Announcement Announcement Module
Collapse
No announcement yet.
Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır? Page Title Module
Move Remove Collapse
Conversation Detail Module
Collapse
  • Filter
  • Time
  • Show
Clear All
new posts

  • Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır?

    #1
    bu film hakkında karmaşık düşüncelerim hatta çelişkili
    sıkıcı ama güzel bir film yani tam sıkılmaya başlayacakken yeni bir çarpıcılıkla o sıkıntı erteleniyor
    kendini başka filmlerden sıyıran tekniği süküneti çok başarılı
    hep bir çerçeve içinden (pencere, açık kapı, sokak arası vb) izlenen canlı kartpostal sahneler gibi ele alınmış bazı dekorlar klişe olsa da etkileyiciliği garantili
    ve bir aşk filminde beklenen öpüşme dokunma sevişme gibi doğal dışavurum ve ifadeler bu filmde neredeyse yok
    sadece iki dokunuş sahnesi var aşıklar arasında
    o da ele ele tutuşmaya yönelik 2 girişim bir taksinin içinde o kadar
    ancak yönetmen bence sonunu iyi kotaramamış ya da benim sinemasal algımın ötesinde
    yine de görülmeye değer


  • #2
    Teşekkürler.

    Konuyu çok berrak bir biçimde ele almışsın.

    Her yeni yasal uygulamanın saklı haklara işaret eden bir bölümü olur.

    Böyle bir bölüm bulunmazsa saklı haklardan dolayı açılacak davalar, o yasayı kadük edebilir.

    Örnek vermek gerekirse, "bu yeni yasa önümüzdeki yıl okula kayıt olacaklar için geçerlidir..." gibi, herhangibir hak ihlalinin önüne geçilir...

    Mevcut duruma göre hali hazırda okuyanları kapsamadığı için, konu yeni kaydolacaklara dönük uyarıyı da içerir.

    Konu ilk anda "piyasadaki mimar emisyonunu azaltmak gibi bir amacı içeriyor" gibi gözükse de esas olarak uzun vadede meslek alanındaki topyekün kan kaybını önlemeye dönüktür.

    Türkiye'de mimarlık eğitimi veren kurumlardan 4 yılda mezun olanların aldıkları tüm derslerin toplam kredi ortalaması 130 ile 160 kredi arasında olduğu, AB ortalamasının ise 240 kredi değerinde olduğu Mimarlık ve Eğitim Kurultayı II'de de defalarca dile getirildi.

    http://www.mimarist.org.tr/index.cfm...y&Sub=kurultay

    Aradaki 80 ile 110 kredilik boşluk nasıl dolacak?

    Bu nedenle yurtdışına gidildiğinde mimar olarak çalışmak isteyenlerin önüne koyulan koşulları duymuşsunuzdur.

    Aradaki fark-kredi değeri kadar eğitim zorunluluğu ile karşılaşıldığı öteden beri bilinen yaşanan şeyler...

    Bazı okulların 2 yıllığına akredite okul ünvanı almak için her iki yılda bir yüzbinlerce dolar ödediklerini de duymuşsunuzdur.

    Kendisi Akrediter olamayıp (akreditasyon otoritesine sahip olmayan) ama sürekli 2 yıllığına yüzbinlerce dolar ödeyip (o dönemde mezun olmuşsanız ne iyi...) akredite edilen bir ya da birkaç okulla Türkiye'de mimarlık eğitimi genel düzeyi maalesef bir yere varamadı.

    Neyse.

    Tekrar eline sağlık diyerek kısa kesmek istiyorum.

    Dilerim bu sohbet başka katılımcılar tarafından da daha canlı olarak sürdürülür...

    Comment



    • #3
      Bu kredi farkı sorunu çok kolay halledilebilir.

      Ben bir son sınıf öğrencisiyim. Alttan aldığım bir dersim yok. Daha önceden son sınıf derslerinden alıp da şu anda eksik olarak okuduğum bir dersim de yok. Ders programın günde en fazla 4 saat dersi içeriyor:
      Ders isimlerini saymama gerek yok ancak kısaca:
      pazartesi: 2 saat
      salı: 4 saat
      çarşamba: 2 saat
      perşembe: 3 saat
      Cuma: proje
      Ne kadar az değil mi?
      Demek ki 4 yıl eğitim süresi bu belirttiğiniz kredi farkını kapatabilmek için yeterli süre....

      Geriye dönük hakların korunmasına gelince....
      Ben Türkiye'de geriye dönük hakların korunduğuna inanmıyorum.
      Çünkü başıma geldi...
      Ben bir meslek lisesi mezunu bir gencim. (otomasyon/elektronik bölümü)
      Meslek lisesini seçişimde o zaman için idealim olan elektronik mühendisliği, bilgisayar mühendisliği gibi bölümlere girişte hiç bir problem yoktu, hatta önemsiz küçüklükte bir değer de olsa kendi alanımızın devamı sayıldığından düz liselere göre küçük bir avantajımız da vardı...
      Ancak son sınıfa geldiğim de bir de ne olsun?
      "Sen iki yıllık yüksek okullar ve elektronik öğretmenliğinden başka bir yeri yazamazsın, yazarsan 24 puan eksik olarak sınava gireceksin!" dediler. (yök)
      Ben de olabildiğince yüksek bir puan alıp okul birinciliğimin getirdiği avantajdan yararlanarak ikinci idealim olan mimarlık mesleğini seçtim ve OGÜ Mimarlık bölümüne girdim...
      Bir anlamda onların bana verdiği 4 yıllık meslek eğitimini boşa çıkarmak için...
      Neyse ki bu alanı da çok sevdim ve başarılı oldum...
      Eğer düz lise mezunu olsaydım Puanım İTÜ ya da OTDÜ mimarlık bölümlerine yetiyordu....
      Ancak iyi ki böyle olmuş ve bu büyük üniversitelere girmemişim. Yoksa hala "usta-çırak" ilişkisini savunan hocaların içinde ben neyapardım?

      Comment



      • #4
        Diyelim ki geriye dönük haklar geçerli oldu ve bu yasa yeni gelen öğrenciler için uygulanacak denildi.
        O zaman "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" deyip köşeme çekilip yeni gelen arkadaşlara bakıp kıs kıs gülecek miyim?
        HAYIR!
        Ben doğru bildiğimi hayatımın sonuna kadar savunacağım!

        Comment



        • #5
          Ortada henüz "Kurumsallaşmış" bir Ulusal Akreditasyon yapısı bile yok iken "neye göre ne?..." değerlendirmesi yaptığınızı pek anlayamadım...

          " Zaimoğlu: Bu kredi farkı sorunu çok kolay halledilebilir."

          Hem biçim hem de içerik olarak ortada bir "Ölçme Bilgisi" mevcut değilken... nasıl böyle kesin bir yargı da bulunuyorsunuz anlamak mümkün değil.

          "Boşa geçen" saatlerin toplamı nasıl bir değerlendirme ölçüsü olabilir ki?

          Haydi dolu dolu geçiyor diyelim.

          Dolu dediğiniz şeyin anlamı üzerine hiç olmazsa bir "Ulusal Ölçme Bilgisi" oluşabilmiş olsaydı kolay mı zor mu ondan sonra anlayabilirdik...

          İstanbul'da bulunan 9 okulun mimarlık bölümünde 3.000'in üzerinde mimarlık öğrencisi bulunuyor.

          Kıbrıstakiler de dahil 40'ın üzerindeki okulda 10.000'e yakın mimarlık öğrencisi okuyor.

          Ve ortada henüz Ulusal Akreditasyon Kurumsallaşması olmadığı için olmayana ergi metodu haliyle geçerli oluyor))

          Comment



          • #6
            Mimarlık eğitiminin kalitesini dolayısıyla ülkedeki mimarlığın nitelik değerinin yükseltilmesini amaçlayan eş"kredi"lendirme çalışmalarının yalnızca ders saati artırımı ile başarıya ulaşabileceğini düşünüyor musunuz? Eğer düzgün bir eğitim veremiyorsanız bu iki taraflı işkenceyi uzatmanın ne anlamı olacak?

            Özellikle "Eğitim Kurultayı" gibi ortamların son yıllarda, mesleki üretim alanında denetim mekanizmalarını işletemeyen (çoklukla yanlış işleten) ve içinde bulunulan ülkenin kaotik mimarlık -dışı- üretimlerinin sorumlusu olarak da eğitim kurumlarını ve eğitimcileri hedef gösteren Mimarlar Odası tarafından sahipleniyor oluşunu açıkçası oldukça garipsiyorum.

            Bunun yanında, Meslek Örgütü tarafından eğitimin süresini artırmak için gösterilen çabaların onda biri mantar gibi çoğalan Mimarlık Fakülteleri'nin açılmasını engellemek üzere gösterilseydi; bugün bu tartışmaları yapıyor olmazdık diye düşünüyorum.

            Mimarlar Odası tarafından denetlenen işyerlerinde yapılacak iki yıllık staj konusu ise başlıbaşına bu ülke mimarlığının başına örülen bir çorap olacaktır. Hangi oda, hangi işyeri, hangi usta?

            Eğitimi eşkredilendirme öncesinde bence meslek örgütünün kendisini bir hizaya koyduğu Avrupa'daki meslek örgütleri ile eşkredilendirmesi gerekiyor. Belki o zaman bilinçli ya da bilinçsizce yapılan hataların bir parça farkına varılır da yapılmak istenenlerden geri adım atılabilir...

            Comment



            • #7
              Belgeler hafıza kaybına karşı en iyi ilaçtır:

              http://www.arkitera.com/forum/forumd...?s=&forumid=47


              Akreditasyon'un süre uzatma "kredi" üleştirme yapılaşması ile bir ilgisi yoktur:...


              http://www.mimarist.org.tr/kurultay/...yon-7Kasim.doc


              Bakalım Mimarlık ve Eğitim Kurultaylarıyla ilgili Sorumlu Kurumlar hangileriymiş:...

              http://www.mimarist.org.tr/index.cfm...sub=calisanlar

              Comment



              • #8
                kredi farkının giderilmesine ilişkin yazdıklarım sorunları yanlızca kağıt üzerinde matematiksel eksiklikler olarak gören ve yine çözümü kağıt üzerinde herkesin master yapmış, uzmanlaşmış, 2 yıllık büro deneyimine sahip ve dolayısıyla (okul projeleri dışında) portfolyö sahibi ve en nihayetinde tasarım yapma yetkisine sahip olacak mimar olarak mezun edilmesinde bulan kişilere karşı gösterdiğim bir refleksti...

                Zira sorunların kağıt üzerinde çözülmesi yaşamımızın her alanında karşılaştığımız bir durumdur:

                Her ehliyet kursunda ilk yardım dersleri vardır, hatta askerliğini yapmış her kişi bu hususta eğitim alır... Ancak ne yazık ki bir trafik kazasında karşımıza çıkan komik! kurtarma ve ilk yardım manzaralarını engelleyemeyiz...

                Yazımda da belirttiğim gibi, çözümü mimar adaylarının seçilmesinde yapılacak köklü değişikliklerde aramalıyız. Bunun da getireceği bazı teknik zorluklar olsa da, nesilden nesile o adayları da seçecek kişilerin niteliklerinin artmasıyla mimarlığımızda farkedilir bir farklılaşma olacaktır...

                Comment



                • #9
                  5 yıllık eğitimden sonra 2 yıllık zorunlu meslek pratiği sürecinin gerekliliği Mimarlar Odası tarafından kabul edildi. Sizce Türkiye’de verilen mimarlık eğitimi kaç yıl olmalıdır?

                  Comment



                  • #10
                    Zaimoglu`nun görüslerine tamamiyla katiliyorum ve kendisine destek olarakta asagidaki ilaveleri gönderiyorum.

                    Bu konuyla ilgili olarak daha önce mimarlar odasi istanbul subesinin yazisma guruplarinda (mimarlara mektup, mimarist ve mimari stajda rotasyon v.d.)birkac defa yazdim bir defada arkiterada iki satirla bu konuya almanyadan bir bakis acisini sunmak istiyorum.

                    Istanbulda bulundugum süre icinde mimarlar odasi istanbul subesinde mimarlik ve egitim kurultayinin bir toplantisina katilmistim, orada bu konu yine gündeme gelmis ve avrupadan örnekler verilmisti.

                    Ben bu avrupa örnegini almanya kavrami ile somutlastirmak istiyorum.

                    Öncelikle kavramlari belirleyerek devam etmek istiyorum. Staj ve Mesleki Deneyim kavramlarindan Staj`in Türkiyede secilmis olmasi büyük bir sanssizlik.
                    Almanyada bu kavram Mesleki Deneyim olarak tesbit edilmis.

                    ve

                    Buradaki uygulamada Roma Hukuku baglaminda SIYAH, BEYAZ ve GRI BÖLGELER kavrami kullanilmakta yani biraz acarsak

                    SIYAH: Mesleki deneyimi olmayanlar, bu durumda olanlarin odaya kaydi yapilmaz.
                    BEYAZ: Mesleki deneyimi olanlar, bu durumda olanlarin odaya kaydi yapilir.
                    GRI BÖLGE: Mesleki deneyimi olmayanlar, ancak olaganüstü yetenekli ve deha tabir edilebilecek yeni mezunlar ayrica hic mimarlik egitimi almamis ve bir diploma sahibi olmayanlar yada mimarlik diplomasi oldugu halde almanya egitim bakanligi nezdinde kabul görmeyenler.

                    GRI BÖLGE`de kalanlar en az 3 proje ile komisyona müracaat ederler gerekli hallerde komisyon önünde sözlü bir sinavla yeteneklerini kanitlayip mimarlik ruhsatini alirlar.

                    Dolayisiyla bu staj kavrami bir egitim cagrisimi yaptigindan bunun secilmis olmasini hukuken ve icerik olarak pek dogru bulmuyorum.


                    5 yil konusunda ise söyleyecek söz bulamiyorum. Bu konu 2 yildan beri Almanyada da hararetle tartisiliyor. NRW Mimarlar Odasi bütün itirazlarina ragmen yasaya engel olamadi ve Yasa mimarlikta 3 yillik lisans egitimini (Bachelor) ve 2 yillik yüksek lisansi (Master) öngörerek meclisten gecti (Avrupa Birligi Komisyonunun talebi) Mimarlar Odasinin talebi 4 yillik egitim ve 4 yildan az egitim alanlarin mimarlar odasina kaydinin yapilmamasida odanin talepleri arasinda yer aliyordu.

                    Bunun üzerine NRW Mimarlar Odasi bir aciklama yaparak 3 yillik egitimle mezun olanlarin odaya kayitlarinin yapilmayacagini aciklad. Bu durumda olanlarin ya 4 yillik bir okulda tamamlama egitimi yapmalari yada 5 yillik yüksek lisansla (4 yili fazlasiyla tamamliyor) müracaatlari gerekiyor.
                    Bu noktaya özellikle dikkatinizi cekmek istiyorum.

                    Almanya Mimarlik displinlerinin bütün alanlarinda standardi oldukca yüksek olan bir ülke.
                    Burada 3 yil degil 4 yil olsun tartisilirken Türkiyede en az 5 yil egitim vede iki yil STAJ ! denmesini anlamak mümkün degil.

                    Süreden ziyade icerikle ilgilenmek bence daha dogru olurdu.
                    4 yillik egitim yeterlidir.

                    Sayin Zaimoglu gördügünüz gibi Almanyadaki konuya yaklasim bicimi sizin tabir ettiginiz hususlara cok yakin vede kati degil.
                    Umarim Türkiye Mimarlik ortaminda da GRI BÖLGELER yakin zamanda olusur.


                    Herkese Selamlar
                    Last edited by USTABASI; 28th June 2004, 13:52:21. Reason: Eksikler vardi

                    Comment



                    • #11
                      Metin Karadag' dan alinti

                      (Bu nedenle yurtdışına gidildiğinde mimar olarak çalışmak isteyenlerin önüne koyulan koşulları duymuşsunuzdur.

                      Kendisi Akrediter olamayıp (akreditasyon otoritesine sahip olmayan) ama sürekli 2 yıllığına yüzbinlerce dolar ödeyip (o dönemde mezun olmuşsanız ne iyi...) akredite edilen bir ya da birkaç okulla Türkiye'de mimarlık eğitimi genel düzeyi maalesef bir yere varamadı. )

                      Selam Metin vede sagol bu konuya degindigin icin,

                      seninle bu konuyu kapali devre epey yazistik simdide kamuyou önünde biraz yazalim.

                      Yukaridaki ifadelerinle beni bayagi meraklandirdin :-) özellikle bati avrupa icin akredite oldugunu iddia eden su okullarin adini bir yazsana. Her platformda duyarim "Bazi Üniversitelerimiz Avrupa Ülkelerinde taninmiyorlar" sanki hepsi taniniyorda birkaci taninmiyor gibi bir cagrisim yapiyor. Benim bildigim kadari ile -HiCBiRi- umarim yaniliyorumdur.

                      Almanyada sadece iDGSA taniniyor (onunda sadece Yüksek Mimar ünvanli olanlari) maalesef oda rahmetli oldu MSÜ yada MSGSÜ devami olmasina ragmen taninmiyor .
                      Bu konuyu Avrupa Insan Haklari Mahkemesine kadar götürmüs biri olarak olayin canli sahidiyim.

                      Hangi Üniversitenin hangi bati avrupa ülkesinde tanindigini bir bilen varsa yazsin (Tabiki Mimarlik egitimi baglaminda )

                      Zahmetleriniz icin simdiden tesekkürler.

                      Comment



                      • #12
                        Aslında şu sıralar farklı başlıklar altında açılan bir çok konu Mimarlık+Eğitim+Süreç ilişkisini barındırıyor...Aslında yasa tasarısından çok mimarlık okullarının bir çoğunun yaz dönemine şu sıralar giriyor olması da bunda etkili..

                        Sayın Aydan Balamir de bu haftaki köşe yazısında bu yasa tasarısına ve sorunlarına değinmiş..

                        ...Mimarlık eğitimini AB koşullarına göre yeniden düzenleyecek bir yasanın eli kulağında. Hazırlanan yasa tasarısına süreler açışından bakıldığında, dizilimin yalnızca okul basamakları -imza hakkının kazanımını da katarsanız- bir 10 yıl tutuyor...

                        Yazının devamı için tıklayın.
                        Last edited by Rabia Alga; 29th June 2004, 16:30:16.

                        Comment



                        • #13
                          Merhaba,
                          bence egitim süresinden cok nitelik önemli ancak, 5+2 mantigi avrupadaki okullarla denklik yolunda önemli bir adim , ve son derece dogru. toprlamak gerekirse, nitelik yükselmeli bunun yaninda egitim süresi arttirilabilir.

                          Ben avusturyada ögrenimime devam ediyorum. burdaki sistemle ilgili sunlari söyleyebilirim; burda 3+2 seklinde bir sistem var denebilir. ilk 3 ü bitirdiginizde teknikerle denk bir ünvan aliyosunuz, geri kalan 2 sene bitirildiginde dipl. ing. denilen mimara denk bir diplomaniz oluyo, ancak bu diplomayla sinirli bir calisma olanaginiz var . 3 yil kadar belli kosuularin üzerinde bir ofite calistiginizda, yurt disinda bircok ülkede gecerliligi olan bir nevi diplomaniz olmus oluyo, yani istediginiz ülkede calismaya baslaybilirsiniz.

                          ancak hala imza atma yetkisine sahip olamiyosunuz. imza yetkisi alabilmek icin, oldukca zor, teknik bilgi agirlikli yazili ve sözlü bir sinava giriyosunuz, sinavi gecerseniz , büro acma isletme , ve imza atma yetkisine sahip olabiliyosunuz.

                          yani gercekten mimar olabilmek insaat yapabilmek icin cok uzun bir yoldan gecmek gerekiyo. türkiyede bu yol, biraz yalapsap geciliyo gibi geliyo bana. o yüzden insa etme yetkisi alabilmek zorlastirilmali yeterince bilgisi, birikimi olmayanlarin bu yetkiyi almalri engellenmeli. yani bu is ciddiye alinmali.

                          heleki yanlis yapi yapmanin acisini bukadar agir cekmis bir ülke olarak ,sartlar agirlastirilmali, ancak bu sekilde nitelik arttirilabilir!

                          Comment



                          • #14
                            Sevgili Aydan Hocam'ın Arkitera'da "Mimarlığın 'Orta Dünya'sında Yasal Düzenleme", adlı yazısını okurken, mimarlığından "ortası"ndan, önce "dış"ına, sonra da "içi"ne doğru yaptığım yolculuktan en iyi haberdar olan kişilerden biri olarak yazıyı sanki bana yazıyormuş hissine kapıldım. Istanbul'da karşılaştığımızda, kendisinin bende "dava'dan dönmüş" diyerek açtığı derin yaranın üzerine tuz basan bu yazıdan sonra bir mesaj yazarak o gün paylaşamadıklarımı aktarayım istedim.

                            Diğer disiplinler tarafından, mimarlık hakkında, yazıda ifade edilen, tüm o küçümser yaklaşımlara sürekli tanık olmuş biri olarak, bu uzmanlık alanlarında yüksek eğitim sistemizdeki çarpıklıktan dolayı, ayrı ayrı yetiştirilmek durumunda olan kişilerin, ORTAK TASARIM KÜLTÜRÜ ile yetiştirilmesi gereğine son derece katılıyorum. Bu kaleyi savunmak için her cephede çarpışarak, hatta bazen de derin yaralar alarak sürdürdüğüm ve en başta Aydan Hanım sayesinde içine adım attığım akademik çevrede, gerçekten okulumuzun en sağlam kale olduğunu düşünüyorum. Ve bu "tapınak şövalyeleri"nin sıfatına dahi ciddi bir allerji duyulduğunu hissediyorum. Ama yine de görev yaptığım her yerde, görev sürem boyunca, o kale de öğrendiğim "orta dünya"nın değerlerini bulabildiğim herkese aşılamaya çalışıyorum... Uzmanlaşmaya ben de karşı değilim ama, ortak dili paylaşabilen disiplin adamları varolabildiği sürece... Disiplinler arası geçirgenliği sağlayacak yasalar bir ölçüde çözüm getirebilir belki ama, meslek sahipleri ve eğitimciler arasında da ben bu görüşlerin tam anlamıyla paylaşılmadığını düşünüyorum. Genelde bir kutuplaşma var, çalıştığım okulda bile kadronun çoğunluğu mimar öğretim elemanlarından oluşmakla birlikte, mimar kökenlilerin yalnızca yapı ağırlıklı bir eğitim, (ki tektonik değerler, biçim-içerik ilişkileri, baglam, veya özgün tasarım değerleri ve ilkelerinden bahsedince tabiki adeta bir uzaylı gibi karşılanıyorum), iç mimar öğretim üyelerinin de tamamen ya boyama teknikleri, ya da mobilya imalat süreçleri üzerinden bilgi aktardığını gözlüyorum. Yıllarca muhendis arkadaslarimizla yasadigimiz zorlu sureci hepimiz bildigimiz icin tekrarlamaya gerek duymuyorum (kuskusuz burada mimariye birseyler katmayi hedefleyen, bu kulture sahip ve cok uyumlu calistigimiz, degerli muhendis dostlarimizi ve hocalarimizi ayrı tutuyorum). Böylece bütüncül ve ortak bir tasarım kültürünün aktarılması için burada da zorlu bir savaş veriyorum. Forum'da Aydan Balamir, Abdi Guzer ve Ziya Tanalı ile tartışılann konular, bir kesime çok uzak... bu gerçekten bir kültür meselesi, bireysel girişimlerle çok zor oluyor. Bu yuzden, mimarlık eğitiminin uzatılması ve ilk üç yıl bu anlamda bir ortak kültürün aktarılmasının muteakkip bir uzmanlasmanın daha iyi olacagını dusunuyorum. Ingiltere'de doktora calismami yaptigim sirada tanik oldugum zorlu, uc asamali RIBA lisansinin olumlu yanlarini bu anlamda ifade ederken, daha once yine arkitera da yayinlanmis (yanilmiyorsam, Ferhan Yurekli'ye ait) bir yazida da vurgulandigi gibi, genc meslek adamlarinin önünün tıkanmasına yol açabilecek duzenlemeler konusunda da duyarlı olunması gerektigini tekrarlamak istiyorum.


                            Originally posted by alga
                            Aslında şu sıralar farklı başlıklar altında açılan bir çok konu Mimarlık+Eğitim+Süreç ilişkisini barındırıyor...Aslında yasa tasarısından çok mimarlık okullarının bir çoğunun yaz dönemine şu sıralar giriyor olması da bunda etkili..

                            Sayın Aydan Balamir de bu haftaki köşe yazısında bu yasa tasarısına ve sorunlarına değinmiş..




                            Yazının devamı için tıklayın.

                            Comment



                            • #15
                              Mimarlar odası ve tüm mezun mimarların bilerek ya da bilmeden savaştıkları işlerini ellerinden alacakları düşmanları vardır.
                              Oda son bültende bunları iki madde altında tanımlamış.
                              1.GATS
                              2.Eğitim Süresi
                              Yani yabancı mimarları ve yeni mezunlar.
                              Yazılanları kanım çekilmiş bir şekilde okuyorum.
                              Ferhan Yürekli'nin yazısını bir daha okuyun.
                              http://www.arkitera.com/koseyazisi/f...ekli/yazi1.htm
                              Avrupa Birliği Senatosunun aldığı Mimarlık eğitimi 4 yıl olacaktır ve üye ülkeler buna göre içtihatlarını 2010' a kadar düzeltecektir kararı var. Hangi 5+2 den bahsediliyor. Terkedilecek olan 5+2 mi? Biz bu uygulamaya 1984' te geçmişiz. Niye geri adım atılıyor?
                              Türkiye'deki 'kötü' mimarlığın kaçta kaçı yeni mezunların eseridir?
                              Örgün eğitim bir insana ne kadar şey verebilir? Ya da ne kadarını alır götürür?
                              Mimarlık gibi kültürel bir işin eğitimi hiç biter mi?
                              Zorunlu stajdan, Almanya'dan, Kanada'dan, Avustralya'dan bahsediliyor. Oralarda da mı 450 milyona sigortasız eleman çalışıyor. bu düzenlemeden sonra vay yeni mezunların haline.
                              Kaçımız için mimarlık 'eğitimi' ikinci sınıfta bitmiştir? Kaçımız okulun geri kalanını kredi doldurmak için derslere girmek ve çalışarak birşeyler daha öğrenmek için geçirmişizdir?
                              Mimarlık mesleğinin kalitesini 'samimiyetle' arttırmak ise amacımız, ürünlere bakalım, kişlere değil. Yapının müellifi kaç Ulusal mimarlık şeref madalyası kaç pritzker almış olursa olsun yaptığı işe bakalım. İşimize bakalım.
                              Türkiye' de 'yetersiz' olan mimarlık eğitiminin süresi ve işleyişi değildir.

                              Comment

                              Working...
                              X