12 sonuçtan 1 ila 12 arası gösteriliyor.

Konu: Urban Age İstanbul

  1. #1

    Urban Age İstanbul

    Urban Age | Welcome

    Urban Age | Conferences | Istanbul

    In 2009, the Urban Age focuses on Istanbul and extends its investigations into the links between the social characteristics and the physical form of global cities. Istanbul's strategic location makes it a vital reference for understanding urban trends in South East Europe, the Eastern Mediterranean and the Middle East. A conference on 4–6 November 2009 will follow a year of research and analysis of the key issues focusing Istanbul's recent growth, including how its transcontinental terrain has established the city at the centre of the Turkish economy.

    Almost 40% of Turkey's industrial activity and 50% of the country's total service sector contribute to significant concentrations of wealth, yet high levels of segregation and the proliferation of informal, precarious settlements housing half of Istanbul's residents challenge attempts to manage its urban growth and the effects of climate change across the region. Protecting the city's natural and historical resources, reducing pollution, and balancing quality of life for a population that has doubled in the past 20 years are urgent issues.

    Urban Age will explore how Istanbul's evolving polycentric form, shaped as much by its recently extended administrative boundaries, decentralized national policies, increased investment in public transport as well as new commercial and residential developments in outlying enclaves, addresses social inclusion for a culturally diverse population.

    In parallel to these activities, the third annual Deutsche Bank Urban Age Award, created to encourage people to take responsibility for their cities and to form new alliances to improve the lives of urban citizens, will recognize a project in the Istanbul metropolitan area. Following an open call for entries and review by an independent jury, the winner of the $100,000 USD award will be announced on 4 November 2009 at a reception inaugurating the Urban Age Istanbul Conference.

  2. #2
    Alfred Herrhausen Gesellschaft - Istanbul (Trke)

    Her yıl düzenlenen ?Deutsche Bank Urban Age Award? Ödülünün üçüncüsü, Nisan ayı sonunda İstanbul?da ilan edilecektir. Ödül yaşam kalitesi ve çevresel kaliteyi birbirine bağlayan Urban Age misyonunu onurlandırmaktadır. İnsanların yeni tür örgütlenmeler yolu ile yaşadıkları şehirleri için sorumluluk almalarını teşvik etmek amacıyla ödül, toplumun yaşam standartlarını ve yaşanan fiziksel çevrenin iyileştirilmesini sağlayan girişim ve projelere verilecektir.

    Uluslararası alanda önem kazanmış kentsel planlama otoriteleri, tasarımcılar, işadamları, medya ve sivil toplum aktörlerinden oluşan bağımsız bir jüri, tüm gönderilen projeleri değerlendirecek ve 100,000 Amerikan Dolarlık ödülün sahibini belirleyecektir. Projeler en geç 11 Eylül 2009 tarihine kadar gönderilebilir.

    ?Deutsche Bank Urban Age Award? ödülü 4 Kasım 2009?da İstanbul?da teslim edilecek ve hemen ardından 5 ve 6 Kasım 2009 tarihlerinde Urban Age İstanbul konferansı gerçekleştirilecektir. Ödül bu kapsamda, İstanbul metropolitan alanı içerisinde yer alan bir projeye (projelere) verilecektir.
    Bu konuda proje sıkınsıtı çekileceği aşikar.

  3. #3

  4. #4
    ybd

    Sulukule deutsche bank urban age yarişmasina neden katilmadi?

    SULUKULE ATÖLYESİNDEN BASINA VE KAMUOYUNA DUYURU:
    Deutsche Bank Urban Age Ödülüne Neden Başvurmadık?
    ZORLA EV BOŞALTMALARA NEDEN OLANLAR, KENT ÖDÜLÜ VERMESİN

    Bizler, Sulukule Atölyesi olarak, Urban Age Ödülü'ne, ödülü veren Deutsche Bank'ın (DB) hem küresel krizi tetikleyen mortgage krizinin baş aktörlerinden biri olması hem de kriz sonrası ABD'de evsizleştirmeye yol açan uygulamalarından dolayı başvurmadık.

    Küresel kapitalizmin "finansallaşma" oyununun önemli aktörlerinden biri olan DB, ödeme gücü sınırlı insanlara açılan ipotek kredilerinin karşılığı senetleri, krizin diğer müsebbipleri gibi, paketleyip fiyatlarını elden ele satıp şişirerek krizin patlamasına yol açmıştır. Bu balonun, bir süre sonra patlayarak, bedelinin ipotek sahiplerine ödetileceği belliydi. DB gibi finans fırsatçıları, bu akıbeti bildikleri halde, "müzik çaldıkça dans ederiz, sonrası bizi ilgilendirmez" sorumsuzluğu nedeniyle G20 zirvelerinde bile eleştirilmektedirler. Bu sorumsuzluğun, Deutsche Bank Urban Age Ödülü gibi "sosyal sorumluluk" projeleriyle maskelenmesine izin verilemez.

    Amerika'da 2006 yılından bu yana, mortgage krizinin sonucunda yaklaşık 1 milyon aile evlerini kaybetti ve önümüzdeki birkaç yıl içinde bu sayıya 5 milyon ailenin daha eklenmesi bekleniyor1. Deutsche Bank'ın kendi raporlarına göre, 2011 yılına kadar, 25 milyondan fazla ailenin ev kredi borçları evlerinin gerçek değerinden daha yüksek olacak2. Mortgage krizinin baş aktörlerinden DB ve diğer bankalar, evlerin gerçek değerinden çok daha yüksek olan kredi borçlarında erteleme ve yeniden düzenlenme gibi talepleri de dikkate almıyor3. Realty Trac şirketinin raporuna göre, bu bankalar sadece Temmuz 2009'da 360 bini aşkın gayrimenkule el koymak üzere harekete geçti. Bu süreçte mülk sahiplerinin dışında ipotek borçlu evlerde oturan, ama kirasını düzenli ödeyen kiracılar bile oturdukları evlerden kapı dışarı ediliyorlar.

    Bizler, insanların zorla tahliye edilmesine karşı mücadele eden Sulukule Atölyesi olarak, milyonlarca ailenin evlerini kaybetmesine, binlercesinin çadırlarda ya da arabalarda barınma mücadelesi vermesine yol açan bir bankanın, bu ölümcül finans stratejisinden en ufak bir ödün vermediği halde, kurumsal-sosyal sorumluluk kapsamında ödül veriyor olmasını ikiyüzlü buluyoruz. Sulukule'de ve İstanbul'un başka bölgelerinde kentsel dönüşüm adı altında evlerinden ve mahallelerinden koparılan insanların nasıl bir yoksulluk sarmalına itildiklerini iyi biliyoruz. Tıpkı DB?ın, bu finans politikaları sonucunda, ABD'de milyonlarca ailenin evini kaybedeceğinin farkında olmamasına imkan bulunmadığını bildiğimiz gibi...

    Biz, evlerini kaybeden Amerikalıların ve Sulukule Atölyesi gibi mağdurlarla birlikte mücadele veren Amerikalı sivil girişimlerin seslerini duyuyor ve önemsiyoruz. Evet, bizim tam da Urban Age Ödülü için aranan ve benzeri pek de olmayan "İstanbul'da yaşam ve çevre kalitesini arttırmayı hedefleyen, ortaklık ve işbirliği yoluyla gerçekleştirdiğimiz toplumsal bir projemiz" var. Ama "kentlerde yaşayan nüfusun karşılaştığı sorunların fark edilmesini ve yaratıcı çözümlerin desteklenmesini" amaçlayan ödüle yukarıdaki sebeplerden dolayı başvurmadık. Bu ödülün finansmanını sağlayan Deutsche Bank'ı hakiki anlamda sosyal sorumluluk sahibi olmaya davet ediyor, Banka'ya bugün dünyanın neresinde olursa olsun kentlilerin karşılaştığı en temel sorunlardan biri olan barınma sorununda bu kirli oyunu durdurması ve insanların evsizleştirilmesine neden olan süreçleri tersine çevirecek yeni ve yaratıcı uygulamaları bir an önce hayata geçirmesi yönünde çağrıda bulunuyoruz. Bunu yaptığı takdirde, belki seneye Chicago'da düzenlenecek Urban Age Konferansı'nda, Amerikalı jüri, Deutsche Bank Urban Age Ödülü'nü Deutsche Bank'a vermeyi bile düşünebilir.

    Saygılarımızla,

    Sulukule Atölyesi*
    *Kentsel yenileme projesi kapsamında yaklaşık 5000 kişinin yaşadığı tarihi Sulukule semtinden insanlar zorla tahliye edilmiş, evlerin neredeyse tamamına yakını yıkılmıştır. Sulukule'deki yerel topluluğun yerinden edilme süreçleri bir dizi yasal düzenleme, gündelik hayatın ve yaşama koşullarının kötüleşmesi, çeşitli spekülasyonlar, yıkımlar ve zorla tahliyelerle gerçekleşmiştir. Şu an semtte kalan yaklaşık 70 kişi, ya sonuna kadar direnmeye çalışanlar ya da gidebilecek hiçbir yeri olmayan, en mağdur semt sakinlerinden oluşmaktadır. Bütün bu yaşananlara rağmen uygulama henüz başlamadığı için Sulukulelilerin mahallelerine geri dönüşü, Sulukule'nin İstanbul'a yeniden kazandırılması, semtin korunarak yenilenmesi, Sulukule Kültürü'nün sürdürülmesi mümkün olabilir. Bunun mümkün olabileceğini göstermek için Sulukule Platformu, Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği, Sınır Tanımayan Otonom Plancılar (STOP) ekibi ve sürece dâhil olan birçok yeni kişi ve kuruluş, Sulukule Atölyesi adı altında bir araya gelmiş, Sulukule için alternatif bir yerel gelişme programı hazırlamıştır.
    Eklenmiş Dosyalar Eklenmiş Dosyalar

  5. #5
    urban age award istanbul

    Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi
    Renovatio ? Engelleri Kaldır Hareketi
    Barış İçin Müzik
    Umut Çocukları Derneği ? Bakırköy Gençlik Evi
    Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı

  6. #6

    Konferansın Programı Açıklandı

    Konferansın programı nihayet belli oldu.

    http://www.urban-age.net/conferences...ogramme_tr.pdf

    Ayrıca Urban Age'in daha önce başka şehirler içinde hazırlanan, İstanbul sayısını merakla beklediğim gazetesi de hazır. http://www.urban-age.net/publication...wspaper_tr.pdf


  7. #7
    Alıntı Orijinal metin Omer Yilmaz tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
    urban age award istanbul

    Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi
    Renovatio - Engelleri Kaldır Hareketi
    Barış İçin Müzik
    Umut Çocukları Derneği - Bakırköy Gençlik Evi
    Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı
    Bu akşam Anadolu - Avrupa geçişimiz 90 dakika sürdüğü için ödül töreninin başına yetişemedik. Ödülü "Barış İçin Müzik" topluluğu kazandı. Ayrıca bir son dakika sürprizi olarak "Umut Çocukları Derneği Bakırköy Gençlik Evi" ile " Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı"na da 10.000Dolar mansiyon ödül verildi.

  8. #8
    ybd
    Columbia Üniversitesi Sosyoloji Bölümü profesörlerinden Saskia Sassen'in Radikal'de 'küresel kent' üzerine söyleşisinin son bölümü:

    ''Sulukule Platformu, evlerinden olanların mahallelerine dönebilmesi için, gönüllü uzmanlarla ?Alternatif Sulukule Projesi?ni hazırlamıştı. Bu konferansın yarışmasının ruhuna uygun bir projeydi ancak başvurmadılar. Gerekçeleri, ödülü veren Deutsche Bank?ın küresel krizi tetikleyen mortgage krizinin baş aktörlerinden biri olması ve ABD?de evsizleştirmeye yol açan uygulamalarda bulunmasıydı.
    Ama yarışmayı düzenleyen banka değil, bankaya bağlı olan vakıf.

    Evet, ama ne fark eder ki? Platform, bir yanda binlerce insanı evsiz bırakırken bir yandan da başka şehirleri iyileştirmeye yönelik projelere para verilmesini dürüst bulmuyor.
    Karara saygı duyuyorum ama... Bana sorarsanız her para kirlidir. ABD?deki Ford Vakfı?nı düşünün. Ülkedeki yoksul organizasyonlar için çok güzel politikaları var. Bu para! Çok kirli yerlerden gelir. Ben paranın bu kadar çok dolaşıp el değiştirmesinden memnunum.
    Para, size bulaşıp sizi hasta edecek bir virüs değildir. O parayı alınca siz de aynı hastalığa bulaşıp, işçileri, insanları umursamaz birine dönmezsiniz. Paranın pahalı şampanyalara harcanmasındansa yararlı işlere gitmesini tercih ederim. Gençken, babamdan asla para almazdım. Şu anda kesinlikle para kazanmak için danışmanlık yapmıyorum. Danışmanlık yapıyorum ama para için değil. Yoksullarla çalışıyorsanız ve kaynağa ihtiyacınız varsa bu parayı kullanırsınız.''

    röportajın linki: Radikal - Haber, T?rkiye, ya?am, ekonomi, spor, sa?l?k, sanat, sinema, m?zik, DVD, e?itim, kitap, ?evre, gezi, d?? bas?n, k?lt?r, yorum, Avrupa Birli?i, televizyon, bilim teknoloji

    urban age ödülü ve platformun tepkisi hakkında bir haber: Bank Urban Age Award goes to child musicians - Hurriyet Daily News and Economic Review

    bildirinin yayınlandığı diğer uluslararası kuruluşlar:
    Why we didn?t apply for the Deutsch Bank Urban Age Award? / Inhabitants of Europe / News / International Alliance of Inhabitants - International Alliance of Inhabitants

    Why we didn?t apply for the Deutsche Bank Urban Age Award? « reclaiming spaces: news

    kuşkusuz konferans programı ve konuşmacılar çok ilgi çekiciydi, gitmek isterdim. fakat sulukule platformu'nun belirttiği gibi konferans düzenleyicisi ve ödülverenin sassen her ne kadar 'her para kirlidir, kullanmaya bakın' dese de sorgulanması gerekir.

    ve arkitera.com'da da da bu haberleri görmek isteriz.
    En son ybd tarafından düzenlendi : 07-11-2009 23:09

  9. #9
    Ödüle başvurmama ve yapılan açıklama konusunda benim bazı endişelerim var: Bir ödüle başvurmayabilirsiniz bunu kimse sorgulamaz. Ama başvurmadıktan sonra bir basın açıklaması yapılıyorsa bu durumda bu başvurmama halinin bir iletişim faaliyeti olarak kullanılmak istendiği açıktır. Bu durumda ödüle başvurup kazandıktan sonra reddi daha güçlü bir iletişim aracı olmaz mıydı? İletişim tarafı ile ilgili bunlar aklıma geliyor.

    ABD'deki Mortgage krizi ve bunun sorumlarından birisinin Deutsche Bank olduğu gerekçesi ile ödüle başvurmuyor olmanın gerçekten çok sıkı argumanları olmalı. Ayrıca Sulukule Platformu (üyelerinin) ABD'deki Amiş tarikatı üyeleri kadar dikkatli olmaları beklenirdi bu durumda. Sadece bir örnek ne demek istediğimi anlatmaya yetecek: SULUKULE GÜNLÜĞÜ adresinde yayında olan Sulukule Platformu web sitesi Google'ın bir hizmeti. Google (ve türevi teknoloji hizmet ve ürünlerinin neredeyse tamamı) bugün ulaştığı başarıya finansal fonların varlığı ile geldi. Blogspot hizmeti belki de Deutsche Bank'ın bir fonu ile sağlandı, kimbilebilir ki...

  10. #10
    Öte yandan beni daha çok şaşırtan ve hayret içinde bırakan jüri üyelerinden birisi idi. Mimarlığa Yol Açın kampanyasında yazdığı yazısı ve çizdiği karikatürü ile taraf olan bu kişi acaba Urban Age Ödülü jürisinde varlığını hiç sorgulamamış mıdır?

  11. #11
    ybd
    İletişim faaliyeti konusunda haklısınız. Fakat ödül başvuru yoluyla verildi. Aday gösterme yolu ile kazanılsa ödülü kabul etmemek ve gerekçesini ödül töreni-konferansta açıklamak çok güzel bir davranış olurdu, ama önce ödüle bir proje ile başvurup, sonra ödülü kabul etmemek çok tutarsız bir davranış olurdu. Katılmayıp, neden katılmadığını belirmek bu açıdan daha mantıklı bence.

    Ödüllere bakınca da çok etliye sütlüye dokunmamış örnekler gibi geldi bana. Projelerin herbiri güzel işler, yanlış anlaşılmasın, ama ödül daha kentsel örneklere verilmeliydi bende.

    Amish örneğinize de gelirsek, günümüzde ağlar o kadar karmaşık ki, her alanda karşı olduğunuz durumdan sakınmak çok güç. Hatta sakınmak yerine devamlı bir temasta olmak gerekiyor. Sassen'in dediği gibi her para kirli bu dünyada. Fakat onunla ilişkinizin ne seviyede olacağı önemli.

    Jüri üyesi, sanırım Behiç Ak, hakkındaki yorumunuz da benzer bir durum aslında. Katı kutuplaşmaların içine girmek imkansız gibi.

  12. #12
    ybd

    Bir eleştiri de İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi hocası Doç. Dr. Hatice Kurtuluş'tan:

    Bir eleştiri de İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi hocası Doç. Dr. Hatice Kurtuluş'tan:
    Halk?n Gazetesi BirG?n ...

    SASSEN?Lİ, SENNETT?Lİ URBAN AGE İSTANBUL KONFERANSI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...
    15:21 20 Kasım 2009

    Dünyada hızla yayılan üniversite-sermaye işbirliklerinin en somut örneklerinden biri olan Urban Age konferansları, ona ev sahipliği yapan kentleri, küresel pazarda satışa sunacak stratejileri tartışmak için düzenleniyor

    İstanbul 4-6 Kasım tarihleri arasında oldukça ?şık? olmasına karşın basında fazla yer almayan büyük ölçüde de ?kapalı? bir uluslararası toplantıya ?ev sahipliği? yaptı. London School of Economics (LSE) ve Deutsche Bank?ın işbirliğinde, Urban Age Projesi adı altında, 2005?den beri her yıl, dünyanın belli bir metropoliten kentinde, o kente odaklanan melez (yarı bilimsel, yarı kurumsal, yarı parasal) bir toplantıydı bu. Belli kriterlerle seçilmiş akademisyenleri, belediye başkanlarını, TOKİ gibi kentsel arazi ve emlak pazarını kontrol eden resmi, yarı resmi-kurumlar ve sermayenin temsilcilerini bir araya getirmeyi amaçlayan bir toplantı olduğu için, seçilen mekândan tutun (Esma Sultan Yalısı) toplantı düzenine kadar, alışık olduğumuz akademik toplantılardan farklıydı. Bu, Urban Age Projesi?nin doğası gereği böyleydi. Çünkü bütün dünyada hızla yayılan üniversite-sermaye işbirliklerinin en somut örneklerinden biri olarak Urban Age konferansları, ona eve sahipliği yapan kentleri, küresel pazarda satışa sunacak stratejileri tartışmak üzere düzenlenirler. Bu nedenle de İstanbul?un bu toplantıya ?ev sahipliği? yaptığını söylemek pek doğru bir ifade olmuyor. Bunun yerine, İstanbul, bu toplantıda -evin içinden ve dışından, ama her halükârda oryantalist- misafirlere ?sunuldu?? Tıpkı bedenlerini satmaktan başka çareleri olmayan kadın ve erkeklerin ?işe çıkarken? yaptıkları hazırlıklar gibi, süslenerek, en güzel ve nadir yanları ortaya çıkartılarak, ?piyasada? kendileri ile yarışan diğerlerinden üstünlüklerinin (neo-liberal dille söylersek: fırsatların) altı çizilerek, ama bedeninde eski yaralarının izleriyle yeni yaralarından akan kanlar (yine neo-liberal dille söylersek: zayıflıkları) büyük bir incelikle saklanarak? Ruhuna giden bütün kapıların kapalı olduğu profesyonel bir seks işçisi gibi ?beden ölçüleri? ile esas müşterinin ?kurumsal ve akademik temsilcileri? olan misafirlere sunuldu. Bu misafirler de, gerçek müşteri ile satışa sunulan beden arasındaki ilişkide, bedenin olası itirazı ya da direncine karşı, onu, kapitalizmin yeni dogması olan ?başka bir yol yok!?a ikna etme görevlerini mükemmel bir biçimde yerine getirdi.

    BİR ?BAŞARI? HİKAYESİ
    İstanbul için bir başarı hikâyesi anlatıldı bu toplantıda. Bırakın, ?başarı? olarak ifade edilen dönüşümün neye mal olduğunun ve olacağının hesaplanmadan bir başarıdan söz edilemeyeceği gerçeğini, bu başarı hikâyesi ?ekonomik gelişmenin? sayısal kriterlerini bile yerine getirmekten uzaktı. Ama olsun? Eskiden Avrupa?daki üniversiteler iki türlü diploma veriyordu. Birincisi kendi vatandaşlarına verdikleri birinci sınıf diplomalar, ikincisi ise ?azgelişmiş? ülkelerden gelen öğrenciler için verilen ?onlar için yeterli? olan ikinci sınıf diplomalar. İşte İstanbul?un başarı hikâyesi de böyle ikinci sınıf bir diploma olabilir ancak. Bir başka deyişle ?sadece bizim için yeterli?. Çünkü gerek Saskia Sassen?in konuşmasında kullandığı istatistiksel tablolar; gerekse Urban Age?in kendi konferans kitabında, İstanbul ile diğer büyüyen metropolleri ekonomik gelişme ve büyüme açısından karşılaştırmaya olanak veren rakamlar, birinci sınıf diplomayı hak edecek bir başarıdan söz etmenin mümkün olmadığı açıkça gösteriyordu. Bu nedenle de rakamlarla ve Dünya Sistemi Teorisi?yle arası çok iyi olan Sassen açıkça ?Ben bir başarı hikâyesinden bahsetmedim? diyerek bir düzeltme yapma gereği duydu. Çünkü çelişkinin farkındaydı. Bu nedenle de başarı hikâyesini üstlenen kişi -evin önceki halini bilen ve bu dönüşümün çağrısını yıllar önce yazdığı ?İstanbul?u Nasıl Satmalı?? başlıklı yazısında yapan- Çağlar Keyder oldu. Keyder?in bu toplantıda, neo-liberal sözcüğünü bir kez bile kullanmadan, İstanbul?un son 20 yılda geçirdiği dönüşümü kapitalist kentleşme açısından bir başarı olarak sunması, o eski tartışmayı bilenleri hiç şaşırtmadı doğal olarak. Evet, bizim gibi eksik sermaye birikimi ile kapitalist kulvarda yarışa girişmiş bir ülke için ?yeterince iyi? olan bu başarı öyküsünün, İstanbul?un kapitalist kentleşme sürecinde geldiği aşamanın tespiti açısından bir anlamı olabilirdi. Ancak İstanbul?un neo-liberal dönemden önceki kentleşme deneyimini, kapitalist kentsel gelişmenin bir engeli olarak gören; ve TOKİ?yi, oluşturduğu gerçek kapitalist arsa ve emlak piyasasıyla bizi bu durumdan kurtaran bir kurum olarak tarifleyen yaklaşımı ile Keyder, ?durum tespitinin? ötesine geçiyordu. Üstelik konuşmasında iki kere tekrar ettiği gibi, bir önceki dönemin kentleşme modeli artık ?eskide kalmıştı?. Bir başka deyişle TOKİ konutlarına karşı gecekondu tipi yerleşimi savunmanın modası çoktan geçmişti? Artık kentsel mekân, kentsel arazi pazarında müşterisiyle buluşmayı bekleyen bir metaya dönüşebilmişti. Sanki daha önce öyle değilmiş gibi? Önceki dönemin gecekonducuları ve yap-satçı müteahhitleri sanki kapitalist olmayan bir arazi pazarının aktörleriymiş gibi? Ya da sanki İstanbul, 1950?li yıllardan 1980?lerin ortalarına kadar arazi pazarının ve onu kontrol eden sınıfsal güçlerin bulunmadığı sürtünmesiz bir düzlemde (boşlukta) sosyo-mekânsal olarak biçimlenmekteydi. Sanki, neo-liberal dönemde sınıflar açısından giderek dramatikleşen eşitsiz güç dağılımına sahip bu arazi pazarı, bir önceki kapitalist kentleşme modeli üzerinde, onun mekânda yerleştirdiği toplumsal sınıfları -cerrahın neşteri gibi faşizan yöntemlerle- gömülü oldukları sosyo-mekânsal ölçeklerden sökerek kendini kurmuyormuş gibi...

    TEK SEÇENEK KAPİTALİST KENTLEŞME Mİ?
    Oysa İstanbul?un kapitalist kentleşme deneyimi, daima bir önceki dönemin ?mekânsal birikimi? üzerinde yükselen, birbiri ile üst üste (hatta iç içe) katmanlı bir kentsel yapı ortaya çıkarıyor. 19. yüzyıldan kalan mekânsal miras ve arazi pazarı üzerinde yükselen 1950?lerin gecekondulu şehri ile; hem gecekondulu şehrin yarattığı ?mekânsal birikim?, hem de hâlâ 19 yüzyıldan miras kalan arazi stokunun (kentin çeperindeki büyük çiftlik arazileri gibi) sağladığı olanaklarla neo-liberal kentleşme politikaları mekânda hayatiyet buluyor.
    Bu nedenle İstanbul için aslında hiçbir şey ?eskide? kalmıyor. Eskide kaldığı iddia edilen her şey esasen neo-liberal kentin inşasında kurucu bir unsur olarak işlev görüyor. Yoksa ?eskide kalan? tek şey, bazıları için, kapitalist kentleşme modeli dışında bir kentleşmenin mümkün olabileceğine dair inanç olabilir. Belki de ?eski? ile kast edilen şey ?bir başka kentleşme mümkün!? iddiasıdır. Eğer bu ise, Harvey?in yazdıklarının bu kadar çok okunmasının nedeni ne? İnsanlar kapitalist kentleşme modelinin karşı durulmaz bir süreç olduğunu düşünselerdi, dünyada Marksist Coğrafya ve Kentsel Teori bu kadar çok öğrenci bulabilir mi kendine?

    ELEŞTİREL BOYUT
    İstanbul?un, üniversite-sermaye işbirliği ile uluslararası pazarda satışa sunulmasının çok boyutlu stratejilerinden biri olan bu toplantının eleştirel bir boyutu olması elbette düşünülemezdi. Hatta bu boyuttan o kadar kaçınılmıştı ki, toplantıların formatı bile, hemen hepsi davetli olan dinleyicilere soru sorma hakkı vermeyecek şekilde hazırlanmıştı. Birkaç kişi dışında soru sormaya teşebbüs edenler de pek olmadı ayrıca. Kent çalışan pek çok akademisyen, yazar ve öğrenci bu toplantıyı zaten protesto etmişler ve gelmemişlerdi. İstanbul kenti ile ilgili en donanımlı iki meslek örgütü olan Şehir Plancılar Odası ile Mimarlar Odası temsilcileri de orada değildiler ki, ?başka bir kentleşme mümkün!? ya da ?bu söyledikleriniz gerçeği yansıtmıyor!? desinler, en azından kayıtlara giren bir ?kamusal? söz olarak? Böylece, toplantıda İstanbul, aynaya baksa kendinin bile tanıyamayacağı bir ?beden? olarak küresel pazara sunuldu. Bu toplantıyı İstanbul?un ?tanıtımı? için büyük bir fırsat olarak görenler ise, kendi ?tanıtım filmlerinin? konferansın teması olan ?kesişmeler kenti İstanbul?la ne kadar örtüşüyor olduğuna kendileri bile şaşırmışlardır eminim. Oryantalizmin neo-liberal versiyonunun önemli iki mottosu ile, ?Doğu ile Batı?nın buluştuğu kent?, ?medeniyetlerin-dinlerin-ittifakının? mümkün olduğu yer, olarak sunuluyordu İstanbul, Beyoğlu Belediyesi?nin tanıtım filminde? Ama filmin, dinlerin kesişmesini anlatan parçalarında da, suni İslam?ın çember sakal sembolüne değil, Batılıları pek de rahatsız etmeyecek sufi sembollere yer veriliyordu ?reklam? gereği?

    KORKUMUZLA YÜZLEŞMEK...
    Peki ben niye gittim bu toplantıya? Saskia Sassen ve Richard Sennett?i dinlemek için. Daha samimi söylemem gerekirse, sadece, kitaplarını büyük bir keyifle okuduğum, öğrencilerime tavsiye ettiğim, kapitalizmin küresel aşamasında sınıfın hallerine dair şahane betimlemeleri olan Richard Sennett için. Onun ne diyeceğini merak ettiğim için. Başından beri Urban Age Projesi?nin içinde olduğunu, kapitalist kentin yeniden inşasını betimlemeyi, ona müdahaleye tercih ettiğini bilmeme rağmen, İstanbul?a dair yaklaşımını duymak için. Konuşması genel olarak, kendisinden beklenmeyecek ölçüde sıradandı. İstanbul ve benzeri kentler için kullandığı ?eklem kent? kavramı, içerik açısından sözcüğün kendi büyüsünü bile yok edecek kadar zayıftı. Ama hiç değilse konferansın teması ?Kesişmeler Kenti İstanbul? kadar oryantalist değildi? Bu toplantıda, çok az kişi tarafından paylaşılacak zenginleşme adına, İstanbul?a yapılan her müdahalede neden canımın bu kadar çok yandığını daha iyi anladım. Onun bir meta gibi önce parlatılıp, mümkün olabilecek en yüksek değerden satışa sunulması, sonra da tüketilip çöpe atılmasından korkuyor muşum meğerse? Bu toplantıda korkumla yüzleştim...
    HATİCE KURTULUŞ (*)
    (*) hat_kurtulus@yahoo.com

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •