36 sayfanın 2. sayfası İlkİlk 12345678910111213 ... SonuncuSonuncu
533 sonuçtan 16 ila 30 arası gösteriliyor.

Konu: Mimarlar Odası 40. Dönem Seçimleri (Mart 2008)

  1. #16
    Kıvanç Başak
    An itibariyle Facebook'taki Mimarlığa Yol Açın grubunun 812 üyesi 1476 tane de cevaplanmamış daveti var.
    Dün bu saatlerde 226 tane üye olduğunu düşününce, önemli noktalara varılıyor bence.

  2. #17
    DİKKAT !

    Sorun ve sorununuz Mimarlar Odası ile mi, Oda'nın ya da şubelerinin yönetimleri ile mi ?. '' Derin Oda '' gibi söylemler, yönetimine talip olduğunuz Mimarlar Odası'na zarar veriyor. Uygarlık tarihi ile eş, köklü bir geçmişi olan, saygın mimarlık mesleğinin, meslek kuruluşu olan Mimarlar Odası bu söylemi haketmiyor, DÜZELTİNİZ.

    Yorum ve saptamalarınızdan, beğenmediğiniz şube yönetim kurullarına karşı, şubelerin yönetimine aday olduğu nuz anlaşılıyor, Mimarlar Odası'na karşı aday değilsiniz. Lütfen ifadelerinizde bu ayrımı özenle koruyunuz, aksi halde, yöneticiliğine aday olduğunuz kurumu çok yıpratmış oluyorsunuz.

    MO. İstanbul Şubesi yönetim kuruluna eleştirileriniz, ve adaylığınız, bütün üyeler gibi sizlerinde en doğal ve demokratik hakkınız, ancak İstanbul Şubesi yönetim kurulu Mimarlar Odası değildir.

    Genel Kurul ve seçimlerde aday olanlara başarılar.
    Hasan Topal

  3. #18
    Katkı ve hatırlatmanız için teşekkür ederim. Elbette bu söylemler "Oda"ya karşı değil. Bahsettiğim şeyin öznesini bu forumda defalarca "TMMOB İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu" olarak ifade ettim. Bir forum ortamında olduğumuzu düşünürsek bu konuda her defasında aynı hassasiyeti gösteremediğimde anlayış göstereceğinizi umuyorum.

    Öte yandan şunun altını kalın bir çizgiyle çizelim ki İstanbul Şube Genel Merkez yönetimini belirler, belirledi ve belirleyecek. Şu anda Merkez Yönetim Kurulu'nda bulunan isimlerden sanırım Emre Madran dışında kalan tüm üyeler İstanbul yönetimince belirlendi. Zaten mevcut Genel Merkez'in Başkan ve Genel Sekreteri sizin de bildiğiniz gibi İstanbul Şube'nin bir önceki dönemki yönetim kurulu üyeleri.

    Tanımladığım öznenin daha iyi okunması açısından bunların akılda tutulması gerekir.

    Unutmadan eklemek isterim: Herhangi bir kurumun yöneticiliğine talip değilim.

  4. #19
    Alıntı Orijinal metin ilart tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
    DERİN ODA her yerde...Bu sadece İstanbul'un derin-liği değil...
    Bkz.Antalya
    Ben yazınızdan bahsettiğim tarzda bir "derin"lik çıkartamadım. Antalya'da olanı biteni bilmiyorum. Oda şirket kurarak bazı işlemleri bu şirketin üzerinden yapabilir mi? Bunun tartışma yeri de burası değil. Dilerseniz ayrı bir konu açabilirsiniz.

    Bu konunun ilgi alanı açık: Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nin yönetimine net bir şekilde talip olan grubun deklarasyonu ile başlıyor konu ve sonrasında da ilgi alanının İstanbul Seçimleri'nin dışına taşmaması odaklanabilmek adına önemli.

    Hasant'nin yerinde uyarısı ile düzeltme yaptığım konuda geçen "derin" kelimesi ile kasttettiğim şey çok açık: Metne imza koyanları telefonla arayıp hesap sormak, "Dinciler odayı ele geçiriyor..." söylentisini her seçimde olduğu gibi bu seçimde de yaymak. Önümüzde bir hafta var; bakalım daha ne pislikler atılacak ortaya...

  5. #20
    “SEVİYEYİ YÜKSELTELİM”
    VEYA
    “BİRAZ DA BUNLARI KONUŞABİLSEYDİK”

    Bu yazı, Mimarlar Odası M.Y. Kurulunun, 25.02.2001 tarihinde, istanbul’da gerçekleştirdiği “serbest mimarlık alanında sorunlar ve odanın işlevi” konulu toplantıya sunulmuştur. Aradan geçen 7 (yedi) yıla karşın, aşağıda dile getirilen konuların ele alınmadığını, sorunların hiç birinin çözülemediğini ve giderek arttığını üzülerek gözlemliyoruz. Geçen süre içinde ne yazık ki “sen-ben-öteki” derken mimarlık dünyamız sürekli seviye yitiriyor. Tartışma konularına biraz daha içerik katabilmek için saygılarımızla ilgililerin dikkatlerine sunarız…

    Haydar Karabey

    “REEL” MİMARLIĞIN GÜNCEL SORUNLARI, MESLEK ODASININ YAPABİLECEKLERİ .
    HAYDAR KARABEY

    1- Kimiz bilmiyoruz:

    Meslek profilimizin güncellenmesine ve meslektaşlarımızla ilgili nicel ve nitel bilgilere ihtiyacımız var. Bu, mimarları ve faaliyet alanlarını kapsayan bir anket, soruşturma, çalışmasını gerektiriyor (bu konuda, işbirliği önerimiz: profesyonel bir halkla ilişkiler firması ile ilkşiki kurmaktır).
    Bu çalışma en azından, şu bilgilere ulaşmak amacını taşımalıdır:

    Kaç kayıtlı meslekdaşımız var,
    Bu mimarların kaçı meslek ve meslek ile ilişkili faaliyet alanında,
    Hangi kategorilerde çalışıyorlar,
    Büro koşul ve boyutları nedir,
    Yatay ilişkilerimiz için, aktif meslekdaşların dökümü ve adresleri…

    ÖRNEĞİN: 30000 e yakın mimardan;
    Mimarlık dünyasında, “bildiklerinizi” sayın denince akla gelen: 50?
    Serbest, büro yöneten, ortaklık içinde olan: 2000?
    Müteahhitlere bağlı bürolarda çalışan, isimsiz: 1000?
    Kamuda çalışan: 2000?
    Öğretim elemanı: 1000?
    İlgili ticari faaliyetlerde bulunan: 3000?
    Başka işlerde çalışan: 10000?
    İşsiz: 20000?
    midir?
    2- SAYGINLIĞIMIZI YİTİRDİK, POLİTİKA, SÖYLEM VE YÖNTEMLERİNİZİ GÖZDEN GEÇİRİN:

    Meslek odasından, söylemlerinde, meslek prestijini gözetmesini ve uygulama alanı ile barışık ilişkiler kurmasını istiyoruz. Günümüzde, mimarlar arasında, ayrımcılık, ileri düzeye ulaşmış, “piyasa mimarı” diye küçümseyici bir tanım duyulur olmuştur.
    Mimarlar odası, mimarları; “rant üreticilerin, yağmacıların kirli araçları” olarak sunmaktan kaçınmalı veya mimarlığı ve yapı faaliyetlerini bu anlama gelecek üsluptaki tanımlamalarından vazgeçmelidir.
    Red, kirlilik, yağma söylemini sona erdirmek (veya siyaseten varlığını sürdürebilmek için illa böyle diskurlar gerekiyorsa, bu tür deyimleri yerinde kullanmak, yargısız infazlar yapmamak), kamuoyu karşısında mimarlığı yeniden prestijli konuma çekebilmek için artık, çağdaş “halkla ilişkiler” yöntemlerini kullanmak gerektiğini düşünüyorum.
    Bence, safça bir iyiniyetten veya bir tür popülist konumlanma kaygısından, veya bilinçli bir politik tavırdan kaynaklanan bu söylem, ters etki yapmış ve her kategoriden işveren, artık mimarlar ile dürüst ilişkiler kuramayacaklarını düşünür hale gelmiştir.

    Türkiye’de dürüst yöntemler ile, düzeyli ve çağdaş mimari üretim yapılamadığını mı düşünüyoruz?
    Kamuoyuna, mimarlara, özellikle de yaşama umutla bakmasını beklediğimiz genç meslekdaşlara; “Türkiye’de de nitelikli, insan ve toplum yararına çözümler üretebilen, çevre duyarlığı olan çağdaş mimarlık” (da) yapılabildiğini göstermek, Mimarlar Odasının asal görevlerinden biri değil midir?

    Mimarlar Odasının “Sürekli karşı çıkan- alternatif üretmeyen”, “ yapıcı değil- yıkıcı” imajını (öyledir demiyorum, dikkat ediniz, “imaj” diyorum) silebilmek için, Kent ve Kamu yararına “alternatif” projeler üretilerek kamuoyunda tartışmaya açılmalıdır.
    Bunun için, her geçen gün artan, genç ve nitelikli mimar potansiyeli, küçük bütçeli bir seri fikir projesi konkurları ile yönlendirilebilir.
    Benzer nedenler ile, Mimarlar Odası, benzer konulardaki dernek ve vakıflarla rakip olmayan ilişkiler kurmalıdır. Odanın açık bıraktığı boşluğu doldurma çabasında olan bazı kuruluşların, rol kapma yarışına (örneğin, tek başlarına konkur düzenleme) girmesine izin verilmeden işbirliği yolları aranabilir.

    Mimarlar Odası, birincil hedeflerinden biri olarak tanımladığı “korumacılık” kavramını, “çağdaş yapı faaliyeti düşmanlığı” anlamına çekilmeyecek biçimde mantıklı bir çerçeveye oturtmalıdır. Bayağı ileri düzeyde tekrarlanan bu söylem; ne yazık ki zaman zaman, mesleğimizin alaya alınmasına bile neden olmaktadır.
    Örneğin, deprem sonrası oda yetkililerince verilen demeçler; yıkımda betonarmenin suçlu olduğu, bundan böyle, yapıların ahşap yapılması gerektiği anlamına bile çekilmiştir...(belki de gerçekten bu kastedilmiştir de, ben anlayamıyorum, bilemiyorum!)

    Mimarlar Odası bünyesinde, deprem sonrasında bile kurulamayan “herkese açık bir danışma masası” (veya hattı, veya net sitesi) artık hem mimarlara hem de işverenlere, barışık ve güleryüzlü bir hizmet vermek üzere kurulmalıdır (depremler sonrasında, böyle bir danışmanlığı almaya çalışan ancak yanıt alamayan birçok kişi, bizlere ağır eleştiriler yöneltti… Başka bir örnek de şu: hangimiz, mimarım deyince, iç mi dış mı? sorusuyla karşılaşmadık?).

    Mimarlar odası, kendine biçtiği birincil misyonlardan birindeki başarı düzeyini ve karşılaştığı engelleri de, bir özeleştiri ile tartışmalıdır: Yasama süreçlerine daha başarılı yöntemler ile katılabilmenin yöntemleri araştırılmalıdır…

    Uluslararası mesleki ilişkileri, Bosna- Bulgaristan hattının ötesine yayarak, merkez ülkeler liginde de söz sahibi olma, en azından varolma, sesini duyurma çabası gösterilmelidir. Uluslararası ilişkilerde, istemesek de “marketing” yöntemleri artan biçimde gerekiyor…Bu tür ilişkilerde örnek olarak sunabileceğimiz düzeyde, özgün mimari ürünlerimiz de olduğunu düşünüyorum. Önemli olan, nerede nasıl ilişki kurulabileceğini bilmektir.

    Bu bölümdeki kimi eleştiri ve görüşler “ağır” bulunabilir. Bunlar, bizim günlük yaşamdan çıkardığımız sonuçlar. Daha sağlıklı bulgulara ulaşmak için, profesyonel bir kuruluşa, Türkiye’de mimarlar ve Mimarlık hakkında bir “imaj” araştırması yaptırılmasını öneririm.
    Korkarım, sonuç, burada anlatılandan daha tatsız çıkabilir.

    3- MİMARLARIN SOSYAL VE EKONOMİK HAKLARI VE KAZANIMLARI İÇİN DE MÜCADELE EDİN:

    Dünyada ve Türkiye’de, tüm meslek odaları, üyelerinin sosyal hakları, ekonomik hakları ve ekonomik durumlarıyla ilgilidir. Mimarların, iş alanlarıyla, bu alanın genişletilmesi, zenginleştirilmesiyle ilgili mücadele vermek de Mimarlar odasının görevleri arasında değil midir? İstanbul merkezli ama güler yüzü taşraya yönelik politika yapan arkadaşların zaman zaman Ankara’ya da güçlü mesajlar iletmesi gerektiğini düşünüyorum. Neden Ankara’nın kapısını iş için aşındıran “Oda”lar arasında bizimki yok?
    Mimarlığın yetki ve etki alanının genişletilmesi bir yana, yukarıda eleştirdiğimiz olumsuzlama söylemi, bu alanın daraltılmasına yönelik gibi algılanmaktadır.

  6. #21
    4- ARAÇLARDA, Tekniklerde, yöntemlerde çağdaşlaşmaKTA GEÇ KALDIK; bilgi üretimi, iletişim EKSİKLİĞİMİZ VAR:


    41- Eskimiş olan çizim standartları bilgisayarın artan kullanımı da gözetilerek yenileştirilmeli, (işbirliği önerim: üniversiteler)
    42-Yapı malzemesi kod ve standartları (tüm projelerde kullanılabilecek biçimde) belirlenmeli,
    43- Çağdışı kalmış Bayındırlık Bakanlığı detay ve standartları, yeni teknoloji ve malzemeleri de gözeterek çağdaşlaştırılmalı, (işbirliği önerim: Bakanlık-Üniversiteler)
    44- Mesleği ilgilendiren yürürlükteki yasalar ve yönetmelikler kitaplaştırılmalı, Mimarlar Odasının gerçekleştirmeye çalıştığı değişiklikler eklenmeli,
    45- Mesleği ilgilendiren telif yasaları ve içtihatları kitaplaştırılmalı. Bu konuda, tüm kültür ve sanat dallarının gerisinde kaldığımız açıktır (işbirliği önerim: barolar)
    46- Mimarlar Odası, mesleki uygulama el kitabında, neredeyse hiç uygulanmayan bir “tip sözleşme” var. Görüyoruz ki, her işverenin farklı talepleri var ve sözleşmeler tek tip olamaz. Teklif mektupları ve sözleşmeler, bir tipoloji çerçevesinde ve örnekler ile çoğaltılarak kitaplaştırılmalı,
    47- Bir proje, Belediyede hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü ile kitaplaştırılmalı -özellikle gençler için- (işbirliği önerim: belediye),
    48- Bir proje, Anıtlar kurulunda hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü ile kitaplaştırılmalı -herkes için!- (işbirliği önerim: A.Y.K.)
    49- Mimarlar odası, büroları tescil etmekte yetkilidir, ama aradığı koşullar nelerdir. Bir büro kuruluşunun yasal çerçevesi, yöntemi, ve özellikle sizlerin hiç ilgilenmediği bir konu olarak yaklaşık bütçesi nedir, kitaplaştırılmalı -özellikle gençler için-
    410- Asgari ücret tarifesindeki “asgari ücret” in, asgari olduğunu, mimarlara ve işverenlere hatırlatmaya çalışmak, tanımları anlaşılır hale getirmek, hesaplama yöntemlerini anlaşılır kılmak,
    411- Asgari ücret tarifesi ve içerdiği hizmet tanımlarını çağdaşlaştırmak:
    Mimar bir proje üretirken, artık bir çok danışmanlık hizmeti almak zorundadır,
    Örneğin:
    ·akustik,
    ·peyzaj,
    ·strüktür,
    ·malzeme...vb.
    ·“cost control” (çağdışı metraj- keşif- ihale dosyası görevini yeniden tanımlamak)
    412- Günümüzde, mimari kontrolluk tanımı da tek tipe indirgenemiyor. Bu hizmet, çağdaşlaştırılmalı, çeşitlendirilmelidir. Örneğin, aktif (sorumlu ve yönetici) ve pasif (yalnızca telif hakkı anlamında) kontrolluk tanımları getirilmelidir.

    5- KOMİTELERE HAVALE ETMEDEN DE YAPILABİLECEK ÇOK ŞEY VAR:

    51- Mesleki eğitimin en önemli bölümlerinden biri olan staj çerçevesi ve olanakları tartışılıp, gerçek stajların yapılabileceği yeni alanlar (örneğin, özel bürolara baskı yapmak yerine kamu kuruluşlarında kontenjan edinmek) açılmalı. Staj zorunlukları, hele yeni yasalar ile müthiş bir sorun olarak gençlerin önünü kesecek…
    52- Türkiye’de fahiş fiyatlarla satılan mesleki “software”in gerçek fiyatlarına çekilmesi sağlanmalı; kaçak software kullanımı ile ilgili olarak ithalatçı-temsilci firmalar tarafından açılan ihbar kampanyası, bu girişim paralelinde tartışılıp, eleştirilmeli,
    53- Kamunun, olanaksız koşullar içeren (adeta mimarlık ile alay eden) ihale şartnameleri gözden geçirilerek eleştirilmeli, ihalelerin müteahhit projeci olmayan (veya bu çağdışı formata göre uzmanlaşmak istemeyen) telif mimarlık bürolarına da şans tanıyacak bir yönteme çekilmesi sağlanmalı, (örneğin avans ödemeden teminat alan ve tasarımı onayladıktan sonra bile kesintili ödeme yapan şartnameler, örneğin, hava fotoğrafını bile mimardan isteyen, bitmez tükenmez araştırmalara seksen gün, tasarıma on gün ayıran şartnameler…) Değişen ihale yasası içinde, “bilgi üretimi-telif üretimi”ne farklı yaklaşılması sağlanmalı,
    54- Yarışmalar yönetmeliği gözden geçirilerek, giderek yalnızca bu konuda uzmanlaşan büroların ilgi alanına giren yarışmaların tüm mimarlık topluluğuna yaygınlaşabilmesi, daha geniş katılıma açılması sağlanmalı;
    Ulusal, uluslararası, özellikle bölgesel yarışma kategorileri oluşturulmalı,
    Kamuyu ilgilendiren önemli konularda, tek ve iki kademeli yarışma kavramları getirilerek; toplumun iki kademe arasında, sonuçların değerlendirilmesine ve açık tartışmaya katılımı sağlanmalı,
    55- Büyük ihalelerde uygulanmaya başlanan ve “kötü projeyi, ucuza” elde etmekten başka işe yaramayan “design- build” yöntemi tartışılmalı,
    56- Yabancı mimarlara taşaronluk yapan “ticari firma” yapılı mimarlık kuruluşları uyarılmalı,
    57- Binalarımıza, takıp takıştırma yöntemleri ile müdahale ederek, meslek alanımıza sızan meslek dışı çevrelerin engellenmesine çalışılmalıdır,
    58- Ülkemizdeki mimar profili araştırmasından da yararlanarak, mimarlık okullarının sürekli diplomalı işsiz üreten aşırı şişkin kontenjanlarına müdahale edilmeli,
    59- Konsept- Kurmaca- Sunum üçgenine sıkışmış meslek eğitiminin çağdaşlaşması için eğitim kurumlarına öneri götürülmeli,
    510- Özel büroların rekabet edemeyecekleri olanakları da kullanarak, “eleştiriden arınmış- korunmuş” projeler üreten Üniversite bürolarının durumları ve yarattıkları haksız rekabet ilişkileri tartışmaya açılmalı; eğitimci meslekdaşlara, mimarlık üretmeye ayırdıkları zaman ve enerjiyi, eğitimin niteliğini arttırmaya yönlendirmeleri telkin edilmeli,
    511- Amacını aşan (örneğin, zaman zaman, yaşlı hoca tashihine dönüşen) ÇED uygulaması, yöntem ve özellikle etik açılardan tartışmaya açılarak, üzerinde hepimizin anlaşabileceği bir sistem kurulmalıdır,
    512- Mesleki Sergilerde, yayınlarda çağdaş bir çizgi yakalayabilmek için, bir kesim malzeme üreticisi, ithalatçısı ile müteahhit firmalar ile sponsorluk ilişkisi denenmeli,

    6- YAYIN YAPIN:

    Meslek odası, tüm yukarıdaki bilgi birikimini üyeleri ile, kamuoyu ile ve işverenlerle paylaşabilmek için derhal bir el kitapları serisi başlatmalıdır:
    ·Ülkemizde mimar profili ve aktif büroların güncellenebilir dökümü (intenet sitesi de olmalı…)
    ·Çağdaşlaştırılmış bir mimarlık hizmetleri ve asgari ücret el kitabı
    ·Mimar ne işe yarar, hizmet, görev ve sorumlulukları,
    ·İşveren ile ilişkiler, işverene eğitim,
    ·Mimarlık hizmetinde etik ve yazılı olmayan kurallar (teamül),
    ·İşyeri ve iş yönetimi,
    ·Çizim standartları (bilgisayarın artan kullanımı da gözetilerek)
    ·Yapı malzemesi kod ve standartları,
    ·(Bayındırlık Bakanlığı?) detay standartları
    ·Mesleği ilgilendiren yürürlükteki yasalar ve yönetmelikler
    ·Mesleği ilgilendiren telif yasaları ve içtihatları
    ·Sözleşme tipoloji ve örnekleri
    ·Bir proje, Belediyede hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü
    ·Bir proje, Anıtlar kurulunda hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü
    ·Bir büro kuruluşunun yasal çerçevesi, yöntemi, yaklaşık bütçesi nedir,
    ·Hem meslekdaşların sürekli eğitimi, hem de sokaktaki adam için, “Know-how” kitapları: yüksek yapılar, eğitim yapıları, sağlık yapıları, yapı fiziği, deprem ve strüktür, ucuz maliyetli konut üretimi için yöntemler…

    Tartışmamızgereken daha çok sorun, geliştirmemiz gereken daha çok yöntem var. Ben sözü uzatmamak için geleceğin gündemi ile ilgili birkaç önemli başlığı daha vurgulayarak sözlerimi bitireceğim:

    7- Kentlerde “yaptırmam-ettirmem” sloganlarınız yetersiz kalacak. Merkezi Ve Yerel Yönetimler Karşısında Yapıcı Temsil Olanaklarını Zorlayın.

    8- Uluslararası İlişkilerde, AB Karşısında Güçlü Bir Temsil için çok değerli günlerimizi yitiriyoruz, yakında bu konularda kimse bizleri dinlemeyecek, çok sevdiğinniz “Muhalefet” konumunu bile koruyamayacağız.

    9- işverenler karşısında, Yarışmalar-İhaleler konusunda temsil gücümüz yok denecek kadar az. ihale-tahsis-yarışma barışını hiç olmazsa Kamu Yapıları ve Tahsis Araziler alanında sağlamanın yollarını arayalım.

    10- Güncel Medya ile ilişkilerde sürekli olarak meslektaşlarımızı yıpratmak yerine, mesleğimiz için Çağdaş ve Saygın bir temsil stratejisi oluşturalım.

  7. #22
    ·Bir proje, Belediyede hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü
    ·Bir proje, Anıtlar kurulunda hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü
    ·Bir büro kuruluşunun yasal çerçevesi, yöntemi, yaklaşık bütçesi nedir,

    Bu yukarıdakiler hemen bir SMG eğitimi olarak verilmeli.
    Çekomastik eğitimi yerine bunlar verilmeli.

    Çok çok önemlidir.

    Yeni gelecek yönetimin ilk işlerinden biri olmalıdır.

  8. #23
    Bir kez de üyelerinin hepsinin aynı fikirde olmayabileceğini düşünerek"Biz sizi temsil eden bir örgüt olarak şu kamusal proje icin dava açıyoruz, haberiniz olsun. Bir sözünüz varsa, şurada şu gün tartışıyoruz" diye sağa sola dava açmadan önce tartışma ortamını açmalı Mimarlar Odası.

  9. #24
    cbekleyen
    "Yapı Müteahhitlik sektörü; eli çantalı meslekten olmayan,Ticari erbapların serbest pazarı olmamalıdır...!!!"

    Bu meslekten olmayan Müteahhitlerin uygulama sonuçları, 1999 yılı 17 Ağustos marmara büyük depremin de su yüzüne çıkmıştır.
    Meslektaşların sektör'den pay alması anlamın da, Yapı Müteahhhiti olamama'larının önünde, bu kesim bir dağ gibi durmaktadır,

    Her türlü yapılarda; Mimari ve Statik-Betonarme projeyi yapanla, uygulayanların ve denetliyenlerin aynı meslek grubu kişilerden olabilmesi için,ilgili yasasının çıkarılarak meslekten olmayan kişi ve tüzel kişiliklerin faaliyetlerine son verilmeli, ayrıca bu yasa ile fiilen mesleklerinde çalışarak, enaz 10 yılını geçirmiş, Mimar ve İnşaat Mühendisi olanlara, düşük faizli mali finasman kaynakları yaratılarak, Yapı Müteahhitliği sektöründe yoğun olarak bulunmalarının sağlanması için de çaba gösterelim, Olmaz mı?Mimar Meslek odalarımızın bu doğrultu da çabası varmıdır?
    Gereksiz karşılıklı atışmalar yerine, kamuoyu nezninde itibarlarını artıracak girişimler ile İnşaat Mühendisleri odasının da, bu çaba içersine davet edilmesi düşünülmektemidir?
    Mimar ve İnşaat Mühendisleri arasında mevcut işsizlik oranını düşürecek ve sektör dışı çalışmayı engelliyecek yöntemlerden biri de bu olamaz mı?
    Meslek odalarımızın veya T.B.M.M. yer alan vekillerin bu anlamda gayretine şahit oluyormusunuz? Onlara bu gayreti verecek olan Meslek odalarımız olmayacak mı?
    Bugünkü meslekten olmayan ticari erbap sahipleri de, emlakçılık yapsınlar, yani bizlerin yaptıkları yapıları pazarlasınlar bu durum sağlanırsa sizin de toplumdaki değeriniz, bugünkü değerinizin mutlaka çok üzerinde olacaktır,
    Yalnız buna rahmen bir şartla diyorum, meslekten olupta inşaatları yapan ve denetleyen kişilerin, binaların kusurlu, yetersiz inşaat malzemesi yapımından (Kalitesiz üretim yapan Hazır Beton üreten şirketleri, inşaat demiri üreticileri gibi) ve kullanımından doğabilecek maddi, manevi kayıplar karşısında, bilirkişilerin belirliyecekleri kusurlar oranın da, Türk Ceza ve Borçlar Kanunu'nun da, ağır cezalarla da mahkum edilmeleri ve bir süre de meslekten men edilmeleri gereğini de savunuyorum,

    Taşın altına gerçek anlamda elleri koyacak olan Mimar ve İnşaat Mühendisleri de, bundan sonra projelerinin,uyguladıklarının ve denetlediklerinin altına imzalarını atarken hem meslek ahlakına uygun tavırlar içersinde olacaklar, hem de maddi olarak doyuma ulaşabileceklerdir,
    Böyle bir yasa sağlanabilir ise bugünkü yapı maliyetlerinin artmasına sebep olan ve proje müheliflerinin önünde bir asalakmış gibi duran, Yapı Denetim Şirketlerinin de varlığına gerek duyulmayacaktır,
    Ülkemizdeki yapı güvenliğini de bu tür bir yasa ancak arttırabilir, umarım oda yönetimleri de, bu anlamda çaba gösterirler...
    Esenkalın...Saygılarımla...Cumhur BEKLEYEN-11777
    En son cbekleyen tarafından düzenlendi : 20-01-2008 01:33

  10. #25
    Murat Artu

    Kast ve Galatasaray

    Mimarlar Odası yıllardan beri yanlızca ideolojik bir misyon üstlenmeyi görev edinmiştir.
    Bu tutumun esas nedeni; Mesleksiz odacıların, kendileri ile mimarları ayırarak bir kast sistemi
    yaratma istemidir. Böylece hiçbirşey üretmeyen ve gerçekte mesleksiz olan insanlar
    üretenlerin üstünde üretenlerin parası ile ahlaklı, ideolojik, baş öğretmen
    ve maaşlı bir yönetici olmayı becerirler.

    Kast yönetimi mimarları şöyle çağırır ;

    -"Meslekçi" .............(Bu aşağılık bir durumdur.)

    Bu kast'ın varlığını devam ettirmek için gerçekleştirilmesi zorunlu bir tutumdur.
    Çünkü odacı, mimarları gruplamak ve hiçbir gruptan olmayan tarafsız....!!! sıfatı
    ile başa geçmek pozisyonundadır.

    Benim aşağılık olmamın nedeni ;

    1. Serbest calışmak.
    2. İnsan çalıştırmak.
    3. Para ile ilişkisi olmak ( sabit gelirli olmamak ) dır.

    Bu yüzden ahlakı bozulmaya mülayim bir işbirlikçi olmalıyım.
    Ne yaptığım kim olduğum hiç önemli değildir. Ben suçluyum.
    Başöğretmenim bilir. (Hele Mücella pijamama kadar bilir.)

    -Malesef meslekçiyim

    Bakalım başka kimler vardır ?

    - Kamuda çalışan mimarlar
    - Özel sektörde çalışan mimarlar
    - Üniversitede çalışan mimarlar
    - İşi olmayan mimarlar
    - Mimarlık öğrencileri


    Kastın varlığı, guruplara (bölmeye) dayanır.

    Oysa;
    Mimarlar Odasının varlık nedeni mimarlar değil Mimarlıktır

    Konuyu bir örnekle basitleştirelim.
    Odacılar Galatasaray klübünde yönetime gelir.........

    -Serbest çalışan Galatasaraylılar,
    -Kamuda çalışan Galatasaraylılar,
    - Özel sektörde çalışan Galatasaraylılar,
    - Üniversitede çalışan Galatasaraylılar,
    - İşi olmayan Galatasaraylılar,
    - Galatasaray'lı öğrenciler

    Peki...
    -Galatasaray ne olacak ?
    -Galatasaray'ın ne önemi var ? Sen sisteme bak.
    Ben yönetiyorum.ve artık iyi bir işim var.

    Mimarlar odası Mimarlığın yanında olduğu için mesleğini kötü uygulayan,
    mesleğini değil onun ticaretini yapan mimarlara karşı kurulmuş bir örgüttür.
    Mimarlar arasında iyinin yanında yer alarak haksız rekabeti önlemeye çalışır.
    Mimarlar Odası insanın yanındadır.

    Odacılık bir meslek değildir.
    Bizler de buna layık değiliz.

    Mimarlık için Mimarlar
    En son Murat Artu tarafından düzenlendi : 21-01-2008 13:07

  11. #26
    Merhabalar,
    Benim aklıma bir şey geldi, bir çalışma yaptım.

    Aşağıda 1984'ten bu yana İstanbul BK'nın yönetim kurulu listesi var.
    İncelediğimizde, Oda'da bulunan ve 1998'den bu yana hatta daha geriden gelen ve yönetimi HİÇ KAPTIRMAMIŞ isimler görüyoruz.

    Örneğin Sami Yılmaztürk ve Eyüp Muhcu

    Şimdi efendim 10 yıl ve daha fazla Mimarlar Odası gibi demokratik olması beklenen makamda bulunmanın ne alemi vardır.

    Yani bence Mimarlar Odası yönetimi değişmeli olarak mimarların gönüllü olarak görece geldikleri yerdir. Bir kazancı yoktur ki.

    Neden Oda yönetimine girer bir kişi? Ben niyetlensem mimarlığa hizmet etmek için girerim mesela. Sonra da sorarım kendime. Bu yönetim kurulu işi, beni ve diğer mimari aktivitelerimi engelleyecek mi. Yarışmalara girermemi engeller mi. Mimari tasarımlarıma zaman ayrımamı bozar mı? Verdiğim derslere zaman ayırmamı engeller mi? Maddi olark beni sıkınıtya düşürür mü.

    Bu sıkıntıları çekmem gerekirse çekerim ama bir kişi neden 10 yıl süren bu meşakkatli görevi üstlenir. Maddi olarak az para almaya neden razı olur. Yazık değil mi bu kişilere. Halbukisi piyasada iyi bir tasrımcı mimar olarak daha fazla para kazanabilirler, mimari yarışmalarda ödül alabilirler. Yazık günah değil mi?

    Bilgi birikimi ya da yaptıklarını tazelemesi gerekmez mi? Bir adam 10 yıl boyunca nasıl olur da taze fikirli olur kendini geliştirir en azından bilişim teknolojilerine hakim olur. Bunu bir adet maaşlı eleman alarak mı çözer.

    Yani bu yönetimlerde 10 yıldan fazla kalan bir adam yönetimde ÇOK MU BAŞARILI ki devamlı orayı işgal eder. Hiç mi hatası yoktur. Hiç mi gözünden kaçan bir şey olmaz. Bu İSTANBUL'da onlaradn başka gönüllü mimar mı KALMADI.

    Sanırım bu mimarların genel olarak Oda yönetimine ilgisizliği Ve biraz da bilinçli olarak "NE FAYDASINI GÖRÜYORUM Kİ DEĞİŞMESİ İÇİN ÇABA SARFEDEYİM" demelerinden kaynaklanıyor. Yönetimdekiler de mutlu bu durumdan.

    13.000 üyeden eş dost 650 oy ile bir kere daha başa geçmek isteyeceklerdir. Ne güzel 20'de biri.

    Ben olsam kendime sorarım "bu kadar başarılı mıyım". Mimarlardan oy isterken ne başarımı sunacağım ki Oda seçimlerinde gelip oy versinler.

    NE???

    Liste:

    39.DÖNEM ( 15.02.2006 - ..........)

    BAŞKAN EYÜP MUHCU
    II.BAŞKAN H.H.GÜNHAN DANIŞMAN
    SEKRETER ÜYE C.SAMİ YILMAZTÜRK
    SAYMAN ÜYE ÖMER MUTLU
    ÜYE DENİZ İNCEDAYI
    ÜYE SULTAN PINAR
    ÜYE AYNUR SAVAŞ
    ÜYE TORES DİÇÖZ
    ÜYE ESİN KÖYMEN
    ÜYE İSMAİL DOĞANYILMAZ
    ÜYE TUNCAY GÜRPINARLI

    38.DÖNEM ( 03.03.2004 -15.02.2006)

    BAŞKAN EYÜH MUHCU
    II.BAŞKAN DENİZ İNCEDAYI
    SEKRETER ÜYE H.H. GÜNHAN DANIŞMAN
    SAYMAN ÜYE SAMİ YILMAZTÜRK
    ÜYE ESİN KÖYMEN
    ÜYE AYNUR SAVAŞ
    ÜYE ABDURRAHİM BAYRAMOĞLU
    ÜYE İSMAİL DOĞANYILMAZ
    ÜYE ERDİNÇ GÜNER
    ÜYE TUNCAY GÜRPINARLI
    ÜYE ÖZDEN KAYA (20.12.2005 )ASIL ÜYE
    ÜYE ARİF ATILGAN (20.12.2005 )İSTİFA

    37.DÖNEM ( 03.03.2002 -15.02.2004)

    BAŞKAN EYÜH MUHCU
    II.BAŞKAN H.H.GÜNHAN DANIŞMAN
    SEKRETER ÜYE H.BÜLEND TUNA
    SAYMAN ÜYE SAMİ YILMAZTÜRK
    ÜYE SERPİL ÖZUĞURLU
    ÜYE MEHMET YAZICI
    ÜYE HASAN CEVAT ÖZDİL
    ÜYE İSMAİL HAKKI BULUT
    ÜYE ERDİNÇ GÜNER
    ÜYE ESİN KÖYMEN
    ÜYE HAVVA KANBUR

    36.DÖNEM (04.03.2000 - 03.03.2002)

    BAŞKAN ERDAL AKTULGA
    II.BAŞKAN KUBİLAY ÖNAL
    SEKRETER ÜYE H.BÜLEND TUNA
    SAYMAN ÜYE SAMİ YILMAZTÜRK
    ÜYE HAVVA KANBUR
    ÜYE HASAN KIVIRCIK
    ÜYE ÇİĞDEM TÜRKOĞLU
    ÜYE ASUMAN YEŞİLIRMAK

    35.DÖNEM (28.02.1998 - 04.03.2000)

    BAŞKAN AFİFE BATUR
    II.BAŞKAN ERDAL AKTULGA
    SEKRETER ÜYE EYÜP MUHCU
    SAYMAN ÜYE SAMİ YILMAZTÜRK
    ÜYE ÇİĞDEM TÜRKOĞLU
    ÜYE HAKAN DÖLGEN
    ÜYE ÜLKÜ ALTINOLUK
    ÜYE A.İSMET YILMAZ
    ÜYE KUBİLAY ÖNAL
    ÜYE YILMAZ KUYUMCU(08.09.1998 Ayrılma)
    ÜYE HAVVA KANBUR(08.09.1998'den sonra)
    ÜYE ESİN HACIALİOĞLU(03.11.1998 Ayrılma)
    ÜYE H.BÜLEND TUNA(03.11.1998'den sonra)

    34.DÖNEM (01.03.1996 - 28.02.1998)

    BAŞKAN CENGİZ ERUZUN
    II.BAŞKAN YILDIZ UYSAL(01.08.1996'ya kadar)
    II.BAŞKAN YILMAZ KUYUMCU(01.08.1996'dan sonra)
    SEKRETER ÜYE YILDIZ UYSAL(01.08.1996'dan sonra)
    SEKRETER ÜYE MÜCELLA YAPICI(İstifa 25.04.1996)
    SEKRETER ÜYE YILMAZ KUYUMCU(25.04.1996 - 01.08.1996)
    SAYMAN ÜYE ALİ HACIALİOĞLU
    ÜYE MÜCELLA YAPICI
    ÜYE SEMA KOCABAŞ
    ÜYE EYÜP MUHCU
    ÜYE ALİ KARA
    ÜYE NECATİ İNCEOĞLU(İstifa 25.06.1996)
    ÜYE SEMRA ŞENOL(26.06.1996'dan sonra)
    ÜYE ERDİNÇ GÜNER(İstifa 06.05.1997)
    ÜYE KUBİLAY ÖNAL(06.05.1997'den sonra)
    ÜYE BELGİN DİRİL

    33.DÖNEM (20.02.1994 - 01.03.1996)

    BAŞKAN OKTAY EKİNCİ
    II.BAŞKAN CENGİZ ERZUZUN
    SEKRETER ÜYE SUNAY EREREN
    SAYMAN ÜYE NECİP MUTLU(İstifa 21.06.1994)
    SAYMAN ÜYE ASUMAN RAMAZANBEYOĞLU (21.06.1994'den itibaren)
    ÜYE RATİP KANSU
    ÜYE KUBİLAY ÖNAL
    ÜYE İ.CAN DİRİL
    ÜYE ŞENER ÖZLER
    ÜYE YILMAZ KUYUMCU
    ÜYE KORHAN GÜMÜŞ

    32.DÖNEM (19.02.1992 - 18.02.1994)

    BAŞKAN OKTAY EKİNCİ
    II.BAŞKAN CENGİZ ERUZUN
    SEKRETER ÜYE İSMAİL ERTEN
    SAYMAN ÜYE NECİP MUTLU
    ÜYE YILDIZ UYSAL
    ÜYE KAYA DİNÇER
    ÜYE ERNUR KALENDER
    ÜYE RAMAN KALYONCUOĞLU(İstifa 29.09.1992)
    ÜYE YALÇIN KARAKAYA(İstifa 18.01.1994)
    ÜYE MEHMET BOZKURT(İstifa 25.01.1994)
    ÜYE SİNASİ SONUÇ
    ÜYE ÜMRAN YILMAZ(29.09.1992'den itibaren)
    ÜYE HALUK UYAR(18.01.1994'den itibaren)
    ÜYE ARMAĞAN ŞAMCI(25.01.1994'den itibaren)
    ÜYE İBRAHİM TEVETOĞLU(01.02.1994'den itibaren)

    31.DÖNEM (01.03.1990 - 11.02.1992)

    BAŞKAN YÜCEL GÜRSEL
    II.BAŞKAN SALİH ŞENCAN
    SEKRETER ÜYE ŞENER ÖZLER
    SAYMAN ÜYE TORES DİNÇÖZ
    ÜYE METE TIRMAN
    ÜYE YILDIZ UYSAL
    ÜYE GARABET PANOS
    ÜYE İBRAHİM ÖZKAN
    ÜYE EROL İŞCAN
    ÜYE SÜLEYMAN MAZLUM
    ÜYE ÜMİT BAYRAK

    30.DÖNEM (02.02.1988 - 13.02.1990)

    BAŞKAN YÜCEL GÜRSEL
    II.BAŞKAN METE TIRMAN
    SEKRETER ÜYE RAŞİT GÖKÇELİ İstifa 10.01.1989)
    SEKRETER ÜYE SÜLEYMAN MAZLUM(10.01.1989'dan itibaren)
    SAYMAN ÜYE H.TEMEL AKARSU(İstifa 10.01.1989)
    SAYMAN ÜYE HURİYE NACAR(10.01.1989'dan itibaren)
    ÜYE NİYAZİ DURANAY(İstifa 30.12.1988)
    ÜYE SÜLEYMAN MAZLUM
    ÜYE HALİT ZENGİN(İstifa 16.08.1988)
    ÜYE FEHMİ ERBAŞ(10.01.1989'dan itibaren)
    ÜYE POLAT AKBULUT(27.09.1988'den itibaren)

    29.DÖNEM (08.02.1986 - 26.01.1988)

    BAŞKAN YÜCEL GÜRSEL
    II.BAŞKAN METE GÖKTUĞ
    SEKRETER ÜYE POLAT AKBULUT
    SAYMAN ÜYE HALİT ZENGİN
    ÜYE NİYAZİ DURANAY
    ÜYE MEMİK YAPICI
    ÜYE KENAN ŞAHİN

    28.DÖNEM (19.01.1984 - 15.01.1986)

    BAŞKAN NİYAZİ DURANAY
    II.BAŞKAN MEMİK YAPICI
    SEKRETER ÜYE SALİH ŞENCAN
    SAYMAN ÜYE HURİYE NACAR
    ÜYE TÜRKIZ ÖZBURSALI
    ÜYE RENGİN YONAT(03.07.1984'den itibaren)
    ÜYE SULTAN PINAR(23.10.1984'den itibaren)
    ÜYE SİNAN MERT ŞENER(İstifa 03.07.1984)
    ÜYE ŞENDUR ERGÜNÜ (İstifa 23.10.1984)
    ÜYE FEHİMAN YURTTAŞ
    ÜYE MEHMET YAZICI
    ÜYE NURFEŞAN SOYUER

  12. #27
    Cevap hakkı doğduğu uyarısının yapılması üzerine Üye Adayları'nın da tartışmaya mesaj ekleyebilmelerini sağlamak amacıyla konu Kabul Salonu bölümüne taşında. Ayrıca kapalı olan Arkitera Forum üyeliği yeni kayıtlara açıldı.

    Tartışmayı belli bir seviyenin üzerinde tutabilmek için lütfen mesajınızı göndermeden önce kontrol ediniz. Mesajınızın doğru bir Türkçe ile yazıldığından emin olduktan sonra gönderiniz. Bu konu altına göndereceğiniz ilgisiz mesajlar silinecektir.

    Şimdiden göstereceğiniz hassasiyete teşekkür ederiz.

  13. #28
    Aşağıdaki alıntı Ekşi Sözlük'ten.

    Uyarı üzerine uyarı alıyorum: "Aman forumdaki tartışma düzeyini koruyalım." diyen. (Son derece iyi niyetli, tartışmayı pozitif yöne taşımayı amaçlayan.) Mümkün değil...

    Oda işlerinin içinde ilk kez bulunuyorum. Böyle bir seviyesizlik göreceğimi inanın aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Öncelikli iş yapma yöntemi olarak karşı tarafa çamur atmak belirlenmiş besbelliki. Önceki mesajlarımda yazdığım çalışma yöntemi aynen devam ediyor.

    Hele ki bu mesajı yazan şahsın kullandığı bir terim herşeyi apaçık ortaya çıkarıyor: "mimarlık camiasının projecileri." Bu ne demek? Projesiz mimarlık olur mu? Bu terimi kullanmak kimin aklına gelir ki?

    Neden bugünmüş? Sanki yıllardır yönetimde, odalarla çok iyi anlaşan bir hükümet varmışta; bugün itibariyle artık odaları ele geçirmeye karar vermiş. Biz de alet oluyoruz...

    Daha bu iş için adımımızı atmadan çekinen bir sürü mimar olmuştu. Daha önce başlarından benzer şeyler geçtiği için tecrübeli olan mimarlar. Ve bunları öngörmüşlerdi.

    Etik mi konuşacağız? Konuşalım o zaman.

    Mücella Yapıcı'nın Oda imkan ve bütçesini kullanarak neredeyse tüm mimarlık dünyasına çatan yazısı etik bir davranış mı? Mevcut yönetimin istediği yazıya cevap verip istediğine vermemesi etik bir davranış mı?

    Arkitera Mimarlık Merkezi'nin düzenlediği 200'e yakın panel ve konferanstan -ki 20'den fazlası Arkimeet konferans serisi için Türkiye'ye gelen uluslararası mimarların konferanslarıdır- hiç birisine odadan katılım olmaması -hem de ilk toplantılarda bizler saf bir şekilde oda başkanına protokolde yer ayırıyorken- katılmaması, katılmadığı halde bir teşekkür telgrafı ya da telefonu bile etmemesi etik bir davranış mıdır?

    Eyüp Muhçu ile ilgili forumda açılan tartışma konusunda "Ben hem Eyüp Muhçu'nun hem de Oda'nın avukatıyım" diyen bir şahsın Arkitera'yı telefonla arayarak bir nevi tehdit etmesi etik bir davranış mıdır?

    Yıllar önce Kadıköy'de bir olayla ilgili oda avukatının odadan ayrılmasına neden olan olay etik bir davranış mıdır? (Şimdilik üstü örtülü geçtiğim bu kapalı konuyu gerekirse açacağım.)

    Etik mi demiştiniz?
    mimarlık camiasının projecileri tarafından kaleme alınan metin.
    metini okuyunca aman ne güzel ne doğru demek mümkün tabi. lakin kazın ayağı hiç de öyle değil, bugünlerde meslek odalarını yönetmeye talip insanların artması tabi ki güzel ama neden bugün ve neden bütün meslek odalarında birden aynı talebe ihtiyaç duyulduğunu sormak gerekmektedir. metnin en can alıcı yeri "bir projeye karşı çıkmadan önce çözüm için üretilecek alternatiflerin önünü açmalıdır" bölümü daha bugün başbakan borsada yaptığı konuşmasında galataport ve haydarpaşa projelerine karşı çıkanlar için onlar komunist rejimden kalma kişilerdir dedi. bu projeleri (galataport, haydarpaşa, bilimum kentsel dönüşüm projesi) öneren kişiler ile aşağıdaki metne imzası olan kişilerin aynı isimler olması elbette şaşırtıcı değil. önce kendi cepleri ardından mimari tasarım ve en son olarak etik'i düşünen kişilerin meslek odalarına talip olmaları düşündürücüdür. şüphesiz unutmamak gerekiyor ki mimarlar odası meslek etiğini projeciliğin üztünde tutmayı kendine görev edinmiştir.
    şimdi yapılmak istenen nedir sorusunu sormak gerekiyor. mimarların istediği emme basma tulumba gibi her projeyi onaylacak bir meslek odasına kavuşmak mı?
    buna imza atanlar şuna da imza attı tarlabaşı kentsel dönüşüm projesi

    metin aşığıda;
    ...

  14. #29
    http://www.mimarist.org/39.donem/ Adresinde bulunan metin:
    (Çoğunluksuz Şube Genel Kurulu için hazırlandığını tahmin ediyorum. Net bir açıklama olmadığı için ancak tahmin edebiliyorum.)
    Şube Başkanı Eyüp Muhcu’nun Konuşması

    Değerli meslektaşlarım,
    Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube’de yoğun ve kapsamlı çalışmaların gerçekleştiği 40. dönemini geride bırakıyoruz. “Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde” ilkesini temel alan bir çalışma anlayışını 40. dönemde de sürdürmek ve Mimarlar Odası’nın bu mücadele ile örülmüş birikimini yeni ve güncel sorunlar çerçevesinde daha da zenginleştirmek; uygulanan politikalarla giderek çözümsüzlüğe itilen dünyamız ve ülkemiz koşullarında, mimarlığın kente, çevreye ve topluma karşı sorumlulukları bağlamında tarihsel bir önem taşıdığı bilinciyle hazırladığımız Çalışma Programını yaşama geçirmeye çaba gösterilmiştir.

    Dünyamız son yıllarda ülkemizin de içinde yer aldığı Ortadoğu bölgesinde yaşanan ABD merkezli işgal ve yıkım süreci sonunda artık “çok daha az güvenli” ve barışa daha da çok uzaktır. İnsanları, kültürleri ve kentleri yok eden gelişmeler karşısında, barışın, kültürün ve insan yaşamının savunulması yönünde bir dünyanın biçimlenmesi, mimarlık toplumunun temel sorumlulukları arasında olduğu bilinci çalışmalarımıza yön vermektedir.

    Küresel, bölgesel ve ulusal ölçekte uygulanan politikalar; mimarlığımızın ve kentlerimizin rant alanına dönüştürülmesine ve bunun yarattığı kapsamlı sorunlarla baş başa kalmamıza neden olmaktadır. Kentler tıkanan küresel anamalcı sistemin kendini yeniden üretmesi ve geçici de olsa yaşadığı krizin ertelenmesinin aracı olarak görülmektedir. Kentsel ranta el koyma, tarihi ve doğal çevrenin talan edilmesi, kent ve ülke kaynaklarının sömürülmesi, mimarlık ve kent değerlerinin yok edilmesi dönemin özgün davranışları olarak ortaya çıkmaktadır.

    Bu çerçevede gündeme Haydarpaşa, Galata, Kazlıçeşme, Karayolları arazisi, Levent İETT Garajı, Sulukule, Balat, Tarlabaşı gibi alanlarda pek çok dönüşüm planı ve projesi gündeme gelmiştir. Dönüşüm plan ve projeleri toplamı olarak nitelenen 1/100.000 Ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı “İstanbul’un Anayasası” olarak şaşalı törenlerle kamuoyuna takdim edilmiştir. Sürdürülen hukuk mücadelesi sonucu başta 1/100.000 planın yürütmesinin durdurulması olmak üzere mimarlık, kent, çevre ve toplum adına önemli kazanımlar elde edilmiştir.

    Mimarlık ve kentlerimizin pazar ilişkisi içersinde, “karşılıklılık ve eşitlik” ilkesi göz ardı edilerek diğer ülkelere açılması, mimarlık hizmetlerinin yeniden sorgulanmasını zorunlu kılmıştır. Özellikle bu dönemde; İstanbul’un değerlerinin küresel yatırımcılara imarla ilgili tüm hukuk kuralları ve şehircilik ilkeleri çiğnenerek pazarlanması ve bunu kamu eliyle gerçekleştirilme çalışmaları olağanüstü hız kazanmıştır. Sürecin mesleki bakımdan sorgulanması ve Oda’nın bu tür organizasyonlarla ilgili geleneksel tavrı ortaya konmaya çalışılmıştır.

    Uluslararası dayatmalar karşısında hükümetin izlenen“tam bir teslimiyetçi politikalar”a rağmen öneri geliştirme, sorunu kamuoyuna mal etme, toplumsal destek arama çalışmalarını bu dönemde de sürdürdük.

    Mimarlığın ve mesleğimizin niteliğinin yükseltilmesi amacıyla dünya ile eş zamanlı olarak Sürekli Mesleki Gelişim (SMG) programı yaşama geçirilmeye çalışılmıştır. Meslektaşlarımızın mesleki çalışmalarının belgelenmesi ve SMG eğitimlerinin mesleki yaşamlarında katkıya dönüşmesinin sağlanması sistemin sürdürülebilir ve sağlıklı işleyişinin temel koşuludur. Yeni dönemde, sistemin, üyelerimizin deneyim ve önerileriyle zenginleştirilmesi ve amaca uygun olarak yapılanmanın gözden geçirilmesi zorunluluğu vardır.

    Çalışma dönemimizde; Türkiye’nin yeniden yapılandırılması kapsamında “Kamunun Yeniden Yapılandırılması”, “Yerel Yönetim Yasası” gibi yasama süreçleri izlenmiş ve öneriler sunulmuştur. Temel hizmetlerden kamuya el çektirilmesi, “sosyal devlet” anlayışının bütünüyle tasfiyesi, yerelin küresel şirketlerin egemenlik alanı haline gelmesi, çalışanların haklarının geriye götürülmesi, meslek odaları, sendikalar, sivil-demokratik kitle örgütlerinin etkisizleştirilmesi gibi düzenleme ve girişimler karşısında tavır ve öneri geliştirilmek için çaba gösterilmiştir. TMMOB, sendikalar, sivil-demokratik kitle örgütleri ile ortaklaşa etkinlikler gerçekleştirilerek çözüm önerileri sunulmuş, beklentiler dile getirilmiştir.

    Mimarlığımıza özgün eserler kazandırmak, meslektaşlarımızın mesleki becerilerini ortaya koyabilmelerine olanak sağlamak, mimarlık öğrencilerini yarışmalara teşvik etmek amacıyla yarışmalara özel bir önem verilmiş bu nedenle kimi yarışmalar bizzat düzenlenmiş ya da pek çok yarışmanın düzenlenmesinde katkı sağlanmıştır. Ancak dönem içersinde yarışmaların dönüşüm projelerinin –bir başka deyimle yağma projelerinin– meşrulaştırılmasının aracı olarak kullanılması sık sık gündeme gelmiştir. Bu nitelikteki yarışmalar protesto edilerek Mimarlar Odası yarışma ilkeleri ve meslek etiği savunulmuştur.

    Mimarlık ve Kent Şenlikleri, Dünya Mimarlık Günü nedeniyle her ekim ayının ilk haftasında, hafta boyunca süren etkinliklerle geleneksel olarak gerçekleştirilmektedir. Etkinlikler süresince çok sayıda meslektaşımızla, kültür ve sanat çevreleriyle buluşma olanağı yakalanmaktadır.

    Yukarıda açıkladığım Oda çalışmalarının dışında geçmişten gelen Oda’nın rutin işleri dahil olmak üzere pek çok sergi, konferans vb etkinlik, çalışma raporumuzda açıklanan konularla ilgili çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

    Değerli meslektaşlarım,
    Tüm bu çalışmaları sizlerden aldığımız yetki ve sizlerin desteğiyle gerçekleştirmeye çalıştık. Bu dönemde demokratik dayanışmanın erincini sizlerle birlikte yaşadık. Tüm bu yoğun çalışmalar içersinde yer alan, omuz veren, katkıda bulunan tüm meslektaşlarımıza, Oda çalışanlarına ve kentli kuruluşlara Yönetim Kurulumuz adına teşekkür ediyorum.

    Genel Kurulumuzun saygın bir mimarlık ortamının yaratılması, meslek onurunun korunması, kamu ve toplum yararı doğrultusunda meslek politikalarının gözetilmesi, “kent-çevre ve toplum için dayanışma” örgülerinin yaratılması anlamında katkı sağlayacağına ve başarılı olacağına olan inancım tamdır.

    Bu duygular içersinde sizleri selamlıyor ve saygılarımı sunuyorum.

    Eyüp MUHCU
    Mimarlar Odası
    İstanbul Büyükkent Şubesi
    Yönetim Kurulu Başkanı

  15. #30
    Onemli gordugum iki husus var, bir sekilde bunlar da programa eklenebilirse cok iyi olur.

    MO’nin yapmasi gereken en onemli islerden biri de kamusal mekanlardaki tartismalari uyelerinin de aktif olarak katilabilecegi tartismalara donusturmek: Basta Istanbul olmak uzere kentlerde olup bitenleri gazetelerden ogrenmek ve uyesi bulundugumuz orgutun de buna dava actigini ayda bir gelen bir bultenden haber almak, katilimciliga tamamen ters bir anlayis.... Bir sekilde bu asilmali. Sorun cikabilecek imar gelismelerinde Oda cok onceden harekete gecmeli, tartismaya acmali ve kamuoyu yaratmali. AKM biraz da bu sekilde kurtuldu, yoksa kamuoyu destegi olmadan sadece Mimarlar Odasi dava acmis olsaydi herhalde simdi dozerler girismisti ise.

    Ikinci onemli husus ise Anitlar Kurulu gibi mekanizmasi aksayan ancak cok onemli kararlara imza atmaya devam eden kurumlarin mekanizmalarini duzeltecek onlemleri yapilacak islerin en tepesine yazmak. Tekil problemlerle ugrasirken mekanizmayi duzeltmeye zaman ve enerji kalmiyor. Kamu yapilarinin yarisma ile yapilmasi, Anitlar Kurullarinin profesyonellesmesi ve kararlarinin surekliliginin saglanmasi gibi cok onemli mekanizma sorunlarinin duzeltilmesi gerekli.

    Herseyden onemlisi MO degerli bilgi birikimine sahip kisilerce yonetilen, uzlasmaci ve itibarli bir karakteri bastan insa edecek sekilde plan yapmalidir. Oyle ki, belediyeler, imar komisyonlari, isverenler “Yine bu adamlari nasil ekarte ederiz de dava acmazlar bize” demek yerine “Bir de Mimarlar Odasi’na soralim, akil danisalim” demeye baslamalilar.

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Konunun Etiketleri

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •