Anket Sonuçlarını Görüntüle: Türkiye'de Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır?

Oy verenler
435. Bu ankette oy kullanamazsınız
  • Kararı destekliyorum, 5+2 yıl olmalı

    156 35,86%
  • 4 yıl, mimarlık eğitimi için yeterli değil

    64 14,71%
  • Verilen eğitim süresi yeterli

    21 4,83%
  • Eğitimin süresi değil niteliği önemli

    194 44,60%
7 sayfanın 1. sayfası 1234567 SonuncuSonuncu
91 sonuçtan 1 ila 15 arası gösteriliyor.

Konu: Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır?

  1. #1

    2 yıl zorunlu staj

    Bu mesajı mimarlık eğitimde “usta-çırak” ilişkisinin gerekliliğini düşünen ve AB’ye uyum çalışmaları içersinde yeniden düzenlenecek olan üniversite eğitimi üzerine ortaya çıkan “zorunlu 2 yıl staj yapma” fikrine sıcak bakan tüm mimarlara açık bir mektup olarak göndermekteyim.

    Forma katılımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.

    Hepinizin bildiği üzere çağımız bilgi çağı ve iletişim imkanları yaşamımızı bizden önceki nesillerden olabildiğince farklı kılmaktadır. Şu anda olduğu gibi, bilgisayarımın başına geçtiğimde dünya parmaklarımın ucunda. Dünya çapında tanınan mimarların eserlerini hazırladıkları internet siteleri aracılığıyla inceleyebiliyor, onlarla mesaj yoluyla karşılıklı iletişime geçebililiyor, farklı sitelerde karşı görüşleri inceleyebiliyorum. Ulusal, uluslar arası sanal mimarlık platformlarında dünyanın dört bir yanındaki mimar/mimarlık öğrencisi arkadaşlarımla bilgi alışverişinde bulunabiliyor, farklı konularda tartışmalara katılabiliyorum. (Şu an da olduğu gibi) Güncel mimarlığı dünya çapında bu kadar geniş bir açıyla görmeme mimarlığın çeşitli alanlarında yazılmış pek çok yazılı, görsel/işitsel yayın (kitaplar, ulusal/uluslararsı mimarlık dergileri, mimarlık üzerine farklı konularda çevrilmiş filmler, belgeseller….) da destek olabilmektedir.

    Bakış açımız bu kadar geniş iken, kim, neden daraltmak istiyor?
    İyi niyet maskelerinin altında ne yatıyor?

    Yukarıda saydığım imkanların hemen hemen hiçbirine sahip olunmadığı çağlarda, teknik olarak mimar olmanın, bilgiye ulaşmanın başka çıkar yolunun olmadığı “usta-çırak” ilişkisinin özellikle de bazı akademisyenlerce günümüzde savunulmasına hiçbir anlam verememekteyim.

    Ben de sizler gibi ülkemiz mimarlık ortamından, çevremdeki yapılardan, kentleşme(me)lerden memnun değilim. Ama memnun olmadığımız bu “eserler” mezun olacak olan biz öğrencilerin mi, yoksa imza yetkisine sahip olmamız için yanında iki yıl “çırak” olarak çalışmamızı önerdiğiniz, şu anda faal olarak çalışan “usta” mimarların mı? Yoksa mevcut mimarlığımızdan memnun olup onun aynen devam mı etmesini istiyorsunuz?
    Çevremizde mimari anlamda sorun olarak nitelendirdiğimiz pek çok durum elbetteki bilinen belli başka nedenlerin dışında ki bunların bir çoğu ekonomiyle ilişkilidir, mimarlarımızın nitelikleri ve pek tabi ki eğitimlerinden kaynaklanmaktadır.

    Evet ülkemiz mimarlık eğitiminin derhal üzerinde durulması gereken sorunları vardır. Ancak bunların düzeltilmesi için yapılan çalışmalarda sorunun kökenine inilmemekte, buna cesaret edilememekte, bu durumda da mimarlığı daraltıcı, günümüz için ona zarar verecek görüşler öne çıkmaktadır.
    4 yıl “mimarlık mesleğine yatkın” bir kişi için yeterli bir eğitim süresi olabilecekken mimarlık eğitimi alan pek çok öğrenci arkadaşım bu süreyi zaten yıllarca uzatmasına rağmen “mimar” olmak için yeterli donanımlara sahip olmadan mezun edilmektedir (yıllar alsa bile). Eğer “+ 2 yıl staj zorunluluğu (belki de 4+2 yıllık bir eğitimden sonra)” getirilirse, “bu çocukların önünde daha çok yol var” denilerek herkes projelerden ve diğer tüm derslerden geçirilecek, kalmanın olmadığı ortamda da başarılı ve başarısız ayırt edilemeyecek.

    Size şu anda bitirme projesi yap(tır)an bir arkadaşıma proje konumun “İslam Kültür Merkezi, Cami” olduğunu söylediğimde gözlerini açarak şaşkınlıkla söylediği şu sözleri aynen aktarıyorum:
    “-Ya demek cami projelerini de mimarlar çiziyormuş, bilmiyordum. Vay be, demek mezun olunca Cami de çizebileceğiz….”
    Sanırım tüyleriniz diken diken oldu.
    Herhalde yine aynı arkadaşımın perspektif bir resme (bilgisayar çalışması) bakarak “Bunun ölçeği kaç?” diye bana sorduğu soruyu aktarsam yukarıdaki örnek kadar etkili olmaz.

    Bu durum eğitimin yetersizliğinden, süresinin kısalığından değil, mimar adaylarının ÖSS gibi avukat, öğretmen, mühendis, doktor…v.b. bir çok farklı meslek adayının da aynı anda seçildiği merkezi bir sınavla seçilmesidir. 3 boyutlu algı, tasarım yapabilme, ressamlık, müzisyenlik, yazarlık gibi herkeste bulunmayan doğal bir yetenek olup pek tabi ki eğitimle en doruk noktasına ulaşabilir. Bu anlamda Mimarlık bölümlerin de de güzel sanatların farklı dallarındaki bölümler gibi merkezi sınavın yanında yetenek sınavı yapmalıdır. Sorunun kökeni mimar adaylarının seçilmesindeki yetersiz uygulamadır.

    Mimarlıkta “usta-çırak” ilişkisini savunanlar da kabul edeceklerdir ki tarihte bu yöntemin uygulanmasında da seçicilik vardı ve ustalar çıraklarını yeteneklerine göre seçerlerdi.

    Bilinçli mimar adaylarının mimarlık okullarının kapılarına gelmesi için üniversitelerdeki hocalarımız, aslında diğer tüm meslek dallarında da olmasını gerektiği gibi, liselerdeki rehberlik, meslek tanıma çalışmalarına katılmalılar ve lisedeki öğrenci arkadaşlarımızın mimarlığı çevresinde gördüğü yapılar üzerinden algılamasına izin vermemeliler.

    Hatta daha ileri girersek, ki gitmeliyiz; meslek liselerinin yapı ressamlığı/yapı gibi bölümlerinin tamamen teknik olan eğitimi kırılmalı, mimarlığın tasarım yönüne dair bazı dersler verilerek mimar olmak için alt yapı kazanmış, bilinçli bir şekilde bu işi yapıp yapamayacağına karar verebilen bireyler yetiştirilmelidir.

    Bir mimarın hayatındaki mimar olmaya karar verme anı ÖSS sonuçlarının açıklanışından çok daha öncesine ötelenebildiğinde mimarlık eğitimindeki ve çevremizdeki bir çok sorun ortadan kalkacaktır.

    Bir bina düşünün ki o bina kendinden beklenen mimari fonksiyonları yerine getirememektedir ve insanlar bazı eklemelerle onu farklılaştırmaktadır. Bu fazlalaştırmalar, en başından gerekli koşullara göre tasarımı yapılmış bir binanın mimari başarısına ulaşabilir mi?

    Bu düşüncelerimi “2 yıl zorunlu staj” fikrine sıcak baktığını bildiğim Üniversiteden değerli hocam ve aynı zamanda Eskişehir Mimarlar Odası Başkanı Sn Halit Halaç’a belirttiğimde beni birçok açıdan haklı bularak, bu tür köklü yapısal değişimler için Mimarlar Odası’nın ve Üniversitelerin yeterli gücü olmadığını söyledi. Peki eğitimin sorunlarını çözmeye yönelik bu tür köklü değişimler için bu kurumlar girişimde bulunamayacaksa kim bulunacak?

    Evet ülkemiz mimarlık eğitiminin derhal üzerinde durulması gereken sorunları vardır. Ancak bu sorunlar yukarıda da belirttiğim gibi mimarlık eğitimin süresinden kaynaklanmamaktadır. Bu sürenin 4+2 yıl üniversite eğitimi, +2 yıl zorunlu staj + yeterlilik sınavı +….+…. ….. gibi uzatılması sorunları çözmeyeceği gibi bu çileli sürecin mimar adayları için sosyal olumsuzluklarının görülmesi mesleğe ilgiyi de azaltacaktır. Ayrıca daha önceden de belirttiğim gibi imza yetkisi alma sürecinin uzunluğundan dolayı, bu sürenin daha da uzamaması için bir çok niteliksiz çalışma proje derslerinden geçebilecek ve gerçek anlamda başarılı ve başarısız olan öğrencinin farkı kalmayacaktır: Herkes bir şekilde master yapmış ve büro deneyimine sahip mimar olacak.
    Yani sorunları, gerçek çözüm yolunu ve sizin önerdiğiniz çözüm yolunu somut bir benzetmeyle örneklemeye çalışacağım.
    Temeli sağlam yapılmamış bir duvar düşünün. Siz onu sağlamlaştırmak için üzerine tuğlalar ekleyerek duvarı yükseltiyorsunuz. Ancak duvar sağlamlaşmak bir yana daha da ağırlaştığı için çöküyor. Oysa yapılması gereken temelin açılıp sağlamlaştırılmasıdır.

    Zorunlu staj uygulamasını ve “usta-çırak” ilişkisini savunanların en başta söyledikleri bir gerekçe var: “Bir çok AB ülkesinde böyle yapılıyor”
    Bizim AB ülkelerindeki mimarlık eğitimi anlayışını hap gibi yutmamız, aynen kopyalamamız ne derece doğru? Yeri geldiğinde ülkemizde Kadınlara seçme ve seçilme hakkının Cumhuriyetle birlikte bir çok AB ülkesinden önce geldiğini söyleriz ve haklı olarak bu durumdan gurur duyarız. Demek ki örnek olacak uygulamaları onlardan önce başlatmamız mümkün olmuş ve mümkün olacaktır. Bu uygulamalardan biri neden mimarlık eğitimin köklü değişimi ve liseye kadar uzanan bilinçli mimar yetiştirme sistemi olmasın? Hatta diğer tüm mesleklerin de?

    “Usta-çırak” ilişkisine bu denli karşı çıkarken gerçek “usta”lara da haksızlık etmek istemem. Nice mimarlar var ki onlarla çalışma hayatında birlikte geçirilecek her dakika çok kıymetlidir, daha sonraki meslek hayatımızda onları aynen taklit etmeme başarısını gösterebileceğimiz sürece. Ancak zorunlu staj uygulamasının yasallaşmasından sonra yalnızca çalışma hayatında geçirdiği yıl sayısına bakılarak yasal olarak “çırak” kabul edecek her “usta” aynı niteliklere sahip olabilecek mi?
    Yoksa gerçek ustalar yanlarına yüzlerce kişi mi alacaklar?

    Meslek hayatında aktif tasarımcı olarak çalışmayı düşünen her bilinçli mimarlık öğrencisi gibi bende bir çok mimarlık bürosunda çalıştım. Ama her seferinde onların kitschleşmiş üsluplarından uzaklaşmam beni çok yordu ve ne yazık ki bu olumsuz etkileşimlerim bazı zamanlarda okul projelerime de yansıdı.

    Her mimar ve mimarlık öğrencisinin olduğu gibi benimde çalışmalarını hayranlıkla incelediğim, beğenilerimi toplayan eserleri olan ünlü mimarlar var. Bunlardan biri de Frank Gehry. Bana Gehry’nin yanında 2 yıl staj yapmam için teklifle gelinse korku ve dehşetle “hayır” derim. Şüphesiz böyle büyük bir mimarın yanında çalışmak bana çok şey kazandırır, özellikle de teknik bilgi anlamında. Ancak bu iki yıl sonunda Gehry klonlanmış olur, ve bu durumun mimarlığa hiçbir katkısı olmadığı gibi gerçek ustaya da zararları büyük olacaktır. Böyle bir durumun olumlu olduğu düşünülse bile klonlanacak kaç tane usta mimar var ki Türkiye’de, binlerce mimarlık öğrencisini düşündüğümüzde….

    Mimarlık “piyasası”nda aktif olarak çalışan kişilerin “2 yıl zorunlu staj” uygulamasına bakışı “tabi ya olması gerekir, yeni mezunlar yönetmelikleri de bilmiyorlar, doğru dürüst uygulama projesi de çizemiyorlar….” Şeklinde oluyor. Büro bürokrasisinin, yani büro-belediye-Mimarlar odası üçlüsü ilişkilerinin ve sık sık değişen yönetmelik ve tüzüklerin bilinmesi gerekliliğinin ise “usta-çırak ilişkisi”nin nedeni olabileceğini düşünmüyorum. Bunlar çalışma hayatı içinde zaten öğrenilecek ve öğrenilmesi 2 yıl almayacak şeyler… Teknik anlamda yetersizlikler ise okul eğitimde kazanılmamış/kazandırılmamış bir durumsa, bunların “usta-çırak” ilişkine yüklenmesi ne hüzünlü bir durumdur.

    Yazımın başında bu iyi niyet maskelerinin ardında ne yatıyor diye sormuştum.
    ABye gireceğiz. Genç mimar adayları olarak bizler dinamiğimizle, mimaride bilgisayarı son derece etkin bir şekilde kullanabilmemizle, yabancı dil bilgimizle, genç yaratıcı beyinlerimizle geliyoruz ve yaşlanmış Avrupa içinde kazanmış olduğumuz serbest dolaşım hakkı ile çığ gibi eseceğiz!…. Ülkemizde, kendi yarattıkları köhnemiş mimarlık pratiği içinde körelmiş mimarlar buna nasıl dur diyecekler? Bu gidişatı nasıl tersine çevirecekler? Tabi ki imza yetkimizi, tasarım yetkimizi elimizden alarak! Bizi kendilerine köle gibi 2 yıl çalıştırarak! Kendi körelmişliklerini bize bulaştırarak! Hayır! Size izin vermeyeceğiz! İşte sizin bu iyi niyet maskelerinizin altında bu yatıyor!

    Mimarlık o kadar farklı bir uğraş, o kadar göreceli bir başarı ki; okul projesinde FF alarak başarısızlığa uğrayan bir proje 9. Ulusal Mimarlık Ödüllerinden birini alabiliyor! Bu öyle güzel bir şey ki, bana seçtiğim mesleğin ne kadar dinamik bir yapısı olduğunu, bizim ne kadar geniş bir açıyla mimarlığa bakarsak o kadar başarılı olacağımızı gösteriyor,
    beyinlerimizi hep daha fazla çalıştırmamız gerektiğini gösteriyor.
    LÜTFEN ONLARI DURDURMAYIN. ÇÜNKÜ ONLAR SİZLERİN DE GELECEĞİ!

    ÖZGÜR KEMAL ZAİMOĞLU
    zaimoğlu

  2. #2

    Eline sağlık Özgür Kemal ZAİMOĞLU...

    Teşekkürler.

    Konuyu çok berrak bir biçimde ele almışsın.

    Her yeni yasal uygulamanın saklı haklara işaret eden bir bölümü olur.

    Böyle bir bölüm bulunmazsa saklı haklardan dolayı açılacak davalar, o yasayı kadük edebilir.

    Örnek vermek gerekirse, "bu yeni yasa önümüzdeki yıl okula kayıt olacaklar için geçerlidir..." gibi, herhangibir hak ihlalinin önüne geçilir...

    Mevcut duruma göre hali hazırda okuyanları kapsamadığı için, konu yeni kaydolacaklara dönük uyarıyı da içerir.

    Konu ilk anda "piyasadaki mimar emisyonunu azaltmak gibi bir amacı içeriyor" gibi gözükse de esas olarak uzun vadede meslek alanındaki topyekün kan kaybını önlemeye dönüktür.

    Türkiye'de mimarlık eğitimi veren kurumlardan 4 yılda mezun olanların aldıkları tüm derslerin toplam kredi ortalaması 130 ile 160 kredi arasında olduğu, AB ortalamasının ise 240 kredi değerinde olduğu Mimarlık ve Eğitim Kurultayı II'de de defalarca dile getirildi.

    http://www.mimarist.org.tr/index.cfm...y&Sub=kurultay

    Aradaki 80 ile 110 kredilik boşluk nasıl dolacak?

    Bu nedenle yurtdışına gidildiğinde mimar olarak çalışmak isteyenlerin önüne koyulan koşulları duymuşsunuzdur.

    Aradaki fark-kredi değeri kadar eğitim zorunluluğu ile karşılaşıldığı öteden beri bilinen yaşanan şeyler...

    Bazı okulların 2 yıllığına akredite okul ünvanı almak için her iki yılda bir yüzbinlerce dolar ödediklerini de duymuşsunuzdur.

    Kendisi Akrediter olamayıp (akreditasyon otoritesine sahip olmayan) ama sürekli 2 yıllığına yüzbinlerce dolar ödeyip (o dönemde mezun olmuşsanız ne iyi...) akredite edilen bir ya da birkaç okulla Türkiye'de mimarlık eğitimi genel düzeyi maalesef bir yere varamadı.

    Neyse.

    Tekrar eline sağlık diyerek kısa kesmek istiyorum.

    Dilerim bu sohbet başka katılımcılar tarafından da daha canlı olarak sürdürülür...
    Metin Karadağ
    12390

  3. #3

    kredi farkı

    Bu kredi farkı sorunu çok kolay halledilebilir.

    Ben bir son sınıf öğrencisiyim. Alttan aldığım bir dersim yok. Daha önceden son sınıf derslerinden alıp da şu anda eksik olarak okuduğum bir dersim de yok. Ders programın günde en fazla 4 saat dersi içeriyor:
    Ders isimlerini saymama gerek yok ancak kısaca:
    pazartesi: 2 saat
    salı: 4 saat
    çarşamba: 2 saat
    perşembe: 3 saat
    Cuma: proje
    Ne kadar az değil mi?
    Demek ki 4 yıl eğitim süresi bu belirttiğiniz kredi farkını kapatabilmek için yeterli süre....

    Geriye dönük hakların korunmasına gelince....
    Ben Türkiye'de geriye dönük hakların korunduğuna inanmıyorum.
    Çünkü başıma geldi...
    Ben bir meslek lisesi mezunu bir gencim. (otomasyon/elektronik bölümü)
    Meslek lisesini seçişimde o zaman için idealim olan elektronik mühendisliği, bilgisayar mühendisliği gibi bölümlere girişte hiç bir problem yoktu, hatta önemsiz küçüklükte bir değer de olsa kendi alanımızın devamı sayıldığından düz liselere göre küçük bir avantajımız da vardı...
    Ancak son sınıfa geldiğim de bir de ne olsun?
    "Sen iki yıllık yüksek okullar ve elektronik öğretmenliğinden başka bir yeri yazamazsın, yazarsan 24 puan eksik olarak sınava gireceksin!" dediler. (yök)
    Ben de olabildiğince yüksek bir puan alıp okul birinciliğimin getirdiği avantajdan yararlanarak ikinci idealim olan mimarlık mesleğini seçtim ve OGÜ Mimarlık bölümüne girdim...
    Bir anlamda onların bana verdiği 4 yıllık meslek eğitimini boşa çıkarmak için...
    Neyse ki bu alanı da çok sevdim ve başarılı oldum...
    Eğer düz lise mezunu olsaydım Puanım İTÜ ya da OTDÜ mimarlık bölümlerine yetiyordu....
    Ancak iyi ki böyle olmuş ve bu büyük üniversitelere girmemişim. Yoksa hala "usta-çırak" ilişkisini savunan hocaların içinde ben neyapardım?
    zaimoğlu

  4. #4

    bana dokunmayan yılan...

    Diyelim ki geriye dönük haklar geçerli oldu ve bu yasa yeni gelen öğrenciler için uygulanacak denildi.
    O zaman "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" deyip köşeme çekilip yeni gelen arkadaşlara bakıp kıs kıs gülecek miyim?
    HAYIR!
    Ben doğru bildiğimi hayatımın sonuna kadar savunacağım!
    zaimoğlu

  5. #5

    "Olmayana Ergi" metodu mu bu?

    Ortada henüz "Kurumsallaşmış" bir Ulusal Akreditasyon yapısı bile yok iken "neye göre ne?..." değerlendirmesi yaptığınızı pek anlayamadım...

    " Zaimoğlu: Bu kredi farkı sorunu çok kolay halledilebilir."

    Hem biçim hem de içerik olarak ortada bir "Ölçme Bilgisi" mevcut değilken... nasıl böyle kesin bir yargı da bulunuyorsunuz anlamak mümkün değil.

    "Boşa geçen" saatlerin toplamı nasıl bir değerlendirme ölçüsü olabilir ki?

    Haydi dolu dolu geçiyor diyelim.

    Dolu dediğiniz şeyin anlamı üzerine hiç olmazsa bir "Ulusal Ölçme Bilgisi" oluşabilmiş olsaydı kolay mı zor mu ondan sonra anlayabilirdik...

    İstanbul'da bulunan 9 okulun mimarlık bölümünde 3.000'in üzerinde mimarlık öğrencisi bulunuyor.

    Kıbrıstakiler de dahil 40'ın üzerindeki okulda 10.000'e yakın mimarlık öğrencisi okuyor.

    Ve ortada henüz Ulusal Akreditasyon Kurumsallaşması olmadığı için olmayana ergi metodu haliyle geçerli oluyor))
    Metin Karadağ
    12390

  6. #6
    blu
    Mimarlık eğitiminin kalitesini dolayısıyla ülkedeki mimarlığın nitelik değerinin yükseltilmesini amaçlayan eş"kredi"lendirme çalışmalarının yalnızca ders saati artırımı ile başarıya ulaşabileceğini düşünüyor musunuz? Eğer düzgün bir eğitim veremiyorsanız bu iki taraflı işkenceyi uzatmanın ne anlamı olacak?

    Özellikle "Eğitim Kurultayı" gibi ortamların son yıllarda, mesleki üretim alanında denetim mekanizmalarını işletemeyen (çoklukla yanlış işleten) ve içinde bulunulan ülkenin kaotik mimarlık -dışı- üretimlerinin sorumlusu olarak da eğitim kurumlarını ve eğitimcileri hedef gösteren Mimarlar Odası tarafından sahipleniyor oluşunu açıkçası oldukça garipsiyorum.

    Bunun yanında, Meslek Örgütü tarafından eğitimin süresini artırmak için gösterilen çabaların onda biri mantar gibi çoğalan Mimarlık Fakülteleri'nin açılmasını engellemek üzere gösterilseydi; bugün bu tartışmaları yapıyor olmazdık diye düşünüyorum.

    Mimarlar Odası tarafından denetlenen işyerlerinde yapılacak iki yıllık staj konusu ise başlıbaşına bu ülke mimarlığının başına örülen bir çorap olacaktır. Hangi oda, hangi işyeri, hangi usta?

    Eğitimi eşkredilendirme öncesinde bence meslek örgütünün kendisini bir hizaya koyduğu Avrupa'daki meslek örgütleri ile eşkredilendirmesi gerekiyor. Belki o zaman bilinçli ya da bilinçsizce yapılan hataların bir parça farkına varılır da yapılmak istenenlerden geri adım atılabilir...

  7. #7

    Kaynaklar henüz kaynarken...

    Belgeler hafıza kaybına karşı en iyi ilaçtır:

    http://www.arkitera.com/forum/forumd...?s=&forumid=47


    Akreditasyon'un süre uzatma "kredi" üleştirme yapılaşması ile bir ilgisi yoktur:...


    http://www.mimarist.org.tr/kurultay/...yon-7Kasim.doc


    Bakalım Mimarlık ve Eğitim Kurultaylarıyla ilgili Sorumlu Kurumlar hangileriymiş:...

    http://www.mimarist.org.tr/index.cfm...sub=calisanlar
    Metin Karadağ
    12390

  8. #8

    kağıt üzerinde

    kredi farkının giderilmesine ilişkin yazdıklarım sorunları yanlızca kağıt üzerinde matematiksel eksiklikler olarak gören ve yine çözümü kağıt üzerinde herkesin master yapmış, uzmanlaşmış, 2 yıllık büro deneyimine sahip ve dolayısıyla (okul projeleri dışında) portfolyö sahibi ve en nihayetinde tasarım yapma yetkisine sahip olacak mimar olarak mezun edilmesinde bulan kişilere karşı gösterdiğim bir refleksti...

    Zira sorunların kağıt üzerinde çözülmesi yaşamımızın her alanında karşılaştığımız bir durumdur:

    Her ehliyet kursunda ilk yardım dersleri vardır, hatta askerliğini yapmış her kişi bu hususta eğitim alır... Ancak ne yazık ki bir trafik kazasında karşımıza çıkan komik! kurtarma ve ilk yardım manzaralarını engelleyemeyiz...

    Yazımda da belirttiğim gibi, çözümü mimar adaylarının seçilmesinde yapılacak köklü değişikliklerde aramalıyız. Bunun da getireceği bazı teknik zorluklar olsa da, nesilden nesile o adayları da seçecek kişilerin niteliklerinin artmasıyla mimarlığımızda farkedilir bir farklılaşma olacaktır...
    zaimoğlu

  9. #9
    Rabia Alga

    Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır?

    5 yıllık eğitimden sonra 2 yıllık zorunlu meslek pratiği sürecinin gerekliliği Mimarlar Odası tarafından kabul edildi. Sizce Türkiye’de verilen mimarlık eğitimi kaç yıl olmalıdır?

  10. #10
    USTABASI

    2 yillik zorunlu staj

    Zaimoglu`nun görüslerine tamamiyla katiliyorum ve kendisine destek olarakta asagidaki ilaveleri gönderiyorum.

    Bu konuyla ilgili olarak daha önce mimarlar odasi istanbul subesinin yazisma guruplarinda (mimarlara mektup, mimarist ve mimari stajda rotasyon v.d.)birkac defa yazdim bir defada arkiterada iki satirla bu konuya almanyadan bir bakis acisini sunmak istiyorum.

    Istanbulda bulundugum süre icinde mimarlar odasi istanbul subesinde mimarlik ve egitim kurultayinin bir toplantisina katilmistim, orada bu konu yine gündeme gelmis ve avrupadan örnekler verilmisti.

    Ben bu avrupa örnegini almanya kavrami ile somutlastirmak istiyorum.

    Öncelikle kavramlari belirleyerek devam etmek istiyorum. Staj ve Mesleki Deneyim kavramlarindan Staj`in Türkiyede secilmis olmasi büyük bir sanssizlik.
    Almanyada bu kavram Mesleki Deneyim olarak tesbit edilmis.

    ve

    Buradaki uygulamada Roma Hukuku baglaminda SIYAH, BEYAZ ve GRI BÖLGELER kavrami kullanilmakta yani biraz acarsak

    SIYAH: Mesleki deneyimi olmayanlar, bu durumda olanlarin odaya kaydi yapilmaz.
    BEYAZ: Mesleki deneyimi olanlar, bu durumda olanlarin odaya kaydi yapilir.
    GRI BÖLGE: Mesleki deneyimi olmayanlar, ancak olaganüstü yetenekli ve deha tabir edilebilecek yeni mezunlar ayrica hic mimarlik egitimi almamis ve bir diploma sahibi olmayanlar yada mimarlik diplomasi oldugu halde almanya egitim bakanligi nezdinde kabul görmeyenler.

    GRI BÖLGE`de kalanlar en az 3 proje ile komisyona müracaat ederler gerekli hallerde komisyon önünde sözlü bir sinavla yeteneklerini kanitlayip mimarlik ruhsatini alirlar.

    Dolayisiyla bu staj kavrami bir egitim cagrisimi yaptigindan bunun secilmis olmasini hukuken ve icerik olarak pek dogru bulmuyorum.


    5 yil konusunda ise söyleyecek söz bulamiyorum. Bu konu 2 yildan beri Almanyada da hararetle tartisiliyor. NRW Mimarlar Odasi bütün itirazlarina ragmen yasaya engel olamadi ve Yasa mimarlikta 3 yillik lisans egitimini (Bachelor) ve 2 yillik yüksek lisansi (Master) öngörerek meclisten gecti (Avrupa Birligi Komisyonunun talebi) Mimarlar Odasinin talebi 4 yillik egitim ve 4 yildan az egitim alanlarin mimarlar odasina kaydinin yapilmamasida odanin talepleri arasinda yer aliyordu.

    Bunun üzerine NRW Mimarlar Odasi bir aciklama yaparak 3 yillik egitimle mezun olanlarin odaya kayitlarinin yapilmayacagini aciklad. Bu durumda olanlarin ya 4 yillik bir okulda tamamlama egitimi yapmalari yada 5 yillik yüksek lisansla (4 yili fazlasiyla tamamliyor) müracaatlari gerekiyor.
    Bu noktaya özellikle dikkatinizi cekmek istiyorum.

    Almanya Mimarlik displinlerinin bütün alanlarinda standardi oldukca yüksek olan bir ülke.
    Burada 3 yil degil 4 yil olsun tartisilirken Türkiyede en az 5 yil egitim vede iki yil STAJ ! denmesini anlamak mümkün degil.

    Süreden ziyade icerikle ilgilenmek bence daha dogru olurdu.
    4 yillik egitim yeterlidir.

    Sayin Zaimoglu gördügünüz gibi Almanyadaki konuya yaklasim bicimi sizin tabir ettiginiz hususlara cok yakin vede kati degil.
    Umarim Türkiye Mimarlik ortaminda da GRI BÖLGELER yakin zamanda olusur.


    Herkese Selamlar
    En son USTABASI tarafından düzenlendi : 28-06-2004 13:52 Nedeni: Eksikler vardi

  11. #11
    USTABASI

    Smile Akredite

    Metin Karadag' dan alinti

    (Bu nedenle yurtdışına gidildiğinde mimar olarak çalışmak isteyenlerin önüne koyulan koşulları duymuşsunuzdur.

    Kendisi Akrediter olamayıp (akreditasyon otoritesine sahip olmayan) ama sürekli 2 yıllığına yüzbinlerce dolar ödeyip (o dönemde mezun olmuşsanız ne iyi...) akredite edilen bir ya da birkaç okulla Türkiye'de mimarlık eğitimi genel düzeyi maalesef bir yere varamadı. )

    Selam Metin vede sagol bu konuya degindigin icin,

    seninle bu konuyu kapali devre epey yazistik simdide kamuyou önünde biraz yazalim.

    Yukaridaki ifadelerinle beni bayagi meraklandirdin :-) özellikle bati avrupa icin akredite oldugunu iddia eden su okullarin adini bir yazsana. Her platformda duyarim "Bazi Üniversitelerimiz Avrupa Ülkelerinde taninmiyorlar" sanki hepsi taniniyorda birkaci taninmiyor gibi bir cagrisim yapiyor. Benim bildigim kadari ile -HiCBiRi- umarim yaniliyorumdur.

    Almanyada sadece iDGSA taniniyor (onunda sadece Yüksek Mimar ünvanli olanlari) maalesef oda rahmetli oldu MSÜ yada MSGSÜ devami olmasina ragmen taninmiyor .
    Bu konuyu Avrupa Insan Haklari Mahkemesine kadar götürmüs biri olarak olayin canli sahidiyim.

    Hangi Üniversitenin hangi bati avrupa ülkesinde tanindigini bir bilen varsa yazsin (Tabiki Mimarlik egitimi baglaminda )

    Zahmetleriniz icin simdiden tesekkürler.

  12. #12
    Rabia Alga

    Mimarlık+Eğitim+Süreç

    Aslında şu sıralar farklı başlıklar altında açılan bir çok konu Mimarlık+Eğitim+Süreç ilişkisini barındırıyor...Aslında yasa tasarısından çok mimarlık okullarının bir çoğunun yaz dönemine şu sıralar giriyor olması da bunda etkili..

    Sayın Aydan Balamir de bu haftaki köşe yazısında bu yasa tasarısına ve sorunlarına değinmiş..

    ...Mimarlık eğitimini AB koşullarına göre yeniden düzenleyecek bir yasanın eli kulağında. Hazırlanan yasa tasarısına süreler açışından bakıldığında, dizilimin yalnızca okul basamakları -imza hakkının kazanımını da katarsanız- bir 10 yıl tutuyor...

    Yazının devamı için tıklayın.
    En son Rabia Alga tarafından düzenlendi : 29-06-2004 16:30

  13. #13
    omerselcuk
    Merhaba,
    bence egitim süresinden cok nitelik önemli ancak, 5+2 mantigi avrupadaki okullarla denklik yolunda önemli bir adim , ve son derece dogru. toprlamak gerekirse, nitelik yükselmeli bunun yaninda egitim süresi arttirilabilir.

    Ben avusturyada ögrenimime devam ediyorum. burdaki sistemle ilgili sunlari söyleyebilirim; burda 3+2 seklinde bir sistem var denebilir. ilk 3 ü bitirdiginizde teknikerle denk bir ünvan aliyosunuz, geri kalan 2 sene bitirildiginde dipl. ing. denilen mimara denk bir diplomaniz oluyo, ancak bu diplomayla sinirli bir calisma olanaginiz var . 3 yil kadar belli kosuularin üzerinde bir ofite calistiginizda, yurt disinda bircok ülkede gecerliligi olan bir nevi diplomaniz olmus oluyo, yani istediginiz ülkede calismaya baslaybilirsiniz.

    ancak hala imza atma yetkisine sahip olamiyosunuz. imza yetkisi alabilmek icin, oldukca zor, teknik bilgi agirlikli yazili ve sözlü bir sinava giriyosunuz, sinavi gecerseniz , büro acma isletme , ve imza atma yetkisine sahip olabiliyosunuz.

    yani gercekten mimar olabilmek insaat yapabilmek icin cok uzun bir yoldan gecmek gerekiyo. türkiyede bu yol, biraz yalapsap geciliyo gibi geliyo bana. o yüzden insa etme yetkisi alabilmek zorlastirilmali yeterince bilgisi, birikimi olmayanlarin bu yetkiyi almalri engellenmeli. yani bu is ciddiye alinmali.

    heleki yanlis yapi yapmanin acisini bukadar agir cekmis bir ülke olarak ,sartlar agirlastirilmali, ancak bu sekilde nitelik arttirilabilir!

  14. #14
    muratcetin

    Ortak tasarim kültürü ve mimarlık egitimi...

    Sevgili Aydan Hocam'ın Arkitera'da "Mimarlığın 'Orta Dünya'sında Yasal Düzenleme", adlı yazısını okurken, mimarlığından "ortası"ndan, önce "dış"ına, sonra da "içi"ne doğru yaptığım yolculuktan en iyi haberdar olan kişilerden biri olarak yazıyı sanki bana yazıyormuş hissine kapıldım. Istanbul'da karşılaştığımızda, kendisinin bende "dava'dan dönmüş" diyerek açtığı derin yaranın üzerine tuz basan bu yazıdan sonra bir mesaj yazarak o gün paylaşamadıklarımı aktarayım istedim.

    Diğer disiplinler tarafından, mimarlık hakkında, yazıda ifade edilen, tüm o küçümser yaklaşımlara sürekli tanık olmuş biri olarak, bu uzmanlık alanlarında yüksek eğitim sistemizdeki çarpıklıktan dolayı, ayrı ayrı yetiştirilmek durumunda olan kişilerin, ORTAK TASARIM KÜLTÜRÜ ile yetiştirilmesi gereğine son derece katılıyorum. Bu kaleyi savunmak için her cephede çarpışarak, hatta bazen de derin yaralar alarak sürdürdüğüm ve en başta Aydan Hanım sayesinde içine adım attığım akademik çevrede, gerçekten okulumuzun en sağlam kale olduğunu düşünüyorum. Ve bu "tapınak şövalyeleri"nin sıfatına dahi ciddi bir allerji duyulduğunu hissediyorum. Ama yine de görev yaptığım her yerde, görev sürem boyunca, o kale de öğrendiğim "orta dünya"nın değerlerini bulabildiğim herkese aşılamaya çalışıyorum... Uzmanlaşmaya ben de karşı değilim ama, ortak dili paylaşabilen disiplin adamları varolabildiği sürece... Disiplinler arası geçirgenliği sağlayacak yasalar bir ölçüde çözüm getirebilir belki ama, meslek sahipleri ve eğitimciler arasında da ben bu görüşlerin tam anlamıyla paylaşılmadığını düşünüyorum. Genelde bir kutuplaşma var, çalıştığım okulda bile kadronun çoğunluğu mimar öğretim elemanlarından oluşmakla birlikte, mimar kökenlilerin yalnızca yapı ağırlıklı bir eğitim, (ki tektonik değerler, biçim-içerik ilişkileri, baglam, veya özgün tasarım değerleri ve ilkelerinden bahsedince tabiki adeta bir uzaylı gibi karşılanıyorum), iç mimar öğretim üyelerinin de tamamen ya boyama teknikleri, ya da mobilya imalat süreçleri üzerinden bilgi aktardığını gözlüyorum. Yıllarca muhendis arkadaslarimizla yasadigimiz zorlu sureci hepimiz bildigimiz icin tekrarlamaya gerek duymuyorum (kuskusuz burada mimariye birseyler katmayi hedefleyen, bu kulture sahip ve cok uyumlu calistigimiz, degerli muhendis dostlarimizi ve hocalarimizi ayrı tutuyorum). Böylece bütüncül ve ortak bir tasarım kültürünün aktarılması için burada da zorlu bir savaş veriyorum. Forum'da Aydan Balamir, Abdi Guzer ve Ziya Tanalı ile tartışılann konular, bir kesime çok uzak... bu gerçekten bir kültür meselesi, bireysel girişimlerle çok zor oluyor. Bu yuzden, mimarlık eğitiminin uzatılması ve ilk üç yıl bu anlamda bir ortak kültürün aktarılmasının muteakkip bir uzmanlasmanın daha iyi olacagını dusunuyorum. Ingiltere'de doktora calismami yaptigim sirada tanik oldugum zorlu, uc asamali RIBA lisansinin olumlu yanlarini bu anlamda ifade ederken, daha once yine arkitera da yayinlanmis (yanilmiyorsam, Ferhan Yurekli'ye ait) bir yazida da vurgulandigi gibi, genc meslek adamlarinin önünün tıkanmasına yol açabilecek duzenlemeler konusunda da duyarlı olunması gerektigini tekrarlamak istiyorum.


    Alıntı Orijinal metin alga tarafından gönderilmiş
    Aslında şu sıralar farklı başlıklar altında açılan bir çok konu Mimarlık+Eğitim+Süreç ilişkisini barındırıyor...Aslında yasa tasarısından çok mimarlık okullarının bir çoğunun yaz dönemine şu sıralar giriyor olması da bunda etkili..

    Sayın Aydan Balamir de bu haftaki köşe yazısında bu yasa tasarısına ve sorunlarına değinmiş..




    Yazının devamı için tıklayın.

  15. #15
    infilak

    Meslek sahibi olmanın bilinçaltı ya da üstü hadi ortası

    Mimarlar odası ve tüm mezun mimarların bilerek ya da bilmeden savaştıkları işlerini ellerinden alacakları düşmanları vardır.
    Oda son bültende bunları iki madde altında tanımlamış.
    1.GATS
    2.Eğitim Süresi
    Yani yabancı mimarları ve yeni mezunlar.
    Yazılanları kanım çekilmiş bir şekilde okuyorum.
    Ferhan Yürekli'nin yazısını bir daha okuyun.
    http://www.arkitera.com/koseyazisi/f...ekli/yazi1.htm
    Avrupa Birliği Senatosunun aldığı Mimarlık eğitimi 4 yıl olacaktır ve üye ülkeler buna göre içtihatlarını 2010' a kadar düzeltecektir kararı var. Hangi 5+2 den bahsediliyor. Terkedilecek olan 5+2 mi? Biz bu uygulamaya 1984' te geçmişiz. Niye geri adım atılıyor?
    Türkiye'deki 'kötü' mimarlığın kaçta kaçı yeni mezunların eseridir?
    Örgün eğitim bir insana ne kadar şey verebilir? Ya da ne kadarını alır götürür?
    Mimarlık gibi kültürel bir işin eğitimi hiç biter mi?
    Zorunlu stajdan, Almanya'dan, Kanada'dan, Avustralya'dan bahsediliyor. Oralarda da mı 450 milyona sigortasız eleman çalışıyor. bu düzenlemeden sonra vay yeni mezunların haline.
    Kaçımız için mimarlık 'eğitimi' ikinci sınıfta bitmiştir? Kaçımız okulun geri kalanını kredi doldurmak için derslere girmek ve çalışarak birşeyler daha öğrenmek için geçirmişizdir?
    Mimarlık mesleğinin kalitesini 'samimiyetle' arttırmak ise amacımız, ürünlere bakalım, kişlere değil. Yapının müellifi kaç Ulusal mimarlık şeref madalyası kaç pritzker almış olursa olsun yaptığı işe bakalım. İşimize bakalım.
    Türkiye' de 'yetersiz' olan mimarlık eğitiminin süresi ve işleyişi değildir.

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Benzer Konular

  1. Yurtdışında Mimarlık Eğitimi
    iremcagil tarafından Lisans Eğitimi bölümünde
    Yanıt: 9
    Son Mesaj: 05-11-2010, 11:13
  2. Mimarlık Eğitimi
    Cemil Gönülalan tarafından Okullar bölümünde
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 26-06-2007, 12:54
  3. İç Mimarlık Eğitimi
    sincap tarafından Lisans Eğitimi bölümünde
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 15-03-2007, 13:16
  4. Yanıt: 1
    Son Mesaj: 10-10-2006, 17:16
  5. Mimarlık Eğitimi Sorunları
    guler tarafından Lisans Eğitimi bölümünde
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 26-02-2003, 19:11

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •