2 sayfanın 1. sayfası 12 SonuncuSonuncu
16 sonuçtan 1 ila 15 arası gösteriliyor.

Konu: İçinden Yol Geçen Bina

  1. #1
    bunebu

    İçinden Yol Geçen Bina


  2. #2
    Güzel çözümler.Tabi öncelikle İnşaat Mühendisi'ni kutlamak gerekir.Binanın 5. katından 7. katına kadar asansör durmuyomuş :)"YOL CAKMAYA YER QALMAYIBDA BINALARIN ALINDAN"..sitedeki yorumlarda birbirinden güzel.

  3. #3
    bunebu
    Evet ya, dikkat edin, Azerilerin o forumunda dünya görüşleri birbirine taban tabana zıt insanlar asla seviyelerini bozmuyor ve birlirlerine sonsuz tahammül gösteriyorlar. Tabi uzun sürmez her kesimden kışkırtıcılar sonunda onları da bozacaktır. Bizde de bir zamanlar "İstanbul Beyefendiliği" baskınmış ya...

  4. #4
    Aslında Azeri vatandaşlar arasında da çok ayrılmış ,kışkırmış insanlar var.Biz onları ne kadar kardeş görsek,ne kadar aynı ırktan geliyor olsak da içlerinde Rus zihniyetini benimsemiş,kendisini Rus olarak gören beyni yıkanmış çok insan var.Umarım hem Türk gençliği hem Azeri gençliği bilinçlenerek büyür.Bizi ayırmaya çalışan,farklılaştıran oyunları görür.

  5. #5
    bunebu
    Yine de kültür ve terbiye seviyeleri bizden bir iki gömlek üstün. Madem ki dil aynı deyip önemli bir forumlarını izleme kararı almıştım. Aslında bizimle yaşıyorlar desek yeridir. Yavaş yavaş hayran bile olmaya başladım. O forumu takip edin derim. Bir komşunun içine nüfuz edeceksiniz.

  6. #6
    Ben aslında Bakü'de küçük bir konut projesi yapmıştım.Ama müşteri özellikle Rus mimari özelliklerini yansıtan bir bina istemişti.O zaman bende birşeyler oldu.Biraz buruldum açıkcası.Anlatamıyorsunuz da tabiki.Konuştuğumuzda anladığım bütün çevrelerinde bu tarz binalar var ve hayatları boyunca bir Rus baskısı görmüşler,bununla birlikte göz aşinalığı diyebiliriz buna beğenileri o yönde gelişmişti.Bir örneği bizim ülke olarak çıkmaları eli böğründeleri sevdiğimiz yakınlık duyduğumuz gibi olur.Oradaki hayat biraz onları öyle yönlendirmiş ama tekrar gerçekten birlik olduğumuz günlerde gelir.Konu amacından çok sapacak böyle giderse.Teşekkürler tekrar güzel paylaşımınız için.Elimden geldiğince siteyi takip etmeye çalışırım.

  7. #7
    RedRapsody
    Bazıları etkiler, bazıları da etkilenir. Ben de Türkmenistan'da aynı durumla karşılaştım.
    Bu bölgeler her ne kadar SSCB'den ayrıldıktan sonra 'öze dönüş' çalışmalarına girişmişlerse de,
    bu sosyal, kültürel, sanat hayatlarından silinmiyor. Simetrik plan ve cepheli , Rus stili kubbelere hala hayranlık duyuyorlar. Ve kültüre sanata çok önem verirler. Entelektüel birikimleri bizlerle kıyaslanamaz, biz çok geri kalmışız. Sanata kültüre karşı duruşumuz bariz şekilde geriden gelir. Bizim bırakın halka açık forumlarımızda, mimarlık forumlarımızda bile irdelenmiyor yeterince 'içinden' değil üzerinden viyadük geçen yapılar. 3. köprü meselesini kaç mimar dile getiriyor, kim? Fark büyük.

    Çevresine 'açılmaya' ve liderlik rolü üstlenmek isteyen Türkiye oralarda hangi mimarlığıyla var olabiliyor? Böyle bir kaygı yok. Olmamış. Çünkü içeride net bir akım benimsenememiş.
    Rus mimarisinin ise 2 çok baskın stili var. Birisi Kremlin sarayında gördüğünüz, diğeri de 1917 Bolşevik devrimiyle ortaya çıkan 'mimari' bizim 'modern' diye adlandırdığımızın en saf haliyle ortaya çıkması.

    Türki cumhuriyetlerde çoğunlukla görünür bu öksüz modern yapılar. Yeni yapılan yapılar bu sosyalist izler taşıyan mimariye değil, daha çok çarlık rusyasından kalan izlere (Moskova kremlin sarayı) yakındır.
    Tıpkı bizim gibi. Bu kültürel emperyalizmde iz bırakmak için daha özel , yerel bir tarz gerekiyor.
    Ruslar bunun bilincinde ve bu bölgede yapılan yapılarda kimsenin ondardan daha fazla söz sahibi olmasını istemiyorlar. Kgb hala çok aktif çalışır bu konuda. Biz ise bu kadar 'detaylı' düşünmemişiz.

    Firmaların tasarımları çağdaş mimarlığa yaklaşmak istemiş (Kazakistanda örneğin). Fakat bazı bölgelerde firmaların tasarım yapmasına izin verilmemektedir. Tasarımlar bizzat devlet başkanı veya en az bakan düzeyinde onaylanmadan yapılamaz. Dış cephesi etkileyici fakat berbat,işlevsiz yapılarla doludur buralar.
    Biz eğer kurnazca düşünseydik, Türki cumhuriyetler ilk kurulduğunda Selçuklu , Klasik Osmanlı detaylarıyla , Vedat TEK ile , Mimar KEMALETTİN ile girerdik oralara. Belki bizim terk ettiğimiz ama 'iz' bırakan bir yanı olurdu. Mesela Safranbolu evlerinden bir site yapılırdı bürokratlara. Başkanlık sarayları 2.TBMM ye benzerdi.

    Mimarlık siyasete alet olmuş olurdu ve pek 'mimar'ca bir yaklaşım olmazdı belki. Ama başarılı bir dış politika hareketi olabilirdi.

    Şimdi artık onları etkileyebileceğimiz ve iz bırakabileceğimiz şey 'aşkı-ı memnu' dizisi (kurtlar vadisi, kavak yelleri vs. forum üyelerinin avatarlarından anlaşılabilir). Bu tür dizilerdeki dekor seçimleri de ciddi birer akım yaratıyor. Bizi izliyorlar, ama biz ne sunacağımız konusunda asla hemfikir olamıyoruz. Çünkü bazı konularda derinden düşünce ayrılıklarımız var toplum olarak. Bence olacak şu. Azeri toplumu ve diğer Türki toplumlar bizim içi boşaltılmış , Cumhuriyet devriminden eser kalmamış, geçmişini unutmuş yapımızı analiz ettiklerinde bizi izlemeyi bırakacaklar. Ve özgüven kazanıp yükselişe geçecekler. Ondan sonra biz onları izleyeceğiz. Fakat biz Cumhuriyet devrimi dönemine geri döner de silkelenir, net bir vizyon ortaya koyabilirsek etkimiz 'aşk-ı menu' dan daha fazla olabilir. Önümüzdeki 5-6 yıl bunun belirleneceği dönem olacak. Bizim tercihlerimiz , çabalarımız bunu belirleyecek. Pek umutlu değilim ama ihtimal var.
    En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 13-06-2010 21:09

  8. #8
    bunebu
    Gençliğimde Rafaella Cara vardı, İtalyan. Dansçılarıyla hareketleri aynı anda yapabiliyor olmaları yüzünden Batı hayranlığına kadar giderdi iş :) Oraya gitti mi de gelsin İtalyan malları... Aslında şimdi etrafımızdaki kalın bir çemberde tam bir Türkiye rüzgarı esiyor. (Temsilcilerin kalitesini sorgulamaya gerek yok, esiyor mu esiyor) Bundan mimari de yararlanmalı evet.

  9. #9
    Cumhuriyet dönemi mimarları bunun için çok uğraşıyorlar aslında ve özü tamamen Türk olan bir Türk mimarlığı yaratma çabası olan belli kalıplarda çok estetik,gerçekten etkileyici binalar tasarlanıyor o dönem.Şimdilerde ise dünyanın genelini kasıp kavuran modernist,minimalist,kübik binalar dünya üzerinde herhangi bir toprak parçası üzerine oturabilecek tasarımlar bununla birlikte bir küreselleşme var mimaride.Benzer projelere çok farklı kültürlerde,çok farklı iklimlerde,çok farklı kullanıcı kitlelerinin kullanacağı binalarda rastlanır oldu.Biz kendimizi kaptırmışken bu kadar küreselleşmeye ,acaba kıl çadırı, Türk evi'ni , yaşam biçimimizi,kültürümüzü ne kadar düşünür olduk büyük bir soru işareti bu? Adı çıkmış İtalya'nın başarılı işleri var belki tasarımcılarının ama ben ülkemin tasarımcınlarını çok üretken,çok yetenekli görüyorum.Türk tasarımcıları dünyada yapmak istedikleri herşeyi yapabilecek,ortaya çıkan ürünleri hayranlık bırakacak düzeyde yetenekli bence.Buna bütün kalbimle inanıyorum. Ama sanırım geleceğe bir çizgi atabilmek için onun geçmişteki izdüşümünü iyi görmek gerekir.Burada da en büyük eksikliğimiz doğuyor.Dünyanın varoluşundan bugüne gelen köklü bir milletin yaşayışını,inanışını,örfünü,adetini mimarlık matematiğimizde etkisiz eleman gibi hesaplıyoruz.Büyük bir yanlış yapıyoruz tam da bu noktada.30 yıl sonrasının gençleri artık yaşadıkları toprakta geçmişten gelen kendilerine ait bir iz bulamayacak çünkü.Ülkesinde gördükleri dünyanın herhangi bir yerinden farklılaşan kendine özgü hiçbir nitelik barındırmayan,yaşanmışlıkları ortadan kalkmış bir kara parçası olacak belki de.Sonumuzun bu kadar karamsar olmaması dileğimle.

  10. #10
    Çok konu dışı olunmuş ama yine de müdahale etgmek ayıp olur. Yazılanlar"içinden yol geçen bina"yı aşmış durumda.

    Sadece araya gireyim dedim. Okuyoruz...:-)

  11. #11
    bunebu
    Aslında Türk müteahhitler de dünyayı kasıp kavuruyorken mimarlık niye aradan sıyrılmaz ? Hayranlık var... Müteahhit de orada... Tam da ikisinin aradasındaki boşlukta boşluk var ! Aslında önce bu ülkeye dünya çapında, böööle eyfel kulesi gibi birşey lazım belki de. Gerisi çorap söküğü gibi gelir.

  12. #12
    Sayın ayasofya hocam kusura bakmayın.Sanırım biraz dolmuşuz.O "içinden yol geçen bina" nın yüzlerce kat güzelini yapabilme kapasitesi olan gençler bu ülkede yetişirken uğraştığımız şeyler biraz heves kırıcı oluyor.Ancak bir mimar mesleğine bu kadar tutkuyla bağlı olabilirken tutkuyla bağlandığımız mesleğimizi tam anlamıyla yapamıyor olmanın vermiş olduğu rahatsızlığın satırları bunlar sanırım.

  13. #13
    RedRapsody
    Alıntı Orijinal metin ayasofya tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
    Çok konu dışı olunmuş ama yine de müdahale etgmek ayıp olur. Yazılanlar"içinden yol geçen bina"yı aşmış durumda.

    Sadece araya gireyim dedim. Okuyoruz...:-)

    Konuyu açan arkadaş binayı değil de Azeri forumundaki yazarların yaklaşımlarını irdelediği için konu bu yöne kaydı. Asıl üzerinde durulması istenilen forumdakilerin yorumu diye düşündüm.

    Yapıya gelince:
    Büyük bir rant var burada, ciddi bir rant var. İstimlak edilmiş atıl duran onca köprü altı! Hepsi birer işmerkezi arsası olabilir. 3. köprüyü bile geçirirler içinden. Köprünün ayakları yerine 2 kule !

  14. #14
    Sanırım konu benim yüzümden saptı,sayın "bunebu"yla alakalı değil.O yöndeki eğilimlerin hepsi benim yorumlarımla oldu kusura bakmayın RedRapsody.

  15. #15
    RedRapsody
    Konunun kayması önemli mi arkadaşlar ? Ne konuşmak istiyorsak onu konuşuyoruz. Manipüle olmuş değil kimse sanırım, ne konuştuğumuzun farkındayız.
    Forum diye birşey de kalmadı zaten, genellik 'okuyor'! Biz ne yazdık, doğru mu yazdık, yanlış mı yazdık diye kendimizi üzmeyelim :).

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Benzer Konular

  1. autocad katı modelin içinden parça çıkarma...
    atila1983 tarafından AutoCAD bölümünde
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 15-06-2006, 11:34

Konunun Etiketleri

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •