7 sonuçtan 1 ila 7 arası gösteriliyor.

Konu: Kentleşme Şurası

  1. #1

    Kentleşme Şurası

    Mimar,yalnız işverene veya belediye mevzuatına değil,kendi sanatına,insana,çevresine,dünyaya ve dünyanın yaratıcısına karşı da sorumludur. T.CANSEVER

  2. #2
    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Kentleşme Şurası Konuşması:
    “İNSANCA YAŞAYABİLMEK İÇİN DÜZGÜN KENTLEŞMEDEN BAŞKA ALTERNATİFİMİZ YOKTUR”
    Bayındırlık ve İskân Bakanlığımızca hazırlanan “Kentleşme Şûrası”na katılmaktan ve sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerime başlamadan önce Sayın Bakan’ıma başarılar diliyorum, emeği geçen herkese de teşekkür ediyorum.
    Bugün doğrusu bu toplantıya katılmayı özellikle istedim. Şunun için istedim ki; kentleşme, kentler ve şehirler, aslında büyük bir vizyon istiyor ve çok önemli bir mesele. Bu konuyla ilgili düşüncelerimi, fikirlerimi sizlerle paylaşmak istedim ve inanıyorum ki bu toplantıda tartışılacak konular, Türkiye’nin şehirlerinin daha güzelleşmesine, daha iyi bir şekilde gelişmesine katkı sağlayacaktır.
    “ŞÛRA BÜYÜK BİR EMEKLE HAZIRLANMIŞTIR”
    Değerli katılımcılar, uzun zaman sürecinde kolektif emek ve katılımın ürünü olarak meydana gelen şehirler, kasaba ve köylere göre nüfusun daha fazla yaşadığı kalabalık yerleşim birimleridir. Sayısız faaliyetin yürütüldüğü ve sınırsız ihtiyaçların karşılandığı şehirlerde, ekonomik faaliyetler, ağırlıklı olarak ticaret, sanayi ve hizmet sektörlerinden oluşmaktadır; bu hepimizin malumudur. İnsanları yönetme ve toplumun düzenini sağlama düşüncesi şehirlerde doğmuştur. Şehirlerde kamu otoritesi daha güçlüdür. Bu otoritenin hukuka dayalı düzenlemeleri ile eğitim seviyesi yükselir, insanların bilgi ve becerisi gelişir, mal ve hizmetler çoğalır ve daha kaliteli hale gelirler. Bu nedenle tarihin en köklü ve uzun ömürlü kültür ve medeniyetleri, daima şehirlerde doğmuştur. Tüm medeniyetlerde şehirleşme, ticaret, imalat ve eğitimi örgütleyen medeniyetlerin öncülüğünde kurulmuştur.
    “ŞEHİRLER DEĞİŞİR, YENİLENİR…”
    Kıymetli misafirler; şehirler sürekli olarak değişen, canlı mekânlardır. Toplumsal hayat ve ihtiyaçlar değişince, şehrin fiziki yapısı da değişir, şehirleri zaman aşındırır. İstilacılar, yakar, yıkar, harabeye çevirir. Tüm bu tahribata karşı direnen, kendini onaran ve değişme ihtiyacını karşılayacak biçimde yenilenen şehirlerde, ayakta durmayı becerirler.
    Şehirler her dönemde değişmiştir, ancak en köklü değişim sanayileşme ile meydana gelmiştir. Gelişmiş batı ülkelerinde, tarımsal üretimde makinenin kullanılmaya başlamasıyla boşta kalan topraksız köylüler, geçinecekleri bir iş bulma umudu ile kitleler halinde sanayi kentlerine göç etmişlerdir. Artan üretim kapasitesinin ve kırsal alandan gelen nüfusun baskısı ile demiryolları yapılmış, limanlar genişletilmiş ve şehirlerin bütün altyapısı yavaş yavaş oluşturulmuştur. Bu şehirlerin etrafına da, tabi, sanayiler yerleşmeye başlamıştır.
    Hızlı göçün baskısı altına giren erken dönem sanayi şehirlerinde, kentsel ihtiyaçların karşılanmasında büyük sıkıntılar yaşanmıştır. Ancak sanayileşme hızı, artan nüfusa iş temin edecek seviyeye gelince, sorunların çözümü de kolaylaştırmıştır.
    Bunları şunun için söylüyorum; dünyanın her tarafında olan şeyler, nihayetinde bizim ülkemizde de olmaya başlamıştır ama geç başlamıştır. Ama ülkemizde ise, hızlı göçün baskısı altında kalan şehirlerimizde, artan nüfus için gerekli yatırımları yapmaya yeterli kaynak, maalesef vaktinde bulunamamıştır. Şehirlerde sanayileşme ve ekonomik büyüme hızı, nüfus artış hızından düşük olduğundan, şehirlere gelenlerden çoğu geçici işlerde veya seyyar satıcılık gibi etrafta gördüğümüz, kendilerine meşgaleler çıkararak, şehirlerde kendilerine yer bulmaya çalışmıştır birçok insanımız.
    Sanayileşme ve ekonomik büyüme hızını aşan şehirleşmenin doğurduğu işsizlik, konut ve altyapı yetersizliği, ülkemizde gecekondulaşma ve çarpık kentleşmenin temel kaynağını oluşturmuştur.
    “GECEKONDULAŞMA BİZİM EKONOMİK SOSYAL GERÇEĞİMİZ OLMUŞTUR”
    Şehre gelen nüfusu besleyecek iş, barınacak konut sağlanamayınca, diğer eski şehir dokuları yıkılıp yok edilmiş ya da tamamen sağlıksız ve kalitesiz yapılardan oluşan gecekondular oluşmuştur. Bir de, arsa üretimindeki yetersizliğimiz dikkate alındığında, gelen insanlar ya devletin arazilerini veyahut da vakıf arazilerini işgal edip oturmaktan başka bir alternatif de bulamamışlardır. Dolayısıyla şehrin çevresindeki kamu mülkleri yağmalanmış, taşkın dereler, dağlar, tepeler, vadiler imarsız ve altyapısız konutlarla dolmuştur. Bu karmaşa, şehirlerin fiziki dokuları ile beraber, sosyal ve kültürel yapılarını da değiştirmiştir.
    Yüzyılların birikimini yansıtan klasik şehir kültürü bozulmuş, fakat sanayi toplumunun gereği olan yeni bir şehir kültürü de maalesef oluşturulamamıştır. Geleneksel şehirlerin uzun tarihi geçmişlerinden süzülüp gelen, zengin bir kültürlerinin varlığı bir gerçektir. Şehrin meydanları, anıtları, şehrin sivil ve resmi yapıları ile halkın beslenme, eğlenme usulleri, bu kültürün izlerini taşır. Şüphesiz ki şehir, her şeyden önce, fizik kanunlarına uygun olarak yapılan cadde, meydan, park, bahçe, konut, mabet, okul, fabrika gibi maddi yapılardan meydana gelmektedir.
    “ŞEHİRLERİMİZDE KİMLİK SORUNU VARDIR”
    Ancak tüm maddi yapılar insan emeğinin ürünüdür ve insana hizmet eder. Şehrin hayatında sosyal ve kültürel faktörler, fizik kanunları kadar önemlidir ve her şehrin bir öz kimliğini yansıtan bir yerel kültürü de vardır. Mardin’den Urfa’ya, Muğla’dan Kayseri’ye kadar her şehrin bir öz kimliği oluşmuştur.
    Değerli misafirler,
    Bu kültürden ve çevreden kopuk, onu hesaba katmadan meydana getirilen maddi yapılar, şehrin kimliğine de katkı sağlamamaktadır.
    Şehirlerin, kentlerin; farklı dönemlerde yapılan, değişik üslup ve karakterlerini yansıtan, fiziki yapısının zaman içinde genel kanaate dönüşen bir algılama biçimi ve kimliği vardır. Şehirlerin kimliği kısa dönemde ve kolayca oluşmadığı gibi, ayrıntıya yönelik düzenlemelerde kolay kolay değişmez.
    Şehirlerde her şey, çevresiyle ve kendisini oluşturan olaylar zinciri ile de ilintili olarak gelişmektedir. Bu nedenle de kent kimliğinin oluşmasında, tarihi yapıların ve bu yapıların geçmişten günümüze taşıdığı hatıraların önemi çok büyüktür. Aynı şekilde bulvarların, kalelerin… bir bulvar oluşurken, en az 50-100 sene geçmektedir. Şehrin destanı, tarihi, bu bulvarlar etrafında, kaleler etrafında oluşmaktadır.
    Dolayısıyla bütün bunlar bir kez bozulunca, yerine yenisini ikame etmezseniz, ortaya çok rahatsız edici bir unsur çıkar. Uzun geçmişleri olan en önemli şehirlerin en önemli kültürel zenginliği, tarihi yapılardır. Benzer malzemeler kullanılarak, benzer mekânların oluşturulduğu modern şehirlerde, tarihi yapılar, en önemli kimlik ve imaj unsurudur. Bu nedenle şehirdeki eski eserlerin korunması, yeni yapılarında bunlara uyumlu karakter ve ölçekte olması çok önemli bir şarttır. Modern şehirlerde bu yapılar arka plana itilirse, geride trafik karmaşası, kalabalık insan görüntüsü, çevre kirliliği, tabiat ile insanın arasını açan, ruh sağlığını bozucu beton ve demir yığınlarından başka bir şey kalmamaktadır.
    “TARİHİ ÇEVRELER YAŞATILIRSA KORUNABİLİR”
    Tarihi yapıları, aslına sadık kalınarak korumak çok pahalı ve zor bir iş olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak eski yapılar, hem mümkün olduğunca asilliyetini korur, hem de güncel bir hizmetin yürütülmesinde kullanılırsa maliyet düşebilir. Unutmayalım ki, binalar nefes alıp vermekte, bunu en iyi sizler bilmektesiniz. Çünkü burada gördüğüm, hep bu işlerin uzmanları, değerli mühendisler, mimarlar, değerli kültür adamları hep buradalar. Binalarda insanlar gibi yaşamakta ve nefes aldıkça ayakta durabilmektedir. Biz eski binaları kullanıma açtığımızda, onların bir tarafta ömrünü uzatmaktayız, bir taraftan faydalanmakta ve o şehrin kültürünü, zenginliğini en iyi şekilde yansıtabilmekteyiz.
    Tarihi yapılarımızın korunmasında, sıkıntılarımızın olduğu kuşkusuzdur. Ancak Türk şehirciliğinin esas sorunu, -ki değerli katılımcılar; esas bunları söylemek için aranızdayım, esas sorunun son 50-60 yıl içerinde ortaya çıktığının kanaatindeyim -tarihi yapılardan çok, yeni kurulan yapılardaki çarpık yapılaşmalardır. Anadolu’nun 4000 yıllık zengin yapı kültüründen, modern inşaat ve bilgilerden nasibini almayan bu çirkin yapılar, şehirlerimizde temizlenmesi maliyet olan çevre ve görüntü kirliliği oluşturmaktadır. Büyükşehirlerimize baktığınızda, İstanbul veya Ankara’ya bakıp, bunların hepsi son 20 – 30 – 40 yılın ürünleridir.
    Beğenmediğimiz yapılaşmalar, beğenmediğimiz yerleşim yerleri. Bu yapılaşmalar, hepsi yenidir ve bu şehirlerimizin hepsinde çok güzel tarih vardır, hepsinde çok güzel mimari vardır, çok güzel taş binalar vardır.
    “GEÇMİŞLE VE MODERN YAŞAMLA BAĞLANTISI OLMAYAN YAPILAŞMA BÜYÜK SORUNDUR”
    Sanki bunlardan bihabermiş gibi, sanki bunların önünden hiç geçmemiş gibi, sanki bunları hiç görmemiş gibi veyahut da modern bilginin, teknolojinin ürünlerinden hiç nasibimizi almamış gibi, maalesef çok çirkin bir yapılaşma ortaya çıkmıştır.
    Şimdi bunları temizlemenin getirdiği maliyeti düşündüğümüzde, doğrusu nasıl bir israf kaybının ortaya çıktığı görülmektedir, onun için; bir şey yapılırken, muhakkak iyi yapılması gerekir, bir şey yapılırken gerçekten kalıcı örnek olması gerekmektedir. Tarihi eserler dediğimizde, bakıyorum; aslında bunların büyük bir kısmı kamu eserleri, yani köprüler, hastaneler, saraylar, medreseler, kütüphaneler, okullar… bunlar hep kamu eserleri. Bir de bugün yaptığımız kamu binalarına bakın, son 30 – 40 sene içerinde yaptığımız kamu binalarına bakın; sağlamlığını bir yana bıraktık, şekil olarak, görüntü olarak, kullanım olarak, doğa ve insanla barışıklık açısından baktığımızda, doğrusu çok övüneceğimiz bir manzaranın olmadığı da ortaya çıkmaktadır.
    Çoğu şehirlerimizde malzemeleri israf edilerek, planlı arsalar üzerinde bile, mimari niteliklerden yoksun, çirkin ve kalitesiz binalar yapılmaktadır. Birbirinin içine bakan, havasını, güneşini ve görüntüsünü kesen, yaşlıları, kadınları, çocukları düşünmeyen evlerden oluşan semtler, Büyükşehirlerimizin uzun dönemlerde oluşan imajını maalesef bozmaktadır.
    Şimdi, nüfusumuzun %8’i engelli, bu bir gerçek. E yollarımıza ve kaldırımlarımıza baktığımızda, kamu binalarımızın imkânlarına baktığımızda, bu konulara ne kadar ihmalkâr davrandığımız da, yine maalesef ortaya çıkmaktadır ve birçok binalar biraz evvel söylediğim gibi, yine imarlı alanlarda yapılmaktadır. Artık imarsız alanlardan (vakıf kamu alanlarında, bir gecede yapılanlardan vazgeçtik) imarlı alanlarda yapılanlardan bahsediyorum, hatta çok büyük caddelerin, büyük bulvarların üzerinde yapılan binalardan bahsediyorum.
    O bakımdan bugün buraya gelip, siz değerli uzmanların ve siz değerli, bu işten sorumlu mühendislerimizin, mimarların, üniversite hocalarımızın ve tabi ki yönetici durumunda olan bakanlığımızın, hepsinin dikkatini çekmek isterim.
    “KÖTÜ VE KALİTESİZ YAPILAŞMA ÇARPIK KENTLEŞMEYİ DOĞURMUŞTUR”
    Ülkemizdeki çarpık kentleşmenin ve kalitesiz yapılaşmanın neden olduğu tüm sorunları sıralayarak, toplantının başında da, tabi hepinizin canını da sıkmak istemiyorum, ama bunları da sizlerle konuşmayı bir görev gördüm ve doğrusu bu toplantıyı bir fırsat olarak da değerlendiğim için bunları söylüyorum. Ancak konunun önemi bakımından, birkaç noktaya daha temas etmek istiyorum. Yeni kurulan semtlerdeki, villalar ve ikincil konutlar, yalancı kubbeleri, fonksiyonsuz kemerleri ile sanki başka bir dünyadan gelen gök cisimleri gibi yabancı durmaktadır. Bodrum’a, Marmaris’e, Ege kıyılarına bakarsanız, bunların birçok örneğini hepimiz göreceğiz.
    Eski sayfiye ve bağ evlerimiz, ne kadar sıcak ve insana ne kadar yakınsa, bağı bahçeyi, çiçeği ve çimeni gölgesinde bırakan bu beton yığınları; bir o kadar insandan uzak ve çevreye yabancı durmaktadır.
    “KAMUSAL ALANLAR ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK ALANLARIDIR”
    Büyükşehirlerin önemli özelliklerinden biri de, özel olarak düzenlenen meydanlardır. Meydanlar, üzerinde yapılar bulunmayan, rasgele boşluklarda değildir malumunuz olduğu üzere. Şehirlerin merkezi bölgelerinde bulunan meydanlar, müşterek buluşma, toplaşma yerleridir de. Genellikle şehrin kimliğini oluşturan yapılarla çevrili meydanlarda ki topluma açık yerlerde hem şehriler ve dışardan gelenler buluşur, görüşür ve şehrin özgür havasını hep birlikte yaşarlar. Ne var ki, bugün şehirlerimizdeki meydanlar, tamamen insanlardan arınmış durumdadır. Başkent Ankara’dan İstanbul’a kadar bakarsanız, Kızılay’dan Ulus’a, Taksim’den Beşiktaş… aklınıza gelen bütün meydanları gözden geçirirseniz, sadece trafik karmaşasından ve gürültüden başka maalesef bir şey kalmamıştır.
    Değerli konuklar, değerli misafirler;
    Şehirlerdeki yoğun nüfus ve ağır trafik, her türlü ulaşımı tıkamakta, yollar, caddeler, parklar ve kaldırımlar otopark olarak kullanılmaktadır. Şehir mekânlarının kullanımındaki bu hoyratlık ve saygı eksikliği -ki altını da çizerek söylüyorum, gerçekten bu aslında bir saygısızlık olmuş oluyor- kalabalık şehir merkezlerini güvensiz ve korkulur mekanlar haline getirmektedir. Sosyal kontrolün zayıfladığı şehirlerin, geniş ve güzel kaldırımlarında, emin adımlarla yürümek de, gün geçtikçe artık zorlaşmaktadır.
    Fiziki altyapısını tamamlama mücadelesi veren şehir yöneticilerimiz, daha düzenli ve kaliteli şehirler kuramazlar ise, ortaya çıkan sosyal altyapı eksikliğinin tamamlanması, tabiî ki daha yüksek maliyetler alacaktır. Şehirlerimizde, insan ve tabiat arasında kopma noktasına gelen bu bağı, yeniden kuracak olan, sadece kent yöneticileri, mimarlar ve şehir plancıları da değildir. Şehirlerin geleceği, hem şehirlerinin geleceği kendi tarihsel ve toplumsal dinamikleri ile üretecekleri şehir kültürüne de bağlıdır. Yöneticilerin gözden kaçırdığı hatta gizlediği gerçeği bile ancak şehrin gerçek sahibi olan hem şehriler görebilirler ve şehirlerine sahip çıkabilirler. Yöneticiler, şehir plancıları ve mimarlarda, hemşehrilerinin bu yöndeki duygu ve düşüncelerini dikkate alarak, şehir sorunlarına yaklaşırlarsa, şehir ve insan arasındaki duygusal bağlar yeniden kurulabilir.
    “ŞÛRANIN SONUÇLARI UYGULANMALIDIR”
    Değerli konuklar, konuşmamı bitirmeden önce, bir kez daha hepinize şunu hatırlatmak istiyorum; mademki uzmanlar hep bir araya geldiniz, mademki günlerce çalışıldı, mademki yüzlerce, binlerce tebliğler sunuldu ve bütün bunlar değerlendirildi, o zaman bunların neticelerini artık hep beraber alma zamanı gelmiştir.
    Bununla ilgili yasal düzenlemeler gerekiyorsa, bunların süratli bir şekilde meclisten geçmesi gerekir. Eğer bunlarla ilgili önemli kararlar alınacaksa, bunların alınması gerekir. Artık Türkiye, ekonomik olarak da büyük gücü olan, yeteri kadar vizyona sahip uzmanları olan değerli bir ülkedir. Onun için bundan sonra, bu olumsuzluklara el koymak gerekir. Burada alacağınız kararlar ile bunlara uygulamaya geçireceğinizden eminim. Çünkü olumsuzluklar devam ederse, bunlar bir birikim oluşturmakta ve bunları temizlemekte imkansız hale gelmektedir. Onun için hep beraber, kentlerimize yeni bir şekil verirken, hoşumuza gitmeyen, demin bahsettiğim çarpıklıkları temizlerken, yeni oluşan kentleri veya da şehirlerimiz büyüyüp gelişirken, onların artık doğru istikamette gelişmesini, ileride temizleyeceğimiz yeni maliyetler yüklememek de hepimizin görevidir.
    Şunu da söylemek isterim ki, bir arada insanca yaşayabilmek için, şehirden kentten başka da alternatif yoktur. Bazen köylere çekilmek, dağlara çekilmek, deniz kıyılarına çekilmek istenebilir, bunlar geçicidir ama. Şehirde yaşamaktan başka bir çaremiz de yoktur. Onun için şehirlere hep beraber sahip çıkmamız gerekir. Şehirlerimize sahip çıkabilmek içinde, onun havasını, suyunu, yolunu, kaldırımını, binasını, tarihini hep beraber sahiplenmemiz gerekir ve onun en iyi şekilde büyümesine ve gelişmesine de yön vermemiz gerekir.
    Bu Şura’nın böyle bir bilinci oluşturacağına, böyle bir şuurlanmayı oluşturacağına eminim. Onun için emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bu toplantıları organize eden Bakanlığı yine tebrik ediyorum ve hepinize de başarılar diliyorum.

    Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı

    Yayına hazırlayan: Emine KILIÇ / mimdap
    Mimar,yalnız işverene veya belediye mevzuatına değil,kendi sanatına,insana,çevresine,dünyaya ve dünyanın yaratıcısına karşı da sorumludur. T.CANSEVER

  3. #3
    Kentleşme Şurası Sonuç Bildirgesi
    Eklenmiş İmajlar Eklenmiş İmajlar
    .......__...Murat Çağıl
    /\/\/`|....Kamu yapıları yarışmayla projelendirilmeli.

  4. #4
    .......__...Murat Çağıl
    /\/\/`|....Kamu yapıları yarışmayla projelendirilmeli.

  5. #5
    Mehmet Tunçer
    BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI / KENTLEŞME ŞURASI 2009
    KENTSEL MİRAS, MEKÂN KALİTESİ ve KENTSEL TASARIM KOMİSYONU İÇİN HAZIRLANAN RAPOR

    Doç. Dr. Mehmet TUNÇER
    Abant İzzet Baysal Üniversitesi - Mühendislik Mimarlık Fakültesi - Mimarlık Bölümü Başkanı

    I.KENTSEL TASARIMIN PLANLAMA VE UYGULAMADA ETKİN OLARAK YER ALMASINA YÖNELİK ÖNERİLER
    Kentsel tasarım; ülkemizde niteliği, kapsamı, disiplinler arası konumu henüz yasal olarak da tam belirlenmemiş bir kavramdır. Ancak, giderek yerel yönetimlerin çeşitli kentsel sorunların çözümünde kullandıkları bir araç olmaya başlamıştır.
    • Bu hali ile kentsel tasarım ve uygulamaları kentin her yöresine eğilen, her sorunu içeren, tasarımsal bir süreçten yoksun olarak, genellikle birbirinde kopuk ve habersiz olarak yapılan uygulamalardır. Kentsel ölçekte yaşamsal sorunların etkin olarak çözümü için bir ?Eylem Planlaması? yöntemi olarak görülmektedir. Bütüncül ve makro kararların yönlendirdiği bir büyük programın parçası olarak etaplar halinde geliştirilmesi gereklidir.
    • Metropoliten kent ölçeğinde büyükşehir belediyeleri, kent ölçeğinde ise belediyelerin teknik ve parasal olarak güçlenmeleri ve politikadan olabildiğince arındırılmaları gereklidir. Bu nedenle genel bütçeden alınan payların arttırılması, kentsel rantları denetleyici ve onlardan pay alıcı bir sistem geliştirilmelidir.
    • Yatayda alınan ?Düzenleme ortaklık Payı? nın arttırılması, dikeyde planlar ile getirilen rantlardan pay alabilecek bir yasal düzenleme getirilmelidir. Makro planların yapılması tek bir otorite eliyle olmalı ve gelecekteki kentsel gelişmeden etkilenecek tüm ilçe, belde, köyleri içermelidir.
    • ?Kentsel Bölge/Alt bölge Planları? tüm kamu kurum/kuruluşlar ile yerel aktörlerin katılımı ile hazırlanmalıdır. Nazım Planlar ?Yapısal Plan? niteliğinde hazırlanmalı ve sürekli değişikliklerle niteliğini yitirmesi engellenmelidir.
    • Yerel yönetimlerin ?KENT POLİTİKALARI? nı geliştirerek bunları sürekli olarak izlemeleri gereklidir.

    I.2. GELECEKTE YAŞANABİLİR YAŞAM ÇEVRELERİ TASARIMI İÇİN : KENTSEL TASARIM
    Kentsel tasarım, güncel ve ivedi sorunların çözümü için önemli bir araçtır. ?Kentsel Tasarım?; temelde ?Yaşanabilir/güvenli/sağlıklı kentleri ? hedef almalıdır. Kentsel tasarım eylemi aslında planlama kararlarının uygulamaya geçirilmesidir.Yerel yönetimlerde parasal ve teknik olarak güçlü, yetkili ve geniş açılım içinde konuları ele alabilen birimlere gereksinim vardır. Bunlar ?KENTSEL TASARIM? müdürlükleri olabilir.
    2. Bu birimler, Makro Planların önderliğinde değişik kentsel sektörlerde (ulaşım, çevre, kültürel çevre, çalışma/barınma vb) farklı ve entegre tasarımlar üretmelidirler.
    3. Bu birimlerin teknik ve parasal olarak özerk olmaları, doğrudan başkanlık makamına bağlı olmaları gereklidir.

    4. Kentsel tasarımın disiplinler arası niteliği göz önünde bulundurularak bu birimlerde farklı disiplinler görev almalıdır.
    5. Planlama sürecinin her aşamasında kentsel tasarımın gerekliliğinden söz edilmelidir. Planlar ?KENTSEL TASARIM ÖZEL PROJE ALANLARI? nı da içerecek şekilde ?Eylem Planları? seklinde hazırlanmalıdır.
    7. ?1/1000 ölçekli çerçeve plan? doğrultusunda alt ölçeklerde (1/500?1/1) kentsel tasarım, peyzaj, kent mobilyası ve altyapı (vd) projeleri hazırlanmalıdır. Tasarımın uygulanmasında uygulamadan etkilenenlerin tasarıma ve uygulamaya katılımı sağlanmalıdır.
    9. Yerel yönetimlerin özgün niteliği olan alanlarda, kent kimliğini ve kentlilik bilincini oluşturacak ve diğer projelere ivme kazandıracak uygulamalara öncülük etmeleri gereklidir.
    10. Merkezi Yönetimlerin, yerel yönetimlere parasal ve teknik destek ve uluslararası kredi olanaklarının sağlanması önem taşımaktadır.

    11. Önemli noktalarda merkezi yönetim yerel birimler oluşturarak teknik ve parasal destekte bulunabilir.

    II. KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASINA YÖNELİK ÖNERİLER
    Türkiye, binlerce yıllık bir geçmişe dayanan zengin uygarlıkların yaşadığı bir ülke olarak insanlığın kültürel mirasının korunması konusunda evrensel sorumlulukları yüksek olan ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye?de günümüze kadar sürdürülen tarihsel ve kültürel çevre koruma politikalarının başarılı olduğunu söylemek olası değildir. Özellikle 1950 sonrası yaşanan kırsal alandan kentlere yaşanan göç ve hızlı kentleşme, 1980 sonrası ikinci konut ve turizm amaçlı kıyı yağması ile 1990 sonrası Doğu ve Güney - Doğu Anadolu Bölgesinden güvenlik ve ekonomik nedenlerle göç olgusu, kentlerin yüzlerce yılda oluşmuş tarihsel çevrelerini yok etmiş ve dengelerini alt üst etmiştir. Kentlerin önce varoşlarında başlayan yasal olmayan yapılaşma (gecekondu), giderek imar aflarıyla kentleri bir kanser gibi sarmış ve günümüzdeki başlıca kentsel sorunlardan biri haline gelmiştir.

    II.1. Arkeolojik Sit Alanlarındaki Sorunlar ve Çözüm Önerileri
    Arkeolojik sit alanlarında sınırlar belirsizdir ve sürekli değişkenlik göstermektedir, Koruma kurulu kararlarıyla I., II. ve III. Derece Arkeolojik sit alanları arasında kaydırmalar ve değiştirmeler yapılmakta, bu da kişiler arasında bu kararların değişebilir olduğu düşüncesini getirmektedir. Bu nedenle, bilimsel çalışmalara dayalı sınır saptamalarının bir kez yapılması, yeni bilgi ve belgelere, buluntulara dayalı olmadan bu sınırlarda değişiklik yapılmaması gereklidir,
    Arkeolojik sit alanlarının bazılarında çevre denetimi tam değildir, girişler kontrol altına alınmamıştır ve tam bir başıbozukluk hakimdir, bu durum da kaçak kazıları ve eski eser hırsızlıklarına yol açmaktadır. Arkeolojik sit alanlarının ve ören yerlerinin, höyük ve tümülüslerin çevre denetiminin sağlanması, çit ile çevrilmesi ve önemli olanlarına bekçi denetimi getirilmesi gereklidir.
    Arkeolojik alanların korunmasına yönelik planlama çalışmaları ya yetersizdir, ya da hiç yoktur. Bergama, Perge, Pamukkale, Efes, Patara vb antik kentlerin korunmasına yönelik koruma amaçlı planlama çalışmaları ancak son yıllarda gündeme gelebilmiştir. Bu planlama çalışmalarının bir an önce tamamlanması, politik ve kurumlar arası çekişmelerin bir tarafa bırakılarak bilimsel çalışmalarla planlama ve projelendirmelerin yapılması gerekmektedir. Ülke genelinde önceliklerin saptanması ve buna göre planlama ve yatırımların yönlendirilmesi gerekmektedir.
    Yerel yönetimlere bırakılmış kontrol ve koruma mekanizmaları parasal ve teknik olanaksızlıklar nedeniyle yetersizdir, Kültür Bakanlığı yeterli denetimi yapamamakta ve yeterli desteği sağlayamamaktadır. Merkezden tüm alanların denetimi, bakımı ve onarımı olanaksızdır. Bu nedenle, önemli alanlarda yerel bürolar oluşturulması, teknik ve parasal olanaklarla donatılacak bu büroların etkin planlama, projelendirme ve uygulama yapmasının sağlanması gereklidir.
    Arkeolojik alanlara ve ören yerlerine giriş düzenlemeleri, tur güzergahı düzenlemeleri, dinlenme ve servis noktaları düzenlemeleri genellikle çok yetersiz, ilkel ve bilimsellikten uzaktır. Turizme açılan birçok ören yerinde bu yetersizlikler gözlenmektedir. Bu nedenle, öncelikle tip projelerle (wc, giriş yeri, dinlenme noktası, hediyelik eşya satış üniteleri vb), daha sonra da yöreye özgü mimari tasarımlarla uygulamaya girecek tasarımlar elde edilmelidir. Bu tasarımlar için yarışmalar yolu ile proje elde edilmesi de önemli sonuçlar verebilecektir.
    Kaçak kazıların önlenmesi, yurt dışına kaçırılan eski eserlerin geri getirilmesi, kazıların denetimi ve bulunan eserlerin sergilenmesi her biri başlı başına zorlu ve uğraş gerektiren konulardır. Var olan müzelerin geliştirilmesi, antik kentlerin açık hava müzeleri olarak sergilenmesine yönelik çalışmalar Kültür Bakanlığı ile Turizm Bakanlığının ortaklaşa çalışmalarını gerektiren konulardır. Bu çalışmanın kısıtlı süresi içinde bu ve benzeri konulara daha fazla değinilememiştir.

    II.2. Kentsel Sit Alanlarındaki Sorunlar ve Çözüm Önerileri
    Arkeolojik sit alanlarında gözlenen, sınır değişmeleri, tescile alınma/tescilden düşme, plansızlık, denetimsizlik vb sorunlara kentsel sit alanlarında da rastlanmaktadır.
    Bütün bunların yanı sıra; ülkemizdeki hızlı nüfus artışı ve kentleşme, kırdan kente göç olgusu, kentlerin plansız büyümesi, arsa spekülasyonu kentin korunması gerekli konut dokusu üzerinde büyük ölçüde olumsuz etkiler yapmaktadır. Kent merkezlerinde yer alan tarihsel kent merkezleri ve geleneksel kent dokuları, kentin hızlı büyümesi, yoğunluk artışı ve çok katlı olarak yıkılıp yapılaşmalardan etkilenmekte, geleneksel kent dokuları tüm çabalara ve yasal sınırlamalara rağmen yer yer yok olmaktadır.
    Kentsel ölçekte (doku ölçeğinde) koruma olgusunun ülkemizde gecikerek ele alınması, İstanbul, Bursa, Edirne, İzmir, Kayseri gibi pek çok kentimizin pitoresk görünümlerini kaybetmesine neden olmuştur. Gecikerek de olsa 1980?lerden sonra korumaya yönelik planlama ve projelendirme çalışmaları yaygınlaşmıştır. Yetkilerin yerel yönetimlere verilmesi sonrasında ise bir çok yerel yönetim kendi kentlerine sahip çıkmaya başlamış, koruma amaçlı planlama çalışmalarına girişmişlerdir.
    Bu çalışmaların yeterli olduğunu söylemek olası değildir. Ancak, turizmin de etkisi ile belirli bir tarihi çevre bilincini oluştuğu söylenebilir. Kültür Bakanlığı?nın 1990?ların başından itibaren koruma amaçlı planlama çalışmalarını ihale yöntemi ile başlatması ne kadar gecikmiş olunduğunun bir göstergesidir. Önemli olan Koruma planı yapmak değil onun uygulanmasına yönelik bir takım organizasyonel ve parasal önlemleri almak ve uygulamaktır.
    Kültür Bakanlığı?nın sürekli değişken politik kararlara sürekli bağımlı bu günkü yapısı ile bunun olabileceğini düşünmek pek olası değildir. Ne yazık ki, Koruma Kurul üyelerini görevden alarak, başka yerlere sürerek ya da sürekli olarak yerlerine ?Bilimsel Koruma? konusunda bilgisiz ve uzmanlaşmamış kişileri atayarak oluşturulmakta olan bir ?KAOS? ortamında, yakıp yıkmak isteyenleri, spekülatörleri koruyan kararların yaygınlaştığı gözlenmektedir.
    ?Sürdürülebilir Koruma Politikaları? olarak nitelendirebilecek aşağıdaki önerilerimi görüşünüze sunuyorum:

    • Tarihsel çevreler, geleneksel konut dokuları, ?Sürdürülebilir Kalkınma? kavramı doğrultusunda sadece kültürel varlıklarımız olarak değil, birer konut stoğu olarak görülmeli ve değerlendirilmelidir. Bu doğrultuda, sadece koruma değil, sağlıklaştırma ve yenilemeyi de içeren planlama ve projelendirme çalışmaları yapılmalıdır.
    • Kültür ve Turizm Bakanlığı?nın günümüzdeki, bürokratik, ağır işleyen, teknik olarak zayıf niteliği iyileştirilmelidir. Politikalara (Bakan?a, Müsteşar?a ya da Genel Müdür?e) göre günden güne değişen politikalar yerine uzun vadeli, ülke kaynaklarını ve önceliklerine göre saptanan politikalar oluşturulup uygulamaya konmalıdır. Kültür Bakanlığı?nın yerel birimleri olan Koruma Kurulları ve Büro Müdürlükleri günümüzdeki edilgen, hantal, sorunları çözemeyen, korumayı geciktiren yapılarından kurtarılarak, etkin, teknik ve parasal donanımlı, aktif mekanizmalar haline getirilmelidir.
    • Koruma konusunda yasalardaki ve örgütsel yapıdaki çok başlılık mutlaka önlenmelidir. Yetki ve sorumluluk dağılımı yeniden gözden geçirilerek tek bir ?Kent ve Çevre Koruma Yasası? oluşturulmalıdır.
    • Yerel Yönetimlere (Belediyeler) teknik ve parasal destek arttırılarak ve yaptıkları hizmetler denetlenerek yerinde koruma ve geliştirme politikaları uygulanmalıdır. KUDEB?ler bir an önce oluşturulmalı ve uygulamaları denetlemelidir.
    • Kültürel Mirasın (kentsel sit alanlarında) korunmasına yönelik en büyük tehdit 5366 Sayılı, ?Yıpranan Tarihi Ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun? ve uygulamalarından kaynaklanmaktadır. Bu yasa ile sit alanlarında yenileme ve dönüşüm projelerinin uygulanmasından vazgeçilmeli ve yasa yeniden ele alınarak ?Koruma Amaçlı? olarak düzenlenmelidir.
    • 5366 Sayılı Kanun 1. Madde, 1. Fıkrası'na göre, Kanun, "KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULLARINCA SİT ALANI OLARAK TESCİL VE İLAN EDİLEN BÖLGELER İLE BU BÖLGELERE AİT KORUMA ALANLARI'nda uygulanacaktı r.
    • 5366 Sayılı Kanun 2. Madde, 4. Fıkrası uyarınca Kanun, "KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULUNCA KARARA BAĞLANMASINI MÜTEAKİP" uygulamaya konacaktır.
    • 5366 Sayılı Kanun 3. Madde, 7. Fıkrası'na göre; "Yenileme Projeleri", 2863 SAYILI KANUN UYARINCA KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU TARAFINDAN ONAYLANIR.
    • 5366 Sayılı Kanun 7. Maddesi'ne göre; ULUSLAR ARASI HUKUKTAN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜKLER SAKLI KALACAKTIR.
    • 5366 Sayılı Kanun'un yukarıda sıralanan Maddelerinden anlaşılmaktadır ki; 5366 Sayılı Kanun, 2863 Sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda "Sit Alanı ve Koruma Alanı" olarak belirlenmiş kentsel alanlarda uygulanacaktı r. 5366 Sayılı Kanun 2863 Sayılı Kanun'un uygulamasını KALDIRMAMAKTA ve İSTİSNA GETİRMEMEKTEDİR.
    • Yörede yaşayan halkı tarihsel çevre konusunda bilgilendirmek ve bilinçlendirmek, onların koruma konusuna olumlu katkı ve katılımlarının sağlanması en önemli uygulama aracı olarak görülmektedir. Çocuk yaştan başlayarak ülkedeki kültür çeşitliliğinin ve kültür varlıklarının öğretilmesi, tanıtılması ve sevdirilmesi büyük önem taşımaktadır.
    • Sonuç olarak; ülkemizde binlerce yılda oluşmuş tarihsel ve kültürel varlıkların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda on yıllardır süregelen ihmal ve yağmanın sonucunda gelinen nokta bu varlıkları tümüyle olmasa bile büyük kısmını kaybetme noktasıdır. Buna önlem alması gerekli yerel ve merkezi yönetimin bugün bu konularda yetersizlikleri gözlenmektedir. Her aydına düşen çaba da kültürel ve tarihsel değerlerin korunması çabalarında aktif yer almaktır kanısındayım.


  6. #6
    Mehmet Tunçer
    İMAR VE İSKAN BAKANLIĞI ŞEHİRCİLİK ŞURASINA YOLLANACAK GÖRÜŞ

    Yerel yönetimlerin yerinde yönetim ilkesini daha çok benimseyip politik baskılarla bu işlevi güçlendirilmesi. merkezi, yönetimin bazı birimlerinin işlevlerini yitirmesine ve yeni işlevler yaratamayanların yok olmasına neden olur. Yakın tarih bunun somut örnekleriyle doludur.

    İmar ve İskan Bakanlığı yukarıda söz edilen durum nedeniyle işlevlerini büyük ölçüde yitirmiş durumdadır. Bu husus ?plan? kavramının ülkede de fazlaca sevilmemesi, hatta itici bulunmasından da kaynaklanmaktadır. Hatta ?plan? bir cezalandırma unsuru gibi bile algılanmaktadır.

    Yerel ve Merkez ayrılığı yerine yerel kadar güçlü merkez, ülke planlamanın başarısının artmasına yereller arası koordinasyonun kurulmasına, organizasyon ve denetim mekanizmalarının gerçekten işlemesine neden olacaktır.

    Bu bağlamda;

    Merkezi oluşturan İmar ve İskan Bakanlığı yeni işlevler yüklenmek zorundadır. Bunların başında eğitim ve bilgilendirme gelmektedir. Bakanlığın çok hızla bir tercümanlar kadrosunu oluşturarak güncel planlama ile ilgili tüm çalışmaları tercüme edip basması gerekir. Bir eğitimci olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirimki ?plancı? nosyonlu kişilerin %80?i özellikle yabancı literatürü dil bilmeme ya da diller bilememe nedeniyle takip edememektedir. Bakanlık zaten 1960?lı yıllarda böyle bir işlevi yüklenmiş, büyük bir başarıya ulaşmıştır. Bu sayede Bakanlık eğitme işlevine yeniden büyük bir katkıda bulunacaktır.

    Bakanlık ?plancı? kariyerli mimarların Mimar Odaları vasıtasıyla mesleki eğitim ve kalite kontrol işlemlerini yürütmeli planlamanın daha ehil ellerden çıkmasını sağlamalıdır.

    Bakanlık komisyonlar oluşturmalı ve komisyon kararları Bakanlar Kurulunda bile tartışılmadan doğrudan Başbakan onayı ile yürürlüğe sokulmalıdır.

    Yerelin hazırlayacağı ?Plan?, ?Yönetmelik? ve benzeri hususlar bu komisyonların tavsiye edici nitelikli onayından geçmelidir. Bu komisyonlar da; oda temsilcileri, üniversite temsilcileri, değişik namlı mimarlar ve bu konulara daha yatkın ve yetkin sanatkarlar görev almalıdır.

    ?Planlama? tek bir plancıya bırakılmayacak kadar ciddi bir boyuttur. Bugüne kadar plancı yönetimleri, yönetimler plancıyı suçlamışlardır. Ama zarar gören hep yerleşimler olmuştur. Nasıl adalette yerinde alınan mahkeme kararları merkezde onaylanmadan geçerli olmuyorsa ?planlar? dada bu tür bir yapılaşma Türk kentleri için bir ?yenilenme ?döneminin başlangıcı olacaktır.

    Bu arada ?Mimarlık? kavramının da sorgulanarak yeni açılımlara kavuşturulması ve yapılanmasının bu açılıma göre de gerçekleştirilmesi eğitsel yenilenmenin de başlangıcını oluşturacaktır.

    Komisyonlarda gerektiğinde yabancı plancı ya da sanatçılar sürekli ya da geçici yer alabilmelidir.

    Kentlerin tasarımı böyle bir yapılanmadan sonra çok farklı olacaktır.

    Sonuç olarak;
    İmar ve İskan Bakanlığı merkezde güçlü bir yapıda oluşturulmalıdır.
    Yerel mutlaka Merkezden onay almalıdır.
    Merkez yereli aydınlatmalı, eğitmeli, yönlendirmelidir.
    Merkez ulusal ve uluslar arası bağlantı organizasyonları ile ?planlama-tasarım? bütünlüğünü hep güncel ve gündemde tutmalıdır.
    Merkez asla yönetici olmamalıdır. Yönlendirici ve tavsiye edici bir yapıda çalışma gayreti göstermelidir.
    Sözün özü merkez ?IŞIK? olmalıdır



    Saygılarımızla


    Prof.Dr.Yalçın MEMLÜK Prof.Dr.Oğuz YILMAZ
    A.Ü.Ziraat Fakültesi A.Ü.Ziraat Fakültesi
    Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Başkanı

  7. #7
    Mehmet Tunçer
    Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından düzenlenmesine başlanılan "Kentleşme Şurası" ülkemizde kentleşme sorunlarının çeşitlenerek artış gösterdiği bu dönemde, sürdürülebilir kentleşme ve mekansal planlama politikası hazırlama, uyumlandırma ve kurumsallaştırma çalışmalarına hız verilmesini amaçlamaktadır.
    Komisyonlar temelinde çalışan Şura'nın çalışma takvimi:
    1. Toplantı 12.11.2008,
    2. Toplantı 01.12.2008,
    3. Toplantı 24.12.2008,
    4. Toplantı 26.01.2009,
    Değerlendirme Toplantısı 07-08.02.2009,
    Raporların Şura Sekreterliğine Teslimi 20.02.2009 ,
    biçiminde belirlenmiştir. Şura Genel Kurulunun 27-28-29-30.04.2009 tarihinde yapılması düşünülmektedir.
    Şura için 10 Çalışma Komisyonu oluşturulmuş ve komisyonların aşağıda sunulan taslak kapsamında çalışmalarda bulunması beklenildiği belirtilmiştir.
    1. Komisyon: Mekansal Planlama Sistemi ve Kurumsal Yapılanma
    - Kentsel ve Kırsal Alanlarda Yeni Planlama Anlayışı,
    - Ülke Mekan Stratejisi İhtiyacı,
    - Ülke Mekan Stratejisinden Kentsel Tasarıma Plan Kademelerinin İrdelenmesi,
    - Planların Kademeli Birlikteliği ve Plan Hiyerarşisinde Yeni Yaklaşımlar,
    - Yetki Karmaşası-Parçacı Planlama Mevzuatı,
    - İmar Planlama Yaklaşımının Doğurduğu Sonuçlar,
    - İdari Yetki Alanı ve Planlama Alan İkilemi,
    - Plan Uygulama Araçları ve Yeni Model Önerileri,
    - Planlamada Öz (Teknik) Denetim
    - Planlama ve Uygulamada Etkin İzleme ve Denetim Sistemi,
    - Kuramsal Yapılanma ve Yönetsel Düzenlemeler,
    - Planlama Aktörleri ve Kurumsallaşamayan Planlama Süreci,
    - Planlama Meslek Etiği ve Eğitimi,
    2. Komisyon: Kentsel Teknik Altyapı ve Ulaşım
    - Kentsel Teknik Altyapı Planlamasında Doğal Kaynakların Gözetilmesi,
    - Kentsel Teknik Altyapı Sistemlerinin, Yapılaşma ile Eşgüdümlü ve Bütüncül Planlanması,
    - Kentsel Teknik Altyapıya İlişkin Doğru ve Güncel Veri Altyapısı,
    - Kentsel Teknik Altyapı Planlamasında Projelendirme ve Fizibilite,
    - Kentsel Ulaşımda Öncelikler ve Alternatif Ulaşım Sistemlerinin Geliştirilmesi,
    - Ulaşım Ağı ve Kentsel Tarihsel, Kültürel Doku,
    - Teknolojinin Kentlerde Etkin Kullanılması,
    - Ulaşım Planlaması ve Erişilebilirlik,
    3. Komisyon: Kentsel Dönüşüm, Konut ve Arsa Politikaları
    - Kentsel Dönüşümün Piyasa Eğilimlerince Şekillendirilmesi, Kent Ekonomileri ve Kentsel Rant,
    - Büyük Ölçekli Kentsel Dönüşüm Projeleri ve Kentin Genel Planlama Kararları,
    - Kentsel Dönüşüm/Yenileme Projeleri, Tarihi ve Kültürel Mekanlar,
    - Kent Merkezlerinin Değişen İşlevi ve Çöküntü Alanları,
    - Kent İçerisinde Ayrışmış/Kapalı Alanlar,
    - Plan Değişiklikleri, Yoğunluk Artışları, Donatı ve Fiziksel Altyapıya Etkileri,
    - Konut Alanlarına Yönelik Mekansal Standartlar ve Donanımlar,
    - Kaçak Yapılaşma ve Gecekondu Alanları,
    - Mevzi Uygulamalar ve Kentsel Saçaklanma,
    - Kentsel Arsa ve Arazi Yönetimi,
    - Özelleştirmeye Konu Alanlar ve Uygulamaları,
    - Yerel Yönetimler, Merkezi İdare, Özel Sektör İşbirliği ve Dönüşüm Projeleri,
    4. Komisyon: Afetlere Hazırlık ve Kentsel Risk Yönetimi
    - Kentsel ve Kırsal Yerleşmelerde Tehlike ve Risk Kaynaklarının Tespiti,
    - Doğal/Teknolojik/Biyolojik ve İnsani Risklerin Sektörel ve Mekansal Ölçeklerde Yönetimi,
    - Yerleşmelerde Yapılaşma ve Planlama Süreçlerinde Afete Duyarlı Yaklaşımlar,
    - Kentsel Risk Yönetimi,
    - Yüksek Riskli Yapı ve Kentsel Dokular, Mevcut Yapı Stoku Envanteri ve Alınacak Tedbirler,
    5. Komisyon: Kentsel Miras, Mekan Kalitesi ve Kentsel Tasarım
    - Kentsel ve Kırsal Yerleşmelerde Mimari ve Tarihi Özellikler (Kültürel Miras),
    - Kültürel Mirasın Korunmasına Yönelik Yeni Yaklaşımlar (Politikalar, Uygulama Araçları ve Finansal Kaynaklar),
    - Kent İçi Doğal/Kültürel/Tarihi Sit Alanları,
    - Kentlerin Tasarımında Farklı Nüfus Kesimlerinin ve Toplumsal Grupların Gereksinimleri,
    - Mekan Tasarımında Yüksek Yaşam Kalitesi,
    - Yöresel Koşullara Göre Planlama ve Tasarım,
    6. Komisyon: İklim Değişikliği, Doğal Kaynaklar, Ekolojik Denge, Enerji Verimliliği Ve Kentleşme
    - Kentleşme Olgusu ve İçinde Yer Aldığı Çevrenin Mikro Klimasıyla Etkileşimi, Ekosistemle Uyumlu Kent Makro Formu,
    - Küresel İklim Değişikliğinin Kentlere Etkisi,
    - Yenilenebilir, Sağlıklı Enerji Kaynaklarının Geliştirilmesi,
    - Katı Atık Yönetimi,
    - Hava Kirletici Kaynakların Yönetimi,
    - Su Kaynaklarının Yönetimi,
    - Enerji Verimliliği ve Sürdürülebilir Kentleşme İlişkisi,
    - Kent İçi Doğal/Ekolojik Veriler,
    - Su Kaynakları, Ormanlar, Sit Alanları, Tarım Alanları Üzerindeki Kentleşme Baskısı,
    - Kentsel Yayılma, Saçaklaşmanın Etkileri,
    - Kıyı Alanları, Ekosistem ve Yerleşmeler,
    - Gıda Temini ve Sürdürülebilirlik (Kent ve Tarım Alanları İlişkisi)
    - 0 Karbon Kentler/Karbon Sonrası Kentler,

    7. Komisyon: Kentsel Yoksulluk, Göç ve Sosyal Politikalar
    - Kırsal Kalkınma ve Uyumlu Kır-Kent İlişkisi; Kırsal/Kentsel Gelişmenin Sürekliliği,
    - Kentlere Göç ve Sürdürülemez Kentsel Gelişme Örüntüleri,
    - Kentlerde İşsizlik, Kayıt Dışı Çalışma, Yoksulluk ve Artan Sosyo-Ekonomik Kutuplaşma,
    - Yoksulluk ve İşsizlik Sorunlarına Çözüm Oluşturarak Toplumsal Bütünleşmeyi Sağlayabilecek Sosyal Politikalar,
    - Adil ve Kapsayıcı Kentsel Sosyal Hizmet Sunumu,
    - Güvenli Kent, Kent Suç ve Hukuk,
    8. Komisyon: Yerel Kalkınma ve Rekabet Edebilir Kentler
    - Ulusal Kalkınma Stratejisi ve Yerel Kalkınma İlişkisi,
    - Kalkınma Ajansları ve Bölgesel Stratejiler ve Yerel Kalkınma İlişkisi,
    - Bölge Ölçeğinde Plan Yapan, Uygulayan, İzleyen ve Değerlendiren Bölgesel Kurumlar ve Örgütlenme,
    - Kentlerin Ekonomik Potansiyelleri ve Yerel Ekonomik Canlılığı Sağlayacak Fırsatlar ve Yatırımlar,
    - Kentlerin Rekabet Gücünün Arttırılması,
    - Kentlerde KOBİ'ler ve Girişimcilik,
    - Yerel Sürdürülebilir Ekonomik Kalkınmaya İlişkin Araçlar (Yerel Kalkınma Modelleri ve Etkin Finansman Araçları),
    - Sanayi, Çalışma Alanları ve Kentleşme,
    9. Komisyon: Kentlilik Bilinci, Meslek Etiği, Kültür ve Eğitim
    - Kentlerimizde Ortak Yaşam Kültürü ve Kentlilik Bilinci,
    - Dezavantajlı Grupların Kentsel Kamusal Alanda Temsili ve Katılımı,
    - Kültürel Çeşitlilik, Toplum İçindeki Diyalog ve Hoşgörü,
    - Toplumsal Eğitim Düzeyi,
    - Kent ve Medya,
    - Kadınların Kentsel Yaşama Katılımı,
    10. Komisyon: Yerel Yönetimler, Katılımcılık ve Kentsel Yönetim
    - Yerel Yönetimlerin Planlama, Uygulama ve Denetim Konularındaki Kapasiteleri ve Eğitim Çalışmaları,
    - Kentsel Yönetime Katılım Mekanizmaları,
    - Kent ve Hukuk Sistemi,
    - Yeni Bir Vatandaş-Devlet İlişkisi Model Arayışı,
    - Toplumun Planlama ve Uygulama Süreçlerine Sürekli Katılımı,
    - Mahalle, Semt ve Alan Ölçeğinde Örgütlenme ve Yerel Sahiplilik Modellerinin Geliştirilmesi,
    - Özel İdare ve Belediye Yönetimleri Arasında Katılım ve Eşgüdüm,
    Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından üniversiteler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel bürolar ve TMMOB Şehir Plancıları Odası Kentleşme Şurası'na davet edilmiştir.

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •