17 sayfanın 17. sayfası İlkİlk ... 67891011121314151617
252 sonuçtan 241 ila 252 arası gösteriliyor.

Konu: Serhan Ada - Nevzat Sayın

  1. #241
    Serhan Ada
    Baştan geri durmak gibi bile olsa kimse kayıtsız kalamıyor ortada olan bitene. Çünkü öbür türlü, çok iddialı bir yapı insanı kayıtsız bir noktada da tutabilir.

  2. #242
    Engin Altaş
    Bir yapı için söylenmeyecek, telaffuz edilmeyecek ne çok şey söylüyoruz, farkında mısınız? Sanki yapı durduğu yerde durur, bütün bunlar işin içinden çıkar.

  3. #243
    Nevzat Sayın
    Peki böyle bakınca neden etrafına etkisi, yararı olmuyor böyle binaların? Oysa yeni şehircilik çalışmalarında “akupunktur noktaları” diye kentin içinde belli noktaları tanımlayıp o noktalarda çalışıyorlar. 1960larda, 1970lerde çok revaçta olduğu gibi bütün kenti planlamak ve planlanmış şey üzerinden inşa etmenin bugün artık geçerli olmadığı kanıtlanmış bir durumda. Peki o zaman ne yapacağız, tamamen plandan mı vazgeçelim? Bu da değil. O zaman plan ana hatlarıyla belli olsun ama kentin içinde akupunktur noktaları bulalım ve bu noktalarda çeşitli yapıların üzerine yoğunlaşalım. Mesela burası kastedilmeden, kendiliğinden bir akupunktur noktası olabilir. Ama çık dışarı bir bak. İki türlü okunabilir: Bir, hiçbir şeyi değiştirmiyor; iki, değiştiriyor ama yapılabilirliği bu kadar. Çünkü GÖN’ün yanındaki adamlar yönetim yapılarını değiştidi, onun karşısındakiler değiştirdi. Orada cephesi tamamen seramikle kaplanmış bir bina var. Parantez içinde de olsa, bizim anladığımız biçimde olmasa da bir iyilik hali başlıyor aslında. Fakat o kadar tuhaf bir şey ki iyi bir şey çıkmıyor.

  4. #244
    Serhan Ada
    Aslında bu durum, kısa dönem uzun dönem denen şeyin bu ülkede çok hızlı referans değişiklikleriyle boyuna kaymasıyla ilgili. Biraz önce GÖN yapılarını konuşurken, “15 yıl uzun bir süre” derken sarkastik bir şey söylediğimi bilerek söyledim; çünkü, 15 yıl komik kısa bir süre. Ama bir yandan 15 yıl içinde başka yapıların başından geçene baktığında olmadık kepazelik kalmamış. Yani aslında bir mimari ve onun etkileri anlamında 15 yılın kısa bir süre olması gerekirken, bu ülkenin koşulları ve belki bugünkü konjonktürde çok da uzun bir süre olarak tecelli ediyor.

  5. #245
    Engin Altaş
    Çünkü herşey bileşik kaplar gibi çalışıyor. Sen buraya, bu coğrafyaya, bu çevreye rağmen bu kadar anlamla yüklenmiş bir yapı koyuyorsun; ama bileşik kaplar çalıştığı için, ancak bir tık bir tık yükseltebiliyor seviyeyi. Ne kadar çok tip yaygınlaşırsa, seviyeyi yükseltecektir. Maalesef aksi çaresiz bir girişim oluyor. Adam ancak beş tane yuvarlak pencere veya üçgen bir alınlık taklit edebiliyor; daha fazlasını değil.

  6. #246
    Nevzat Sayın
    Serhan senin mimar –apartmanları konusuna gelince aslında, onlar da küçük akupunktur noktaları. Fakat bunun çok iyi anlatılması ve bu anlatılanın çok iyi bir biçimde gösterilmesi, gösterilenin yeniden anlatılması gerekiyor. Çünkü nihai olarak iki tür var: Bir kullanışlılık, bir de estetik üzerinden okunur. Niye bir yapı kötüdür de öbürü iyidir? İki türlü okunabilir: Kullanışsızdır, dayanıksızdır ya da estetik olarak bir değeri yoktur. En zoru estetik okuma. Neden o değil de bu sorusu. Diğerini anlatabilirsin: “Burada 10 kişiyle çalışıyorsun, adam başı 20 metrekare düşse, 200 metrekare yeter; burada var 2000 metrekare; saçmalamışsın” dersin; ”çok para harcamışsın, böyle kat kat gofret gibi cepheler yapmasan ne kadar iyi olur” dersin. Fakat “senin binan çirkin” diyemezsin. Çünkü onun kodları içerisinde bayağı çaba ve para harcanmış, uğraşılmış, özenilmiş. İşte bunu aşamıyorsun.

  7. #247
    Engin Altaş
    Mesela şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Burada bütün bunları yaparken, bu ülkenin çıtasını bır tık değil belki fazla tık yükseltirken, bu kadar meydan okumanın karşılığını da gördük ve battık. Bu bütün bu yaptıklarımızdan dolayı mı? Hayır. Çünkü iş bir edimdir; içerisinde bir çok şey barındırır; finansman bulmak, Türkiye’nin krizlerini hesap etmek ve dolayısıyla bir sürü sigorta koymak gibi. Onlardan da bağımsız olarak ele alamayız olanları, ama bir yandan bütün bu yapılanları da bu ülke cezalandırıyor.

  8. #248
    Serhan Ada
    Hemen arkasından “ve çıktık” diye de eklemen lazım. Yani hikaye bitmiş değil.

  9. #249
    Engin Altaş
    Evet, tabii ki. Macera bitmedi, burası duruyor ve yine çalışıyor.
    Eklenmiş İmajlar Eklenmiş İmajlar  

  10. #250
    Nevzat Sayın
    Sen batıp çıkmayı binayla nasıl ilşkilendirdin?

  11. #251
    Engin Altaş
    Benim için bu binanın, bu işe dair rasyonelliği %100. Çünkü 12 –13 yıl denenmiş, pekişmiş bir süre, çok uzun bir süre. Şunu söylemek istiyorum: Batma hali etrafımızdakilerin buraya tekrar bakışında hovardalık olarak görülebilir. Aslında öyle bir şey yok. Yani bu mekanın oluşturulması açısından, hatta böyle bir arsada oluşturulması açısından, son derece yüksek, pozitif değerler taşıyor. Ama dışarıdan bakış böyle değil. Sanki GÖN’ün başına gelenler binaya bağlanabilirmiş gibi. Yani gerçek bu değil ama; böyle bir gerçeklik oluşturuluyor. Şimdi inadına bunu tekrar tersine çevirmek için “maceramız bitmedi, hikayemiz devam ediyor” deyip belki daha anlamlı bir hale getirebiliriz bu işi. Ben de bunun için çalışıyorum.

  12. #252
    FЄ@®LeSs
    Alıntı Orijinal metin Serhan Ada tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
    Sence anındalık olması gerekmez mi?
    bence de anında cvb verme olmalı

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •