6 sonuçtan 1 ila 6 arası gösteriliyor.

Konu: Bir İktisatçıdan Mimarlık ve Kent Eleştirisi

  1. #1

    Bir İktisatçıdan Mimarlık ve Kent Eleştirisi

    Ege Cansen
    26 şubat 2011
    Hürriyet

    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...rih=2011-02-26
    .......__...Murat Çağıl
    /\/\/`|....Kamu yapıları yarışmayla projelendirilmeli.

  2. #2
    Yıllardır söylediğim şey bu .Kamu arazilerinin yağmalanması,( buna hırsızlıkta denilebilir )köy kültürünün şehre taşınması ,küçük parsel( özelllikle tek dairelik bitişik yada ayrık nizam ve yüksek olmayan h )ve eskimiş imar mevzuatı yüzünden bugün istanbulda cephe ve plan olarak biribirinin replikası fonksiyon ve estetik yoksunu binalarla iç içe yaşıyoruz .Kentsel dönüşüm kapsamında küçük parseller birleştirilmeli bina yoğunluğu azaltılmalı yeşile daha çok yer ayrılmalıdır. ( bu arada toki mantığına son derece karşıyım)
    Veni, vidi, vici

  3. #3
    Bence sadece İstanbul değil bütün Türkiye'nin fotoğrafını çeken bir yazı olmuş. Ege Cansen'in eğlenceli ekonomi yazılarını beğenerek okurdum, bu eleştiri yazısı da kısa ve açıklayıcı bir tespit olmuş.
    .......__...Murat Çağıl
    /\/\/`|....Kamu yapıları yarışmayla projelendirilmeli.

  4. #4
    Ege Cansen’i kutlamak değil elini öpmek gerek.
    Yılların kanayan yarası değil kangren olmuş meselesi “tapunun delinmesi işi” tapuyu delmezseniz şehirleri deler tespih yapar ipe dizersiniz, netice; Tespih tanelerinin birbirinden farkı var mı ?

  5. #5
    Bu yazının arkitera.com da günün haberleri ve basından bölümlerinde yayınlanması gerekir.
    .......__...Murat Çağıl
    /\/\/`|....Kamu yapıları yarışmayla projelendirilmeli.

  6. #6
    Arkitera forum köşesinde kentsel politiklara ile ilgili görüşlere ne kadar az rastlanıyor; son dört yılda sadece bir tek görüş yer almış. Neyse ki Ege Cansen'in yazısı can alıcı bir noktaya parmak basmış da, bir kaç ses de mimarlardan yükselmiş: "ne kadar haklısınız".

    Sayın Cansen'in kentsel politikalar ile ilgili tüm görüşlerini kendine ayrılan sınırlı bir köşede yansıtması beklenemez. Ortaya bir fikir atmıştır, gerisini tamamlamak biz meslekten insanlara düşer. Bir ucundan ben de bir şeyler söylemeye çalışayım:

    Bu çağda, parsel bazında binalar inşa eden bir şehircilik anlayışı olamayacağı ortada. Ama bu konuda önce yerel yönetimlerin uyanması gerek. Onları uyandırmada, üniversitelere düşen görevin önemi ortada, ama ne ölçüde başarabiliyorlar?

    Uyanan yerel yönetimler yok değil, ama onlar da “fazla uyanık” davranıyor ve sonunda parselleri birleştirip planlanacak büyük alanlar elde etme girişimi, bir başka tahribata neden oluyor:
    Çözümü bizim keşfetmemiz gerekmiyor; batılılar en az yüz yıldır uyguluyorlar:
    1. yeni gelişme alanlarını, kent çevresindeki boş alanlara kaydırıp, buralarda her türlü sosyal altyapının da sağlandığı uydu kentler/uydu semtler inşa ederek,
    2. kentin mevcut dokusu içindeki kültürel değeri olan bölgelerde, oralardaki sakinlerle birlikte,sosyal ve kültürel dokuyu da koruyan, fiziksel iyileştirmeleri öngören projeleri hayata geçirerek,
    3. Kentin mevcut dokusu içinde, gelecek kuşaklara aktarılacak bir kültürel değere sahip olmayan alanlarda da, yine bölge sakinleri ile birlikte, Sayın Cansen'in belirttiğ türden uygulamalara yönelerek; ancak yine sosyal dokuyu korumayı ön plana alarak ve her tür sosyal altyapıyı da sağlayarak, yani okulu, çarşısı, camisi, yeşil alanları ile ve yoğunlukları artırmaktan kaçınarak.

    Bizde yapılanların bunlardan önemli farklılıkları nedir? diye sorarsanız:
    1. Konut alanları deyince, sadece apartman dairesi inşa etmek yeterli görülüyor; gençlere, çocuklara yönelik hiç bir tesisi olmayan, sağlık, eğitim, ortak kültürel ve demokratik yaşam, ibadet ve günlük alışveriş, toplu ulaşım gereksinimleri düşünülmeyen,
    2. Bu işler yapılırken yöre halkının görüşleri ve katkıları hiçe sayılıyor,
    3. "Yenileme" işlerinde yöre sakinleri, inşaat şirketleri ile karşı karşıya bırakılıyor, mülkler yok pahasına şirketlerin eline geçiyor ve küçük küçük tapular delinip, tek bir kocaman tapuya dönüştürülüyor ve üstelik bunun delinilmezliği garantileniyor.
    4. Yöre sakinlerinin haklarını korumak için başvurdukları örgütlrnme çabaları, çeşitli yöntemlerle kırılıyor: evleri yakılarak, toplantıları basılarak, ....
    5.Hem kültürel değeri olan yapılar ve kentsel dokular, hem de yörenin sosyal dokusu yok ediliyor.

    Özetle:
    Parsel bazında kent geliştirmekten kaçınmak bir ilkedir. Ama yaşanabilir çevreler oluşturmak için tek başına yeterli değildir. Öyle bir ilkeler manzumesi oluşturmak gerekir ki, gerçekten insanları mutlu edecek bir sonuç elde edebilelim.

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •