirsa sorun olur bana kalirsa. Iyi mimarlik yapmak icin sanatci olmak da gerekmiyor zaten. aksi durumlari tarih bize soyluyor. Wright gibi, Corbusier gibi, Eyck gibi...

Mimarlik tanimi icin tesekkurler. Epey bir faydali oldu mimarligin ne oldugu anlayabilmem icin. Bir de bu kahraman mimarligin mimarlik egitiminde nasil bir icerik olarak orgutlendigi aciklarsaniz cok memnun olurum.
"Mimarlik Bina yapma sanatidir" demekle olsaydi ilk Mimarlik akademisinden (15. yüzyil Italyasi yanilmiyorsam) Bauhaus a kadar bu kadar cok degisim olmazdi zira herkes ayni kahraman/sanatci mimarliktan ve tanimindan bahsediyor ama bir turlu kimse kimseyi anlamiyor.

Rabia Alga
02-07-2004, 19:35
Birbiriyle ilişkili konuların aynı başlık altında tartışılması amacıyla "iki yıl zorunlu staj" ve "Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır?" konuları birleştirilmiştir.

Tartışmalarınıza ankete paralel bir şekilde burada devam edebilirsiniz.

USTABASI
03-07-2004, 02:46
Bende Egitim ve Mesleki Deneyimle ilgili birkac yazi yazmistim ama bu birlestirme esnasinda benim yazilar kaybolmus :-)

Bu defa faydasi olacagini düsündügüm iki link gönderiyorum.

Selamlar

Mesut Tanyel



Dünyada Mimarlik Egitimi (Katalonya Mimarlar Odasinin UIA icin hazirladigi belge ancak icerikle ilgili sorumluluk kabul etmiyorlar. Nitekim Almanya ile ilgili bölümde bazi eksikler var fakat yinede cok derli toplu bir calisma)

http://www.coac.net/internacional/praprof_w.htm



Avrupa Birligi Mimarlar Direktifi ve diger belgeler icin

http://europa.eu.int/smartapi/cgi/sga_doc?smartapi!celexapi!prod!CELEXnumdoc&lg=de&numdoc=52002XC0910(02)&model=guichett

Rabia Alga
03-07-2004, 12:18
Mesut Bey iki konu birleşince tarih sırasına göre düzenlendi. Belki bu nedenle yazınızı bulamamış olabilirsiniz..

Ayrıca verdiğiniz linkler diğer ülkelerdeki durumun kıyaslanması açısından çok yararlı oldu, teşekkürler..

Benim dikkatimi çeken bir nokta; her ülkede mimara verilen sorumluluğun farklı olması..En ilginç olanı da Türkiye galiba, tabi daha detaylı incelemek lazım ama "Mimara verilen sorumluluk" konusu kıyaslandığında Türkiye için bir şey belirtilmemiş sadece müşteri ile yapılan kontrata göre sorumluluk belirlenir demiş.

Ne sorumluluk süresi belirtilmiş ne de sorumlu olduğu noktalar!!! :K

Diğer ülkelerde ise;
ABD: Yaptığı tüm işlerden mimarı kişisel olarak sorumlu tutuyor.
Danimarka - Almanya: 5 yıl sorumlu
Belçika: 10 yıl, hem kişisel hem de toplumsal olarak sorumlu
İsveç: 2 yıl (yapıya göre değişebiliyor)
Kore: Süre verilmemiş ama yine de mimar herşeyden sorumlu
Japonya: 10 yıl konutlar için, 1 yıl diğer yapılar için!!! (Tam tersi olmamalımıydı?)

Yapıya göre sorumluluğun değişmesi mantıklı gelmişti ama Japonya'da kamusal mekanlardan daha az mı sorumlu tutulmuş mimarlar anlamadım, kafam karıştı.. :A

Aslında değinmek istediğim nokta şu ki mimarlığa ya da mimarlık eğitimine ne kadar özen gösterildiği..Bir işin önemine göre sorumluluk artmaz mı? Peki mimari ürün için sorumluluk ne olmalı?

4 yılın 7 yıla ya da 10 yıla uzatılması verilen önemi mi gösterir?

Daha katedilmesi gereken çok yolumuz var galiba.. :A

USTABASI
03-07-2004, 14:31
Sayin Alga,

ben notumda da belirttigim gibi o belgede bazi eksikler var ama yinede cok düzenli bir calisma.

Katalonya Mimarlar Odasinin belgesinde Mesleki deneyim süresi Internship diye belirtilmis maalesef bu kelime türkcede staj cagrisimi yapiyor o kelime yerine work experience kullanilsa daha iyi olurdu.

Hollanda örnegine bakmanizi tavsiye ederim. Orada mimarlik mesleginin dileyen herkese acik oldugunu ancak MImar ünvaninin kullaniminin yasayla koruma altina ailnigini göreceksiniz. Yakin zamana kadar Hollanda Mimarlik Sicil Vakfi dileyen herkesi mesleki deneyim olmaksizin ve hollandada ikamet sarti aramadan kayit ediyordu (tek sart 4 yillik akademik mimarlik egitimiydi) almanyadan ve avusturyadan cok müracaat olunca 2 yil mesleki deneyim sarti koydular eger yanlis hatirlamiyorsam kraliyet yapi ustalari birliginin tavsiyesi üzerine bu uygulamaya gecildi.

Almanya ile ilgili durumu ise size biraz daha acabilirim.

Almanyada Mimarlar yaptiklari islerden 5 yil sorumlu ancak bu maddi tazminatlar yönünden ele aliniyor. Yani uygulama eksiklikleri vs. konulari kapsiyor ancak hayati önem arzeden konularda bu süre asilmis olsa dahi (yangin , yikilma vd.) yapi sürecine katilan tüm teknik ekip hesap vermek zorunda kaliyor yada en azindan sorusturma kapsaminda savci önüne cikiyor. 1996 daki Düsseldorf Havaalani yangininda da böyle oldu.


Almanya örneginde egitim sürelerinde yeni kanun göz önüne ailnmamis (3 yillik lisans egitimi ve istege bagli 2 yilda yüksek lisan egitimi) iste bu noktada cok bü<yük tartisma oldu buna ragmen yasa bu sekliyle gecti ancak mimarlar odasi mimarlik yasasinda kayitli ilgili maddenin degismesi yönünde girisimde bulunup bu konuyu kendi acisindan halletti. Su anda 4 yil akademik mimarlik egitimi ve 2 yil mesleki deneyim (bazi eyaletler 3 yil istiyor) sartini yerine getiren odaya kayit olup yetki sahibi oluyor.

Bu staj kavrami ile ilgili olarak cok kisa bir not düsebilirm. Almanyada Fachochscule tabir edilen okullarda 4 yillik egitim veriliyor bu egitimin 1 yariyili ise staj yari yili olarak geciyor bu süre icinde ögrenci haftada bir gün okula 4 gün isyerine gidiyor yani egitim süresine entegre edilmis bir staj sözkonusu. Ancak diploma sonrasi bir staj sözkonusu degil.


Almanya ile ilgili uygulamalar ve kanunlar icin mimarlar odasinin asagidaki linki faydali olur.

http://www.aknw.de/mitglieder/gesetze-verordnungen/index.htm

aacar
03-07-2004, 17:18
Isvicre`de de benzeri bir sekilde (ETH da en azindan) ogrenciler neredeyse 1. yildan sonra 1 ya da 2 dünemligine staja yönlendiriliyorlar.. Böylece daha yolun basinda epeyce bir birikim sahibi olma sanslari oluyor. Tabi daha okula baslamadan once uzun sureler teknik eleman olarak cizim yapmis sonra da mimarlik okumaya karar vermis insanlar da var.

Japonya da durum biraz karisik. Yakindan takip etmeye calsitigim bir ornek vermek isytiyorum. Birlikte calistigimiz bir Japon arkadasimiz bu yaz meskeli ehliyet denebilecek bir belgeyi kazanabilmek icin sinava girecek ulkesinde. Yetkin bir mimar olma kosulu olarak izah ettigi bu iki asamali sinav sonrasinda bircok konuda imza yetkisi kazanacak. Sinav 5 saat gibi bir surede kendisine verilen programda istenen bütün kosullari yerine getirebilmesi esasina dayaniyor. Teknik sartlar, imar kurallari, ve cabuk dusunup hizli karar alabilme becerisinin yaninda verilen programda sorulan hicbirseyi atlamamasi gerekiyor adayin. tek bir bosluk bile basarisizlik nedeni. %6 gibi bir basari orani var sinavda. 18. yy Beaux-Art giris sinavlarini andiran bir ciddiyeti ve yapisi var anladigim kadariyla. Okulda da cok ciddi bir sekilde imar kurallari ve teknik sartnameler konusunda bilgi aldiklari anlatti.

Resmi bilgi degil bunlar ama bir fikir verir diye umuyorum. Benim icin hayli sasirtici olmustu.

Sorumluluk konusu ise meslegin mesru bir disiplin olarak taninmis olmasi ile ilgili bana kalirsa.

aacar
03-07-2004, 18:08
Asagidaki Linkten Japonya daki mesleki sorumluluk ve ehliyet konusunda bilgi edinebilirsiniz.

http://www.jaeic.or.jp/k-seidozenpan-e.htm

aacar
08-07-2004, 19:12
Konu Mimarlik Egitimi olunca bir soru daha geliyor akla. Genel olarak akademik ortamin bir problemi ama mimarlik okullari ozelinde bakacak olursak,

Iyi tasarimci/mimar/mühendis olmak egitim vermek icin ne kadar yeterli bir olcuttur acaba?

Ogrenme ve icerik gelistirme/aktarma konusunda altyapi olmadan bilgi aktariminin gibi sakincalari vardir? Sakincasi var midir?

Yaparak ogrendikleri varsayilan mimarlik ogrencilerinin ne ogrendigini nasil olcebiliriz (1. siniflarda rastlanan en onemli sorunlardan biri ogrencinin studyo yurutucusunun anlayisina uygun tavirlar gelistirmesi ve tasarim yapmasi, benzeri durumlar ust siniflarda da goruluyor. Basit bir ornek, ama degerlendirmenin ne kadar sorunlu bir alan oldugunu biraz olsun anlatiyor).

Mimarlik Egiimi 3-5-15 yilolunca mimarlik egitimin iceriginde ne gibi degisiklikler olacaktir (bu benim merakim), mimarlik egitimcileri, meslek ici egitim alacaklar midir uyum gosterebilmek icin, yoksa sadece varolan icerik esnetilip egilip bukulup ayni sekilde verilmeye devam mi edilecektir? :K :K

Rabia Alga
09-07-2004, 11:47
Önemli bir noktaya değinmişsin aacar.. Sanırım bu iki farklı durumu en iyi kıyaslayanlardan biri de ben olurum diye düşünüyorum..

Eğitim sistemindeki değişiklik bizim okulda 1. sınıftan sonra gerçekleşti.. ve sanki biz de bu deneye tabi tutulduk..

İki farklı sistemi şöyle özetlemek istiyorum..İlk sene her 7-8 kişinin bir danışmanı vardı ve herkes o danışmanın yürütücülüğünde yapıyordu tasarım dersini. İlk sınıfta dediğin gibi danışmandan öte gidemiyordun, hatta ilk önerdiğim proje uçuk diye değiştirtti bana ve ilk çömezlik yıllarımın da etkisiyle tipik bir konut projesi ortaya çıktı..Ara jürilerde tüm danışmanların eleştirileri birbirlerinden farklı olduğu için de jüriler çok hararetli geçiyordu..Çünkü herkes danışmanını örnek almıştı, alması gerekmişti!

Neyse kısaca 2. sene sonrasına geçeyim; her dönem İstanbul'dan çok iyi mimarlar geldi ve hepsinin deneyiminden, tecrübesinden yararlandık..Hiç biri aynısını yap demiyordu ama bu defa eleştiriler çok farklı yönlerden geliyordu..Herkesin ufkunu açan bu yöntemin çok yararını gördüm tasarım açısından..

Diğer okullarda durumun nasıl işlediğini pek bilmiyorum ama 2. sene sonrasında en güzel sistemi bulduğumuza inanıyorum.

Bana kalırsa iyi bir tasarımcı ya da mimarın iyi bir eğitimci olmasına gerek yok, bildiklerini doğru aktarsın yeter..Eğitimcilere gelince, biraz daha ileriye dönük baksalar o da yeter..İlla uygulama yapmaları bir altyapı oluşturmaları gerekmez ama mutlaka bir uygulamacı da bulunmalı jürilerde...

Sonuçta 4 yıl olmuş 7 yıl olmuş farketmez, iyi bir eğitim sistemi ile bu aradaki fark kapatılabilir..

USTABASI
09-07-2004, 15:01
Iyi örneklerden esinlenmek kötü degildir ve kötü örnekte örnek olmamalidir.

Mimarlik egitimininde örnekleme calismasinin cok önemli bir yeri vardir ve okul sürecinde her proje bununla baslar.
Kaba hatlariyla ;örnekleme, eskiz, tasarim ve detaylar:

Egitim sürecine iliskin olarak 5+5+18 vs. savunanlarin gerekcesi daima bunun AB ve diger gelismis batili ülkelerde de böyle oldugu yönündeydi.

Bence yaklasim yanlisti, bende o yüzden avrupadan karsi tezlerle bu konuya dair yazmistim ayni sekilde sayin acarda.

Yaklasim söyle olsa daha dogru olurdu. Hangi ülkede hangi model uygulaniyor ve basarisi nedir.
Her mimarin oldugu gibi benimde ölcüm su; Sehircilik, peyzaj ve en ince mimari detaya kadar her insan (cocuktan yasliya, saglilidan hastaya ve sakata kadar) icin yasanir cevrenin olusturulup olusturulmadigidir. Eger bu saglanmissa model basarilidir ve ben orada sürelere takilmam.

Simdi sorum su olacak eger Türkiyede Mimarlik Egitimi 5 yil egitim + 4 yil "STAJ" vs. vs. olursa;
- Bu ülkenin yasli insanlari rahatlikla kaldirimlardan inip cikabileceklermi?
- Hamile ve cocuklu bayanlar coczk arabalarini sorunsuz bir sekilde kaldirimlardan indirip cikarabileceklermi?
-Sakatlar kamu ulasim araclarina kimsenin yardimi olmadan inip binebileceklerimi?
-Binalarda yangin ciktiginda itfaieye araclari engelsiz olarak yangin yerine istenen zamanda ulasip en az hasarla insanlari kurtarabileceklermi ?
- Boyu kisa insanlar otobüs, tramvay ve metro hareket saatlerini kimsenin yardimi olmaksizin okuyabileceklermi?

Sorulari uzatnmak mümkün. Ve mimarlarimiz sehircilerimiz bu sürecten sonra ülke insaninin her kesimine yönelik ihtiyaclari göz önünde bulundurarak HER INSANA YÖNELIK PLANLAMA yapacaklarmi (Mesela Ankara ULUSLARARASI Esenboga Havaalaninda bebekler icin bir hacim yok)

Sayin acar bende sizin gibi cok merak ediyorum ama su ana kadar uzun egitimi ve staji savunanlardan bu forumda bir yazi göremedim.

Selamlar

omerselcuk
09-07-2004, 15:30
Mimarlik egitimi diger egitimlerden biraz daha farklidir. bilirsiniz bunu diger bölümlerden gelip sizi ziyaret eden arkadaslarinizin saskinliginda daha iyi farkedersiniz...

olay bir özümseme , görünmez bir degerlendirme, sonrada sonuclari, karakteri yavas yavas ortaya koyma sürecidir. söyleki; ilk zamanlarda etraftan gelen elestirilere, verilere bir analam veremessiniz, daha sonra zaman icinde bir degelrndirme bicimi olusmaya baslar kafanizda, bu mimar olma yönünde kafanizdaki ilk temel degisikliklerdir, duruma göre bu degisiklikler farkli yönlere dogru devam eder ve sonucta bir düsünce bicimine dönüsür.

ben kendi adima okuldaki 2,5 yildan sonra geri kalan zamanimi kendimi kesfetmeye, neyi nasil indirgiyecegimi kavramaya basladim, bu bazilarinda daha hizli bazilarinda daha yavas olabilir. demek istedigim okulda geri kalan zaman bosuna degildi bana düsünmek icin bilmedende olsa gerekli verileri, imkanlari ve ortami verdiler. belki gercekten okul süresinin uzamasina gerek yok. eger okullar egitim kalitelerini yükseltemiyeceklerse.


ancak her hallükarda su kesin arkadaslar. okuldan sonra herbirimizin imza atma yetkisine sahip olamsi cok yanlis bir durumdur. lütfen düsünürken sadece kendi cikarlarinizi göz önünde bulundurmayin. okul sonrasinda gercekten , teknik olarak bu altyapiya sahip olabilirmiyiz, bence mümkü degil. böyle bir uygulama olamaz. bu uygulama bu ise nekadar önem vermedigimiz gösterir.
bakin hicbir avrupa ülkesinde mezun olanlar, bu yetkiyi böyle yoktan elde edemiyor. diploma almak baska birsey, mimar olamak basak birsey, ama yetki sahibi olup imza atmak sorumluluk almak baska birsey. lütfen bu isi daha ciddiye alalim.

bence 2-4 sene arasi staj demiyorum ... onun yerien kosullu calisma yada, yeterlilik saglayana kadar calisma diyeleim sart. bu kosul saglandiktan sonra. bütün yönetmelik ve teknik bilgilerinin sinandigi yazili sözlü bir sinav gerekli. iste bunlar ispatlandigi zaman bizlerin kanitlamis insanlar olarak imza atma ve sorumluluk alama yetkimiz ortaya cikmali. buna benzer uygulamalar bircok avrupa ülkesinde yapiliyor, türkiyeninde bu isi nekadar ciddiye aldigini görücegiz yakinda...

Rabia Alga
09-07-2004, 15:49
Mimarlık eğitiminde teorik ve pratiğin her zaman birlikte yürümesi gerektiğine inanıyorum. Mezun olur olmaz hemen imza telaşına düşen var mı merak da ediyorum ki bu ne cesaret, ne kendine güven!

Acaba 2 yıl zorunlu stajla 2 yıl çalışma zorunluluğu aynı şey mi onu da merak ediyorum :K

"Bir tasarım hiçbir zaman bitmez" gibi bir şey bu mimarlık eğitimi de..Sonu yok! :A

USTABASI
09-07-2004, 15:55
bakin hicbir avrupa ülkesinde mezun olanlar, bu yetkiyi böyle yoktan elde edemiyor. diploma almak baska birsey, mimar olamak basak birsey, ama yetki sahibi olup imza atmak sorumluluk almak baska birsey. lütfen bu isi daha ciddiye alalim.

bence 2-4 sene arasi staj demiyorum ... onun yerien kosullu calisma yada, yeterlilik saglayana kadar calisma diyeleim sart. bu kosul saglandiktan sonra. bütün yönetmelik ve teknik bilgilerinin sinandigi yazili sözlü bir sinav gerekli. iste bunlar ispatlandigi zaman bizlerin kanitlamis insanlar olarak imza atma ve sorumluluk alama yetkimiz ortaya cikmali. buna benzer uygulamalar bircok avrupa ülkesinde yapiliyor, türkiyeninde bu isi nekadar ciddiye aldigini görücegiz yakinda...


ömer selcuk`un yukaridaki yazisina iki satirla cevap vereyim hemde bir önceki yazimi bu vesileyle biraz daha acayim.

Hemen bir karsilastirma yapalim.

Yugoslavya: 5 yil egitim + 5 yil staj + sinav = Yugoslavyadaki yapilasmayi ve cevre düzenlemeyi bir inceleyin

Hollanda: isteyen herkes mimarlik yapabiliyor ve belediyeye proje verebiliyor ancak mimar ünvanini sicilde kayitli mimarlar kullanabiliyor ayni sekilde hollandadaki sehirlesmeye ve mimariye bir bakin:

Almanya: 4 yil egitim su andaki düzenlemeyle 3 yil oldu ama isteyen 2 yilda yüksek lisans yapabilir ancak 4 yillik egitim yetki almak icin sart ayrica 2 yil mesleki deneyim gerekli. Ancak Mimar olmak icin illada mimarlik egitimi almis olmak gerekmiyor eger becerikli iseniz ve bunu komisyon önünde ispat edebiliyorsaniz(sözlü ve yazili sinav) egitim almamis olsaniz dahi mimar unvani veriliyor. Bu yolun basari orani % 10

Almanyadaki sehircilge ve yapilasmayada bir bakin.
Baska örneklerde vermek mümkün ama bu kadar yeter sanirim.

Süre degil Kalite

sayin ömerselcuk icin daha önceki yazimdan bir alinti "Almanyada yeni mezunlarda belli kosullarda 2 yil deneyim olmadan odaya kayit yapabiliyorlar eger cok yetenekli ise ve bunu komisyon önünde ispat ederse "

GRI BÖLGE meselesi yani.

USTABASI
09-07-2004, 16:17
Mimarlık eğitiminde teorik ve pratiğin her zaman birlikte yürümesi gerektiğine inanıyorum. Mezun olur olmaz hemen imza telaşına düşen var mı merak da ediyorum ki bu ne cesaret, ne kendine güven!..Acaba 2 yıl zorunlu stajla 2 yıl çalışma zorunluluğu aynı şey mi onu da merak ediyorum..

Sayin Alga,

sorulariniza ben kisa cevaplar vereyim belki diger üyelerden baska cevaplarda gelebilir.

- Mezun olur olmaz imza talebi olanlar olabilir. Yeni Mezun deha tabir edebilecegimiz cok yetenekli biri olabilir o yüzden o kisinin önünün acik olmasi gereklidir.
Yarismalara girebilir. O denli kendine güvenen insanlar olabilir. Daha 2 ay önce yebi mezun birisi (Dortmund Üniversitesi) uluslar arasi bir mimari proje yarismasinda birincilik aldi ve bu yüzdende mimarlar odasina kaydi hemen yapildi.

Bir baska örnek,
Jorn Utzon 26 yasinda Sydney Opera binasini tasarladi ve gerceklestirdi. Yarisma projesidir.

- Stajla mesleki deneyim ayni sey degildir.
- Staj ücret ödeme zorunlulugu olmayan bir sürectir ve genellikle bir sinavla sonuclanir yada bir staj komisyonu tarafindan onanmasi gerekir.

- Mesleki deneyim profesyonel bir sürectir. Ücretlidir, yer ve zaman kavramindan bagimsizdir. Istediginiz yerde ve zamanda bunu yapabilirsiniz bir yandan para kazanip bir yandanda sarti yerine getirirsiniz.

Türkiye gibi cok zor ekonomik kosullarda egitim yapilan bir ülkede yeni mezundan karin tokluguna staj yapmasini beklemek cok büyük bir haksizlik.

O yüzden "STAJ" degil mesleki deneyim.
O yüzden 4 yil ama icerigi zenginlestirilmis kaliteli egitim

omerselcuk
09-07-2004, 16:18
Arkadaslar,

sizlerde yazmissiniz, mimar olsun olasin yetkiyi alabilmek, isinin ehli degelrndirme düzeyine sahip bir jüriye bu yetengi, daha ötesi bilgiyi kanitlamaktan geciyo. ben sunu merak ediyorum türkiyede okullarindan mezun olanlardan kaci böyle bir sinavi gecebilir...

okulun uzamasi gerekmiyo , ancak vericilik oraninin yükselmesi gerekiyo. ayrica bana kalirsa düyada hicbir mimarlik okulu , teori ile uygulama araindaki bu bagi okul cikisinda, gercekten yeterli olacak sekide veremz zaten bu sinavlar , sinanmalarda bu yüzden var.

daha kati olanalri yada daha gevsek olanalari, sart olan insanlar icin yapi yapabilme, yapi teknigi acisindan , düzenlemeler ve kistilamalar acisindan yeterli bilgiye sahip olmak sarti aranmali...

bu sarti bazilari " eee okuldan mezun olduk ya ne sarti diye algiliyo galiba " bunun ötesinde , yapi yapmanin insan hayatini etkileyebilecek cok önemli sonuclari olabilir arkadaslar.
her ülkenin farkli uygulamalri var bu konuda, almanyadada bu uygulama eyaletten eyalete degisir bunuda eklemek gerkir. ben almanyada uzun zaman kalmis ve mimarliginda nasil yapildigini bilen biri olarak sunu söylemeliyim. almanyada yapi yapanilmek, izin alabilmek ülkemizden 5 kat daha zordur. hatta bir mimarlarin kategorileri vardir, (sizde bilirsiniz) siz kendi bölkgenizde eyaletinizde demiyorum,yapi yapma hakkina sahipsenizde baska bir bölgeicin danisman büro araciligiyla yapi yapma durumunda kalbilirsiniz, cünkü ofislerin kendi degerlik puanlari vardir... ayni seklide holllandada yapi yapmak icin mimar olmanin disinda birtakim özelliler gerekir...

sevgli Alga, bune cesaret demeyiniz, orasi Türkiye, hersey her skide yapilir eger siz kanuni kistilamalri koymazsaniz, ve bunu denetlemesseniz, sikayet ettigimiz cevre icinde yasamaya devam ederiz. ben sunu iddia ediyorum. bahsttiginiz ülkeler su an icinde bulunduklari düzeni, bu bilince sahip mimarlarin yani sira onalri denetleyen , düzenlemelri takip eden güclü , ama baskici olmayan( herzaman degil) bir otoriteden alirlar.

kisacasi; mimarlik diplomasi almak, ve akabinde mimar ünvanini(!) kullanmaya ok, ancak yetikiyi edinmek icin mimar olmanin ötesinde bilgiyede ihtiyac var. okuldan mezun olanlari biliyoruz, herkes mimar olup bir sekilde er yada gec yapi yaparsa , nitelik gördügünüz sey olur. daha iyisini istiysak, secici olmaliyiz, secenleride dikaktli secmeliyiz....

omerselcuk
09-07-2004, 17:41
Arkadaslar, bir yanlis anlasilma varsa düzeltelim;

kast ettigim , sevgili mimar , mezun arkadaslarin , mesleki yeterliligi alana kadar, birtakim ofislerde yok pahasina calistirlmasi basligi adina yapilan bir propaganda degil. böyle seyler oluyo, hatta bizzat yasadim performansiniz normal calisanlardan daha iyi bile olsa stajer iseniz hakkinizdan cok daha azini alirisiniz yada hic almazsiniz. yapilan ise degil isminizin arkasinidakine nakilir. yani resmen kullanilirsiniz.

benim bahsettigim tabiki bu yeterliligi almadan önce, zorunlu olarak tecrübe edilmesi gerekn bir zaman dilimidir. tabi bu durumu safhayi kullanmaya kalkacak ofisler olacaktir. böyle durumlarda ancak mimarlar odasinin bir alt taban ücret belirlemesi ve bizlerin bilinciyle asilabilir... bu süre 2, yada 4 sene , her nekadar ise asildiktan sonra, bu sinava girme hakki kazanilir. ve sinav gectikten sonra ancak büro acma , yükümlülük alama, yada mimarlar odasina kayit hakki kazanilir. bahsettigim sistem avusturyada uygulananin hafifletilmis olanidir. sunuda belirtmeli, avusturya, dünyada en kaliteli yapi üreten ikinci ülkedir. ve ufacik nüfusuna göre her uluslar arasi mimarlik yrismasinda bir iki avusturyali bulunur ( bunu bir ölcü olarak kabul etmek biraz öznel...) .

hollanda yada diger ülkeler icin gecerli olan ve türkiye icin gecerli olamayan bir durum var. biz cok farkli mimari egitim kalitelerinin bir arda verildigi bir ülkedyiz. hepimiz üniversiteler arasi egitim dengesizligini biliyor. her mezun olanin birbirine denkliginede inanmiyoruz heralde, en azindan belirli kriterler isinginda... bu durumun almanyada yada hollandada, avusturyada fransada. böyle olmadigini biliyoruz, egitim sart ve kaliteleri birbirlerine daha yakin. biz hem bu ucurumu egitim sürecinde kapatacak düsünceler ürtemeliyiz, ama yinede mezuniyet sonrasi bu yeterliligi kazanbilmek icin bir cita koymaliyiz. kaliteyi arttirabimek icin.
ve sonrasinda mimarinin nasil yapildigini , iyiyönetmelik, kuralalrla düzgün siki bir sekilde kontrol etmeliyiz....

aacar
09-07-2004, 19:23
Mimarligin, daha dogrusu yasam alanlarimizin kalitesinin yükseltmek, yükseltebilmek hepimizin ortak amaci. Sadece mimar olarak degil, yasayan bir varlik olarak da.

Sanirim 2000 yiliydi, depremden sonra sorumluluk ve kalite konusunda uzmanlik, staj egitim konularinda büyüyen tartismalara hükümet tarafindan hazirlanan yasa tasarisi tuz biber ekmisti. Geriye donuk olarak da isleyebilecek bir yasa ile staj zorunlulugu, meslekte uzmanlik, sinavlar, stajer alabilecek mimarlik ofisleri konulari vs. O dönem ODTU de bir forum düzenlemistik Mimarlar Odasi ndan sevgili Ayhan Celik agabey ile Mimarlik Fakültesinden Aydan Balamir Hocam in katilimiyla. Sayin Semih Eryildiz da katkida bulunmustu konu hakkinda.

Hükümetin hazirladigi yasa, universitenin ve odanin hazirladigi gorus ve oneriler hep birlikte tartisilmisti. Konunun gelip tikandigi yer hep sorunlara karsi altyapisi olusturulmamis yasa ve yonetmelikler hazirlayip sonra altini doldurmaya calisilmasi oluyordu. Mesela kimler uzman mimar olacakti? 10 yil deneyim uzmanlik icin yeterli miydi? Bu unvani kim neye gore verecekti. Yila gore verilecek bir uzmanlik ne kadar bilimsel olabilir (mimarlik yasanabilir yapi yapma sanati ise, yasanabilirlik kismi epeyce bilim iceriyor bana kalirsa)? Hadi diyelim bu sorunu astik. Mesleki yeterlilik almak isteyen genc mimar nasil bir sinava girecek, sinavi kimler nasil hazirlayacak. Tamam sinava girelim, bizi bastan asagi sinayip eleyip kalburdan gecirsinler, ama nasil? Sinav olsun demekle olmuyor.

Bu sinavi hangi kurum yapacak. Kuram ve uygulama arasinda derinlesen ucurum universite ile meslegin arasini aciyor. Bu tur bir sinavi Bayindirlik Bakanliginin yapacagini dusunun. Oda yapabilir mi? Universiteler...
Sinavda ne sorulabilir. Kentlerimiz bu halinin sorumlulularindan olan yonetmeliklerden mi cikartilacak sorular? Teknik sartnameler? Tasarim Bilgisini neye gore olcecegiz, olcecek miyiz? Farkli tasarimlari, kendi mimari anlayisinin disindan elestirel bir bakisla tartisabilecek yurtcapinda bir juri olusturabilecek birikime sahip miyiz? Ulusal Mimarlik Odulleri tartismalarinda bu konuya da deginilmisti. Yapiyi kendi kosullari ve degiskenleri icinde degerlendirebilmek cok büyük bir caba ve birikim ister.
Bir bitirme projeleri sergisinde karsilastigim ornegi anlatmak isterim. Konu Kongre Merkezi, ucuk kacik deneyimlerin yanisira tamamen tarihselci tavirla cozulmus bir proje dikkatimi cekti. 2004 yilinda neoklasik bir kongre merkezi. Soru su, isiklandirmasi kadar en ince ayrintisi ile uslubun gereklerini yerine getirmis, mekansal cozumleri gayet iyi calisan, detaylari dogru olan ama tarihselci-secmeci proje basarili midir degil midir?

Mesleki Deneyim icin ortam saglayacak burolari kim, neye gore sececek? Eger hedef kaliteyi arttirmak ise oncelikle meslegin kendi ic disiplinini kurmasi ve oto kontrol mekanizmalari ile kaliteyi arttirmasi gerekir, yonetmelikler yasalar la ancak kendimizi kandiririz. Mevcut kalitesiz yasam alanlarinin baslica sorumlulularindan biri de buralari ureten bizler degil miyiz? Kim ilk tasi atacak sorusu cikiyor karsimiza. Kim?

Genc mimarlarin ucuz isgucu olmasini, emeklerinin karsiligini almasi nasil saglanacak? Su anda bile alamiyoruz.

Once yasayi, yonetmeligi cikartalim sonra altini doldururuz olmamali. Once sorunlari net olara tespit edip sonra adim adim cozume gitmek lazim.

Uzun lafin kisasi, bütün bunlari net bir sekilde tartisan ve cozume ulastiran bir program olmadigi surece egitimin 5 yil olmasi, 3-5-10 sene mesleki deneyim zorunlulugu, sinav gibi sartlar ancak bunlarin etrafindan dolasmaya yarayacak cinfikirleri besler o kadar.

handy
09-07-2004, 19:55
mrb dostlar mimarı sihrin içine girememiş zihinlere sesleniyorum .biz mimarız vede Atatürkün gençelriyiz biz yüce bi toplum olarak Türküz neden hala güvensiziz vede neden hala üretemiyoruz mimari camia uyanın artık benim mimarımın gerhyden hadidden koolhaasdan fosterdan ne farkı var akıl tarafındamı güçsüsüz.hayır atılım konusundamı hayır bizim tek eksiğimiz güvensizlik olgusu .dünya geriye gidiyor beyler bayanlar artık bildiğiniz avrupa düşlerdeki gibi güçlü deil vede her geçen gün geriye gidiyor genç nüfusu azalıyor .ben ab ye giricem diye tasarımcı bir zihniyeti düşlerdeki kılıbıklığa mı sokayım bunun mimarı etikle yada tasaramcı zihniyetle ne gibib bir dostluğu olabilir .Atatürk milliyetçiliğini hatırlayın beyler bayanlar ,tasarımcılar,düşünürler,sanatçılar kurunun yanında yanmayalım.çağdaş bir konumda üretelim vede ilerleyelim artık ağzımızın suyunu akıtarak dünyada yapılanları izlemeyelim.Düşünsel bir yaklaşımın gereğidir üretim vede tasarım akılımıza gücümüze güvenelim .nedir bu usta -çırak geyiği sömestir taillerini bırakalım arık sabahçı kahvelerinde çay içiyoruz .....

aacar
09-07-2004, 20:20
Hepimiz bir cikis yolu ariyoruz, sizin bir oneriniz varsa gösteriverirseniz ne iyi olur, biz de aydinlamis oluruz.

Ben burada kimsenin bir kendine guven sorunu oldugunu sanmiyorum, aksine gayet güvenli ve saglam bir sekilde kendimize bakmaya calisiyoruz. Ama salt kendine güvenle de mimarlik olmuyor. bilgisi, arastirmaci ruhu olmayan, soru sormayan, programsiz hedefsiz, ama acaip kendine güvenli inancli mimarlik ancak koprunu basindaki deli dumrul kadar faydali olur köprüye, cevreye, kullaniciya.

USTABASI
09-07-2004, 20:29
Yurt disindan örnekleri verme konusunda hicbir tereddüdüm yok cünkü bu yasa hazirliklarini savunanlarin ortak gerekcesi "Avrupa Birliginde de böyle" veya "Batili ülkelerde de böyle"
ancak batili ülkelerle ilgili baska örnekler verildiginde ise cevap hep ayni "Burasi Türkiye bizim kosullarimiz farkli" :-) ne diyelim arkadaslar bu ve benzeri gerekceleri yasamin her alaninda görüyoruz dolayisiyla yorum yapmiyorum.

Türkiyenin farkli olan tarafi suki ekonomik zayiflik ve bu hayatin her alanina yansiyor
bir ögrencinin 1 yillik üniversite egitiminin ögrenciye ve devlete ne kadara mal oldugunu bilmiyorum ancak pekde ucuza mal olmayacaginida tahmin edebilirim.

4 yilin üzerinde bir mimarlik egitimi Türkiye icin cok pahali olur bu kosullarda hem ekonomik olarak hemde daha öncede tartistigimiz gibi diger ülkelerdede özellilede AB ülkelerinde 4 yil egitimin var oldugu ve savunuldugu göz önüne alindiginda uzun süreli egitim bizim icin anlamsiz bir tartismadan öte fayda saglamayacaktir diye düsünüyorum.

Burada yazan veya burayi izleyen ögrenciler sanirim bir an önce okulu bitirme cabasi icindedirler tabiki kaliteden ödün vermeden.

Bir Dis Hekimi 5 yilda yetisip hasta agzinda müdahele yapabilmekte iken bizler isi biraz fazlasiyla abartmaktayiz.

Bütün Din kitaplarinda ve Felsefi ögretilerde asiriya kacmayin denmektedir. Bir defa kantarin topuzu kactimi onu durdurmak artik mümkün degildir.

Daha önce avukatlarla ilgili bir örnek vermistim. Türkiyede Avukatlikla ilgili yasanin cikmasini bizzat Avukatlar istemis ve yasanin cikisini müteakip meclis önünde miting yapip degismesini istemisler korkarim mimarlik yasasi da bu duruma düsecek.

Isimize gelince Avrupada da böyle isimize gelmeyince burasi Türkiye :-)

Ancak yinede yilmadan yazalim, cizelim ve bu toplum icin en iyisini yakalayalim.
Burada yazilanlarin tümü cok olumlu düsünceler sanirim sonunda ortak bir noktada bulusulacak tek sorun katilimcilarin az olusu özelliklede egitimci kesimden yazanlar sanki biraz az gibi. Ben özelliklede sitem eden yazilari seviyorum cünkü dostlar sitem ederler iyi olmasini istedikleri icin

Herkese Selamlar

aacar
09-07-2004, 21:03
Sayin Tanyel yazdiklariniza ek olarak sayin Ziya Tanali`nin bir sozunu (daha dogrusu ondan duydugum bir sozu) anmak isterim burada:

"Duygusal olmadan duyarli olmak"

Büyük bir kimlik sorunu yasiyoruz, kimlik/aidiyet sorunu. Mimarlik, ozellikle Turkiye`de, kendi kendini disiplin altina alip, toplumsal yasam icinde mesru ve ozerk bir alan olmayi basaramadigi surece, mimarlar kendilerini bu kimlik/aidiyet sorununa sanatci/estetik vurgusu tepki verip kendilerine yer acmaya calismaktan vazgecmedikleri surece duygusal devinimler yapici atilimlara evrilemeyecek gibi gorunuyor.

Hemen belirteyim, sanat/estetik vurgusu ile yazdiklarim bunlari inkar etmek falan anlamina gelmiyor. mimarligi mesru kilacak sey yasanabilir cevreleri uretebilme konusunda herkesin yasadigi deneyimleri bilgiye ve oradan da tekrar deneyime donusturebilme becerisinin kurumsal bir egitimle hem mimar olmayi dusleyenlere (hasbel kader universiteye girmis ama tasasi okul bitirmek olan arkadaslari ayri tutuyorum, elbette sonradan askla baglananlar da var) hem de o cevrelerde yasayacaklara aktarilabilmesinde yatiyor. Yoksa elit bir topluluk olarak fildisi kulelerimizde tasarim yapar, bürolarimizda apartman cizer, "canim bina degil mi ben de yaparim" diyen her vatandastan farkimizi salt begeni duzeylerimiz arasindaki ucurumla aciklamaya calisiriz.

kemal kibar
12-07-2004, 02:05
Sanirim cogunluk 5+2 yi destekleyecektir; zaten MOBIG toplantilarinda da - sanirim Amerika'da ve diger bircok zenginlesmis ulkede de 5 kusur yil oldugu icin - 5 yilda karar kilinmis, ancak bu karar zamanin YOK baskani tarafindan "siz isterseniz herkes ister" gerekcesiyle reddedilmisti. Yani sorun 1) ekonomik 2) mimarligin makine muhendisliginden ne gibi bir ilave egitime ihtiyaci oldugu kafalarda cevap bulmamis bir soru olmasi. Milletimiz mimarinin bir sanat oldugunu coktan unutmus.
Hepimizin bildigi ama bilip de soyleyemedigi gibi bugun Turkiye'de uretilen binalarin 90 % ini tasarlayabilmek icin 1 yil teknik resim dersi, 1 yil da bir mimarin yaninda ciraklik yeter; hatta zorlarsaniz teknik resim becerisi de ciraklikla kazanilabilir. Turistik otelleri ve konferans merkezlerini tasarlayacak mimarlar ise gene bu turden yapilari gerceklestirme bahtina sahip olmus mimarlarin yaninda kalfaliga nail olabilirler. Bu durumda neden 5 yillik bir okul donemine ihtiyac var? Ogrenciler ve aileleri bunun finansmanini nereden bulacak? Mustakbel meslekdaslari burs mu verecekler? Zaten "piyasaya" cikar cikmaz fiyat kirip musteri edinmeye calisaksa bu insanlar - potansiyel rakip -, onlari issizlikle mucadelede 1 yil daha oyalamak bize ne kazandiracak? Acaba meseleleri diploma yerine yeterlilikte arasak daha dogru olmaz mi? Yani bina insa edecek mimar adayinin bunu yapabilecegini meslekdaslarina ispatlamasini istesek.
Ben duruma karamsar degil gercekci yaklastigimi dusunuyorum.Unutmayalim ki herseyden once mesleki sartlari gelistirmemiz lazim, egitim ona ayak uyduracaktir.

Metin Karadağ
12-07-2004, 15:59
kulağıma mı ilişmiş şu an bilemiyorum.

Ama sanat, üretilen bir şey olarak da sunulabiliyorsa tüketilen bir şeydir de aynı zamanda.

Tüketilen ile üretilenin nasıl bir ilişki biçim/ler/ine yol açtığı da dert değil gibi görünür.

Ama sonuçta o sanatı üretenin yaptığı işten aldığı haz, doyum, mutluluk ya da her ne ise paylaşıma sunulduğunda paylaşanlarda acı, doyumsuzluk, mutsuzluğa yol açıyorsa; bunun ödenmesi gereken bir bedeli olmalıdır diye düşünüyorum.

Bu bedel ilişkisini konuşmaya başlasak bir de.

Nereye gider işin ucu sizce?

Belkide verilen bu eğitime de hiç gerek yok deyip çıkabiliriz.

Ya da...

aacar
12-07-2004, 17:15
Bana kalirsa mimari üretimi haz/doyum/paylasim gibi kavramlarla yasamaya calismak, bunlardan hereketle bir yere oturtmak sorun yaratiyor. Belki de mimarligi salt bir hizmet olarak görüp hizmetin kalitesine dogru yola cikmak mimarlari bir yerlere götürebilir.

Birkac gün önce yakindaki asagida resmi olan binayi gormeye gittim. ödüllü bir konut yapisi. Mimari Theo Hotz. Orada bulunan bir kac kisiye merdivenlerin acikta olmasi ile birkac sordum, konu konuyu acti bu binada yasamakla ilgili problemleri olup olmadigina geldi. cok memnundular. sikayetleri yoktu. Ama gayet bilincli bir sekilde 4 yillik bir yapiyi 5 sene sonra daha iyi degerlendirebileceklerini soyleyerek konusmayi bitirdiler.

herhangi bir iddasi olmayan, temiz cozulmus, net bir yapi. Mimarin tasarim sürecinde, yapim esnasinda ve sonrasinda hangi zevkleri yasadigini bilmiyoruz ama sonuc ürün icinde yasayanlarin ihtiyaclarina cevap veriyor, cevresine olumlu bir katkisi var (kendi kisisel goruslerim, merak edenler olursa fotolarini da gonderebilirim daha sonra).

hepimizin verebilecegi daha bir suru iyi ornek var iyi bir hizmet olarak sunulmus mimarliga dair. Sürekli olarak her türlü ortamda ve egitimde dayatilan "kahraman mimarlarin tarihi" disinda bir mimarlik sürüp gidiyor cevremizde. Dahi ya da sanatci olmak da gerekmiyor aslinda.

Ne yapi üretim sürecini egitimden, ne de egitimi yapi üretim sürecinden ayirmak mümkün. Egitim bu süreci kavrayip icsellestirebilecek, üzerine yeni/kendi bilgisini insa edebilecek mimalari yetistirmek zorunda, üretim ise bu mimarlari etkin kilacak ortami yaratmak ve sürdürmek. Mimarlik profesyonellesmek zorunda. Egitim bu profesyonelligi kurumsallastirmak zorunda. Kurumsallasamayan mimarlik usta-cirak / uzman-stajer mimar / ic mimar-dis mimar / mimar-mühendis döngüsünü asamaz, hem mimarlar hem de bu hizmeti alanlar bedel ödemekten kurtulamaz.

Mimarligi mimarlarin elindeki cekic olmaktan kurtarmakla baslayabiliriz ise, ne dersiniz Sayin Karadag?

aacar
12-07-2004, 17:17
Ekleyememisim, pardon.

Kum
12-07-2004, 17:19
Yeni Mimarlık Meslek Yasa Tasarısı, eğitim süresinin uzatılması, zorunlu staj gibi konulardaki eleştirilerin hemen tümüne katılıyorum, ancak bu diğer taraftan gelen bir görüşü garipsememe de mani olmuyor. Bu görüşü de Yeni Mimar gazetesinin 4.sayısındaki Ferhan Yürekli söyleşisinden bir alıntıyla açıklayayım:

"Mimarlık eğitiminin mimarlık pratiğiyle ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Eğer mimarlık pratiğinin etkisi altında bir mimarlık eğitimi yaparsanız ki yapılıyor ve savunuluyor -sadece pratik dünyasında değil okulların içinde de, okulların başında da savunuluyor- bence bu kelepçe takma eğitimi, kafa koşullandırma eğitimidir. Onunla geleceğe bakılmaz"

Sn. Ferhan Yürekli'nin burada kastettiği kafa koşullandırma eğitiminin halen mevcut olduğunu kabul ediyorum ve buna şiddetle karşıyım, ancak buna çare olarak "ilişkisizliği" savunmak, işte bunu anlamıyorum. Bir de şöyle bakalım; pekala mimarlık eğitiminin mimarlık pratiği üzerinde bir baskısından da söz edilebilir ve bence bu mimarlık pratiğinin eğitim üzerine kuracağı baskının tek gerçekçi sübabıdır. "Mimarlık eğitimi ve mimarlık pratiğinin ilişkisiz kabul edilmesi" -bu hangi sorunumuzu gerçekten çözer bilmiyorum ama, pek çok sorunumuzun kaynağında yatan bir neden de olabilir.

Saygılarımla.

Metin Karadağ
13-07-2004, 13:34
Sevgili Aktan Acar Merhaba,

Mimarlığın ne olup ne olmadığını tam olarak bilseydim zaten sadece susardım...

Mimarlık adına bildiklerimi, henüz bilemediğim kısmına; yaşam adına bildiklerimi ya da bilmediklerimi de yaşamıma olan oranını sorgular hale geldikçe ürkütücü bir çaresizliğe kapılıyorum.

Dikkatinden kaçtı sanırım bu "çaresizlik" nedeniyle önceki kısa yazımda "mimarlık" yerine daha genel/muğlak bir kavram olan "sanat" kelimesini seçtim.

Oysaki Mimarlık, genel kültür ve sanat kavramına göre daha az muğlak olan "ihtisas ve sorumluluk" gerektiren bir alanda yer alıyor.

Yani sallama alanı biraz daha dar diğer genelleme yapılabilen alanlara göre.

Ancak sonuç olarak "insan davranışı ve ilişkilerine" doğrudan bağımlı bir yanı var.

Bu nedenle mimarlık eğitiminde "empatik yetenek" kazandırmak (açığa çıkarmak...) önemli.

Çünkü bu özellik bir yandan onun çoklu seçeneklerle yorumlanabilmesine de yol açıyor.

Pozitif bilim alanında olduğu gibi yorum kaldırmaz bilimsel kanunlarla bir dış kabuk oluşturabilmek olanaklı değil mimarlığa.

Ama pozitif bilim (ya da mühendislik bilgisi diyelim)den yaralanmaksızın da bir mimarlık ve mimarlık eğitimi olanaklı değil.

Yani mimarlık konusu sert hatlarla birbirinden koparılmış/parçalanmış bir alan değil.

Aksine alanın tümünü (alan derken ne/leri anlıyorsanız onları...) en altından en üstüne kadar seffaf katmanlar halinde, doğrudan ya da dolaylı, düz ya da çapraşık ilişki bağlarına sahip yaşamla sürekli içiçe bir yaşamsal ortam gibidir diye düşünüyorum.

Bu nedenle öncelikle bilebildiği kadar gerekli gereksiz herşeye, hayatın bütün alanlarına burnunu sokmaya meraklı ve sorumlu insanlar olmaları gerektiğine inandırılmalıdır mimarlık eğitimi alanına ilk adımını atan tüm mimar adayları...

Yaşamdan bağları koparılmış "salt bir mimarlığın!..." varlığını mimarlık adı altında sürdüremeyeceği gibi böyle bir mimarlık eğitimini varkılabilmek de zaten olanaklı değildir.

"Belki de bu yüzden" Mimarlıkta Eleştiri konusunda durum/düzey vahim ötesi...

Çünkü bu konuda bir türlü doğrudan kendi kendisini kabullenmediği için kendi kendisi olamayan ve açığa çıkan kimlik boşluğunu da başkası olunarak (taklit vs...) doldurmaya eğimliler;... birbirlerini "eğiterek" kendilerini eleştirmemeye alış(tırıl)mışlar gibi geliyor...

Ortaya da sonuç olarak çıka çıka üç maymunlu "suçbirliği" (Kendimi de bu suçbirliğinin suçlusu olarak görüyorum...) çıkıyor.

Oysa Mimarlıkta Dedikodu ise "eee şiz nasil diyoğsunuz: PERFECT..." düzeyinde.

Sevgili Aktan Acar

Giderayak bir not daha, mimar olmak ya da mimar kalmak için profesyonelleşmenin şart olmadığını düşünüyorum şimdilik.

Çünkü "mimarlığın yalnızca mimarlara bırakılamayacak bir değere sahip olduğuna" bende inanıyorum.

Bunun için "ÇEKİÇ"i öncelikle kendi kafama vurmaya devam ediyorum:)


----------------------------





Bana kalirsa mimari üretimi haz/doyum/paylasim gibi kavramlarla yasamaya calismak, bunlardan hereketle bir yere oturtmak sorun yaratiyor. Belki de mimarligi salt bir hizmet olarak görüp hizmetin kalitesine dogru yola cikmak mimarlari bir yerlere götürebilir.

Birkac gün önce yakindaki asagida resmi olan binayi gormeye gittim. ödüllü bir konut yapisi. Mimari Theo Hotz. Orada bulunan bir kac kisiye merdivenlerin acikta olmasi ile birkac sordum, konu konuyu acti bu binada yasamakla ilgili problemleri olup olmadigina geldi. cok memnundular. sikayetleri yoktu. Ama gayet bilincli bir sekilde 4 yillik bir yapiyi 5 sene sonra daha iyi degerlendirebileceklerini soyleyerek konusmayi bitirdiler.

herhangi bir iddasi olmayan, temiz cozulmus, net bir yapi. Mimarin tasarim sürecinde, yapim esnasinda ve sonrasinda hangi zevkleri yasadigini bilmiyoruz ama sonuc ürün icinde yasayanlarin ihtiyaclarina cevap veriyor, cevresine olumlu bir katkisi var (kendi kisisel goruslerim, merak edenler olursa fotolarini da gonderebilirim daha sonra).

hepimizin verebilecegi daha bir suru iyi ornek var iyi bir hizmet olarak sunulmus mimarliga dair. Sürekli olarak her türlü ortamda ve egitimde dayatilan "kahraman mimarlarin tarihi" disinda bir mimarlik sürüp gidiyor cevremizde. Dahi ya da sanatci olmak da gerekmiyor aslinda.

Ne yapi üretim sürecini egitimden, ne de egitimi yapi üretim sürecinden ayirmak mümkün. Egitim bu süreci kavrayip icsellestirebilecek, üzerine yeni/kendi bilgisini insa edebilecek mimalari yetistirmek zorunda, üretim ise bu mimarlari etkin kilacak ortami yaratmak ve sürdürmek. Mimarlik profesyonellesmek zorunda. Egitim bu profesyonelligi kurumsallastirmak zorunda. Kurumsallasamayan mimarlik usta-cirak / uzman-stajer mimar / ic mimar-dis mimar / mimar-mühendis döngüsünü asamaz, hem mimarlar hem de bu hizmeti alanlar bedel ödemekten kurtulamaz.

Mimarligi mimarlarin elindeki cekic olmaktan kurtarmakla baslayabiliriz ise, ne dersiniz Sayin Karadag?

Metin Karadağ
13-07-2004, 19:50
UNESCO – UIA MİMARLIK EĞİTİMİ ONAY SİSTEMİ


GÜNÜMÜZ KOŞULLARINDA MİMARLIK EĞİTİMİNDE EDİNİLECEK FORMASYONUN TANIMINA YÖNELİK ULUSLARARASI TAVSİYELER


27-29 Temmuz 2002 tarihlerinde Berlin’de yapılan Uluslar arası Mimarlar Birliği Genel Kurulunda ilkesel olarak kabul edilen UNESCO – UIA MİMARLIK EĞİTİMİ ONAY SİSTEMİ belgesinde, eğitim programlarının uygunluğu için gözetilmesi önerilen niteliksel ölçütler:

(V.3.2.1) UNESCO-UIA Mimarlık Eğitimi Şartının II.4 maddesinde (Avrupa Birliği 1985 Mimarlar Direktifinin 3. maddesinden aktarılarak) tanımlanan bütün noktalar :

1. Estetik ve teknik gereklerin her ikisini de sağlayan mimari tasarımlar yaratabilme yeteneği

2. Mimarlık ve ilgili diğer sanat, teknoloji ve beşeri bilimlerini tarihi ve teorileri konusunda yeterli bilgi

3. Mimari tasarımın kalitesine etkisi düzeyinde, üzerinde bir etki olarak güzel sanatlar konusunda bilgi

4. Kentsel tasarım, planlama ve planlama sürecinin gerektirdiği beceriler konusunda yeterli bilgi

5. İnsanlarla yapılar ve yapılarla çevreleri arasındaki ilişkileri ve yapıları ve yapılar arasındaki mekanları, insan gereksinimleri ve ölçekleri ile ilişkilendirme gereğinin kavranması

6. Mimarlık mesleğinin ve mimarın toplum içindeki rolünün özellikle toplumsal etkenleri göz önüne alan ön hazırlık çalışmaları açısından kavranması

7. Tasarım projeleri için ön çalışma hazırlama ve araştırma yöntemlerinin kavranması

8. Bina tasarımı ile ilgili inşaat, strüktürel tasarım ve mühendislik sorunlarının kavranması

9. Binaları iklim koşullarına karşı koruma ve dahili konfor koşullarını sağlayacak bina fonksiyonları, yapı fiziği sorunları ile teknolojileri üzerine yeterli bilgi

10. Bina kullanıcılarının gereksinimlerini yapı-imar yönetmelikleri ve maliyet etkenleri tarafından belirlenen sınırlamalar içerisinde karşılayabilecek gerekli tasarım becerileri

11. Tasarım kavramlarını yapılara dönüştürme ve planların genel planlamalarla bütünleştirme için gerekli olan üretim, örgütlenme, yasal düzenlemeler ve işlemler konusunda yeterli bilgi

(V.3.2.2) Ayrıca göz önüne alınması gereken özel noktalar:

1. İnsani, toplumsal, kültürel, kentsel, mimari ve çevresel, değerlerin yanı sıra, mimari miras sorumlulukların da farkında olma

2. Ekolojik olarak sürdürülebilir tasarım, çevresel koruma ve iyileştirmeyi sağlama yöntemleri üzerine yeterli bilgi

3. Mimarlıkla ilgili inşaat yöntemleri ve disiplinlerine ilişkin geniş kapsamlı bir bilgilenme temeli üzerine yapı teknikleri konusunda yaratıcı bir yeteneğin geliştirilmesi

4. Proje finansmanı, proje yönetimi ve maliyet kontrolü üzerine yeterli bilgi

5. Hem öğrenciler ve hem de öğretim üyeleri için, mimari öğreniminin ayrılmaz bir parçası olarak araştırma teknikleri konusunda eğitim

(V.3.3) Eğitim Programları Sırasında Öğrenci Tarafından Kazanılması Gereken Nitelikler:

Eğitim programları sırasında mimarlık öğrencileri, disiplinlerarası hedefleri koordine edebilen genellikte görevlerini yerine getirebilme yeterliğine sahip mimarlar olabilmek için tasarım yeteneği, bilgi ve becerileri kazanmak durumundadırlar.

A. Tasarım

· Hayal gücü, yaratıcı düşünce, yenilikçilik ve tasarım ekibinin önderliğini bir araya getirme yeteneği

· Bilgi toplama, sorun tanımlama, analiz ve eleştirel değerlendirme, eylem stratejileri formüle etme yeteneği

· Tasarım arayışında üç boyutlu düşünme ve tasarımın keşfedilmesi yeteneği

· Aykırı etkenleri uyuma getirebilme, bilginin bütünleştirilmesi, tasarım çözümlerinin yaratılmasında becerileri kullanma yeteneği

B. Bilgi

B1. Kültürel ve Sanatsal Çalışmalar

· Mimarlıkta, yerel ve dünya ölçeğinde, tarihi ve kültürel öncekilerin bilgisi ile davranma yeteneği

· Mimari tasarımın kalitesini etkileyecek düzeyde güzel sanatlar bilgisiyle davranma yeteneği

· Yapılı çevredeki mimari miras konularını anlama

· Mimarlık ile diğer yaratıcı disiplinler arasındaki bağların farkında olma

B2. Sosyal Çalışmalar

· Toplum, işverenler ve kullanıcılara ilişkin bilgilerle davranma yeteneği

· Toplumun, kullanıcıların ve işverenlerin gereksinimlerini tanımlayan bir proje ön hazırlık çalışması geliştirme ve farklı tiplerdeki yapılı çevrelerin fonksiyon ve bağlamsal ilişkilerini araştırıp belirleme yeteneği

· Yapılı çevrenin oluştuğu toplumsal bağlamı, ergonomi ve mekansal gerekleri, eşit haklar ve ulaşılabilirlik konularını anlama

· Planlama, tasarım, inşaat, sağlık, güvenlik ve yapılı çevrelerin kullanımı ile ilgili yasa, yönetmelik ve standartların farkında olma

· Mimarlıkla ilişkili olduğu ölçüde etik, felsefe ve siyaset konularının farkında olma



B3. Çevresel Çalışmalar

· Doğal sistemler ve yapılı çevreye ilişkin bilgilerle davranabilme yeteneği

· Koruma ve atık yönetimi konularını anlama

· Malzemelerin geri dönüşümü, ekolojik sürdürülebilirlik, çevresel etki, düşük enerji kullanımlı tasarım, pasif sistemler ve yönetimleri konularını anlama

· Peyzaj mimarlığı, kentsel tasarım, bölgesel ve ulusal planlamanın tarihi ve güncel uygulamaları ile bunların yerel ve küresel demografi ve kaynaklarla olan ilişkilerinin farkında olma

· Doğal afet risklerini göz önüne alan bir doğal sistemler yönetiminin farkında olma

B4. Teknik Çalışmalar

· Strüktür, malzeme ve inşaata ilişkin teknik bilgi

· Bina yapım tekniklerinin kullanımında yenilikçi tekniklerle çalışma, yeteneği ve bu tekniklerin gelişimini anlama

· Teknik tasarım sürecinin ve strüktür, inşaat teknolojileri ve servis sistemlerinin, fonksiyonel etkinlikte bir bütün oluşturmasını anlama

· Bina içi servis sistemleri ile birlikte ulaşım, iletişim, bakım ve güvenlik sistemlerini de anlama

· Tasarımın gerçekleştirilmesinde teknik dokümantasyon ve şartnamelerin rolünün ve inşaat maliyet planlaması ve kontrolünün farkında olma

B5. Tasarım Çalışması

· Tasarım teorisi ve yöntemlerine ilişkin bilgi

· Tasarım işlemlerini ve süreçlerini anlama

· Daha önce gerçekleştirilmiş tasarım örnekleri ve mimari eleştiriye ilişkin bilgi

B.6 Mesleki Çalışmalar

· Mesleki, mali, yasal ve iş ilişkileri bağlamında davranma yeteneği

· Mimari hizmetlerin farklı biçimlerde elde edilmesini anlama yeteneği

· İnşaat endüstrisi ve inşaat yatırımları, finansman dinamikleri, gayrimenkul yatırımları ve tesis işletmeciliği faaliyetlerinin farkında olma

· Mimarların, geleneksel ve yeni etkinlik alanlarında ve uluslararası sağlamda potansiyel rollerinin farkında olma

· İş yönetim ilkeleri ve yapılı çevrenin geliştirilmesi, proje yönetimi ve mesleki danışmanlık görevlerinde bu yönetimi iş ilkelerinin uygulamasını anlama

· Mimarlığın uygulamasında ve tescil, mesleki uygulama ve yapı sözleşmeleri ile ilgili olarak, mesleki etik ve davranış ilkelerini anlama

C. Beceri

· Sözlü, sayısal, yazılı anlatımlar, çizim, maket, ortak çalışma ve geliştirme yoluyla davranabilme ve düşünceleri iletebilme yeteneği

· Bir tasarım önerisini araştırmak, geliştirmek, tanımlamak ve iletebilmek için elektronik, grafik, maket yapımı ve el çalışması becerilerini kullanabilme yeteneği

· Yapılı çevrelerin performans ölçümlemeleri için elle yapılan yada elektronik araçların kullanıldığı değerlendirme sistemlerini anlama


Daha daha fazlası:...

http://www.mimarist.org.tr/index.cfm?sayfa=kurultay&sub=belgeler_index


:) :) :) :) :) :)

aacar
13-07-2004, 22:16
Aslinda cekici mimarlarin elinden almayi onerirken, dünyaya kazik cakma heyecanimizi biraz olsun sinirlamayi kasteridoyrdum, ne de olsa bu konuda diger mesleklerden biraz daha sansli bir yerdeduruyoruz :))

Sevgili Metin Abi,
Mimarligin kesin hatlalarla tanimli bir kabugunun olamayacagina inancim tam, bazen maalesef i eklemek geliyor icimden ama neyse. O yuzden de "empati" gelistirme konusu benim acimdan da cok onemli. Hem yaparken hem de ogrenirken cok da tarif edemedigimiz bir takim sürecleri yasiyoruz (bu sürecleri matematiksel olarak modellemeye calisanlar da yok degil aslinda -bkz. Design Knowledge Systems Program/ TU Delft). Genel bir dünya bilgisinden sozedebiliyourz belki de ancak.

Bütün bu bilgilerin katmalasa katmanlasa, temas noktalarinda baska bilgilere alanlara evrile evrile büyümesi/yeni gorus ve bakislara donusmesi süreci olarak bakarsak tasarima ve ogrenmeye, aslinda mimarlik ve tasarim bilgisinden once (beceri/estetik/yaraticilik gibi muglak alanlara dair olanlari kastediyorum) o "burnunu sokma" soru sorma, sorduklarindan kendi bilgisini cikarma ve ilerleme becerilerini gelistirmek daha onemliymis gibi geliyor.

Bunu bütün mimarlik egitimi icerisinde farkinda olmadan yasadigimiz üzerine kurulu bir soylem var egitimle ilgili calismalarda. Zaten "yaparak ogrenme" sloganin arkasinda da taaa erken donemlerde cocuklarin nasil egitilebilecegine dair kuram ve uygulamalarin birikimi (habire yedigimiz mirasi demeliyim belki de) duruyor.

Ama gözardi edilen 3 önemli nokta var:
1- Bilgi deneyim yoluyla elde ediliyor ve gecmis deneyim ve bilgi ile temas ettigi noktada ogrenmeye/yeni bilgiye donusuyor. Oysa modern mimarlik egitiminin temeli 1. sinifta "unutarak ogrenme" ye dayaniyor. Yani yüce mimarlik toplumu 17-18 yasina gelmis (bizde oyle, baska ülkelerde 25`e kadar gidiyor ve aslinda egitimin bambaska bir alanina - yetiskin egitimi- giriyor) epeyce görsel-mekansal deneyim yasamis mimarlik ogrencisi adayinin kendini "yeniden baslatmasini" (restart) bekliyor. Bu ciddi bir sorun. Eklemlenerek gelisen mimarlik kültürü ve bilgisinin ne kadar "saf ve temiz" olmasini bekleyebiliriz? Beklemeli miyiz?

2- Mimarlik Okullari hedeflerini ve hedef kitlelerini iyi belirlemelidir. Okula giren her ogrenicinin (OSS/OYS vs den sonra) mimar olmasini, hele hele üstün yetenekli bir tasarimci olmasini beklemek mümkün görünmüyor. Sistemin egitim sürecinde bu insanlari eledigi varsayimi da bana pek inandirici gelmiyor. O halde soyle bir varsayimda bulunabiliriz: Mimarlik egitimi ortalama niteliklere sahip mimar adaylari yetistirmekte olan bir icerik ve kurguya sahiptir (midir?). Mimarlik egitimine dair uluslararasi tavsiyelerin hepsini yerine getirmek pek olasi degil (zaten tavsiye niteliginde olmasi bundan dolayidir herhalde).
Aklima soyle bir soru geliyor, gercekten cevabini merak ettigim bir soru: Bütün becerileri, en azindan %80 ini, gelistirebilmis az ve öz sayida dahi mimarlar-tasarimcilar mi yetistirmeliyiz, yoksa ortalama ama bir bir kaliteyi tutturabilecek mimarlar mi? Aydan Balamir hocam 1991 yilinda bir panelde Bauhaus un ikici döneminden sonraki, ben ozellikle Amerika yillarini da eklemek isterim, programlarina dayali egitimin ikinci sikka yönelik oldugunu soyluyor.

3- Bernhard Hoesli mimarlik egitiminde "vermeden alinamayacagini" soyluyor. Tasarim becerilerinin gelistirilmesi konusunda ogrenciyi soytlamanin/kompozisyonun/problemin/egzersizin/projenin icine itip bundan kendine bir ders cikarmasini beklemek gercekten faydali bir yontem midir? Acimasiz bir eleme yontemi oldugu kesin, ama ne yazik ki okulu birakan ogrenci sayisi 1 ya da ikiyi gecmez, geri kalanlar arasindan hasbel kader okulu bitirenlerin saysisi azimsanacak gibi degil. Zaten ogrencinin ne aldigini olcmek icin kullanilan araclar da cok iyi isliyormus gibi durmuyor. Mimarlik egitimicilerinin bütün kisisel cabalarina ragmen (cidden) mesela juriler ancak 1 ya da 2 ogrenci icin bir ogrenme/degerlendirme ortami olabiliyor. Bir ustteki baslik baglaminda dusunecek olursak, acaba ne kurtarirsak kar midir, oluyor???

Yaraticilik egitiminde kapsamli bir icerik tanitiminin ozellikle ortalama yetenekli bireylerde cok iyi sonuc verdigini soyluyor egitim psikologlari. Kisacasi madem ogrencileri secemiyor mimarlik egitimi (bu konuda elbette mimarlik okullarinin sucu yok, sinav ve kontenjan sorumlusu YOK ayri bir tartisma konusu) en azindan kosullari degerlendirip uygun yontemler icerigi kurgulayabilirler.

Asagidaki tavsiye metnini her okudugumda ise aklimdan gecen ilk soru "Peki nasil yapilabilir?" oluyor. Yapi bilgisi, teknik konular, genel sartlar ve kosullar konusundaki sorunlar daha cozulebilir bir olcekte duruyorlar sanki. Ama ya digerleri...

"""
1. Estetik ve teknik gereklerin her ikisini de sağlayan mimari tasarımlar yaratabilme yeteneği

3. Mimari tasarımın kalitesine etkisi düzeyinde, üzerinde bir etki olarak güzel sanatlar konusunda bilgi

6. Mimarlık mesleğinin ve mimarın toplum içindeki rolünün özellikle toplumsal etkenleri göz önüne alan ön hazırlık çalışmaları açısından kavranması

Eğitim programları sırasında mimarlık öğrencileri, disiplinlerarası hedefleri koordine edebilen genellikte görevlerini yerine getirebilme yeterliğine sahip mimarlar olabilmek için tasarım yeteneği, bilgi ve becerileri kazanmak durumundadırlar.

· Hayal gücü, yaratıcı düşünce, yenilikçilik ve tasarım ekibinin önderliğini bir araya getirme yeteneği

· Tasarım arayışında üç boyutlu düşünme ve tasarımın keşfedilmesi yeteneği

· Aykırı etkenleri uyuma getirebilme, bilginin bütünleştirilmesi, tasarım çözümlerinin yaratılmasında becerileri kullanma yeteneği

· Mimari tasarımın kalitesini etkileyecek düzeyde güzel sanatlar bilgisiyle davranma yeteneği

· Yapılı çevredeki mimari miras konularını anlama

· Mimarlık ile diğer yaratıcı disiplinler arasındaki bağların farkında olma

· Mimarlıkla ilişkili olduğu ölçüde etik, felsefe ve siyaset konularının farkında olma

· Tasarım teorisi ve yöntemlerine ilişkin bilgi

· Tasarım işlemlerini ve süreçlerini anlama

· Sözlü, sayısal, yazılı anlatımlar, çizim, maket, ortak çalışma ve geliştirme yoluyla davranabilme ve düşünceleri iletebilme yeteneği


Daha daha fazlası:...""""

Metin Karadağ
13-07-2004, 23:24
Sevgili Aktan Acar

Hatırlarsın MSR Programı ile ilgili olarak çalışırken bir türlü aşılamayan önyargılar yüzünden olmadık sıkıntılar yaşamıştık.

Neyseki sonunda kötü şeyler yapmadığımız anlaşıldı:)

http://www.mimarist.org.tr/msr.htm

Ama aradan da neredeyse 6 yıl geçti.

Neyse...

MSR Sürecinde yaşadığımız olumsuzluklardan ders alıp geriye kalanları unutmaya kararlı olduğumuz için de unuttuk gitti. Hem olumsuzlukları unutmamanın kimseye bir yararı yok.

Şimdi Viyana Teknik Üniversitesi'nde okuyan ve süreci izleyen genç arkadaşlar "MSR Programı çalışması yalnızca Türkiye'deki okullara mi ait? Biz burada MSR Programı çalışması başlatamaz mıyız?" diye sorabildikleri bir noktaya geldi.

Ayrıca, bu forumda yazılarını okuduğun meslektaşımız Mesut Tanyel "MSR Programını Almanya'da nasıl başlatabiliriz?" diye soruyor.

Eğer konuyu algılamak ve yorumlamakta öğrenilmiş/öğretilmiş önyargılar bir kenara bırakılmazsa sonuç bir öncekinden başka bir biçime ve içeriğe kavuşmuyor.

Dile getirdiklerine bende katılıyorum.

Devam ederiz...


----------------



Aslinda cekici mimarlarin elinden almayi onerirken, dünyaya kazik cakma heyecanimizi biraz olsun sinirlamayi kasteridoyrdum, ne de olsa bu konuda diger mesleklerden biraz daha sansli bir yerdeduruyoruz :))

Sevgili Metin Abi,
Mimarligin kesin hatlalarla tanimli bir kabugunun olamayacagina inancim tam, bazen maalesef i eklemek geliyor icimden ama neyse. O yuzden de "empati" gelistirme konusu benim acimdan da cok onemli. Hem yaparken hem de ogrenirken cok da tarif edemedigimiz bir takim sürecleri yasiyoruz (bu sürecleri matematiksel olarak modellemeye calisanlar da yok degil aslinda -bkz. Design Knowledge Systems Program/ TU Delft). Genel bir dünya bilgisinden sozedebiliyourz belki de ancak.

Bütün bu bilgilerin katmalasa katmanlasa, temas noktalarinda baska bilgilere alanlara evrile evrile büyümesi/yeni gorus ve bakislara donusmesi süreci olarak bakarsak tasarima ve ogrenmeye, aslinda mimarlik ve tasarim bilgisinden once (beceri/estetik/yaraticilik gibi muglak alanlara dair olanlari kastediyorum) o "burnunu sokma" soru sorma, sorduklarindan kendi bilgisini cikarma ve ilerleme becerilerini gelistirmek daha onemliymis gibi geliyor.

Bunu bütün mimarlik egitimi icerisinde farkinda olmadan yasadigimiz üzerine kurulu bir soylem var egitimle ilgili calismalarda. Zaten "yaparak ogrenme" sloganin arkasinda da taaa erken donemlerde cocuklarin nasil egitilebilecegine dair kuram ve uygulamalarin birikimi (habire yedigimiz mirasi demeliyim belki de) duruyor.

Ama gözardi edilen 3 önemli nokta var:
1- Bilgi deneyim yoluyla elde ediliyor ve gecmis deneyim ve bilgi ile temas ettigi noktada ogrenmeye/yeni bilgiye donusuyor. Oysa modern mimarlik egitiminin temeli 1. sinifta "unutarak ogrenme" ye dayaniyor. Yani yüce mimarlik toplumu 17-18 yasina gelmis (bizde oyle, baska ülkelerde 25`e kadar gidiyor ve aslinda egitimin bambaska bir alanina - yetiskin egitimi- giriyor) epeyce görsel-mekansal deneyim yasamis mimarlik ogrencisi adayinin kendini "yeniden baslatmasini" (restart) bekliyor. Bu ciddi bir sorun. Eklemlenerek gelisen mimarlik kültürü ve bilgisinin ne kadar "saf ve temiz" olmasini bekleyebiliriz? Beklemeli miyiz?

2- Mimarlik Okullari hedeflerini ve hedef kitlelerini iyi belirlemelidir. Okula giren her ogrenicinin (OSS/OYS vs den sonra) mimar olmasini, hele hele üstün yetenekli bir tasarimci olmasini beklemek mümkün görünmüyor. Sistemin egitim sürecinde bu insanlari eledigi varsayimi da bana pek inandirici gelmiyor. O halde soyle bir varsayimda bulunabiliriz: Mimarlik egitimi ortalama niteliklere sahip mimar adaylari yetistirmekte olan bir icerik ve kurguya sahiptir (midir?). Mimarlik egitimine dair uluslararasi tavsiyelerin hepsini yerine getirmek pek olasi degil (zaten tavsiye niteliginde olmasi bundan dolayidir herhalde).
Aklima soyle bir soru geliyor, gercekten cevabini merak ettigim bir soru: Bütün becerileri, en azindan %80 ini, gelistirebilmis az ve öz sayida dahi mimarlar-tasarimcilar mi yetistirmeliyiz, yoksa ortalama ama bir bir kaliteyi tutturabilecek mimarlar mi? Aydan Balamir hocam 1991 yilinda bir panelde Bauhaus un ikici döneminden sonraki, ben ozellikle Amerika yillarini da eklemek isterim, programlarina dayali egitimin ikinci sikka yönelik oldugunu soyluyor.

3- Bernhard Hoesli mimarlik egitiminde "vermeden alinamayacagini" soyluyor. Tasarim becerilerinin gelistirilmesi konusunda ogrenciyi soytlamanin/kompozisyonun/problemin/egzersizin/projenin icine itip bundan kendine bir ders cikarmasini beklemek gercekten faydali bir yontem midir? Acimasiz bir eleme yontemi oldugu kesin, ama ne yazik ki okulu birakan ogrenci sayisi 1 ya da ikiyi gecmez, geri kalanlar arasindan hasbel kader okulu bitirenlerin saysisi azimsanacak gibi degil. Zaten ogrencinin ne aldigini olcmek icin kullanilan araclar da cok iyi isliyormus gibi durmuyor. Mimarlik egitimicilerinin bütün kisisel cabalarina ragmen (cidden) mesela juriler ancak 1 ya da 2 ogrenci icin bir ogrenme/degerlendirme ortami olabiliyor. Bir ustteki baslik baglaminda dusunecek olursak, acaba ne kurtarirsak kar midir, oluyor???

Yaraticilik egitiminde kapsamli bir icerik tanitiminin ozellikle ortalama yetenekli bireylerde cok iyi sonuc verdigini soyluyor egitim psikologlari. Kisacasi madem ogrencileri secemiyor mimarlik egitimi (bu konuda elbette mimarlik okullarinin sucu yok, sinav ve kontenjan sorumlusu YOK ayri bir tartisma konusu) en azindan kosullari degerlendirip uygun yontemler icerigi kurgulayabilirler.

Asagidaki tavsiye metnini her okudugumda ise aklimdan gecen ilk soru "Peki nasil yapilabilir?" oluyor. Yapi bilgisi, teknik konular, genel sartlar ve kosullar konusundaki sorunlar daha cozulebilir bir olcekte duruyorlar sanki. Ama ya digerleri...

"""
1. Estetik ve teknik gereklerin her ikisini de sağlayan mimari tasarımlar yaratabilme yeteneği

3. Mimari tasarımın kalitesine etkisi düzeyinde, üzerinde bir etki olarak güzel sanatlar konusunda bilgi

6. Mimarlık mesleğinin ve mimarın toplum içindeki rolünün özellikle toplumsal etkenleri göz önüne alan ön hazırlık çalışmaları açısından kavranması

Eğitim programları sırasında mimarlık öğrencileri, disiplinlerarası hedefleri koordine edebilen genellikte görevlerini yerine getirebilme yeterliğine sahip mimarlar olabilmek için tasarım yeteneği, bilgi ve becerileri kazanmak durumundadırlar.

· Hayal gücü, yaratıcı düşünce, yenilikçilik ve tasarım ekibinin önderliğini bir araya getirme yeteneği

· Tasarım arayışında üç boyutlu düşünme ve tasarımın keşfedilmesi yeteneği

· Aykırı etkenleri uyuma getirebilme, bilginin bütünleştirilmesi, tasarım çözümlerinin yaratılmasında becerileri kullanma yeteneği

· Mimari tasarımın kalitesini etkileyecek düzeyde güzel sanatlar bilgisiyle davranma yeteneği

· Yapılı çevredeki mimari miras konularını anlama

· Mimarlık ile diğer yaratıcı disiplinler arasındaki bağların farkında olma

· Mimarlıkla ilişkili olduğu ölçüde etik, felsefe ve siyaset konularının farkında olma

· Tasarım teorisi ve yöntemlerine ilişkin bilgi

· Tasarım işlemlerini ve süreçlerini anlama

· Sözlü, sayısal, yazılı anlatımlar, çizim, maket, ortak çalışma ve geliştirme yoluyla davranabilme ve düşünceleri iletebilme yeteneği


Daha daha fazlası:...""""

Metin Karadağ
14-07-2004, 13:31
Sevgili Aktan Acar

Aşağıdaki tabloya göre bile bu işin zor olduğunu söylüyorsun.

Üç ayrı başlık altında dikkat çektiğin konular da dahil olmak üzere;

Peki bir "otokontrol denemesi" olarak "akreditasyon-toto" yapmak neden olanaklı değil?

(Ama bal gibi yapıyoruz:)

Biliyorsun "bir kedim bile yok" tadında "bir ulusal akreditasyon kurumumuz bile yok..."

Kim, niye, neye göre, neden, nasıl, ne kadar, ne için, ne kadar zamanda... ve ilgili benzer tüm sorulara ülkemizdeki mimarlık eğitimi "süreci ve sonuçlarını" sorgulayıp bir fotoğrafını ortaya koyacak "ölçme bilgisi sistemine" sahip olmadığımız için boşlukta tartışır hale geliyoruz.

Geçmişte eğer bir "Ulusal Akreditasyon Kurumu" oluşturarak "eğitim süreci" ve "sonuçları" konusunda "kurumların" ve "kişilerin" durumunun fotoğrafları yıl yıl, derece derece yansıtılabilir olsaydı böyle bir anket yapmaya gerek kalır mıydı?

Olmadığı için de bir türlü aynı dili konuşamıyor hale geliyoruz sonuçta.

Herkes kendi okulundaki eğitim programını aşağıdaki (eksikleri olsa bile) tabloya göre gözden geçirdikten sonra diğer bütün okullardaki sonuçlara göz atabilir hale gelebilir.

Önce öğrencilere tüm verilenleri görelim.

Öğrencilerin verilenlerden neler aldıkları ise sonuç olarak karşımıza kendiliğinden KIYMETLİ ÜRÜN halinde çıkacaktır zaten.

===============



UNESCO – UIA MİMARLIK EĞİTİMİ ONAY SİSTEMİ


GÜNÜMÜZ KOŞULLARINDA MİMARLIK EĞİTİMİNDE EDİNİLECEK FORMASYONUN TANIMINA YÖNELİK ULUSLARARASI TAVSİYELER


27-29 Temmuz 2002 tarihlerinde Berlin’de yapılan Uluslar arası Mimarlar Birliği Genel Kurulunda ilkesel olarak kabul edilen UNESCO – UIA MİMARLIK EĞİTİMİ ONAY SİSTEMİ belgesinde, eğitim programlarının uygunluğu için gözetilmesi önerilen niteliksel ölçütler:

(V.3.2.1) UNESCO-UIA Mimarlık Eğitimi Şartının II.4 maddesinde (Avrupa Birliği 1985 Mimarlar Direktifinin 3. maddesinden aktarılarak) tanımlanan bütün noktalar :

1. Estetik ve teknik gereklerin her ikisini de sağlayan mimari tasarımlar yaratabilme yeteneği

2. Mimarlık ve ilgili diğer sanat, teknoloji ve beşeri bilimlerini tarihi ve teorileri konusunda yeterli bilgi

3. Mimari tasarımın kalitesine etkisi düzeyinde, üzerinde bir etki olarak güzel sanatlar konusunda bilgi

4. Kentsel tasarım, planlama ve planlama sürecinin gerektirdiği beceriler konusunda yeterli bilgi

5. İnsanlarla yapılar ve yapılarla çevreleri arasındaki ilişkileri ve yapıları ve yapılar arasındaki mekanları, insan gereksinimleri ve ölçekleri ile ilişkilendirme gereğinin kavranması

6. Mimarlık mesleğinin ve mimarın toplum içindeki rolünün özellikle toplumsal etkenleri göz önüne alan ön hazırlık çalışmaları açısından kavranması

7. Tasarım projeleri için ön çalışma hazırlama ve araştırma yöntemlerinin kavranması

8. Bina tasarımı ile ilgili inşaat, strüktürel tasarım ve mühendislik sorunlarının kavranması

9. Binaları iklim koşullarına karşı koruma ve dahili konfor koşullarını sağlayacak bina fonksiyonları, yapı fiziği sorunları ile teknolojileri üzerine yeterli bilgi

10. Bina kullanıcılarının gereksinimlerini yapı-imar yönetmelikleri ve maliyet etkenleri tarafından belirlenen sınırlamalar içerisinde karşılayabilecek gerekli tasarım becerileri

11. Tasarım kavramlarını yapılara dönüştürme ve planların genel planlamalarla bütünleştirme için gerekli olan üretim, örgütlenme, yasal düzenlemeler ve işlemler konusunda yeterli bilgi

(V.3.2.2) Ayrıca göz önüne alınması gereken özel noktalar:

1. İnsani, toplumsal, kültürel, kentsel, mimari ve çevresel, değerlerin yanı sıra, mimari miras sorumlulukların da farkında olma

2. Ekolojik olarak sürdürülebilir tasarım, çevresel koruma ve iyileştirmeyi sağlama yöntemleri üzerine yeterli bilgi

3. Mimarlıkla ilgili inşaat yöntemleri ve disiplinlerine ilişkin geniş kapsamlı bir bilgilenme temeli üzerine yapı teknikleri konusunda yaratıcı bir yeteneğin geliştirilmesi

4. Proje finansmanı, proje yönetimi ve maliyet kontrolü üzerine yeterli bilgi

5. Hem öğrenciler ve hem de öğretim üyeleri için, mimari öğreniminin ayrılmaz bir parçası olarak araştırma teknikleri konusunda eğitim

(V.3.3) Eğitim Programları Sırasında Öğrenci Tarafından Kazanılması Gereken Nitelikler:

Eğitim programları sırasında mimarlık öğrencileri, disiplinlerarası hedefleri koordine edebilen genellikte görevlerini yerine getirebilme yeterliğine sahip mimarlar olabilmek için tasarım yeteneği, bilgi ve becerileri kazanmak durumundadırlar.

A. Tasarım

· Hayal gücü, yaratıcı düşünce, yenilikçilik ve tasarım ekibinin önderliğini bir araya getirme yeteneği

· Bilgi toplama, sorun tanımlama, analiz ve eleştirel değerlendirme, eylem stratejileri formüle etme yeteneği

· Tasarım arayışında üç boyutlu düşünme ve tasarımın keşfedilmesi yeteneği

· Aykırı etkenleri uyuma getirebilme, bilginin bütünleştirilmesi, tasarım çözümlerinin yaratılmasında becerileri kullanma yeteneği

B. Bilgi

B1. Kültürel ve Sanatsal Çalışmalar

· Mimarlıkta, yerel ve dünya ölçeğinde, tarihi ve kültürel öncekilerin bilgisi ile davranma yeteneği

· Mimari tasarımın kalitesini etkileyecek düzeyde güzel sanatlar bilgisiyle davranma yeteneği

· Yapılı çevredeki mimari miras konularını anlama

· Mimarlık ile diğer yaratıcı disiplinler arasındaki bağların farkında olma

B2. Sosyal Çalışmalar

· Toplum, işverenler ve kullanıcılara ilişkin bilgilerle davranma yeteneği

· Toplumun, kullanıcıların ve işverenlerin gereksinimlerini tanımlayan bir proje ön hazırlık çalışması geliştirme ve farklı tiplerdeki yapılı çevrelerin fonksiyon ve bağlamsal ilişkilerini araştırıp belirleme yeteneği

· Yapılı çevrenin oluştuğu toplumsal bağlamı, ergonomi ve mekansal gerekleri, eşit haklar ve ulaşılabilirlik konularını anlama

· Planlama, tasarım, inşaat, sağlık, güvenlik ve yapılı çevrelerin kullanımı ile ilgili yasa, yönetmelik ve standartların farkında olma

· Mimarlıkla ilişkili olduğu ölçüde etik, felsefe ve siyaset konularının farkında olma



B3. Çevresel Çalışmalar

· Doğal sistemler ve yapılı çevreye ilişkin bilgilerle davranabilme yeteneği

· Koruma ve atık yönetimi konularını anlama

· Malzemelerin geri dönüşümü, ekolojik sürdürülebilirlik, çevresel etki, düşük enerji kullanımlı tasarım, pasif sistemler ve yönetimleri konularını anlama

· Peyzaj mimarlığı, kentsel tasarım, bölgesel ve ulusal planlamanın tarihi ve güncel uygulamaları ile bunların yerel ve küresel demografi ve kaynaklarla olan ilişkilerinin farkında olma

· Doğal afet risklerini göz önüne alan bir doğal sistemler yönetiminin farkında olma

B4. Teknik Çalışmalar

· Strüktür, malzeme ve inşaata ilişkin teknik bilgi

· Bina yapım tekniklerinin kullanımında yenilikçi tekniklerle çalışma, yeteneği ve bu tekniklerin gelişimini anlama

· Teknik tasarım sürecinin ve strüktür, inşaat teknolojileri ve servis sistemlerinin, fonksiyonel etkinlikte bir bütün oluşturmasını anlama

· Bina içi servis sistemleri ile birlikte ulaşım, iletişim, bakım ve güvenlik sistemlerini de anlama

· Tasarımın gerçekleştirilmesinde teknik dokümantasyon ve şartnamelerin rolünün ve inşaat maliyet planlaması ve kontrolünün farkında olma

B5. Tasarım Çalışması

· Tasarım teorisi ve yöntemlerine ilişkin bilgi

· Tasarım işlemlerini ve süreçlerini anlama

· Daha önce gerçekleştirilmiş tasarım örnekleri ve mimari eleştiriye ilişkin bilgi

B.6 Mesleki Çalışmalar

· Mesleki, mali, yasal ve iş ilişkileri bağlamında davranma yeteneği

· Mimari hizmetlerin farklı biçimlerde elde edilmesini anlama yeteneği

· İnşaat endüstrisi ve inşaat yatırımları, finansman dinamikleri, gayrimenkul yatırımları ve tesis işletmeciliği faaliyetlerinin farkında olma

· Mimarların, geleneksel ve yeni etkinlik alanlarında ve uluslararası sağlamda potansiyel rollerinin farkında olma

· İş yönetim ilkeleri ve yapılı çevrenin geliştirilmesi, proje yönetimi ve mesleki danışmanlık görevlerinde bu yönetimi iş ilkelerinin uygulamasını anlama

· Mimarlığın uygulamasında ve tescil, mesleki uygulama ve yapı sözleşmeleri ile ilgili olarak, mesleki etik ve davranış ilkelerini anlama

C. Beceri

· Sözlü, sayısal, yazılı anlatımlar, çizim, maket, ortak çalışma ve geliştirme yoluyla davranabilme ve düşünceleri iletebilme yeteneği

· Bir tasarım önerisini araştırmak, geliştirmek, tanımlamak ve iletebilmek için elektronik, grafik, maket yapımı ve el çalışması becerilerini kullanabilme yeteneği

· Yapılı çevrelerin performans ölçümlemeleri için elle yapılan yada elektronik araçların kullanıldığı değerlendirme sistemlerini anlama


Daha daha fazlası:...

http://www.mimarist.org.tr/index.cfm?sayfa=kurultay&sub=belgeler_index


:) :) :) :) :) :)

Metin Karadağ
15-07-2004, 13:03
Sizce aşağıda maddeler halinde yer alan belgeyi değiştirmeden "eksiksiz" bir paket olarak başlıbaşına bir forum alanında tek tek her bir maddesini anket tarzında yanıtlamak olanaklı mı?

Bakalım Mimarlık Eğitimi'nin kaç yıl olması konusunda bu kez nasıl bir eğilim çıkacak?

Örneğin burada yapılan ve sonuçlandırılan "Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır?" sorusu daha ne kadar gerçek değerlerine yaklaşabilecek?

Bence denemeye değer.

Ya sizce?

MK

==============



UNESCO – UIA MİMARLIK EĞİTİMİ ONAY SİSTEMİ


GÜNÜMÜZ KOŞULLARINDA MİMARLIK EĞİTİMİNDE EDİNİLECEK FORMASYONUN TANIMINA YÖNELİK ULUSLARARASI TAVSİYELER


27-29 Temmuz 2002 tarihlerinde Berlin’de yapılan Uluslar arası Mimarlar Birliği Genel Kurulunda ilkesel olarak kabul edilen UNESCO – UIA MİMARLIK EĞİTİMİ ONAY SİSTEMİ belgesinde, eğitim programlarının uygunluğu için gözetilmesi önerilen niteliksel ölçütler:

(V.3.2.1) UNESCO-UIA Mimarlık Eğitimi Şartının II.4 maddesinde (Avrupa Birliği 1985 Mimarlar Direktifinin 3. maddesinden aktarılarak) tanımlanan bütün noktalar :

1. Estetik ve teknik gereklerin her ikisini de sağlayan mimari tasarımlar yaratabilme yeteneği

2. Mimarlık ve ilgili diğer sanat, teknoloji ve beşeri bilimlerini tarihi ve teorileri konusunda yeterli bilgi

3. Mimari tasarımın kalitesine etkisi düzeyinde, üzerinde bir etki olarak güzel sanatlar konusunda bilgi

4. Kentsel tasarım, planlama ve planlama sürecinin gerektirdiği beceriler konusunda yeterli bilgi

5. İnsanlarla yapılar ve yapılarla çevreleri arasındaki ilişkileri ve yapıları ve yapılar arasındaki mekanları, insan gereksinimleri ve ölçekleri ile ilişkilendirme gereğinin kavranması

6. Mimarlık mesleğinin ve mimarın toplum içindeki rolünün özellikle toplumsal etkenleri göz önüne alan ön hazırlık çalışmaları açısından kavranması

7. Tasarım projeleri için ön çalışma hazırlama ve araştırma yöntemlerinin kavranması

8. Bina tasarımı ile ilgili inşaat, strüktürel tasarım ve mühendislik sorunlarının kavranması

9. Binaları iklim koşullarına karşı koruma ve dahili konfor koşullarını sağlayacak bina fonksiyonları, yapı fiziği sorunları ile teknolojileri üzerine yeterli bilgi

10. Bina kullanıcılarının gereksinimlerini yapı-imar yönetmelikleri ve maliyet etkenleri tarafından belirlenen sınırlamalar içerisinde karşılayabilecek gerekli tasarım becerileri

11. Tasarım kavramlarını yapılara dönüştürme ve planların genel planlamalarla bütünleştirme için gerekli olan üretim, örgütlenme, yasal düzenlemeler ve işlemler konusunda yeterli bilgi

(V.3.2.2) Ayrıca göz önüne alınması gereken özel noktalar:

1. İnsani, toplumsal, kültürel, kentsel, mimari ve çevresel, değerlerin yanı sıra, mimari miras sorumlulukların da farkında olma

2. Ekolojik olarak sürdürülebilir tasarım, çevresel koruma ve iyileştirmeyi sağlama yöntemleri üzerine yeterli bilgi

3. Mimarlıkla ilgili inşaat yöntemleri ve disiplinlerine ilişkin geniş kapsamlı bir bilgilenme temeli üzerine yapı teknikleri konusunda yaratıcı bir yeteneğin geliştirilmesi

4. Proje finansmanı, proje yönetimi ve maliyet kontrolü üzerine yeterli bilgi

5. Hem öğrenciler ve hem de öğretim üyeleri için, mimari öğreniminin ayrılmaz bir parçası olarak araştırma teknikleri konusunda eğitim

(V.3.3) Eğitim Programları Sırasında Öğrenci Tarafından Kazanılması Gereken Nitelikler:

Eğitim programları sırasında mimarlık öğrencileri, disiplinlerarası hedefleri koordine edebilen genellikte görevlerini yerine getirebilme yeterliğine sahip mimarlar olabilmek için tasarım yeteneği, bilgi ve becerileri kazanmak durumundadırlar.

A. Tasarım

· Hayal gücü, yaratıcı düşünce, yenilikçilik ve tasarım ekibinin önderliğini bir araya getirme yeteneği

· Bilgi toplama, sorun tanımlama, analiz ve eleştirel değerlendirme, eylem stratejileri formüle etme yeteneği

· Tasarım arayışında üç boyutlu düşünme ve tasarımın keşfedilmesi yeteneği

· Aykırı etkenleri uyuma getirebilme, bilginin bütünleştirilmesi, tasarım çözümlerinin yaratılmasında becerileri kullanma yeteneği

B. Bilgi

B1. Kültürel ve Sanatsal Çalışmalar

· Mimarlıkta, yerel ve dünya ölçeğinde, tarihi ve kültürel öncekilerin bilgisi ile davranma yeteneği

· Mimari tasarımın kalitesini etkileyecek düzeyde güzel sanatlar bilgisiyle davranma yeteneği

· Yapılı çevredeki mimari miras konularını anlama

· Mimarlık ile diğer yaratıcı disiplinler arasındaki bağların farkında olma

B2. Sosyal Çalışmalar

· Toplum, işverenler ve kullanıcılara ilişkin bilgilerle davranma yeteneği

· Toplumun, kullanıcıların ve işverenlerin gereksinimlerini tanımlayan bir proje ön hazırlık çalışması geliştirme ve farklı tiplerdeki yapılı çevrelerin fonksiyon ve bağlamsal ilişkilerini araştırıp belirleme yeteneği

· Yapılı çevrenin oluştuğu toplumsal bağlamı, ergonomi ve mekansal gerekleri, eşit haklar ve ulaşılabilirlik konularını anlama

· Planlama, tasarım, inşaat, sağlık, güvenlik ve yapılı çevrelerin kullanımı ile ilgili yasa, yönetmelik ve standartların farkında olma

· Mimarlıkla ilişkili olduğu ölçüde etik, felsefe ve siyaset konularının farkında olma



B3. Çevresel Çalışmalar

· Doğal sistemler ve yapılı çevreye ilişkin bilgilerle davranabilme yeteneği

· Koruma ve atık yönetimi konularını anlama

· Malzemelerin geri dönüşümü, ekolojik sürdürülebilirlik, çevresel etki, düşük enerji kullanımlı tasarım, pasif sistemler ve yönetimleri konularını anlama

· Peyzaj mimarlığı, kentsel tasarım, bölgesel ve ulusal planlamanın tarihi ve güncel uygulamaları ile bunların yerel ve küresel demografi ve kaynaklarla olan ilişkilerinin farkında olma

· Doğal afet risklerini göz önüne alan bir doğal sistemler yönetiminin farkında olma

B4. Teknik Çalışmalar

· Strüktür, malzeme ve inşaata ilişkin teknik bilgi

· Bina yapım tekniklerinin kullanımında yenilikçi tekniklerle çalışma, yeteneği ve bu tekniklerin gelişimini anlama

· Teknik tasarım sürecinin ve strüktür, inşaat teknolojileri ve servis sistemlerinin, fonksiyonel etkinlikte bir bütün oluşturmasını anlama

· Bina içi servis sistemleri ile birlikte ulaşım, iletişim, bakım ve güvenlik sistemlerini de anlama

· Tasarımın gerçekleştirilmesinde teknik dokümantasyon ve şartnamelerin rolünün ve inşaat maliyet planlaması ve kontrolünün farkında olma

B5. Tasarım Çalışması

· Tasarım teorisi ve yöntemlerine ilişkin bilgi

· Tasarım işlemlerini ve süreçlerini anlama

· Daha önce gerçekleştirilmiş tasarım örnekleri ve mimari eleştiriye ilişkin bilgi

B.6 Mesleki Çalışmalar

· Mesleki, mali, yasal ve iş ilişkileri bağlamında davranma yeteneği

· Mimari hizmetlerin farklı biçimlerde elde edilmesini anlama yeteneği

· İnşaat endüstrisi ve inşaat yatırımları, finansman dinamikleri, gayrimenkul yatırımları ve tesis işletmeciliği faaliyetlerinin farkında olma

· Mimarların, geleneksel ve yeni etkinlik alanlarında ve uluslararası sağlamda potansiyel rollerinin farkında olma

· İş yönetim ilkeleri ve yapılı çevrenin geliştirilmesi, proje yönetimi ve mesleki danışmanlık görevlerinde bu yönetimi iş ilkelerinin uygulamasını anlama

· Mimarlığın uygulamasında ve tescil, mesleki uygulama ve yapı sözleşmeleri ile ilgili olarak, mesleki etik ve davranış ilkelerini anlama

C. Beceri

· Sözlü, sayısal, yazılı anlatımlar, çizim, maket, ortak çalışma ve geliştirme yoluyla davranabilme ve düşünceleri iletebilme yeteneği

· Bir tasarım önerisini araştırmak, geliştirmek, tanımlamak ve iletebilmek için elektronik, grafik, maket yapımı ve el çalışması becerilerini kullanabilme yeteneği

· Yapılı çevrelerin performans ölçümlemeleri için elle yapılan yada elektronik araçların kullanıldığı değerlendirme sistemlerini anlama


Daha daha fazlası:...

http://www.mimarist.org.tr/index.cf...=belgeler_index



...

aacar
15-07-2004, 15:38
B iraz daha acabilir misiniz önerinizi?
Ya da soyle sorayim, basliklarin soru haline nasil getirilebilecegi konusunda bir örnek vemeniz mümkün mü?

Metin Karadağ
15-07-2004, 16:39
Sevgili Aktan Acar

İçerik değerlendirilmesi konusu hariç, mevcut eğitim sırasında herbir konuya ayrılan süreler aşağı yukarı bellidir.

Ama sözünü ettiğimiz:...

"UNESCO – UIA MİMARLIK EĞİTİMİ ONAY SİSTEMİ

GÜNÜMÜZ KOŞULLARINDA MİMARLIK EĞİTİMİNDE EDİNİLECEK FORMASYONUN TANIMINA YÖNELİK ULUSLARARASI TAVSİYELER

27-29 Temmuz 2002 tarihlerinde Berlin’de yapılan Uluslar arası Mimarlar Birliği Genel Kurulunda ilkesel olarak kabul edilen UNESCO – UIA MİMARLIK EĞİTİMİ ONAY SİSTEMİ belgesinde, eğitim programlarının uygunluğu için gözetilmesi önerilen niteliksel ölçütler:..."

Tablosunu örnek alıp sadece süreleri "Ders Saati Toplamı" biçiminde yazarak...

Tablonun tamamını olabildiğince sağlıklı bir biçimde irdeleyip çıkan sonuçları YIL OLARAK ortaya çıkarmak...

Yada daha sağlıklı bir öneri nasıl olabilir?

Fikri olan buyursun:)

=============

...

(V.3.2.1) UNESCO-UIA Mimarlık Eğitimi Şartının II.4 maddesinde (Avrupa Birliği 1985 Mimarlar Direktifinin 3. maddesinden aktarılarak) tanımlanan bütün noktalar :

1. Estetik ve teknik gereklerin her ikisini de sağlayan mimari tasarımlar yaratabilme yeteneği

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

2. Mimarlık ve ilgili diğer sanat, teknoloji ve beşeri bilimlerini tarihi ve teorileri konusunda yeterli bilgi

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

3. Mimari tasarımın kalitesine etkisi düzeyinde, üzerinde bir etki olarak güzel sanatlar konusunda bilgi

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

4. Kentsel tasarım, planlama ve planlama sürecinin gerektirdiği beceriler konusunda yeterli bilgi

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

5. İnsanlarla yapılar ve yapılarla çevreleri arasındaki ilişkileri ve yapıları ve yapılar arasındaki mekanları, insan gereksinimleri ve ölçekleri ile ilişkilendirme gereğinin kavranması

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

6. Mimarlık mesleğinin ve mimarın toplum içindeki rolünün özellikle toplumsal etkenleri göz önüne alan ön hazırlık çalışmaları açısından kavranması

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

7. Tasarım projeleri için ön çalışma hazırlama ve araştırma yöntemlerinin kavranması

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

8. Bina tasarımı ile ilgili inşaat, strüktürel tasarım ve mühendislik sorunlarının kavranması

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

9. Binaları iklim koşullarına karşı koruma ve dahili konfor koşullarını sağlayacak bina fonksiyonları, yapı fiziği sorunları ile teknolojileri üzerine yeterli bilgi

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

10. Bina kullanıcılarının gereksinimlerini yapı-imar yönetmelikleri ve maliyet etkenleri tarafından belirlenen sınırlamalar içerisinde karşılayabilecek gerekli tasarım becerileri

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

11. Tasarım kavramlarını yapılara dönüştürme ve planların genel planlamalarla bütünleştirme için gerekli olan üretim, örgütlenme, yasal düzenlemeler ve işlemler konusunda yeterli bilgi

SÜRE?: (.......Ders Saati Toplamı.......)

...

================



B iraz daha acabilir misiniz önerinizi?
Ya da soyle sorayim, basliklarin soru haline nasil getirilebilecegi konusunda bir örnek vemeniz mümkün mü?

aacar
15-07-2004, 17:52
Bir baslangic noktasi olarak "ders saatleri" hem ortak payda olusturmak hem de tartismayi somut bir zemine tasimak acisindan önemli.

Süre konusunda bir veriye sahip olunce, icerigin bu süre de etkin olarak verilip verilemeyecegi tartismasina gidilebilir. Tabi her okulun kendi mimarlik icerigi ve ona göre belirlenmis (oldugunu varsaydigimiz) ders saatleri var. Bu da bizi tam ortaklasitigimiz noktada ayrismaya goturebilir.

Her ne kadar siz icerik konusunu tutsaniz da su asamada, icerigin o süre icinde etkin bir sekilde verilip verilemedigi sorusu gözardi etmemek gerektigini düsünüyorum.

O yüzden ben bir alternatif önermek istiyorum.
Tavsiye metninin icerdigi basliklarin ne olduguna dair bir anket olabilir. Yani isaret edilen hedeflenen bilginin ne oldugu ortaya konulabilir. Boylece Tasarim bilgisi, yaraticilik, güzel sanatlar. arastirma yöntemleri gibi konularda genel görüsün ne oldugu tespit edilebilir. Genel hatlari ile ortaya cikarilan bir programin nasil organize edilebilecegini tartisip sonra da bu programin o organizasyon icinde ne kadar zaman verilmesinin daha iyi olacagini ortaya koyabiliriz.

yani

1. Estetik ve teknik gereklerin her ikisini de sağlayan mimari tasarımlar yaratabilme yeteneği .... Nedir?
a)
b)
c)


2. Mimarlık ve ilgili diğer sanat, teknoloji ve beşeri bilimlerini tarihi ve teorileri konusunda yeterli bilgi ... Nedir?
a)
b)
c)


Gibi. :K

Ophelia
15-07-2004, 18:13
Mimarlik bir sanat olabilir, ama mimar sanatci degildir. Olmaya calisirsa sorun olur bana kalirsa. Iyi mimarlik yapmak icin sanatci olmak da gerekmiyor zaten. aksi durumlari tarih bize soyluyor. Wright gibi, Corbusier gibi, Eyck gibi...

Biraz geç oldu belki ama sormadan edemiycem:Mimarlık sanat olabiliyorsa o sanatı icra eden mimar nasıl sanatçı olmuyor?Ki mimarlığa sanat değil diyorsanız bile sanatçı değil diye gösterdiğiniz örnekleri biraz gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Corbusier hem ressam hem heykeltraştır,Wright'ın da heykel alanında -özellikle ahşap- birçok eseri vardır.Resim ve heykele de sanat değil demiyeceksiniz umarım...

aacar
17-07-2004, 16:02
Yanlis ifade etmisim sanirim.
Her mimarin sanatci olmasi mümkün degil. Her resim yapanin ressam olmamasi gibi bir durum aslinda bu. Dahasi bu disiplin, sanatci duyarlililginin üstüne (bazen maalesef/bazen neyse ki) rasyonaliteyi de eklemek durumunda.

Her ikisini de büyük bir deha ile islemeyi basaranlari tarih bize soyluyor. Yani hem mimar hem de sanatci olup bunu basaranlari: Wright gibi, Corbusier gibi, Eyck gibi...

" Iyi mimarlik yapmak icin sanatci olmak da gerekmiyor zaten. aksi durumlari (HEM MIMAR HEM SANATCI OLMAYI BASARANLARI) tarih bize soyluyor. Wright gibi, Corbusier gibi, Eyck gibi..."

Kendi adima ben sanatci degilim. Dahi de degilim. ama mimarim.

Sadece meraktan, Sanatci (büyük harfle baslayanindan) tanimi ayri bir forumun konusu elbette ama, en azindan bu forumu takip edenler arasindan kendini Sanatci arak ifade eden meslektaslarimin görüslerini de duymak isterdim.

Mesela siz bir Sanatci olarak nasil bakiyorsunuz mimarliga ve mimarlik egitimine?

Diger bir konu ise Sayin Karadag`in anket önerisi ile ilgili. Mimarlik Dergisinin 314. sayisinda Egitimle ilgili bir dosya var ve saatler, kadrolar vs. hakkinda toparlayici tablolar var.

http://www.mimarlarodasi.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=26&RecID=263

Metin Karadağ
18-07-2004, 02:00
Sevgili Aktan

İçerik konusunu şimdilik hariç tutmakla basitçe şunu kastetmiştim;... mevcut tablo üzerinde basit bir zaman ayarı varsayımı bile ürkütücü bir tablo çıkarıyor karşımıza...



Mimarlık ve Eğitim Kurultayi - 1 ve 2 sırasında ve öncesindeki atölyelerde sözünü ettiğin tablolar da dahil "farklı derinliklerdeki" bir çok katman uzun uzun görüşüldü.

Şimdi asıl iş, ilk adımda Ulusal Akreditasyon Kurulu'nun (AB karambolü de dahil:) bir yoluyla ayağa kalkması.

Sanırım "Mimarlık ve Eğitim Kurultayi - 3" konunun (tüm sürecin) eksik kalan tuzunu biberini ekleyecek:))

http://www.mimarist.org.tr/index.cfm?sayfa=kurultay&Sub=kurultay

http://www.mimarist.org.tr/msr.htm

Öte yandan Mimarlar Odası, Mimarlık ve Eğitim Kurultayları 1 ve 2 sürecinin bir ortağı olarak kendisinden beklenen görevi yerine getirdi.

Yani SMGM*** (Sürekli Mesleki Gelişim Merkezi) Yönetmeliğini, geçen Nisan Ayı'ndaki 39'uncu Genel Kurulunda Oybirliği ile Kabul etti.

Yeni seçilen MYK'da geciktirmeden SMGM Yönetim Kurulu'nu görevlendirdi. Şimdi Bilim Danışma Kurulu'nun oluşum aşaması sürüyor...

Yönetmelik ve Gerekçesi http://www.mimarlarodasi.org.tr/ adresinde anasayfa üzerinde MEVZUAT bölümünde yer alıyor.


*** "Meslekiçi Eğitim"in adı Uluslararası Mimarlar Birliği'nde kullanılan genel biçimine dönüştürülerek "Sürekli Mesleki Gelişim" olarak değiştirildi. 2. Kurultay sırasında da bunun açıklaması yapıldı.

---------------

Metin Karadağ
19-07-2004, 15:58
Herhangi bir konuda sağlıklı sonucu varmak, yargılamada bulunabilmek için o konuya ait var olan bütün bilgilere sahip olmanın gerektiği bilinir.

Bilginin tamamlanmamışlığı/eksikliği bu kez yargıların da "önyargı" olarak yargılanmasına yol açar.

"Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır?" gibi bir soru karşısında "Sar ordan üç-beş kilo..." tarzı bir yanıt ne derece yeterli ve sağlıklı bir sonuca götürebilir bizleri?

Bu nedenle eğitimde ulusal akreditasyon konusu üzerinde karşılıklı güvenle konuşulabilecek bilgiler ve belgelerden oluşan sağlıklı bir değer tanımlama ortamı, "ancak" bilgi ortamını kendinden menkul olmaktan kurtarabilir.

Yani ortaya bir "ölçme bilgisi sistematiği" ve hukuku konulmadan yapılan öneriler ya "salt iyiniyet" çerçevesinde ya da önyargı olarak kalmaktadır.

Çünkü sonuçta haklı olmak kadar, süreçte de haklı kalmış olmak bu işin adaletli hukunu geleceğe de taşıyabilir.

Şu an geleceksizmiş gibi bir noktada tıkanıp kalmamız da biraz böyle bir geçmişi elbirliği ile üretmiş olmamızdan kaynaklanmıyor mu?

Kaliteyi asıl belirleyenin "kaliteyi talep etme kalitesi" olduğuna göre; mevcut durumu kendimize reva görmüşüz hep.

Şimdi tüm önyargılarımızı sağlıklı yargılara dönüştürmek için işe önce kendimizi özeleştirilerimizle dönüştürerek başlamalıyız.

Bu işin "Sar ordan üç-beş kilo..." ile çözüleceğini sanmayalım.

aacar
19-07-2004, 18:02
Haftasonu Kurultay sürecininde yapilan atölyelerin raporlarini okudum. Sürec konusunda kendimi daha donanmli hissetigimi belirtmeliyim.

Aklima takilan birkac soru var. Atölyelere ve raporlara dair degil, raporlarin ortaya koydugu niyet ve eylem planlarinin karsisindaki en önemli engel olarak duran yüksek ögretim kurulu (yök) ve mevcut ortaogretim programlari.

Genel hatlari ile sorunlar:
1- Ortaogretim sürecinin carpikligi ve yüksekögrenim ile arasindaki ucurum,

2-yök ile dayatilmis olan sistemin giderek daralan, daraldikca kaliteyi düsüren, sonucta da kendi istegine uygun bireyleri üreten üniformasi,

3- Kendi kurami-kilgisi-geribesleme mekanizmalarini kurmakta zorlanan, kurumsallas(a)mayan (belki de gücü-farklilgi oradan geliyor), egitimin icerigini ve yöntemini islevsel kilamayan Mimarlik Okullari.

4-Akademik ortam ile uygulayicilar arasindaki (üniversite-oda/dernek/vakif) kara kedi,

5-Aslinda hersey yolunda, mimarlik egitimin kendi icinde sorunu yok. Icerik ve program konusunda bir uyumsuzluk sözkonusu degil. Piyasada yer edinmenin yolu müsterinin ihtiyaclarina cevap vermekten geciyor. Hepimiz projelerimizi dergilerde yayinlatip reklam yapma sansina sahip olmadigimiz icin ekmek parasi ugruna apartman da yapamak zorunda kalabiliriz, Keciörenin tepesine kale, ya da sincan`a park...

Düsünceler:
1- Tekrara gerek yok zaten ezberle(tildil)dik.

2- Kontenjan - kadro - olanaklar arasinda kurulmasi gereken korelasyonun en büyük engeli yök ün kendisi. Zaten "aman bu ülkede cagdas-bilimsel bir egitim verilsin" diye bir kaygisinin oldugunu da sanmiyorum yök vb. üst kurumlarin. Yüksekögrenim Atölyesi raporunda da israrla vurgulanmis, sistemin bir bütün olarak kavranmayisindan kaynakli olarak (ortaogretim - ara eleman yetistirecek meslek okullari/ön lisans programlari - lisans egitimi) üniversiteler meslek kapisi olarak kitlelerin önünde duruyor.
Egitim programlarinda yazili "düsünen bireyler" hedefi iyi niyetin otesine pek de gecemiyor galiba. Bu kadar sikayet ettigimiz yapili cevremizi uc-bes duyarsiz arkadas yapmadi herhalde, münferit vakalar degil bunlar.
Ya da, hocalar dersten ciktiktan sonra birkac provakator atölylere/siniflara girip aklimizi celiyor, biz de cikip apartman yapiyoruz.

3- Sanat tarihi dersinde dialari soluksuz gösterip gecen hocamiza amacin bizim ogrenmemiz mi, yoksa müfredati tamamlamak mi oldugunu sordugumuzda aldigimiz yaniti cebimize koyup sinifi terketmistik: Müfredati tamamlamak zorundaymis. bunu cok da tekil bir olay oldugunu sanmiyorum. mimarlik Egitimi, Egitim Bilimlerinden, Egitim Psikolojisinden destek almadigi sürece kendi sorunlari çözebilecegini düsünmüyorum. Ister usta-cirak ilsikisi icinde olsun isterde baska bir model, her durumda bir ogrenme eylemi sozkonusu. Ogrenme eylemini bu alanlardan bagimsiz düsünmek mümkün olabilir mi?

O zaman okullara ne ihtiyac var. cok sevdigimiz bazi avrupa ülkelerinde diplamaya gerek yok mimarim demek icin. Ogretmene de ihtiyac yok, meraklilari mevcut okullara gönderelim, yaparak ogrensinler. Psikoloji, sosyolji, egitim planlamasi ve programlamasi bilmelerine gerek yok.

4- Raporlarin önerdigi, sonra da etkinlesmeye baslayan, kurul ve kurumlar bence hem meslegin kendini disipline etmesi, hem de egitim uygulama ile etkilesim icinde sürdürülebilmesi acisindan cok önemli.

Benim sorum üniversitenin egitim sorununa nereden baktigi, nasil yaklastigi ile ilgili. Yani bireysel olarak degil kurum olarak mimarlik bölümleri nerede duruyorlar? Meslek Odasini kendi sürekliligi icinde (yasamboyu egitim-mesleki dayanisma-sivil toplum) bir olgu olarak mi kavriyor? vs.

5- Enbaba egitimi bile alsak yapi üretim kosullari, piyasa iliskileri, sorumluluklar konusunda adim atilmazsa ne yapacagiz diye sormadan edemiyorum. Carpik kentlesmenin sorumlusu olan kosullar orada durdugu sürece apartmanlar da olacak, gecekondular da... O kosullardan faydalanan kesimler oldugu sürece Selcuklu Kuleleri, Ankara Kalesinin tepesinde Ucaklar...................

aacar
20-07-2004, 18:26
Mimarlik 314 deki calismanin Arastirma kismini tekrar okudum.
Bana kalirsa veriler cok carpici.

kadro/ögrenci sayisi
kadro/ders yükü
ögrenci/ders yükü

oranlari eskredilendirme konusunun ülke ölçeginde ciddi bir ihtiyac oldugunu gösteriyor. Tabi icerik/program/kadro/ogrenci den olusan bir matriksi var okulun. Kendi icnde tutarli bir sisteme sahip olabilir her mimarlik fakültesi. Bu bir tartisma konusu.

Diger taraftan arastirmaya okullarin göstermis oldugu ilgi (!) mimarlik egitimcilerinin aslinda cok da fazla kaygilar tasimadiklari, egitim kisminda bir problem olmadigi icin (ögrenciler de olmasa süper olacak) isin mimarlik kismini tartismaya daha hevesli oldugu izlenimini birakti bende. Bu da ayri bir konu.

Bir baska konu ise mimarlik egitimi tartismalarinda biraz es gecildigini düsündügüm stratejik planlama ve organizasyon.

Acaba mimarlik okullari, kadro/ögrenci/icerik/olanaklar/zaman dan olusan denkle göre mi planliyorlar ders yilini (yillarini)? Bu tür stratejik calismalarin mimarlik egitmine faydasi var mi? Yoksa 1 mimar 10 kaplana bedel midir bizim okullarimizda?

Metin Karadağ
20-07-2004, 18:47
Sevgili Aktan

Biliyorsun, kurultay öncesindeki süreçte yapılan tüm atölye çalışmalarının özetleri ve alanla ilgili bildiriler kurultaya tartışılmak üzere sunuldu.

Atölye katılımcıları tarafından yapılan bir dizi toplantı sonucu olarak hazırlanan atölye raporları, üç gün süren kurultay tartışmaları ve bildirilerin katkılarıyla ile alabileceği son şeklini aldı.

Kurultay'ın 10-11-12 Aralık 2003 MSÜ'deki toplantılarına katılım konusuna sen de değindiğin için ben değinmiyorum...

Ama hazırlık sürecindeki bütün atölye aşamaları herkese açıktı ve ayrıca atölyelerin toplantı takvimi de aylar öncesinden başta tüm okullar olmak üzere ilgili herkese duyuruldu.

www.mimarist.org.tr anasayfadan kurultay hazırlık sürecinin tüm takvimi /excell tablo/ sürekli izlemeye açık olarak durdu...

Ayrıca arkitere izleyicilerini duyurularla ne kadar bunalttığımı biliyordum ama çaresiz yüzüm kızararak da olsa yapmak zorundaydım.

İnanmayan bu sayfalara bakabilir: http://www.arkitera.com/forum/forumdisplay.php?f=47

:)

Hele diğer duyuru ve davet biçimlerinden hiç sözetmiyorum.

Sadece senin aşağıdaki saptamalarına katkı olarak:

Mimarlık ve Eğitim Kurultayı-2 "Basın Bildirisi ve Sonuç Bildirisi"nin arkitera'daki adresini tekrar ekliyorum.

http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=2415



//////////////////////


Haftasonu Kurultay sürecininde yapilan atölyelerin raporlarini okudum. Sürec konusunda kendimi daha donanmli hissetigimi belirtmeliyim.

Aklima takilan birkac soru var. Atölyelere ve raporlara dair degil, raporlarin ortaya koydugu niyet ve eylem planlarinin karsisindaki en önemli engel olarak duran yüksek ögretim kurulu (yök) ve mevcut ortaogretim programlari.

Genel hatlari ile sorunlar:
1- Ortaogretim sürecinin carpikligi ve yüksekögrenim ile arasindaki ucurum,

2-yök ile dayatilmis olan sistemin giderek daralan, daraldikca kaliteyi düsüren, sonucta da kendi istegine uygun bireyleri üreten üniformasi,

3- Kendi kurami-kilgisi-geribesleme mekanizmalarini kurmakta zorlanan, kurumsallas(a)mayan (belki de gücü-farklilgi oradan geliyor), egitimin icerigini ve yöntemini islevsel kilamayan Mimarlik Okullari.

4-Akademik ortam ile uygulayicilar arasindaki (üniversite-oda/dernek/vakif) kara kedi,

5-Aslinda hersey yolunda, mimarlik egitimin kendi icinde sorunu yok. Icerik ve program konusunda bir uyumsuzluk sözkonusu degil. Piyasada yer edinmenin yolu müsterinin ihtiyaclarina cevap vermekten geciyor. Hepimiz projelerimizi dergilerde yayinlatip reklam yapma sansina sahip olmadigimiz icin ekmek parasi ugruna apartman da yapamak zorunda kalabiliriz, Keciörenin tepesine kale, ya da sincan`a park...

Düsünceler:
1- Tekrara gerek yok zaten ezberle(tildil)dik.

2- Kontenjan - kadro - olanaklar arasinda kurulmasi gereken korelasyonun en büyük engeli yök ün kendisi. Zaten "aman bu ülkede cagdas-bilimsel bir egitim verilsin" diye bir kaygisinin oldugunu da sanmiyorum yök vb. üst kurumlarin. Yüksekögrenim Atölyesi raporunda da israrla vurgulanmis, sistemin bir bütün olarak kavranmayisindan kaynakli olarak (ortaogretim - ara eleman yetistirecek meslek okullari/ön lisans programlari - lisans egitimi) üniversiteler meslek kapisi olarak kitlelerin önünde duruyor.
Egitim programlarinda yazili "düsünen bireyler" hedefi iyi niyetin otesine pek de gecemiyor galiba. Bu kadar sikayet ettigimiz yapili cevremizi uc-bes duyarsiz arkadas yapmadi herhalde, münferit vakalar degil bunlar.
Ya da, hocalar dersten ciktiktan sonra birkac provakator atölylere/siniflara girip aklimizi celiyor, biz de cikip apartman yapiyoruz.

3- Sanat tarihi dersinde dialari soluksuz gösterip gecen hocamiza amacin bizim ogrenmemiz mi, yoksa müfredati tamamlamak mi oldugunu sordugumuzda aldigimiz yaniti cebimize koyup sinifi terketmistik: Müfredati tamamlamak zorundaymis. bunu cok da tekil bir olay oldugunu sanmiyorum. mimarlik Egitimi, Egitim Bilimlerinden, Egitim Psikolojisinden destek almadigi sürece kendi sorunlari çözebilecegini düsünmüyorum. Ister usta-cirak ilsikisi icinde olsun isterde baska bir model, her durumda bir ogrenme eylemi sozkonusu. Ogrenme eylemini bu alanlardan bagimsiz düsünmek mümkün olabilir mi?

O zaman okullara ne ihtiyac var. cok sevdigimiz bazi avrupa ülkelerinde diplamaya gerek yok mimarim demek icin. Ogretmene de ihtiyac yok, meraklilari mevcut okullara gönderelim, yaparak ogrensinler. Psikoloji, sosyolji, egitim planlamasi ve programlamasi bilmelerine gerek yok.

4- Raporlarin önerdigi, sonra da etkinlesmeye baslayan, kurul ve kurumlar bence hem meslegin kendini disipline etmesi, hem de egitim uygulama ile etkilesim icinde sürdürülebilmesi acisindan cok önemli.

Benim sorum üniversitenin egitim sorununa nereden baktigi, nasil yaklastigi ile ilgili. Yani bireysel olarak degil kurum olarak mimarlik bölümleri nerede duruyorlar? Meslek Odasini kendi sürekliligi icinde (yasamboyu egitim-mesleki dayanisma-sivil toplum) bir olgu olarak mi kavriyor? vs.

5- Enbaba egitimi bile alsak yapi üretim kosullari, piyasa iliskileri, sorumluluklar konusunda adim atilmazsa ne yapacagiz diye sormadan edemiyorum. Carpik kentlesmenin sorumlusu olan kosullar orada durdugu sürece apartmanlar da olacak, gecekondular da... O kosullardan faydalanan kesimler oldugu sürece Selcuklu Kuleleri, Ankara Kalesinin tepesinde Ucaklar...................

aacar
22-07-2004, 17:16
UIA Mimarlik Egitimi Komisyonu tarafindan hazirlanan 16 Mart 2002 tarihli "UIA ve Mimarlik Egitimi: Yansimalar ve Tavsiyeler" belgesi Sayin Karadag`in daha önce ortama sundugu belgenin taslagini olusturuyor olabilir. Bu belgede dikkatinizi cekmek istedigim birkac nokta var:

1. UIA`nin, uluslararasi ortamda ortak kabul gören taninan uygulama/rekabet standartlarinin kurulmasini, niteliklerin yine uluslararasi olcekte taninirligini amacladigini görüyoruz. Her ülkenin, kendi icinde mimarlarin rol, islev ve haklarinin toplum icerisinde taninmasi ve korunmasi konusunda cesaretlendirmeyi hedefliyor ayni zamanda.

Ortak standartlar ve uluslararasi olcekte taninan nitelikler mimarlarin ve mimarlik hizmetlerinin mobilitesinin temel unsuru olarak karsimiza cikiyor.

2. Bu mesleki standartlarin cogu mimarlik egitimi icin de dogrudan gecerlidir, deniyor.

3. Mimarlik Egitimi temel kategorilere ve boyutlara ayriliyor.
Boyutlar:

1) Baglam ve Hedefler
Nerede ve Nicin

2) Icerik ve ögretim izlencesi (müfredat)
Ne

3) Yöntem ve Araclar
Nasil

4) Yönetim ve organizasyon
(bilgi, zaman, para, kaynak ve mekan yönetimi)

Aslinda burada tartismaya calistigimiz bircok konuya uluslararasi mimarlik kamuyonun nasil baktigini gösteren bir döküman.

Metnin tamamini ekliyorum. Belki tikanikligi asmak icin bir yardimi olabilir.

aktan

Metin Karadağ
22-07-2004, 18:42
Sevgili Aktan

Uzun süredir Mimarlar Odası'nın da gözlemci üyesi olduğu Avrupa Mimarlar Konseyi (ACE), Avrupa Parlamentosu'nda GATS ile ilgili görüşmelerde çok önemli bir mücadele veriyor.

ACE temsilcileri, GATS Kapsamında ele alınan 400 civarındaki meslek grubu "dışında kalan" avukatlık, doktorluk, hemsirelik gibi;

MİMARLIK MESLEĞİNİN de GATS genel kapsamı dışına alınmasına çalışıyorlar.

Temel savunma noktası ise mimarlığın kültürel anlamda yerel özelliklere (emdemik canlı gibi, o yerel alana, ÜLKEYE özgü ve KÜLTÜRE bağlı emdemik meslek:) ) sahip olması nedeniyle, GATS genel değerlendirmelerinin dışında her ülke ve kültür değerleri ile anlam kazanabileceğini dile getiriyorlar.

(GATS, 2005 ile birlikte başlıyor...)

Bu talep, yani mimarlığın yerel kültüre özgü meslek oluşu kabul görürse (ki çok zormuş) biraz soluklanmak için onemli bir fırsat sağlayabilecek.

(Uzun süredir ilgilenemediğim için son aylardaki gelişmelerle ilgili bir bilgiye sahip olamadım.)

Yok eğer 400 meslek grubu için geçerli olan genel şartlarla değerlendirilirse ki, eğitim konusundaki kabus da o zaman başlıyor demektir.

Mesleğin sürekli güncellenmesi ile mesleğin eğitiminin güncellenmesi aynı kaderde birleşiyorlar...

Türkiyede Mimarlık Eğitimi ile ilgili olarak AB Sekreterliği ile (ODTÜ+YTÜ+MSÜ+İTÜ) süren görüşmeler hakkında sadece İTÜ Dekanı Sayın Ferhan Yürekli'nin görüşleri yer aldı arkitera sayfalarında.

Aynı şekilde diğer üç okulun bu konudaki gelişmeler hakkındaki görüşleri de önem taşıyor, tabii ki...

UIA'nın konu ile ilgili belgelerinin Türkçeleri'ni daha önce Mimarlık ve Eğitim Kurultayı-2'ye hazırlanırken buraya da iletmiştim.

Bir kez daha ekliyorum. (Word doküman halinde indirilebiliyor.)


http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?Sayfa=AD&Sub=uia


( Ayrıca, www.mimarlarodasi.org.tr anasayfasının sağ üst köşesindeki "araştırma/dokümantasyon" bölümünden ilgili tüm kaynakların Türkçeleri'ne ulaşmak da mümkün:))

Sayfadaki karşılaştırmalı UIA-ACE "Beyaz Kitap"ını özellikle herkese tavsiye ederim.

Avrupa Mimarlık ve Yarın ya da meşhur adıyla "Beyaz Kitap"ın yenisinin de yakında Türkçe olarak aynı yerde yer alacağını şimdiden duyuruyorum.


**********************



UIA Mimarlik Egitimi Komisyonu tarafindan hazirlanan 16 Mart 2002 tarihli "UIA ve Mimarlik Egitimi: Yansimalar ve Tavsiyeler" belgesi Sayin Karadag`in daha önce ortama sundugu belgenin taslagini olusturuyor olabilir. Bu belgede dikkatinizi cekmek istedigim birkac nokta var:

1. UIA`nin, uluslararasi ortamda ortak kabul gören taninan uygulama/rekabet standartlarinin kurulmasini, niteliklerin yine uluslararasi olcekte taninirligini amacladigini görüyoruz. Her ülkenin, kendi icinde mimarlarin rol, islev ve haklarinin toplum icerisinde taninmasi ve korunmasi konusunda cesaretlendirmeyi hedefliyor ayni zamanda.

Ortak standartlar ve uluslararasi olcekte taninan nitelikler mimarlarin ve mimarlik hizmetlerinin mobilitesinin temel unsuru olarak karsimiza cikiyor.

2. Bu mesleki standartlarin cogu mimarlik egitimi icin de dogrudan gecerlidir, deniyor.

3. Mimarlik Egitimi temel kategorilere ve boyutlara ayriliyor.
Boyutlar:

1) Baglam ve Hedefler
Nerede ve Nicin

2) Icerik ve ögretim izlencesi (müfredat)
Ne

3) Yöntem ve Araclar
Nasil

4) Yönetim ve organizasyon
(bilgi, zaman, para, kaynak ve mekan yönetimi)

Aslinda burada tartismaya calistigimiz bircok konuya uluslararasi mimarlik kamuyonun nasil baktigini gösteren bir döküman.

Metnin tamamini ekliyorum. Belki tikanikligi asmak icin bir yardimi olabilir.

aktan

Metin Karadağ
22-07-2004, 19:17
Sevgili Aktan

Dosya eki olarak gönderdiğin ilk metnin Türkçesi var.

Bir önceki dönemde ODTÜ Dekanlığı yapmış olan Sayın Necdet Teymür'de UIA çalışma grubu üyesi zaten.

http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=kurultay&sub=belgeler_index&Action=uia_egitim

..........

UIA VE MİMARLIK EĞİTİMİ
DÜŞÜNCELER VE TAVSİYELER

UIA Mimarlık Eğitimi Komisyonu tarafından hazırlanan belge

Komisyon Yöneticisi
Jean-Claude Riguet (Fransa), Genel Sekreter

Komite Üyeleri
Louise Cox (Avusturalya)
Sara Maria Giraldo Mejia (Kolombiya)
Paul Hyett (İngiltere)
Alexandre Koudryavtsev (Rusya)
Fernando Ramos (İspanya)
Alexandru Sandu (Romanya)
Zakia Shafie (Mısır)
Enrique Vivanco Riofrio (Ekvator)

UIA Mesleği Uygulama Komitesini Temsilen Katılanlar
James Scheeler (ABD)
Necdet Teymur (Türkiye)

(31 Mayıs 2002 tarihli bu belge, Berlin’de 27-29 Temmuz 2002 tarihinde yapılan
UIA 22. Genel Kurulunda ilkesel olarak kabul edilmiştir. – ç.n.)


Çeviren: Aykut Ülkütekin


İçindekiler
I. Giriş
I.0 Önsöz
I.1 Giriş: UİA ve Mimarlık Eğitimi
I.2 Tarihi Geçmiş
I.3 Bu Belgenin Amacı ve Kapsamı

II. Mimarlık Eğitimi: Temel Kategoriler ve Boyutlar
II.1 Mimarlık Eğitiminde Bağlam ve Amaçlar
II.1.0 Bağlam ve Amaçlar
II.1.1 Toplumsal, Kültürel, Politik Bağlamlar
II.1.2 Mesleki Bağlam
II.1.3 Teknoloji ve Endüstri Dünyası
II.1.4 Akademik Bağlam
II.1.5 Mimarlık Eğitiminde Uluslararası Bağlam
II.2 Mimarlık Eğitiminin İçeriği ve Ders Programlarının Yapısı
II.2.0 Mimarlık Eğitiminin İçeriği
II.2.1 Mimarlık Eğitiminde Ders Programlarının Yapısı
II.2.2 Ders Programlarının Olanakları
A. Tasarım
B. Bilgi
C. Yetenek
II.2.3 Eğitim Aşamalarının Yapısı
A. Temel Birinci Aşama Mimarlık Eğitimi
B. İkinci Aşama Mimarlık Eğitimi
C. Üçüncü Aşama Mimarlık Eğitimi
D. Mimarlıkta Doktora
II.2.4 Mimarlıkta ve Mimarlık Eğitiminde Araştırma ve Yenilikçi Buluşlar
II.3 Mimarlık Eğitiminde Yöntemler ve Medya
II.4 Mimarlık Eğitiminde Yönetim ve Yapılanma
II.4.0 Eğitimin Yönetimi: Kavramlar
II.4.1 Bilginin Yönetimi: Mimarlık Eğitiminin Yapılanması
II.4.2 Kişilerin Yönetimi
II.4.3 Öğreticilerin Niteliği
II.4.4 Öğrenciler: Asgari Giriş Koşulları
II.4.5 Zamanın Yönetimi: Akademik Yılın Organizasyonu
II.4.6 Eğitim Mekanlarının Yönetimi
II.4.7 Finansman Yönetimi
II.4.8 Mimarlık Eğitiminin Yönetimi ve Yapılanmasına İlişkin Genel Konular
A. Geçerlilik
B. Uluslararası Konular: Eğitimle Edinilen Niteliklerin Aktarılabilirliği

III. Mimarlık Eğitimiyle İlgili Diğer Konular
III.0 Uzmanlaşma
III.1 Uygulama ve Öğrenim Arasında Karşılıklı Etkileşim
III.2 Yetişme, Bilgi, Ruhsat
III.3 Sürekli Mesleki Gelişim
III.4 Üniversite Öncesi Eğitim
III.5 Mimarın Beceri ve Uygulamalarının Yararlı Olabileceği Diğer Alanlar

IV. UIA ve Mimarlık Eğitiminin Geleceği
- Sonuçlar ve Tavsiyeler

Notlar ve Referanslar
Bibliyografya

http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=kurultay&sub=belgeler_index&Action=uia_egitim


******************


UIA Mimarlik Egitimi Komisyonu tarafindan hazirlanan 16 Mart 2002 tarihli "UIA ve Mimarlik Egitimi: Yansimalar ve Tavsiyeler" belgesi Sayin Karadag`in daha önce ortama sundugu belgenin taslagini olusturuyor olabilir. Bu belgede dikkatinizi cekmek istedigim birkac nokta var:

1. UIA`nin, uluslararasi ortamda ortak kabul gören taninan uygulama/rekabet standartlarinin kurulmasini, niteliklerin yine uluslararasi olcekte taninirligini amacladigini görüyoruz. Her ülkenin, kendi icinde mimarlarin rol, islev ve haklarinin toplum icerisinde taninmasi ve korunmasi konusunda cesaretlendirmeyi hedefliyor ayni zamanda.

Ortak standartlar ve uluslararasi olcekte taninan nitelikler mimarlarin ve mimarlik hizmetlerinin mobilitesinin temel unsuru olarak karsimiza cikiyor.

2. Bu mesleki standartlarin cogu mimarlik egitimi icin de dogrudan gecerlidir, deniyor.

3. Mimarlik Egitimi temel kategorilere ve boyutlara ayriliyor.
Boyutlar:

1) Baglam ve Hedefler
Nerede ve Nicin

2) Icerik ve ögretim izlencesi (müfredat)
Ne

3) Yöntem ve Araclar
Nasil

4) Yönetim ve organizasyon
(bilgi, zaman, para, kaynak ve mekan yönetimi)

Aslinda burada tartismaya calistigimiz bircok konuya uluslararasi mimarlik kamuyonun nasil baktigini gösteren bir döküman.

Metnin tamamini ekliyorum. Belki tikanikligi asmak icin bir yardimi olabilir.

aktan

Metin Karadağ
23-07-2004, 14:41
Ama yine de başka acılar yaşamamak için daha çok çalışmalıyız...

Ya da başka ne yapmalıyız şuan bilemiyorum.

..........

Kurcalamak için birkaç adres daha:...


=================


http://www.yok.gov.tr/denklik/denklik.htm


=================

http://www.turkak.org.tr/index.html

TÜRK AKREDİTASYON KURUMU KURULUŞ VE GÖREVLERİ

HAKKINDA KANUN



Kanun No. 4457 Kabul Tarihi : 27.10.1999

Kuruluş amacı

MADDE 1. — Bu Kanun ile, laboratuvar, belgelendirme ve muayene hizmetlerini yürütecek yurt içi ve yurt dışındaki kuruluşları akredite etmek, bu kuruluşların belirlenen ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyetlerde bulunmalarını ve bu suretle ürün/hizmet, sistem, personel ve laboratuvar belgelerinin ulusal ve uluslararası alanda kabulünü temin etmek amacıyla, merkezi Ankara’da olmak üzere Başbakanlıkla ilgili, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip, Türk Akreditasyon Kurumu, kısa adı TÜRKAK kurulmuştur.

Tanımlar

http://www.turkak.org.tr/organlar/4457.htm

-------------

2 Ekim 2001 Tarih ve 24541 Sayılı Resmi Gazete


—— • ——

Türk Akreditasyon Kurumundan :



Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu

Hakkında Yönetmelik



Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmelik; Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen uygunluk değerlendirme kuruluşlarının; yeterli, güvenilir ve saygın olarak hizmet vermelerini temin etmek amacıyla uymaları gereken kuralları düzenlemek için hazırlanmıştır.

Kapsam

Madde 2 — Bu Yönetmelikte açıklanan tedbirler ve kurallar; Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen, uygunluk değerlendirme kuruluşlarının faaliyetlerini ve bu faaliyetleri gerçekleştiren kuruluşların akreditasyon süreci içinde uymaları gereken usul ve esasları kapsar.

Hukuki Dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik, 27/10/1999 tarihinde kabul edilen, 4/11/1999 tarihli ve 23866 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun gereğince hazırlanmıştır.

Bu Yönetmelikte yer alan usul ve esasların uygulanması, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından hazırlanan tebliğlerle düzenlenir.

İlgili Dokümanlar

http://www.turkak.org.tr/yonetmelik.htm

aacar
27-07-2004, 16:55
Birkac gündür uzak kaldim. Sayin Karadag`in bizi yönlendirdigi dokumanlar hem Türkiye ölceginde hem de uluslararasi olceginde iyi birer temel olusturuyor bu forum icin bana kalirsa.

Ama nedense forumdan pek bir ses gelmiyor.

Rabia Alga
27-07-2004, 17:10
Sadece şu anki tartışma için değil ileriye yönelik tüm benzer tartışmalarda Metin Karadağ'ın verdiği bilgi ve linkler iyi birer kaynak olacak.

Metin Karadağ
27-07-2004, 17:28
Sevgili Aktan

Merhaba bende birkaç gündür uzaktaydım.

"Arkitera Forum > Eğitim > Eğitim > Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır?" bölümünde şu an yanıt olarak= 74; hit olarak= 3056 rakamları gözüküyor.

Önemli ya da önemsiz ama mutlaka bir anlamı vardır.

Konu hakkında sürekli bilgi/belge aktarımı ile tartışmayı yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.

Bu biraz Karadenuzli Temel (*)fıkrasına benziyor ama yine de susup oturmaktan iyidir diye düşünüyorum.

Hem bu iş "Katolik Nikahı"(**) değil ya; şimdi sözü olmayan sonradan bir bilgiye ulaşabilir ya da aklına bir fikir gelir ve bu forum alanında paylaşıma sunabilir.

Yani şuan forumda ses veren az diye endişelenmeye gerek yok.

Bence tabii ki devam:)






(*)
Gümrüğe elinde koca bir valizle gelen Karadenuzli Temel'e görevli sorar:
-"Valizinizde ne var?"
-"Tavuk yemi" der Temel.
Bu yanıttan görevli tatmin olmaz ve valizi açtırır.
Valiz silme kol saati doludur. Bir yandan saatler yerlere dökülmektedir.
-"Hani tavuk yemi vardı, ya bunlar ne?"
-Temel: "Valla tokeceğum tavuklarun onüne ister yesunler ister yemesunler..."

(**)
Katolik nikahı sırasında orada bulunanlara:
"Bu evlilik hakkında sözü olan ya şimdi konuşsun ya da ebediyete kadar sussun..." denirmiş ya?...






Birkac gündür uzak kaldim. Sayin Karadag`in bizi yönlendirdigi dokumanlar hem Türkiye ölceginde hem de uluslararasi olceginde iyi birer temel olusturuyor bu forum icin bana kalirsa.

Ama nedense forumdan pek bir ses gelmiyor.

Metin Karadağ
29-07-2004, 16:56
Sevgili Aktan Acar

Bence çok sesli bir ortam:)

Herkes kendi içinden ya da kendi aralarında konuştuğu için sende katılım açısından "sessiz" bir etki bırakmış olabilir.

Geçen gün bizzat şahit oldum; beni tanımayan bir grupta harıl harıl buradaki konuları örnekleriyle birlikte tartışıyorlardı.

"Hımmm güzeeelll.." deyip sesizce oradan uzaklaştım.

Belki bilirsin, aşağıda yer alan UIA2002BERLIN icin hazırlanan KARŞILAŞTIRMALI UIA ve ACE BEYAZ KİTAP METİNLERİ (aşağıdaki adreste word doc olarak var)

http://www.mimarlarodasi.org.tr/AD/uiatr/ACEUIABeyaz_TR.doc

Yakında çıkacak olan "Beyaz Kitap-2"nin bir ön adımıydı...

(Beyaz Kitap 2' özeti anlamında manifestosunu "ACE 21 x 21" başlığı ile az önce foruma ilettim)

Burada ele aldığımız TÜM konulara temas eden önemli ipuçları var.


------------------------









TEPE NOTU:

Burası için uzun bir yazı olması nedeniyle devamı:...

http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=Belge&Sub=detail&RecID=141

-------------------------------------------------------

Mimarlık & Yaşam Kalitesi


AVRUPA MİMARLAR KONSEYİ



Avrupa Mimarlar Konseyi’nden

21. Yüzyıl için

21 Önemli Mesaj

Mayıs 2004



Avrupa Mimarlar Konseyi (Architects’ Council of Europe-ACE), merkezi Brüksel’de bulunan ve bu broşürün yayımlandığı tarih itibariyle Avrupa Birliği’ne üye 25 ülkeden tümünün, aday ülkelerin çoğunun ve ayrıca İsviçre ile Norveç’in de aralarında bulunduğu ülkeleri temsil eden ulusal kayıt ve mimarlık meslek örgütlerini üye olarak kabul eden bir örgüttür. Bu bağlamda örgüt, yaklaşık 450.000 Avrupalı mimarı temsil etmektedir. ACE, 1990 yılında kurulmuştur ve temel görevi, mimarlık, mimarlık uygulaması, mimarlık politikası ve yapılı çevre üzerinde doğrudan etkisi olan AB Politikası alanlarındaki gelişmeleri izlemek ve bu alanlarda etkin rol üstlenmektir.



Daha ayrıntılı bilgi için:

www.ace-cae.org



İletişim:

Alain Sagne, Genel Sekreter, Avrupa Mimarlar Konseyi

Architects’ Council of Europe-Conseil des Architectes d’Europe

Rue Paul Emile Janson 29

B-1050 Brussels

Belgium

Tel: +32 2 543 1140

Faks: +32 2 543 1141

E-mail: info@ace-cae.org



1. Avrupa’da mimarlık mesleği, dünya üzerinde rekabet gücü en üst düzeydeki bilgiye dayalı ekonomiye ulaşmak yolunda Lizbon Gündemi’nde belirtilen hedeflerin gerçekleştirilmesine kendini adamıştır. Bu yolda, yaşam çevrelerinde etkin sürdürülebilirliğin sağlanması için gerekli bütüncül ve bütünleşmiş politikaların kabul edilerek uygulanması şarttır.



2. İnşaat sektörü, AB ekonomisinin refahı ve toplum üzerindeki önemli etkisi göz önünde bulundurulduğunda, tüm yönleriyle AB politikalarında yüksek önceliği hak etmektedir. Özellikle, toplumun gelişmekte olan taleplerine yeterince cevap vermek ve bu suretle sektörün hem AB düzeyinde hem de küresel düzeyde gelecekteki rekabet gücünü garanti altına almak açısından, sektörde yürütülmekte olan araştırma ve geliştirme çalışmalarına daha çok yatırım yapılması gerekmektedir.



3. Tasarım ve inşaat sektörlerinin canlılığı, mimarların geniş bir çoğunluğunun uygulamalarını....


------------------------------------------

DEEP NOTU::)

Burası için uzun bir yazı olması nedeniyle devamı:...

http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=Belge&Sub=detail&RecID=141

----------------

Mimarlar Odası, Avrupa Mimarlar Konseyi(ACE)'nin birkaç yıl önce gözlemci üyesi oldu. O gün bugündür yapılan tüm toplantılar izleniyor ve raporları bekletilmeksizin tüm ilgili mimarlık camiasına dağıtılıyor.

Hatırlarsınız Konsey Raporu olan "Avrupa Mimarlık ve Yarın" ya da daha tanınan adıyla "Beyaz Kitap" da Türkçe olarak yayınlandı. (Daha önce pdf formatıyla iletmiştim)

http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?Sayfa=AD&Sub=uia

sayfasında listenin en altında yer aldı.



"Beyaz Kitap" yarattığı etki ile UIA2002BERLIN sürecine de önemli bir rehber olarak alındı.

Öyle ki, UIA2002BERLIN hazırlık sürecinde KARŞILAŞTIRMALI UIA ve ACE BEYAZ KİTAP METİNLERİ olarak üzerinde epey çalışıldı.

Bu da Türkçe olarak dağıtıldı.
http://www.mimarlarodasi.org.tr/AD/uiatr/ACEUIABeyaz_TR.doc



Yukarıda ilettiğim 21 maddelik;

"Mimarlık & Yaşam Kalitesi AVRUPA MİMARLAR KONSEYİ Avrupa Mimarlar Konseyi’nden 21. Yüzyıl için 21 Önemli Mesaj Mayıs 2004"

başlıklı manifesto "Beyaz Kitap 2"nin sonuç eki.

"Beyaz Kitap 2" de detaylı açıklama, karşılaştırma, gerekçe ve belgeleriyle birlikte kitap olarak yakında çıkacak.

Bilgilerinize,

Metin Karadağ
30-07-2004, 12:41
Devam demiştik ya...:)

http://www.mimarlarodasi.org.tr/AD/uiatr/ACEUIABeyaz_TR.doc

Adresindeki "KARŞILAŞTIRMALI UIA VE ACE BEYAZ KİTAP METİNLERİ"nin son söz bölümünü aşağıya aynen aktardım.

Çalışmanın bütününde aslında "NASIL BİR MİMARLIK?" sorusuna yanıtlar verilmeye çalışılmış.

Tabii bu sorunun devamı "İÇİNDE BULUNULAN TOPLUMUN TALEP ETTİĞİ MİMARLIK POLİTİKASINA KARŞI SORUMLU VE YETKİN BİR BİÇİMDE YANIT VERMEK ÜRETMEK İÇİN; KİM NASIL HAZIR HALE GELECEKTİR?"

Ya da kısaca "NASIL BİR MİMARLIK EĞİTİMİ?"

Mimarlık ve Eğitim Kurultayı 1 ve 2 sürecinin bütününde bu soru atölye toplantılarında panellerde ve başlıbaşına bir alan oluşturuyordu.

Sorular, sorunlar, çözüm önerileri, uygulama örnekleri, deneyler vb. birbirinden çok farklı açılardan irdelendi ve tartışıldı.

Eğer "NASIL BİR MİMARLIK EĞİTİMİ?" sorusunun yanıtını ölçebilecek bir ÖLÇME BİLGİSİ, ORTAK KURUMSAL BİR YAPI OLARAK ortaya çıksaydı; bu forumdaki soruya gerek kalmayacaktı.

Çünkü saç kesilip gözümüzün önüne gelmiş olacaktı.

Yani olay "üj aşşaa bej yukarı"dan daha da hesaba kitaba uygun hale gelebilecekti.

Neyseki henüz YÜZYILIN başındayız:))





"KARŞILAŞTIRMALI UIA VE ACE BEYAZ KİTAP METİNLERİ
...
...
...


8 SON SÖZ

8.1 Yarının Mimarisi İçin Politikalar
Mimarlık ve politika; yapılı çevrede daha iyi yaşamı ikisi birlikte oluşturacaktır.

Yüksek nitelikli bir yapılı çevre için gerekli temel koşullar, mimaride geleceğin sürdürülebilir politikalarının perspektifi ve hedefi olmalıdır:
• Dikkatlice planlanmış, toplum, kültür, kaynaklar ve doğaya saygılı bir yapılı çevre, genel insan haklarından sayılmalıdır.
• Yasal mevzuat, bölgesel ve yerel çevreye özel önem vererek, kentsel tasarım, kamusal mekanlar ve mimaride kaliteyi güvence altına almalıdır.
• Kamu ihale sistemi, kent ve bina ölçeğindeki projeler için tasarımcıların seçiminde, belirleyici temel kriter olarak fiyat ve maliyeti değil, entelektüel düzeyde bir yarışmayı esas almalıdır.
• Eğitim sistemleri, kamuoyunda ve yetkililerde, doğal ve yapılı çevrede kalitenin gözetilmesi konusunda olduğu kadar bölgesel ve yerel kimlik konusunda da duyarlılığı geliştirmelidir.
Bu doğrultuda, ulusal düzeyde Finlandiya gibi bazı ülkelerde ve uluslararası düzeyde ise AB içinde ortak bir Avrupa Birliği Mimarlık Politikasının oluşturulması gibi bazı adımlar atılmış bulunmaktadır.

8.2 Yarının Mimarisi İçin Mimarları Bekleyen Görevler
Mimarlar, yapılı çevre için en geniş kapsamlı meslek servisi verebilecek olanaklara sahiptir.

Mimarlık mesleği karmaşık ve geniş kapsamlıdır. Mimarlık, toplum ve çevreye yönelik çok boyutlu sorumluluklar duyarak hizmet sunar. Mimarlar, ekonomik nedenlere dayalı ihtiyaçları, ekolojik önlemleri, bölgesel koşulları, toplumsal ve kamusal içeriği, ayrıca kültürel değerleri ve yapı sektöründe çalışan diğer disiplinlerin katkılarını, ürünlerinde bütünleştirecek uzmanlar olarak eğitilmektedirler.

Mimarlar, kamuya, işverenlere, politikacılara, kullanıcılara, kent halkına, bütün vatandaşlara, nitelikli bir yapılı çevre konusundaki hakları savunarak hizmet sunarlar. Mimarlar, barınaksızlar için de bilgilerini kullanmak ve yardımcı olmak sorumluluğunu duymaktadırlar. Mimarlar, kamusal projeler için açılmış fikir yarışmalarına, en özgül çözümler getirebilecek önerilerini sunmaya gönüllüdür.

Mimarlık mesleği, bugünün mimarlığını yarının kültürel mirası yapmayı amaçlayan sürdürülebilir bir mimarlık politikasının geliştirilmesi konusunda kendini politik olarak sorumlu görmekte ve işbirliği önermektedir.

8.3 Mimarlık: dün, bugün ve yarın

Dünya sosyal ve kültürel değerlerde kaymaların, ekonomide yeniden yapılanmanın ve çok büyük çevre sorunlarının görüldüğü bir dönemi yaşıyor. Mimarlık bu gün de, her zaman olduğu gibi gerçek bir güce sahip olmayı sürdürüyor: insanları birleştiren ya da ayıran, insanları buluşmaya çağıran ya da dışlayıcı karşılaşmalara sürükleyen, bir yandan yerel davranmayı teşvik ederken öte yandan küresel düşünmeyi destekleyen, bir yere ait olma ve bölgesel ve kültürel kimlik duygusunu yaratan ve besleyen bir güç.

Geçmişimizin en iyi örneklerine eş bir çağdaş çevre yaratma işine girişme kararını almak bizim elimizde. Böyle bir çevre, belirli bir bedel ödemeden elde edilemez ama ödenecek en büyük bedel bir tavır değişikliği olacaktır, zira bu sayfalarda ortaya konan önerilerin bir çoğunu, yaratıcı ve yenilikçi fikirlerle, ihmal edilebilir maliyetlerle uygulamak mümkündür.

Böyle bir çevre bu günden yarına da elde edilemez, ancak gene bu sayfalarda ortaya konan önerilerin uygulanmasına ilişkin adımların atılmasına hemen başlanabilir.

Mimarlık mesleği; UNESCO/UIA Mimarlık Eğitimi Şartından, UIA Mesleği Uygulama Uluslararası Standartları Mutabakat Metinlerinden yararlanılmasını yaygınlaştırarak ve önerilen UNESCO/UIA Mimarlık Eğitimi Geçerlilik Sisteminin uygulanmasını teşvik ederek, geleceğin insan yaşamında geçerli olacak yapı değerlerini gerçekleştirme doğrultusunda araçları geliştirmiştir.


Bu raporda önerilen politika değişikliklerinin vereceği ürün, enerji etkinliği ve sürdürülebilir bir performansla çevremizin korunması olacaktır. Bu politika değişiklikleri, mevcut yapı stokunun özenli bakımı ve onarımına ilişkin işleri teşvik ederek, istihdamı artıracaktır. Yapımda tasarrufu, esnekliği, uzun ömürlülüğü ve işverenin parasının karşılığını en iyi şekilde almasını teşvik ederek ekonomik rekabetçiliği destekleyecektir. Çağdaş ve yaygın bir mimari estetiği kültürel bütünleşme ile ve gerek kentsel gerekse kırsal alanlarda denetimli bir gelişme ile turizmi teşvik edecektir.


Bu Beyaz Kitap, mimarlığın günümüz uygarlığında da geçerli birleştirici rolünü bir kez daha vurgulamaktadır. Karşılıklı anlayış, birbirimizin geleneklerine ve becerilerine saygı yoluyla gelişecektir. Bilginin yaygınlaştırılması, sorumluluk içeren bir diyalogu güçlendirecektir."

infilak
14-12-2004, 17:11
Şu an itibariyle Avrupa Birliği entegrasyon yasaları çerçevesinde meslek yasası taslağındaki mimarlıkla ilgili bölümde önerilen sistem 4+2+2 dir. "Yetkin" mimar olmak için gereken süreç 4 yıl lisans + 2 yıl yüksek lisans + 2 yıl mimarlar odasının belirlediği bürolarda iki yıl staj ya da diğer adıyla meslek içi eğitim. Ayrıca bir sınav yapılsın mı tartışılıyor ama kimin yapacağı ortada olduğu için hava yapılmaması yönünde.

Bu yasa sonucu beklediğim gelişmeler:
Mimarlık okullarına başvuruların yarısından aza inmesi,
Ofislerin yılda ikibin öğrenciyi ofislerinde koyacakları yer bulamaması,
Yeni mezun mimarların maaşlarının ve sosyal haklarının kötüleşmesi,
Avrupa Birliğinde daha kısa sürede yetki veren mimarlık okulları kalmışsa o okullara bir yığılmanın olması,
Geçiş sürecinde 4-5 sene boyunca yeni yetkin mimar çıkmayacağı için aradaki boşluğun uluslarası yöntemlerle çözülmesi.

Temayüllerden ve sivil pratiklerden oluşan bir meslek yasası değil, yukarıdan inme ve tutanın elinde kalan haklar pozisyonlar. Ne güzel değil mi?

omercin
14-12-2004, 17:20
anket kapalı nın anlamı nedir?

omercin
14-12-2004, 17:23
Eğitimin süresi değil niteliği önemli 194 44.60%
Oy verenler: 435. Bu anket kapalıdır

Rabia Alga
14-12-2004, 17:24
anket kapalı nın anlamı nedir?

Yeni bir anket açtığımızda eskisini kapatıyoruz...

servet.guldes
16-04-2005, 16:43
Bence eğitimin süresi öğrenci ilk tasarımı gerçekleştirdiği zaman bitmeli..yani önce elle tutulur ürünü görülmeli

H.Y
16-04-2005, 17:21
"mimarlık eğitimi kaç yıl olmalıdır? " sorusu sorulmadan önce bence "MİMARLIK EĞİTİMİ NASIL OLMALIDIR?" sorusu sorulmalı ve tartışılmalıdır.kriterler belirlendikten sonra ancak süresi tespit edilebilir.eksik ve bazen yanlış bir eğitimle ömür boyu istenilen çıtaya ulaşılabilir mi!!!!????

iyi çalışmalar.....

dincer
17-04-2005, 19:04
Ya yurt dışında mimarlık eğitimi yalnızca 3 yıl neden bunu 5 yıla falan çıkartmaya çalışıyorlar anlamıyorum... Yurtdışında 3 yıldan sonra lisans derecenizi alıyorsunuz yüksek lisansda 2 sene sürüyor. Yani 5 sene okuduğunuzda yüksek lisansta yapmış oluyorsunuz. bizde ise 4+2 sene mimarlık eğtimi sürüyor. Bilmeyenler öğrensin diye...

stizzi
18-04-2005, 00:16
merhaba
dincer arkadasimiz yurt disinda mimarlik egitiminin 3+2 yil oldugunu yazmis ben ise italyadan bahsetmek istiyorum biraz.ben italya da diploma denkligine basvurdum ve suan universiteye devam ediyorum.burada mimarlik egitimi 5 yil.dincerin dedigi sanirim italya icin bahsedersek 3 yillik egitim mimarlik fakultesinde ic mimarlik,endustri urunleri tasarimi,peyzaj mimarligi ve tekne tasarimi bolumleri icin gecerli olabilir.bu bolumler icin 3 yillik lisans egitimi aliniyor eger bir kisi buradan diplomasini aldiktan sonra mimarlik diplomasi almak istiyorsa bunun uzerine 2 yil daha okuyor.dogrudan mimarlik egitimine baslayan kisi ise 5 yil okuyor yani 3 yilda mimarlik diplomasi verilmiyor.benim devam ettigim universite avrupadaki avrupa diplomasi veren 8 universiteden biri bu yuzden programinda degisiklige baslamis.ama bundan onceki mimarlik egitim programini inceledigimde bizden farkli olarak sadece 5. yilda tez yaziliyor ya da proje yapiliyor ve mezun olundugunda italyada doktor unvani aliniyor.bizdeki durum sadece 4 yila birde diploma projesi sigdirilmis olmasi.
bunun disinda ben msu mezunuyum ve diploma denkligi icin okumam gereken sadece 7 ders var bir de tez hazirlamam gerekiyor ve bu dersleri teknik ve tarih dersleri diye ozetleyebilirim.
netice olarak demek istedigim sudur italya tecrubemi de goz onune alarak ben turkiye de hic de kotu mimarlik egitimi verildigini sanmiyorum.yok ten once turkiyede de mimarlik egitimi 5 yildi ve mezun olundugunde yuksek mimar unvani aliniyordu sanirim yeniden 5 yila cikartilirsa ogrenciler icin surec daha kolaylasacaktir.
herkese sevgiler

orange
18-04-2005, 02:12
ingiltere 3+2 ama cok emin olmasam da italya'ya benzer bir sekilde bizde de ilk 3 yil bittiginde ic mimarlik, architectural designer gibi bir unvan aliyorsunuz, mimar olmak icin 5 yil yani Riba 2'yi bitirmek gerekiyor, hatta kendi ofisinizi acmak icin Riba 3 bile almak gerekiyor gibi birsey duymustum ki bu 7 yil filan yapiyor :)

ama oyle yada boyle mimarlik egitimi turkiye'de de cok bence yil uzerinden bir tartisilarak degerlendirilmemeli. bir mimarlik ogrencisi icin cok onemli olan yillardan cok cevresinde olan bitenler, usta cirak iliskisi kurabilecegi insanlari etrafinda bulmasi bence...

dincer
18-04-2005, 09:47
Açıkçası italya hakkında bir bilgim yok. Ama zamanında amerika ve ingilterenin mimarlık fakültelerine göz atmışlığım var ve bu 2 ülkedede 3+2 biçiminde eğitim veriliyor. Hatta Türkiye'den lisans derecenizi alıp yurtdışına gittiğinizde orada 4. seneden başladığınızı duymuştum. Ayrıca cornell üniversitesi ile şu anda okumakta olduğum izmir yüksek teknoloji enstitüsünün programını karşılaştırmıştım. Ve sene içinde yalnızca 1-2 derslerimiz farklılık gösteriyor. Hatta iyte'ninkinin daha iyi olduğunu bile söyleyebilirm.

orange
18-04-2005, 15:41
peki bu 3 sene turkiyedeki 4 seneye denk filan ise, bu programlarda okudugumuzu turkiye'de hangi kuruma gidip denklik icin basvurmamis filan gerekiyor? boyle birsey gerekiyor mu? bilgisi olan varsa harika olur soylese burda bir :)

dincer
25-04-2005, 16:43
tabiki yöke başvurman gerekiyor. Sanıyorum denkliğin kabul edilmesi için öss ye girip 185 üstü bir puan almanı istiyorlar. www.yok.gov.tr adresinde denklik kısmından daha fazla bilgi alabilirsin.