7 sayfanın 7. sayfası İlkİlk 1234567
105 sonuçtan 91 ila 105 arası gösteriliyor.

Konu: Mimarlar Odası 41. Dönem Seçimleri (Mart 2010)

  1. #91
    “ak parti operatörlerleri” mimar değiller herhalde yada akpli belediyelerde çalıştıkları için eşitmi değiller yoksa? Metin bey yoksa sizin için eşitlik sadece eşit olanlar arasındamıdır?
    Dağıtılan çikulata ve şekerlemenin markası da mevcut yönettimin hoşlanacağı şekilde özenle seçildiki seçimimiz çok isabetliymiş. J
    Ulaştığımız üyelerinin ( oda korkudan üye listesini canı gibi saklıyor) tek tek aranarak seçime katılmalarını sağlamak ve tüm mimarlar platformuna oy vermelerini istemek,geçen seçimde ahlaksızca yapılan “sms” hilesinden daha yaratıcı olmadığı açıktır.
    Çok merak ediyorum “siyasetten arınmamış”mimarlığınızla 1 den n e kadar saydığınız maddelerin hangisine mahkeme vermekten başka müdahalede bulundurnuz. tüm bu maddelerdeki süreçlere katkınız ne oldu?Dubai towersi,zorluyu mahkemeye veren mevcut yönetim neden trump towersi mahkemeye vermedi? yoksa trump towersin sahipleri eşitler arasındamı ?


    metin bey o kadar siayet siyaset dedinizki sizler en iyisi parti kurunda hepimiz rahatlayalım.


    Veni, vidi, vici

  2. #92
    ha aklıma gelmişken biz tasarım ve baskı maliyetini cebimizden karşıladığımız afişleri parti ayırmadan tüm belediyelere gönderdik . Bunu odanın imkanlarını kendileri için kullanıp , marjinal ve karanlık çevrelerin tv,radyolarında ve web sitelerinde boy gösterip ona buna akp li diyenlere bildirmeyi bir borç bilirim
    Veni, vidi, vici

  3. #93
    Not: İstanbul'un doğu-batı aksından kuzeye doğru yayılım eğilimi göstermesi 18.yüzyılın sonlarında ortaya çıkan bir olgu.

  4. #94
    metin bey fildişi kuleniz o kadar yüksekki mimarlığı sadece kent ölçeğinde görmeye başlamışsınız . biraz aşağı insenizde bina ölçeğindeki başıboşluğu görmeye çalışsanız kent ölçeğini kent plancılarına bıraksanız...
    En son mimar mahmut tarafından düzenlendi : 25-03-2010 16:54
    Veni, vidi, vici

  5. #95
    The bravo...

    En basitinden "... İnsan/Ölçü/Ölçek/Orantı/Tarih/Kültür/Kent/Hukuk/Adalet.../İnsan" gibi bir dizi birbiriyle nedensel anlam örgülü temel kavramın ucunu kaçırınca hep böyle olur.
    Neyi, ne ile karşılaştırdığının farkına varamaz.
    Dünün 14-15 bin hektarlık tarihi kenti ile bugünün 350 bin hektar sınırını aşıp kendi yaşamsal kaynaklarını kurutarak yok eden ne idüğü belirsiz bulamacı birbirine karıştırılır...
    Tarihsel katmanlara sanki aynı düzlemdeymiş gibi harika yorumlar getirilir, anakronizm batağına gömülünür.
    Bu nedenle insanın muhakeme ve murakabe kabiliyeti önemlidir denir ya...

    .
    Metin Karadağ
    12390

  6. #96
    Bakkal muhasebesine o kadar kaptırmışsınız ki kendinizi kent denen büyüklüğü, onun dinamiklerini, eğilimlerini ancak hektar kıyası içinden kayde değer ya da endişeye değer bulabiliyorsunuz. Nedensel anlam örgülü temel kavram dediğiniz meseleler geçen yüzyılların düşünme alışkanlığından kaynaklanıyor olsa gerek. Tarihin düz çizgide ilerlediği, olayların keskin sebep-sonuç ilişkileri içinde olduğu düşüncesinin çeşitli yanılsamalar üretebildiğini en azından bugün daha iyi biliyoruz. Sağa sola sataşmadan önce kendi pozisyonunuzun bu kadar doğal ve şüpheden muaf olduğundan o kadar da emin olmayın.

    Hoş, boşa laf tüketiyoruz aslında. Sadece pes diyorum ve pes ediyorum. Ancak size bir önerim var: Sezen Aksu'nun "kaybolan yıllar" şarkısı eşliğinde doktorunuzun da uygun göreceği bir diet eşliğinde bir felekten bir retrospektif gecesi ya da geceleri. Afiyetler. Kolaylıklar.

  7. #97
    ben "aynı nakarat"adlı parçayı metin bey ve mevcut saz arkadaşları için istiyorum
    Veni, vidi, vici

  8. #98
    metin bey ve mevcut saz arkadaşlarına sesleniyorum lütfen artık başımızdan çekip gidin .yıllardır yanıp yakıldığınız "kent" sizlerin yüzünden müteahitizm akımının altında kalmak üzere
    Veni, vidi, vici

  9. #99
    Sayın Lumina

    Farkındaysanız sizin öngörünüz ve çizdiğiniz hat üzerine konuşuyoruz.
    Şu an bu forumda aklıbaşında yazmaya çalışan birine benziyorsunuz.
    Ya da yanılmış da olabilirim.
    Yazıp durup aniden "kuantum sıçraması" yapmanızı bir yere kadar anlarım ama iki de bir de olmaz ki...
    Rahat durun, bari kendi ettiğiniz lafı takip edin. Hani "fikr-i takip" derler ya, ondan...
    Şu an reiki ile mi ilgileniyorsunuz yoksa ikide bir kuantum düşünce sistemine kendinizi kaptırarak Ganj Nehri'nin kıyısında uyanıp da "Ommmmmm" mu çekiyorsunuz bilemem.

    Hani, "18. Yüzyıl" dediğiniz bölümü hatırlıyorsunuz değil mi?
    Hah tamam, oradan alalım:
    O dediğiniz tarihte 2. Köprü'nün bugün bulunduğu yerler ve hatta dile getirilen 3. Köprü güzergahı kente Kaf Dağı uzak yerlerdi...
    (1., 2. ve olası 3. Köprü güzergahı ile ilgili bir tane animasyon gif dosyası var ama bir türlü açılmadı ki buradaki buradaki sayfa. Çıkan pencerede siyah fonun ortasında çizgiler dairesel dönmeye devam ediyor... )

    Neyle neyi karşılaştırıyorsunuz, neyle neyi karıştırıyorsunuz.
    Hayati sorunlarımızdan sadece ve sadece biri şu: "İçme suyu havzaları yapılaşmaya hızla açılıyor."
    Mimarlık yapmak demek, gerektiğinde hayati ve doğal alanlara hiç bir şey yapmamak kararlıllığını gösterebilmektir...
    Bunu tabii ki rantyamyamı siyasetine sahip olanlara anlatabilmek güç...

    Bu sadece bir örnek, diğer konulara daha değinmedik bile...

    Aaa Sezen Aksu'yu severim bak.

    Bu inceliğiniz için de teşekkürler.

    Ama, sizin gibi kötümser/karamsar değilim açıkçası, yaşadığım yıllar en acılı en berbat olanları da dahil benim kazancım olan yıllar diye düşünürüm. Tabi ki ders olarak bir şeyler kalmışsa bana.

    Tavsiye ederim...
    Metin Karadağ
    12390

  10. #100
    metin bey beni muhattab almamaya çalışmanız çok belli oluyor yoksa bende eşitler arasında değilmiyim
    Veni, vidi, vici

  11. #101
    Aç parantez ( Sayın Mahmut Bey

    Ne siz ne de başkası olsun farketmez (eşitlik ilkesi): kendi yazdığını dönüp de bir okuma zahmetine girmeyenlere yanıt vermemeye çalışırım.
    Önce siz kendinizi, yani yazıp söylediklerinizi ciddiye alacaksınız ki başkaları da (ya da sadece ben) peşinizden gelsin.) Kapa parantez.
    Metin Karadağ
    12390

  12. #102
    benim yazdıklarım gayet ciddi( sizin tarafınızdan ciddiye alınmadığı biz mimarların halinden belli oluyor) ve gerçeğin ta kendisi.Siz kenti falan boşverinde odada ve komisyonlarda çalışan beşyüz kişinin ne iş yaptığını açıklarsanız çok sevinirim.
    Veni, vidi, vici

  13. #103
    Her ne kadar Oda, siyasi parti değildir dense de; tartışma düzeyi öyle bir hale gidiyor ki, yakında birileri "ananı da al git" derse, artık ona bile şaşırmayabilirim. Yaklaşık 3 yıldır forumu takip eden biri olarak, buranın da giderek mevcut Oda yönetimi gibi fasit bir daireye dönüştüğünü görmekteyim. Aynı AKP-CHP kutuplaşmasının devamında, belli yerlerin yerel seçimlerde "kale" haline gelmesi ve anormal oy oranlarına ulaşılması ya da Deniz Baykal'ın son açıklamasında "Saadet ile bile koalisyona giderim, yeter ki AKP olmasın" demesi gibi; burası da "ne olursan ol, yeter ki Oda yönetimine muhalif ol" mantığına gelmekte. (örnek, kim hangi partiye benziyor amaçlı değil, sadece döngünün benzerliği amacıyla verilmiştir)
    Ama herkesin "unutmuş gözüktüğü" bir durum var: Sorunlar halen aynı büyüklükte ve aynı yerde duruyor; hatta önümüzdeki dönemde daha da büyümeye aday bir şekilde...

  14. #104

    Genel Kurul ile İlgili Basın Açıklaması

    16-17-18 Nisan tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen genel kurul seçimleri ile ilgili Genel Merkez'in yaptığı basın açıklaması:

    TMMOB Mimarlar Odası 42. Olağan Genel Kurulu ve seçimleri 16-17-18 Nisan tarihlerinde mimar delegelerin yoğun ilgi ve katılımı ile Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

    Ülkemizin köklü demokratik meslek örgütü olan Mimarlar Odası Genel Kurulunda, 41.dönem çalışma raporları ve gündemdeki konular üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapılarak yaşanmakta olan sürecin özgün koşulları 3(üç) başlık altında belirlenmiştir:


    1. Demokrasi sorunu: Genel olarak ülkemizin, özel olarak meslek alanımızın ve Meslek Odalarının karşı karşıya bulunduğu anti-demokratik süreçler her alanda demokrasinin savunulmasının önemini daha da arttırmaktadır.



    1. Kentsel kaos : Kentlerimizde bilime, mimarlık ve şehircilik ilkelerine aykırı uygulamaların; kamu varlıklarının pazarlanmasının ulaştığı düzey yaşanmakta olan kentsel kaosun katlanarak devam etmesine neden olmuştur. Toplumumuz tarafından “kent yağması” olarak nitelenen bu süreç karşısında; yaşamın, çağdaş ve bilimsel bir planlamanın, kamu varlıklarının, tarih ve doğa değerlerinin savunulması için tüm duyarlı kesimlerle birlikte seferber olunmasını zorunlu kılmaktadır.



    1. Ekonomik kriz : Küresel ölçekte yaşanmakta olan ekonomik kriz, zaten yapısal sorunları olan ve her bakımdan krizler içersinde çalkalanan ülkemizi derinden etkilemiş ve var olan ekonomik kriz daha büyük boyutlarda yaşanmaktadır. Mimarlık ve meslek alanımız bu süreçlerden en çok etkilenenlerin başında gelmektedir. Bu çerçevede mimarlık ve meslek alanımızın savunulması; meslektaşlarımızın desteklenmesi ve Oda yapısının güçlendirilmesi önem kazanmaktadır.


    Toplantıda yapılan ortak değerlendirmelere bağlı olarak gündemde yer alan kapsamlı sorunların üye ve örgütsel seferberliğe dayalı bir “Dayanışma Süreci” ile aşılabileceği özellikle vurgulanmıştır.

    Genel Kurul sonrası 961 delegenin katıldığı seçimlere; “Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar” ve “Demokrasi İçin Mimarlar Platformu” adlarında 2(iki) ayrı liste katılmıştır.
    Yapılan seçimler sonucunda; seçimleri Çağdaş Demokrat Mimarlar’ın listesi kazanmıştır.

    Seçilen Merkez Yönetim Kurulu 22.04.2010 tarihinde yaptığı ilk toplantısında;

    Genel Başkan : Eyüp MUHCU

    Genel Başkan Yrd. : Erkan KARAKAYA
    Genel Sekreter : Necip MUTLU
    Genel Sayman : Nurdan TOPOĞRAF
    Üye : Ali EKİNCİ
    Üye : Can DİRİL
    Üye : A. Zafer OKUDUCU

    Şeklinde görev paylaşımı yapılmıştır.




    TMMOB Mimarlar Odası 42.Dönem Genel Kurulu’nda alınan bir kararla hazırlanan sonuç bildirisi aşağıda sunulmuştur :


    GENEL KURUL SONUÇ BİLDİRİSİ

    2. Dünya savaşından bu yana yaşanan en büyük ekonomik krizin yıkıcı etkileri dünyada ve ülkemizde tüm toplum katmanları ile birlkte mimarlık ortamında da şiddetle hissedilmektedir.


    Mimarlar odası 42. Olağan Genel Kurulu böyle bir ortamda; dünya ve ülke sorunlarını kent ve mimarlık bağlamında değerlendirirken; ülkemiz mimarlarının örgütlü gücü olan Mimarlar Odası’nın mesleki alandaki çalışmalarının yanı sıra kamu ve toplum yararı doğrultusunda çalışmalarını sürdürmesi 56 yıllık geleneğinin gereğidir.

    Yaşanan küresel krizin odağında “mimarlık ve kent mekanı” bulunmaktadır. En temel haklar arasında yer alan barınma hakkının doyumsuz bir rant hırsıyla karşılandığı neo-liberal ekonomik sistem dünyanın çeşitli bölgelerinde özellikle yoksulların yerlerinden edilmelerine yol açmıştır. Bu koşullarda mimarlara düşen görev; mimarlığı, barınma hakkının çözümünde toplumsal duyarlılıkları öne çıkarmalarıdır.

    Küresel krize çözüm önerilerinden biri olarak sunulan “kentsel dönüşüm” süreçleri , küresel sermaye ve yerel ortaklarının baskısı altında “kentsel ve kültürel yıkım” haline dönüşmüştür. Özellikle kamu kaynaklarının ve alanlarının yağmalanmasına dayanan bu uygulamaların durdurulması zorunludur.

    Ülkenin yeni bir Anayasa ihtiyacı yıllardır tüm toplum kesimlerince dile getirilen bir gerçektir. Ancak mevcut siyasal iktidarın diğer siyasi partiler ve toplum kesimleriyle bir konsensus arayışına hiç gerek duymadan sürdürdüğü Anayasa çalışmalarının toplumun ihtiyacını karşılayan bir Anayasa oluşturması mümkün değildir. Bu nedenle özgürlükçü, çoğulcu, barışçı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti anlayışı ortak paydasında, toplumun bütün kesimlerinin siyasal katılımına olanak tanıyan yeni bir Anayasa’nın katılımcı süreçlerle hazırlanmasına ihtiyaç vardır.

    Ülkemiz insanlarının binlerce yıllık ortak geçmişinden süzülen barış içinde bir arada yaşama iradesini zayıflatacak nefret duygularını körükleyen gelişmeler endişe vermektedir. Bu koşullarda insanların uygarca barış ve kardeşlik içersinde yaşayabileceği demokratik bir toplum hepimizin özlemidir. Etnik sorunların demokratik, adil bir barış ve temel insan hakları çerçevesinde çözümü şarttır.

    “Kentsel Dönüşüm” adı altında TOKİ’ye emanet edilen kentlerin hoyratça hırpalanmasına devam edilmektedir. Mimarlar Odası, yerel yönetimlerin ve merkezi otoritenin ülkenin her coğrafyasında uygulanan kişiliksiz şablonlarla yeni gelişme alanları açmak yerine, öncelikle yerel değerleri içeren mevcut yaşam alanlarını toplumsal aktörlerin karar süreçlerine katılımı ile sağlıklı ve yaşanır duruma getirilmesini savunmaktadır.

    İktidarın çeşitli devlet kurumları aracılığı ile alt yapısını oluşturduğu kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerini işlevsizleştirme girişimleri dikkat çekici hale gelmiştir. İdarelerin uygulamalarını toplum yararına ve kamu yetkisi kullanarak denetlemek meslek kuruluşlarının ülkeye hizmet yolunda asli görevlerinden biridir. Ne Mimarlar Odası’nın ne de diğer meslek örgütlerinin bu sorumluluklarından vazgeçmesi düşünülemez. Mimarlar Odası, bu doğrultudaki girişimlere karşı tüm meslek kuruluşları ile dayanışma içerisinde ve kamuoyu desteğini de arkasına alarak mücadele etmekte kararlıdır.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur…

    Saygılarımızla.

    TMMOB Mimarlar Odası
    Merkez Yönetim Kurulu


  15. #105
    gringo

    Sivil Toplum Örgütleri, geçiş döneminde sınıfta kaldık

    90'lı yıllarda sivil toplum örgütlerinin öneminden, sivil topluma geçişten hep bahsedilirdi. Dünyada ve Türkiye'de otoriter ve devlet merkezli sistemlerden sivil topluma geçişte oldukça doğru bir mantıktı da. Peki ne oldu? Kendi küçük diktatörlüklerimizi bu sefer odalar, sendikalar, siyasi partiler vs... de yarattık. Aynen profesyonel siyasetçiler yada sendikacılar gibi, profesyonel bir odacı kastımız oldu. Siyasi partilerde nasıl ki işi gücü delegecilik olan, bütün mesaisini ve enerjisini bu işe harcayabilen (herhalde hayatlarını da yerelden genele siyasetin rantından yararlanarak geçindiren, büfecilikten ihale komisyonculuğuna...) bir sınıf oluştu.Bu sınıf mevzilerini korumak için kendine ideolojik kamplaşmaları kalkan ediniyorsa, aynen Mimarlar Odası'ndaki bu kast ta kendine toplumsal muhalefet bayraktarlığı süsü verip durumu kurtarmaya çalışıyor. Aslında adamakıllı değiştirdikleri bir şey de yok. Onlar da bu sistemin parçası. Hem de en kurnaz ve haince bir biçimde.
    Sonuç: Ben normal vatandaşın ve meslektaşın daha fazla oda ile ilgilenerek, oradaki seçim, delege yapısını vs. çözmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabii bu oda kastı bunlara burun kıvıracaktır, üye adresine ulaşmada vs. şeffaflık istemeyecektir, türlü zorluklar çıkarıp hatta çamur bile atacaktır. 'Yok bunlar efenim şöyleler, biz halbuki şundanız' vs. gibi. Ee ama hayatta bir şey yapmak istersen de mücadele gerekiyor, kimse kimseye mevzisini kaptırmak istemiyor. Armut piş ağzıma düş yok.

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Konunun Etiketleri

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •