36 sayfanın 4. sayfası İlkİlk 123456789101112131415 ... SonuncuSonuncu
533 sonuçtan 46 ila 60 arası gösteriliyor.

Konu: Mimarlar Odası 40. Dönem Seçimleri (Mart 2008)

  1. #46
    Alıntı Orijinal metin hakkiyirtici tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
    Bu arada sanırım "mimarist" ya da "mimarlara mektup" da daha sonra hepimize gönderilen icra memuru tehdidi ile ilgili, "anlamını aşan bir mektup olmuştur, üyelerimizden özür dileriz" diye bir açıklama yapıldı. Bu açıklama da dolaylı olarak katkım olduğunu ve en azından odanın bu hatasını itiraf ettirebildiğimi düşünüyorum.
    Hakkı,
    Ben iki ay önce icra mektubu aldım. Yeniden mi özür dilenecek? Mektup gönderip sonra özür dilenen bir kısır döngüye mi gireceğiz?

    Uzatmayacağım. Asla seni harcamak gibi bir lüksüm olamaz. Okurlar bir sonuca varır artık.

    Bizi AKP işbirlikçisi olmakla suçlayan bir grubu nasıl savunabilirsin? "Arkitera'nın adını böyle bir şekilde nasıl anabilirsiniz?" yazdığını göremedim ! (Bunu söyleyen mevcut yönetim kurulu üyelerinden birisi, gerekirsa adını da yazacağım buradan.)

  2. #47
    Barış Altan
    Az önce NTV'deki Gece Gündüz programında Mimarlığa Yol Açın deklerasyonu ile ilgili oda yönetimi ve bu girişime destek olanların görüşleri yayınlandı. Sanırım bu program ilk olarak dün yayınlanmış.

    Şu anki oda başkanı, odanın zaten mimarlığın önünü açmaya çalıştıklarını, bu girişime destek olanların ise, Tarlabaşı, Balat, Süleymaniye gibi İstanbul kültürel mirasının talanının önünü açtığını iddia etti.

    Restorasyon konusunda yüksek lisans yapmış, 1996 yılından bu yana da kültürel mirasın korunması alanında, çeşitli projelerde yer almış biri olarak, odanın, mimarlığın ve İstanbul'un tek derdi olarak kafayı kültürel mirasa takmış olmasından çok sıkılmış olduğumu ifade etmek istedim. Yaptığı ve ilgilendiği işlerden de soğutuyorlar insanı. Tabi bu durum, mimarlık ve İstanbul'un sorunlarına ait olan vizyonlarını da çok iyi gösteriyor. Mimarlar Odası için "çağdaş mimarlık" bir mimarlık konusu değil sanırım...

  3. #48
    Mimarlar Odasının önünün ,arkasının ,ufkunun ,sınırlarının her yerinin nasıl açıldığına ilişkin bir yorum ,üstelik TMMOB yöneticileri.. diye başlayıp son halka Mimarlar Odası olarak tanımlanıyor.
    Oda yönetimini devam ettirecek yada yeni seçileceklerin bu konularda da söyleyeceği vardır elbette..
    Sevgi ve Saygılarımla.
    Kaynak: demokrasi için mimarlar platformu
    TMMOB de Çözülme Devam Ediyor/Kızılbayrak
    (14.01.2008)
    - Seçimlerin arifesinde TMMOB bünyesindeki çözülme gittikçe daha çok ortaya çıkıyor. Artık neredeyse tüm mühendislerin bir şekilde müdahil olduğu “yetkin mühendislik” tartışması, TMMOB bünyesindeki odaların da ilk elden gündemi durumunda. Her ne kadar bu iş açıktan dillendirilmese de TMMOB’nin tüm “büyük” odaları, yöneticileri eliyle bu konuda somut adımlar atmaya devam ediyor. Bu işin son halkası da Mimarlar Odası oldu.

    Seçimler arifesinde en anti-emperyalist söylemleri bağıra çağıra söylemek için yarışan TMMOB yöneticileri, geçmişin güzel anılarıyla oy toplama telaşına girerken bir yandan “günün şartlarına” çok güzel adapte oluyorlar. Avrupa Mimarlar Konseyi (ACE) toplantılarına bir süredir gözlemci üye olarak katılan Mimarlar Odası 30 Kasım-1 Aralık 2007 tarihlerinde Belçika-Brüksel’de gerçekleştirilen ACE Genel Kurul toplantısında, Hırvatistan Mimarlar ve İnşaat Mühendisleri Odası ile birlikte 1 Ocak 2008 tarihinden itibaren oy hakkına sahip olmak üzere ACE’ye özel statüde üye olarak kabul edildi. Avrupa’ya uyum konusunda gösterilen bu gayretin gerisinde yatanlar ACE’nin programı ve eylemi planı içinde yeterli açıkla tanımlanıyor. 1990 yılında kurulan ve merkezi Brüksel’de bulunan ACE, şu anda AB üyesi ülkeler ve aday ülkelerin her birinden ve ayrıca İsviçre ve Norveç’ten 44 ulusal kayıt ve mimarlık meslek örgütünün üyeliği yoluyla, yaklaşık 450.000 Avrupalı mimar adına söz söylediğini iddia eden bir kuruluş. ACE’nin temel görevi mimarlık mesleği, mimarlık uygulaması, mimarlık politikası ve yapılı çevre üzerinde doğrudan etkisi olan AB politika alanlarındaki gelişmeleri izlemek ve bu alanlarda etkin rol üstlenmek olarak tanımlanıyor.
    Mimarlar Odası’nın internet sitesinde bir övünç vesikası olarak sunulan üyelik ve bunun gelişim süreci şöyle anlatıyor “Mimarlar Odası, ACE Başkanı’na bir süre önce yazdığı bir mektupla Türkiye’nin Avrupa mimarlık ortamında daha aktif bir rol oynaması gerektiğinin altını çizerek, gözlemci üyeliğin yeterli olmadığını ve oy hakkı olan bir üyelik biçimine geçmek istediğini belirtmişti. Özel statüde üyelik, AB üyesi olmayan fakat mimarlık mesleğiyle ilgili düzenlemelerde AB uyumunu sağlamakta olan ülkeleri içine alıyor. Böylece AB üyeliğine aday ülkeler, Genel Kurul’da alınan son kararla birlikte, AB üyelik süreçleri tamamlanıncaya kadar İsviçre ve Norveç ile birlikte özel statüde üyelikten yararlanabilecekler. Özel statüde üyelik gözlemci üyelikten farklı olarak kararlarda ve seçimlerde oy hakkı ve ACE Yönetim Kurulu’na aday gösterme hakkı veriyor. Tam üyeliğin özel statüde üyelikten tek farkı ise Başkanlık görevine aday gösterme hakkı olarak tanımlanıyor. Bu kararla birlikte Mimarlar Odası ACE çalışmalarına daha etkin bir şekilde katılarak Avrupa’daki mimarlık örgütleriyle daha yakın bir bilgi ve deneyim alışverişinde bulunabilecek, ayrıca yapılacak oylamalarda oy hakkına sahip olarak, ağırlıklı oy sistemine dayanacak kararlarda Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya ile birlikte en yüksek oy ağırlığına sahip olan ülkelerden bir olacak.
    Artık emperyalist odaklara yamanmayı ve onların icazetine girmeyi “maharet” sayanlar, utanmazca binlerce mimarlar adına konuşmayı kendilerinde hak sayıyor ve bırakın kamuoyunu kendi üyeleri karşında bile tartışmaya açmadıkları bu neo-açılımı (!) ballandıra ballandıra anlatmaya devam ediyorlar: “Bu görüşmelerden en önemlisi, Mesleki Yeterliliklerin Tanınması Hakkındaki Direktif’te (2005/36/EC) mimarlık eğitimiyle ilgili olarak belirtilen asgari koşullar hakkında değişiklik önerisi yapılması konusunda ACE’nin Avrupa Mimarlık Eğitimi Birliği (EAAE) ile bir süredir yürüttüğü ortak çalışma grubunda alınan karar oldu. Son dönemde birçok ortamda dile getirildiği üzere, gerek mimarlık eğitimi gerekse meslek çevreleri, mimarlık eğitiminin direktif kapsamında dört yıl olarak tanımlanmasını yeterli bulmuyor, bu asgari koşulun en az beş yıla çıkartılmaı gerektiğini savunuyor. Ayrıca bu eğitimin ara verilmeden sürekli olarak yerine getirilmesinin daha uygun olacağı da belirtilen görüşler arasında. Buna göre Yeterlilikler Direktifi’nin aşağıdaki şekilde değiştirilme önerisi konusunda ACE-EAAE ortak görüşü, ACE Genel Kurulu’nda oylanarak onaylandı.
    Onaylanan ve “anti-emperyalist” yönetimin üzerine atladığı metin ve değişiklik şöyle:
    “Madde 46-Mimarlık Eğitimi
    1.Mimarlık eğitimi, bir üniversite veya eşdeğer bir eğitim kurumunda, toplamda en az dört yıl tam gün eğitimden veya en az üç yılı tam gün esasına dayalı altı yıl eğitimden oluşur. Bu eğitim üniversite düzeyinde bir sınavın başarıyla geçilmesi sonunda tamamlanır.
    Yapılması önerilen değişiklik:
    Madde 46-Mimarlık Eğitimi
    1. Mimarlık eğitimi, bir üniversite veya eşdeğer bir eğitim kurumunda, toplamda en az beş yıl tam gün eğitimden oluşur. Bu eğitim üniversite düzeyinde bir sınavın başarıyla geçilmesi sonunda tamamlanır.”
    Aslında çok da sıkıntılı görünmeyen ve sadece bir yıl ek eğitim süresi getiren bu değişiklik “mesleki yeterlilik” ile birlikte okunduğunda daha da anlamlı oluyor. Özetle burada meslek tanımlaması değil meslek sahibi olabilmek için gerekli eğitim şartı tanımlanıyor. Bu arada, AB üyesi ülkelerin Mesleki Yeterliliklerin Tanınması Hakkında AB Direktifi’nin (2005/36/EC) hükümlerini ulusal yasalarına uygulamaları için direktifte tanımlanan son tarih olan 20 Ekim 2007 tarihi itibariyle direktif hükümleri tamamen yürürlüğe girdiğini düşünürsek ve bu kurumun ülkemizde gündeme geldiği dönem yaşanan tartışmaların ışığında artan eğitim süresi daha da netleşiyor. Eğitim sorunu çözülmüş görünüyor olsa bile Avrupa’da da henüz “unvan” meselesi konusunda ortak bir payda yakalanabilmiş değil. Ancak artık Mimarlar Odası’nın katılımıyla “anti- emperyalist” bir soluk kazanan Konsey’in, iş bitirmede ve oldu-bittiye getirmedeki üstün becerilere sahip yeni bir üyesi var.
    Bu yüzden bu iş de çok uzun sürmeyecektir.

  4. #49
    "Sayın Behiç Ak da bir anda "Mimarlığa yol açın" metni altına imza atanları "AKP'den iş alanlar" olarak tanımlamış. Amaç propaganda yapmak ya. İşi lafı hemen siyasi partiye getirmek ya."

    bunun uzerine söylenecek önemli sözlerimiz olmalı arkadaslar. Tam da Mimarlar Odasının bir sol parti edası ile yıllardır çalışmalarına devam etmesine ve asıl kuruluş amacını unutmasına karşı, geniş tabanlı çabaların sergilendiği son yıllarda ve şu tarihi anlarda...

    Kendisini nasıl da gösteriyor, üye olmak "zorunda" bırakıldığım kendi meslek örgütümün kaygı duymama neden olacak derecede beni temsil etmeyerek, kendisine söz hakkı tanıdığı(?) kişilerce Türkiye'deki populist yaklaşımların etkisindeki "politikacılardan daha politikaci" bir tavırla iktidar partisi kavgalarını yapıyor olması...

    Mimar denen meslek adamının, ağırlıklı "sermaye" adına çalışmak zorunda bırakılmasını, bu gerçekle yüzleşmeyi ama bunu yaparken mimarın kamu hizmeti yapmasının öneminin yeniden ortaya çıkarılması için çaba harcanması gerektiğini, hatta "kamu mimarlığı"nın asıl ne olduğunu gündeme getirmeyerek bu tür talihsiz açıklamalar yapması...

    Üstelik herbirimizin ne derece karmaşık sermaye-inşaat sistemeleri içinde er yada geç kendimizi bulduğumuz unutularak, bunlardan hiçbiri örnek olarak çıkarılıp tartışılmayıp, ucuzcu bir yol seçilerek, hazır gericilik anlamına geldiği için isminden korkan bir kamuoyu var iken hemen politik iktidara olan kaygıları kullanıp, "AKP sermayesi" sözlerini kendi oltasına "yem" olarak yerleştiren bir zihniyet...

    Beni üzüyor, incitiyor; çünkü mesleğimi seviyorum ve birşeyler yapmak istiyorum. Ama sevindiriyor bir yandan, ne kadar hakliymış yaşadığımız kaygılar dedirtiyor...

    bunu kendi seslerinden işitmek en güzeli, ben söylesem kimse inanmazdı ...

  5. #50
    Simla Sunay Ozdemir

    Toplum için Mimarlık!

    Behiç Ak'ın yazısında belirttiği kaygılarını kendisini de yakından tanıdığım için anlıyorum. Ancak bu "Mimarlığa Yol Açın" hareketi aynı fikirdeki mimarların bir araya gelmesi ile oluşmuyor. Sanırım temelde bir kaç ortak nokta; yani yenileşme, yani eylem bu hareketi doğurdu. Doğrusu, geçmişte Kadir Topbaş, Tabanlıoğlu, Hakan Kıran, Süha Özkan ve Serbest Mimarlar Derneği de dahil olmak üzere pek çok firma ve kurum hakkında eleştirilerim olmasına ve hükümete karşı muhalif yazılarımdan dolayı AKP Gençlik Kurumları forumlarında yazılarımın sıkça dolaşması ve tepki görmesine, F-Tipine karşı kamuoyu biligilendirme çabasında yazdıklarıma karşın küfürlerle dolu iletiler almama rağmen bu gruba çağrılmış olmamı da bu demokratikleşmeye bir kanıt olarak gördüğümü açık yüreklilikle söylemeliyim. Mesleğe elinde başladığım ustam Haydar Karabey ve özverili bir eylemci, örnek aldığım insan Korhan Gümüş ve okuldan çok değerli hocam Necati İnceoğlu'nun isimleri de beni bu hareket için umutlanmaya hatta baş koymaya itti.

    Öyleki, "Mimar Uyanırsa" başlığını atmaya cüret eden ve artık mimarlardan umudu kesmiş olan ben, başka mesleklerle başlattığım sosyal sorumluluk projelerine gömüldüğüm şu sıralarda, kalbimde neredeyse "sadece yapmak sanatı" olarak soyutlanacak mesleğim adına yeniden umutlanıyorum. Çünkü mimarlık bana göre salt "yapmak" değildir. En azından ben o "kanadını" temsil etmeye hazırım.

    Kemikleşmik ve bir itiraz makinesi haline gelmiş Mimarlar Odası'nın(ki pek çok itirazlarına katılıyorum) yenilenmesini ise meslekdaşları arkadan vurmak olarak değil, demokratik haklar içersinde gerekli buluyorum. İstanbul'un Çocuk Planı adlı projeme sponsor olan ve beni yüreklendiren oda yönetimine böylesi kalleşçe bir davranış içinde olmam zaten olanaksızdır. Bu bir seçim sürecidir. Kişisel almamak gereklidir.

    Bu hareketin en önemli çıkış noktalarından biri de mimarlık mesleğine, sahip olduğu saygınlığı kazandırmaktır. Mimarlar Odası ise bir hukuk bürosu haline gelmiştir. Ömer Kanıpak'ın da söylediği gibi toplumsal projelerdeki itirazlarında başka STK'lar ile işbirliği yaparak iş yükünü hafiflletmeli, mesleki bir örgüt olarak günceli yakalamak adına eylemler içinde olmalıdır. Mimarlar Odası siyasi bir parti de değildir. Hükümetler gelir geçer, Mimarlar Odası her fikirdeki mimarı kollamak durumdadır.

    Yıldız'daki bina, bir kere kayıtta uğranan ve bir daha ayak basılmayan bir bina durumundadır. Yaşamayan, ölü bir hali vardır. Bir sekreterlik yapısı gibi işlemekte, daha içeriye girer girmez hiç bir mimari esinti vermemektedir. Bunca yıldır bu böyledir. (Ayrıca binanın, engelli meslekdaşlarımızın katılımını kolaylaştırıcı bir tadilattan geçmesi gerekmektedir) Güçlü bir vefa ile anılan sevgili Şener Özler'e rağmen kütüphane çok yetersiz ve kullanışsızdır. Tüm bunlar bile aidatların "istekle" ödenmesini engelleyen unsurlardır.

    Sayın Behiç Ak zaman içinde hareketi daha iyi tanıyacaktır. Kongre Vadisi'nin kapatılmasına karşı duran değerli düşünür Uğur Tanyeli'nin de bu hareketin içinde olduğuna dikkat çekmek isterim. Hasan Kıvırcık'ın dediği gibi, bu hareketin, şehir talancılarına da karşı duracak ve körü körüne yenileme projelerine evet demiyecek üyeleri vardır.

    Mimarlar Odası'nın üyelerinin koltuk sevdasında insanlar olmadığı aşikardır. Görev için orada olduklarını biliyoruz. Demokrasilerde görevi yapmak kadar teslim etmek de bir şereftir. Böyle bir şeref karalanamaz.

  6. #51
    unutmusum bir heyecan yazarken, alıntı yapmami saglayan mesaja tesekkurler, ilk iki satır ayasofya'dandı.

    Ehh bunu kime soylediğimi yazmama gerek yok sanırım...

    AÇILIN DA YOL VERİN ARTIK, Bİ GEÇELİM...

  7. #52
    Murat Artu
    Sevgili Behiç'e

    Tek bir soru :
    Mimarlık için Mimarlar Platformunda
    ismi açıklanan mimarlardan yanlızca 1 kişinin ismini versin,
    Örneğin; - AKM yıkılsın diyen !

    Çok ayıp, çok

    Bencillige degil! Topluma yol acin ! 'mış

    Hadi canım sende.....

  8. #53
    Bana ulaşmayan ama Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi üyelerinden bazılarına oda numarası da belirtilerek İstanbul Şube tarafından ulaştırılan aşağıdaki email üzerinden konuşmamızı gerektiren bazı şeyler için yeniden bir ortam oluşturdu.

    D U Y U R U
    Mimarlık mesleğinin ve mimarların güncel sorunlarına çözüm bulmaya yönelik benim de katıldığım “Mimarlığa Yol Açın” başlıklı davet yazısını imzalayan bazı isimleri gazetelerde görünce kısa bir açıklama yapmak zaruretini hissettim.

    Mimarların mesleklerini icra ederken karşılaştıkları zorlukların aşılması ve meslek uygulama düzeyinin yükseltilmesi gibi önemli bazı sorunların acil çözüm beklediği hepimizin bildiği bir gerçektir; ancak öncelikli asli hedef geniş insan topluluklarını kapsayan ahenkli bir çevrenin meydana getirilmesidir.

    Bu açıdan, uzun vadeli, tarihe ve doğaya saygıyla bakarak gelecek nesilleri kollayan; sürdürülebilir, katılımcı, tutarlı, bilimsel objektif verilere dayanan bütüncül ülke, bölge ve şehir ölçeğinde kademeli bir fiziki planlama yaklaşımına ihtiyaç bulunmaktadır.

    Çağın vebası ‘marka merakıyla’ başvurulan Batılı tasarımcıların elinde oyuncak olmadan veya onların önerme ve ürünlerine gözü kapalı öykünme kolaycılığına kaçmadan, asli değerlerimizi yorumlayan şahsiyetli ve çağdaş yeni bir mimari dil oluşturmalıyız.

    Spekülatif hırsların aleti durumuna düşürülmemesi, bir beceri sergileme platformuna indirgenmemesi gereken yüce mimarlık mesleği böylesi meşakkatli ve kapsayıcı bir çabayı fazlasıyla hak etmektedir.

    Mimarlık camiasının hizipleşmeden, asgari doğrular etrafında birleşerek ülkemizin, afetlere dayanıklı ‘yaşanılır’ şehirlere, kamusal yapılara ve içlerinde ümit dolu yeni nesillerin yetiştiği güzel, ferah evlere duyduğu gereksinimi karşılayacak bilinci oluşturmak üzere gücünü fark ederek pekiştirmesini temenni ediyorum.
    TURGUT CANSEVER
    Şu kadarını söylemem gerekiyor ki üzerinde konuşmamız gereken konu asla Cansever'in metni değil. Zaten bu dünyadaki (Mevcut Oda Dünyasından değil nitelikli Mimarlık Dünyasından bahsediyorum.) herkes bilir ki Cansever her pozisyonda kendi başına kalmayı, anılmayı seven bir mimardır.

    Bir sonraki mesajımda konuya değineceğim.

  9. #54
    Nihayet bana da ulaştı bu metin. Şöyle başlıyor:
    SAYIN ÖMER YILMAZ
    26073
    22.01.2008
    28.04.11019

    Değerli meslektaşımız,
    Konu: Turgut Cansever'in mektubu
    Değerli meslektaşımız Turgut Cansever'in kendi isminin de yer aldığı gazete ilanları nedeniyle kamuoyuna duyurulması dileği ile göndermiş olduğu mektup bilgilerinize sunulur.
    Saygılarımızla,
    Mimarlar Odası
    İstanbul Büyükkent Şubesi
    İstanbul Şube Yönetimi bu emaili hangi hakla gönderiyor?

    Ben de Mücella Yapıcı'nın garip yazısı hakkında bir yazı iletsem bu yazı da tüm üyelere dağıtılacak mı?

    Savcıları ya da İl Seçim Kurulu'nun buradan açık olarak göreve davet ediyorum. Mimarlar Odası bir seçim de taraf olabilir mi? Bunu yapan şahıslar Oda'ya en büyük zararı vermekteler.

    Savcıları göreve çağırmakla kalmayıp bu konu hakkında avukatım aracılığı ile gerekeni yapacağımı bildirmek istiyorum.

  10. #55
    Email ortamı da oldukça hareketli.
    Bana biraz önce ulaşan ve herkesi oy vermeye çalışan yeni bir tanesi aşağıda:

    Bu kadar ön yargılı olmak zor olmalı. Hele de mimarlık eğitimi gibi her koşulda Türkiye'deki diğer mesleklere göre çok daha iyi olan bir eğitimi aldıktan sonra.

    Yargısız infazın bu kadarı da artık ayıp Fakir Bey. Sordunuz mu bu projelerle ilgili görüşlerini kimsenin? Ya da birileri bir açıklama mı yaptı da bunları yazdınız. Yapmayın.

    Unutmadan eklemek isterim Facebook Grubu 1.900 kişi oldu. "Mimarlık İçin Mimarlar" grubundan ayrılmak olarak bahsettiğiniz şeyin Facebook Grubu olduğunu düşününce pek tutmamış galiba bu çağrınız.
    SEVGİLİ MESLEKTAŞ ARKADAŞLARIM,

    BİR SÜRE ÖNCE BELKİ PEK ÇOĞUNUZUN DA DAVET EDİLDİĞİ ÜZERE "MİMARLIK İÇİN MİMARLAR" GRUBUNDAN AŞAĞIDA SIRALADIĞIM SEBEPLERDEN DOLAYI AYRILMIŞ BULUNMAKTAYIM VE EĞER ÜYEYSENİZ SİZLERİN DE AYRILMASINI SALIK VERİRİM:

    SÖZ KONUSU GRUP TMMOB U OLUŞTURAN HARFLER İÇİNDE TEK BİR "M" İ TEK BAŞINA KAPATAN MİMARLAR ODASI'NIN BU PAZAR (27 OCAK 2008) OLAĞAN GENEL KURULU VE YÖNETİM SEÇİMİNİ HEDEF ALMAKTADIR.
    BU GRUP DEMOKRATİK BİR ŞEKİLDE KENDİ SEÇİM LİSTESİNİN PROPAGANDASINI YAPMAKTADIR Kİ YAPABİLİRLER ANCAK BENİM DE DEMOKRATİK BAŞKA BİR TUTUM SERGİLEMEK HAKKIM BULUNDUĞUNDAN SİZLERİ DE UYARMA GEREĞİ DUYDUM:

    BU GRUBUN PROGRAMI YA DA NE DEMEK İSTEDİĞİ ÇOK AÇIK VE NET DEĞİLDİR ANCAK DİKKATLİCE BAKILDIĞINDA AKP NİN "BEN İKTİDARIM YAPARIM" (ki bazı şeyleri yapmamaktadır işine geldiğinden ÖR: 301. madde için dal kıpırdatmazken türban için mangalda kül bırakmadılar) DÜSTURUNA PARALEL BELKİ DE ONUN TEKNOKRAT BİR UZANTISI GİBİ DURMAKTADIRLAR.

    ODANIN İSTANBUL İÇİN YAPILMAK İSTENENLERE İTİRAZLARINA İTİRAZ ETMEKTEDİRLER. İTİRAZ ETTİKLERİ ŞEY ODANIN BAZI PROJELERE ÖZELLİKLE YARIŞMA PROJELERİNE İTİRAZLARI MESLEKİ ŞERH KOYMALARININ SÖZÜMONA MİMARLARIN ULUSAL VE ULUSLARARASI ÖLÇEKTE İTİBARINI DÜŞÜRDÜĞÜ YÖNÜNDEDİR YANİ İTİRAZ ETMENİN ÇAĞDAŞ OLMADIĞINDAN DEM TUTMAKTADIRLAR ASLINDA DEDİĞİM GİBİ NE DEDİKLERİNİ KENDİLERİ DE TAM BİLEMEMEKTEDİRLER SANIRIM.
    ODANIN İTİRAZ ETTİĞİ VE ARAPLARA MALUM HİKAYELERLE AKTARILAN VADİ İÇİN AÇILMIŞ YARIŞMAYA ODA SÖZLEŞME VERMEMİŞTİR VE KANIMCA DOĞRU BİR TUTUMDUR. BURDA SÖZKONUSU OLAN ARAP YA DA BAŞKA BİR SERMAYE GRUBUNUN OLMASI DEĞİLDİR, SÖZ KONUSU OLAN FİZİKSEL ÇEVREYİ PERVASIZCA ŞEKİLLENDİRMEKTİR. AYRICA MEGAKENT İSTANBUL GİBİ NEO-LİBERAL PROJEKSİYONLARA DA ODA BÜYÜK ÇAPLI İTİRAZLARDA BULUNMUŞTUR (içinde mega kelimesi geçince ne demek istediklerini anlayabiliyorsunuzdur). EĞER BİR MESLEK ODASI O ÜLKEDE OTORİTE KONUMUNDAYSA; BUNA KOŞUT UYGULAMALARDA BULUNABİLİR VE BUNLARA İTİRAZ EDİLEBİLİR, TARTIŞILABİLİR. ALMAN ÇOBAN KÖPEKLERİ DERNEĞİ DİYE BİR DERNEK VARDIR VE BU DERNEĞİN BİLE BÖYLE UYGULAMALARI VARDIR (BKNZ: ALMAN ÇOBAN KÖPEKLERİ DERNEĞİ - Deutscher Schäferhundeverein Türkei - Alman Çoban Köpeği - - ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER VE YENİLİKLER)

    ZORUNLU PİYASA EKONOMİSİNE KATLANILABİLİR ANCAK BİR SINIRI OLMASI KAYDIYLA!!! HERKES HER İSTEDİĞİ YERE HERŞEYİ YAPMAMALIDIR ÖRNEĞİN HALİÇ'İ DOLDURUP HEM PİSLİĞİNDEN KURTULUP HEM DE HARİKA BİR OTOPARK ALANI YARATARAK TRAFİK SORUNUNU ÇÖZECEĞİNİ SÖYLEYEN UCUBE FİKİRLİ VE DUBAİDEN PROF ÜNVANI ALMIŞ MESLEKTAŞLAR GÖRDÜK TV'LARDA (MHP B.ŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKAN ADAYI, isim vermiyorum)...

    AKP SİYASETEN ÇOK BAŞARILI BİR CAMBAZ OLABİLMİŞ İSE DE KABUL ETMEK LAZIM Kİ FENNİ KONULARDA HALA KONSEPTİ DIŞINDAKİ ADAMLARA MUHTAÇTIR, TIPKI TÜRKİYE'Yİ ONURE EDEBİLEN KÜLTÜR ÜRETİMİNİN YALNIZCA SOL TANDANSLI KÜLTÜR ADAMLARINDAN GELMESİ VE SAĞIN BU SAYEDE HİÇ OLMAZSA ULUSLARARASI ARENADA KABUL EDİLEBİLİR HALDE YAŞAMASI GİBİ, KASA VE KESE DOLDURMAKLA MÜKELLEF BU İKTİDARIN İŞ ALANI YARATIRKEN MODERN VE BİLİMSEL BAKIŞI KUVVETLİ MİMAR VE MÜHENDİSLERE HALA İHTİYACI VARDIR.

    BU NEDENLERLEDİR Kİ MESLEK ODAMIZIN SEÇİMLERİ CUMHURBAŞKANI SEÇİMİNE BENZEMEMEKTEDİR. CUMHURBAŞKANI 7 YIL ORADADIR VE İSTERSENİZ GÖRMEZDEN GELEBİLİRSİNİZ FAKAT 30-50-100 BELKİ DE DAHA FAZLA YIL BULUNDUĞU YERİ İŞGAL EDECEK BİR BİNAYI GÖRMEMEZLİKTEN GELEMEZSİNİZ.. ÇÜNKÜ "FREE OLSUN DA AMAN FREE" YAKLAŞIMI SEÇİMİN SONUCUNDA DİKİLECEK BİNALARA YANSIYACAKTIR.

    BELEDİYELERİ MALUM BİR HALDE OLAN TÜRKİYE'DE EN ESASLI DENETİM MEKANİZMASI KABUL ETMEK GEREKİR Kİ ODALARDIR, MESLEK PRATİĞİM BANA BUNU GÖSTERMİŞTİR. SIRF MEVCUT YASALARA GÖRE İMZA YETKİSİ OLSUN DİYE ADI SANI DUYULMAYAN ÜNİVERSİTELERDEN İNSANLAR "MİMAR" ya da "MÜHENDİS" ÜNVANIYLA RAĞBET GÖRMEKTEDİRLER. BEN KENDİ ADIMA BU İNSANLARA ÇAPLARINI BİLSEM DE MESLEĞİ GENELLEYEN NİTELEMELERDE BULUNMAMAKTAYIM, AYNI DAVRANIŞI ONLARDAN GÖRMESEM DE ÇÜNKÜ GELİŞMEMİŞ BİR TOPLUM NEZDİNDE HEPSİ BİRDİR...

    MEVCUT ODA YÖNETİMİNİ VE UYGULAMALARINI BEĞENMEYEBİLİRSİNİZ ANCAK KARŞISINDA DAHA İYİ BİR ALTERNATİF BULUNMAMAKTADIR. EFENDİM HERŞEYE İTİRAZ EDİYORLAR DİYEBİLİRSİNİZ... "GÖKKAFES" İTİRAZ EDİLMEYECEK BİR ŞEY MİDİR SİZCE? NASIL VE HANGİ HUKUKDIŞI YOLLARLA YAPILDIĞINI DUYMAYAN VAR MIDIR? SIRF ONU DA BİR MİMAR TASARLADI DEMEK ODANIN SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRMIYOR, İTÜ'NÜN AÇTIĞI YIKIM DAVASINDA MİMARLAR ODASI DA TARAFTIR. BUNU MİLLİ GELİR DÜŞMANI OLARAK SAYMAK EN AZINDAN KÖRLÜKTÜR. ÇÜNKÜ BU SERMAYE GRUBUNUN KAYBIDIR YALNIZCA VE BUNU HESABA KATMALIYDILAR, İSTANBUL'UN İSE KAZANCIDIR, HESAP YAPMAYAN SERMAYEDERLER İSE BU EMSALDEN DERS ALMALIDIRLAR VE KAMU DENEN ZAVALLILARI DÜŞÜNMEK ZORUNDA KALMALIDIRLAR, HİÇ OLMAZSA BU KONUDA....

    MESLEKTAŞLARIYLA DEĞİL MÜŞTERİLERİYLE DAYANIŞACAK BİR ODA MESLEK TEMSİLİ YAPAMAZ, MESLEK ODASI ADI ÜSTÜNDE TEMSİL ETTİĞİ MESLEK GRUBUNUN ONURU BAŞTA OLMAK ÜZERE MESLEKİ DAYANIŞMASINI VE ÖRGÜTLENMESİNİ SAĞLAR, KORUR.
    MİMARLAR ODASI DA MESLEKİ KONULARDA SADECE BİR SİPARİŞİ ALIP YERİNE GETİREN ESNAFLAR TOPLULUĞUNUN BİRLİĞİ DEĞİL FENNİ VE ESTETİK KONULARDA BİZZAT BİRİNCİ DERECEDE MÜDAHİL OLMANIN ÖRGÜTLENMESİDİR DE.
    AKSİNİ DÜŞÜNMENİZ İÇİN BU EĞİTİMİ ALMAMIŞ OLMANIZ GEREKİR. ESNAF ODALARI DAHİ UĞRAŞI ALANLARINDA HER ŞEKİLDE TARAF OLMAKTADIRLAR BUNU KÜÇÜMSEMEK İÇİN SÖYLEMİYORUM ANCAK DAHA CİDDİ OLMASI GEREKEN FEN KOLLARI HERŞEYE RAĞMEN TİCARET ŞİYARI GÜTMEMELİDİR. SIRANIN BURAYI DA 'LİBOŞ'LAŞTIRMAYA GELDİĞİ AÇIK AÇIK BELLİ OLUYOR. BURAYI DA DEĞER-YARGISIZ ÖZGÜRLÜK KIVAMINDA SÖZÜ DİNLENMEZ, İTİBAR EDİLMEZ, NEZAKETEN FİKRİ ALINMIŞ BİR YER HALİNE GETİRMEK İSTEDİKLERİ AÇIK AÇIK ORTADA Kİ YAPTIKLARI YAPACAKLARININ TEMİNATIDIR...

    İNSANI MERKEZE ALARAK ÖZGÜRCE TASARIMA, ÖZGÜRLÜĞE EVET!!!
    BAZI İNSANLARI MERKEZE ALARAK ÖZGÜRMÜŞ GİBİ DAVRANMAYA HAYIR!!!

    SEVGİLİ MESLEKTAŞ ARKADAŞLARIM; BUNLAR VE DAHA “YUUUH BU KADAR DA UZUN YAZILIR MI” DİYECEĞİNİZDEN YAZAMADIĞIM SEBEPLERDEN DOLAYI SİZLERİ BU PAZAR (27 OCAK 2008) YAPILACAK OLAN GENEL KURUL VE SEÇİMLER TOPLANTISINA KATILMAYA VE OY VERMEYE DAVET EDİYORUM. SANKİ ÇOK ÖZGÜRLÜKÇÜ VE ONURE EDİCİ BİR YÖNETİM GELECEKMİŞ GİBİ DAVRANANLARA KAPI AÇMAYALIM.

    MİMARLAR ODASI ÜYESİ HERKES DOĞAL OLARAK DELEGEDİR VE PANODA İSİMLERİ YAZILACAKTIR DIŞ KARAKOL BİNASINDA. EĞER HALA KAYDINIZI YAPMADIYSANIZ BU DURUMDA EN AZINDAN BU SEFERLİK DELEGE SAYILMAYACAĞINIZDAN OY KULLANAMAZSINIZ FAKAT GENE DE KATILIN DERİM BEN…

    UNUTMAYIN Kİ SİZ/BİZ LER DÜNYADAKİ ÜNLÜ DİĞER MİMARLARDAN DAHA VASIFLI YA DA VASIFSIZ MİMARLAR DEĞİLSİNİZ YALNIZCA TOPLUM DİNAMİKLERİNİZ FARKLI… ZAHA HADİD TASARIM YAPARKEN PENCERELERE DEMİR KAFES KOYMAYI HİÇ DÜŞÜNMEZKEN BİZ DÜŞÜNMEK ZORUNDA KALIYORUZ ÇÜNKÜ SOSYO-EKONOMİK-KÜLTÜREL SEBEPLERDEN ÜLKEMİZDE HIRSIZLAR KAHVALTILARINI SOYDUKLARI EVLERDE YAPIYOR!!!!!

    NOT: bu yazıyı tanıdığınız ulaşamadığım tüm diğer arkadaşlarınıza iletirseniz sevinirim, SEVGİLER…

    FAKİR CAVLUN
    Yük. Mimar

  11. #56
    Etik mi demiştiniz?


    Etik kelimesi dillerden düşmüyor. Buyrun size İstanbul Şube'nin yaptığı gayet gayri etik bir davranış örneği:

    ...
    Received: from webkadir ([85.97.139.56])
    Content-Transfer-Encoding: quoted-printable
    X-Mailer: Microsoft Outlook Express 6.00.2900.2670
    ...
    ...
    X-Client-IP: 85.97.139.56
    X-Spam-Checker-Version: SpamAssassin 3.2.1 (1.0) on pentagon.arkitera.net
    X-Spam-Level: ********
    ...
    Yukarıda alıntılayarak verdiğim her iki email de bana bugün ulaştı. Bunlardan üstteki İstanbul Şube'den resmi olarak gönderilen bir email. Alttaki ise onyıllardır odayı yöneten Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar tarafından gönderilen email.

    Kırmızı ile alıntı yaptıklarım IP numaraları. Herkesin teknik detaylara hakim olması olanaksız kuşkusuz. Ama yukarıdaki teknik bilgiden varmamız gereken sonuç şu: Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar seçim çalışmalarını oda imkanları ile yapıyorlar. Odanın veritabanını bu iş için şüpheye gerek kalmaksızın, açık bir şekilde ve en önemlisi tamamen gayri etik bir şekilde kullanıyorlar.

  12. #57
    Ertug Ucar
    Forumun birkaç bin satır tutan inişli çıkışlı tartışmalarına takılmadan ben niçin Mimarlık İçin Mimarlar grubundayım: bu platformda belirtmek isterim. Mimarlar Odası'nın benim için tarifi şudur: Ülkede Mimarlık mesleğinin icra edilmesi, öğretilmesi, tartışılması ve geliştirilmesi için gerekli sağlıklı zemini hazırlamak, zenginleştirmek, düzenlemek. Ben ofis sahibi bir mimarım, doğal olarak mimarlığın kendi yaptığım biçiminin zemini benim için birincil önem taşımaktadır. Çağrılı yarışmalar, odanın yarışmalarda aldığı tutum, sözleşme yönetimi, hukuksal destek, işveren ilişkileri, asgari ücrete uyulmasındaki oda kontrol mekanizmaları, belediyeyle ilişkiler vs. benim için önemlidir. Oda, bu zemini regüle etmek için hiçbir şey yapmamaktadır. Ancak bunların yanında mesleğini seven ve gelişmesini isteyen biri olarak meslek odamın benim zeminim dışında, akademisyenlerin, ücretli mimarların, öğrencilerin, kamuda çalışan mimarların vs. zeminini de düzenlemesini sağlıklılaştırmasını isterim: ki eğitimin kalitesi artsın, daha iyi mimarlarla çalışayım, ofisimdeki mimarlarla ilişkilerim belli bir regülasyona girsin, kamudaki mimarlarla ilişkilerim düzelsin vs. Görüldüğü gibi tüm isteklerim eninde sonunda çıkarcıdır. Ben daha iyi bir ortamda mimarlık yapayım diyedir. Kendi çıkarlarım için, Odanın iyi yönetilmesini isterim.

    Sonra, Odanın akıllıca yönetilmesini isterim. Zırt pırt demeç veren, adını devamlı oraya buraya bulaştıran, beceriksiz bir oda istemem. Oda, illa bir devlet kurumu gibi yönetilmeyebilir. Katıksız bir hiyerarşinin hakim olduğu bir oda istemem. Oda yöneticisi, kendisini benim yerime koyabilsin isterim. Empatik oda isterim.

    Oda yöneticilerini tanımam. Kişisel hiçbir fikrim olmadığından, husumetim de olamaz. Ama gerçek şudur ki, dönemlerinde Mimarlar Odası imajı pek sevimsizleşmiştir. Ben güler yüzlü oda isterim. Asık suratlı, mızıkçı tavırlarıyla bırakın mimarları, kamuoyunu bile bezdirmiştir. İtirazkar tavırları kendilerininin haklı olduklarında bile haksız duruma düşmelerine yol açmaktadır. Girdikleri kuyudan çıkmaları pek mümkün görünmemektedir. Tazelenmek, yenilenmek şarttır. Ben, bu tazelenmeye destek veriyorum.

    Ertug Uçar

  13. #58
    Alıntı:
    ...
    Received: from webkadir ([85.97.139.56])
    Content-Transfer-Encoding: quoted-printable
    X-Mailer: Microsoft Outlook Express 6.00.2900.2670
    ...
    Alıntı:
    ...
    X-Client-IP: 85.97.139.56
    X-Spam-Checker-Version: SpamAssassin 3.2.1 (1.0) on pentagon.arkitera.net
    X-Spam-Level: ********
    ...
    Kadir Bey mail atmış belli ki. Hem isimsiz mail atıyor hem de "webkadir" isimlendirmesini kullanıyor.
    Tabii görünmediğini zannediyor belli ki.

    Bilginiz olsun. Mimarlar Odası bilişim konusunda ne yazık bu arkadaşın sözlerine güvenecek kadar dağılmış durumda. Ne bilgisayar MBÇK'sını tanıyorlar. Ne de Bilgisayar MBÇK'si başkanını.

    NE DE BİR TOPLANTISINA KATILIYORLAR.

    Tabii hiç bir bilgileri yok.

    Ama Kadir oradan "ben mail atarım bizden geldiği belli olmaz" diye atladığında. Kanıyorlar.

    Umarım yönetime başka birileri geldiğinde bilişim tecrübelerinin sadece tek bir çalışan tekelinde olmadığını görürüz.

    Umarız GENÇ birileri gelir de bu şekilde etik olmayan davranışlara gerek kalmaz.
    Oda'nın teknolojinin nimetlerini bu şekilde etik olmayarak kullanmasını aklım almıyor.

    Bir düzeltme ve adı sanı belli bir mail CESARETİ Bekliyoruz...

    NOT: (Kadir Bey, BK Şube'nin bilişimden sorumlu çalışanıdır kendisi. "webkadir" ismini ben koymadım yukarıdaki alıntıda görüldüğü üzere, kendi takdiridir. Kendisine şaka yollu söylediklerim dışında patronu dediği için bu şekilde isimsiz ama kendini blli eden mailler atmaması gerektiğidir.)
    En son ayasofya tarafından düzenlendi : 22-01-2008 23:27

  14. #59
    Vallahi yazmayayım diyorum ama yazılmayacka gibi değil ki.
    39. Dönem raporunu inceledim de.

    20. maddeyi tıkladığınızda yani

    20. İstanbul Büyükkent Şube Denetleme Kurulu Raporu

    na tıkladığınızda karşınıza "Basında Mimarlar Odası" sayfası geliyor.
    Herhalde 19. maddeden kopyalamışlar ama Denetle Kurulu Raporu ehten püften bildik şeyler olduğundan belli ki deiştirmeye lüzum görmemişler.

    Test test 1.2.3.

    Bakalım Oda yetkileleri burayı ne kadar hızlı okuyorlar ve ne kadar hızlı değiştirecekler. 22 Ocak 2008 saat 10.15. Kronometre çalışıyor.

    Diğer yandan hani mali bilanço.

    Gelirlerimiz bölümünde şu var

    "Önümüzdeki dönemde SMGM çalışmalarının hız kazanacağını ve önemli faaliyet alanlarından biri olacağını öngörmekteyiz. Döneminizde başladığımız sürekli mesleki gelişim programı çalışmalarında bazı aksaklıklar yaşanmıştır. Sürekli mesleki gelişim programı çalışmaları oda üye ilişkisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu konudaki organizasyon altyapımızın güçlendirilmesi gerekmektedir. "

    Hıımm demek ki SMGM iyi bir gelir kaynağımış. Nasılsa sadece kendisinin verdiği krediler var kendi cebine giriyor paralar.

    Bu arada SMGM hakkında hani kursiyer anketleri. Hani geri dönüş bilgileri.

    Hani mali bilanço.
    Hani faizili ile verilen 40.000 YTL.
    Hani hukuk çalışmalarında bundan söz edilen bir şey var mı?

    Tebrikler efendim.

  15. #60
    Arkitera Üyesi
    Kayıt Tarihi
    08-09-2001
    Mesaj
    300

    Tahsilli Cehaletin Cinneti

    Tanıl Bora'yı severim. Daha doğru bir deyişle yazdıklarını beğenirim, kendisini hiç tanımadım. Bütün bu tartışmalar, atışmalar, demeçler, suali olmadan verilen cevapları bu forumda okurken karışan düşüncelerimi toparlamamda bana yardımcı olan bir yazısına rastgeldim. Gerçi Bora'nın Birikim Dergisi'nin 211. sayısında yayınladığı "Tahsilli Cehaletin Cinneti" başlıklı bu yazısı Orhan Pamuk etrafından dönen milliyetçilik tartışmalarına yönelik bir cevap olsa da, burada bazı terimlerin yerine bugün yaşadığımız Mimarlar Odası seçimleri sürecinde duymakta olduğumuz bazı terimleri yerleştirsek (AKP'li olmak, rantçı olmak, demokrat olmamak...siz çoğaltabilirsiniz) de bu metin anlamından pek de fazla bir şey kaybetmiyor. Çok ilginç değil midir ki, artık yeni muhafazakarlığın hangi taraftan karşımıza çıkacağını kestiremiyorsunuz. Tanıl Bora'nın bu metnindeki ilk iki paragrafını bu yüzden beni son günlerde çok şaşırtan Behiç Ak'a ve hiç şaşırtmayan Mimarlar Odası'nın mevcut yönetimine adamak istiyorum:

    "OKUR-YAZARLARIN FANATİZMİ
    Konu her ne olursa olsun, burada aynı zihniyet kalıbının, aynı söylemin işlediğini görüyoruz. Bulunabilecek en ileri mantık bağıntısı, komplo teoremleridir. Hedef alınan şahsiyet veya şahsiyetlerin ‘objektif’ hıyanetini, -mümkünse Kürtlük, Ermenilik, Sabetaycılık türü bir soy-sop ‘bozukluğu’ veya bir “dış mihrakla” (Amerika-Avrupa) bağı üzerinden-, ifşâ etmekten öte bir ‘argümantasyona’ ihtiyaç duyulmuyor. Herhangi bir konunun kendi bağlamı, kendi nesnelliği içinde mütalaa edilmesinin yolu baştan kapanıyor böylece. Ufûnet yüklü bir söylem bu aynı zamanda. Komplo teoremlerinin hiçbir şeyi açıkta bırakmayan kahredici kurgusu altında her türlü öznellik ve ‘yapıcılık’ ihtimalini peşinen iptal eden, ‘irade-i cüz’ü hiçleştiren bakış açısı, muazzam bir acz duygusu, ona bağlı olarak da muazzam hınç ve negatif enerji üretiyor. Bu söylem, hamâsî bir dille bütünleniyor. Savlar değil, menşei belirsiz birtakım anekdotlar veya kudsî sayılan kişilerden (başta Atatürk) alıntılar konuşuyor. Uğur Mumcu’nun ünlü “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” tarifini de aşan bir durum bu: İyi kötü bir “fikir” sahibi olmadan, kanaat ve tavır sahibi olanlar konuşuyor! İçeriklerden önce, bilgiyle, fikirle ve sözle kurulan ilişkide faşizan bir tutum hüküm sürüyor. Daha fiyakalı hamâset yapmanın, daha ağır konuşmanın cezbesi, fanatizmi teşvik ediyor. Bilhassa sanal âlemin yalan yanlış anekdotları, sözümona parlak habis lâfları çoğaltmaya elveren yayılma hızı ve yüz yüze iletişimin sağlayabileceği empati ihtimalini yok eden kışkırtıcılığıyla, bu fanatizm narsistik bir yankıyla pervasızlaşıyor.
    Burada dikkat edilecek olan, sadece milliyetçi&ulusalcı partilerin, yayınların, çevrelerin, kanaat önderlerinin ‘örgütlü’ tepkileri değil. Bu çevrelere angaje olanların dışında, böylesi tepkileri kendi ilişki ağları içinde -çoğunlukla internet üzerinden- dolaşıma sokmayı refleks haline getirmiş ‘münferit’ kişilerden oluşan genişçe bir ‘taban’ var… Temel vasıflarından birisi okur-yazarlık olan bir toplumsal taban bu. Okuma-yazmayla ilişkileri, ortalama “Türk insanı”ndan, “halkımız” diye anılan insanlardan biraz daha ileri.1 Söz konusu tepkilerin, -az evvel değindik-, ayrıcalıklı mecrasının internet ve elektronik posta zincirleri olmasından da çıkarsayabilirsiniz bunu. Bilgisayara âşinâlığı olan, elektronik posta yazıp yollayabilen birileri söz konusu olduğuna göre, umumiyetle ‘orta sınıf’ mensuplarından müteşekkil bir toplumsal profille karşı karşıyayız. “Elit” okulların, üniversite üyelerinin, tahsilli meslek erbâbının oluşturduğu elektronik posta gruplarının mensuplarının sürekli tecrübe ettiği gibi, en azından kültürel sermayeye temellük itibarıyla üst-orta sınıf olarak konumlandırılabilecek kesimler de, milliyetçi&ulusalcı reaksiyonun etki alanında bulunuyorlar. Tahsilli meslek erbâbının korporasyon örgütlerinde son yıllarda yaşanan iklim değişikliği de, -son olarak geçen ay yapılan büyük baro seçimlerinde milliyetçi&ulusalcı grupların kazandığı ağırlık-, buna delâlet ediyor. Bu okumuş-yazmış zümrelerdeki fanatizm ve medeniyetsizleşme, had safhadadır. Herhangi bir konuyu sükûnetle ve aklî savlara dayanarak tartışma girişiminin, Mustafa Kemal’den bir alıntı, bir Çanakkale anekdotu veya içinde “hain”, “aymaz”, “satılmış” kelimelerinden en az birisi geçen hamâsî efelenmelerle püskürtülme ihtimalinin bu tahsilli, ‘elit’ muhitlerde bilhassa yüksek olduğuna tanıklık edebilecek çok insan var!"...

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Konunun Etiketleri

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •