7 sayfanın 5. sayfası İlkİlk 1234567 SonuncuSonuncu
95 sonuçtan 61 ila 75 arası gösteriliyor.

Konu: Emre Arolat

  1. #61
    aylinyil
    Merhabalar, Öncelikle bir mimar olarak projelerinizi çok beğendiğimi söylemeliyim. Benim sorum bunun biraz dışında olacak. Tasarım Dergisinin 115. sayısında Bodrum'daki Kervansaray Oteli Projenizi görme fırsatı buldum. Yayın olarak da çok beğendiğimi söylemeliyim. Acaba Projelerinizi içeren böyle bir kitap yayınlamayı düşünüyormusunuz?
    Teşekkürler...

  2. #62
    AYDAN VOLKAN

    Re: AYDAN VOLKAN

    Orjinal mesajı gönderen: Emre Arolat
    Evet çok üretiyoruz çok zaman. Tasarımın niteliğine gereken zamanı verebilmek adına da beslenmemizi tamamlayan bir takım “eklenti”lerden mahrum bırakıyoruz kendimizi. Dolaylı olarak da olsa, tasarımın niteliğini etkilemiş oluyoruz böylece. Yetersiz beslenme ile...

    Bu duruma “heyecan” penceresinden baktığımızda ise tam tersine, olumlu bir etkisi oluyor bu hızlı tüketimin ve onun yarattığı devinimin. Zaman, heyecanları öldürebilir zira.

    Ajite edici sorununuzun cevabı : Son 20 projedir hiç cephe çizmedim. Yüzeyi tüm kurgudan bağımsız bir karar olarak algılayan mimarlık görüşüne karşıyım. Bu durumda, popülist ve hiperaktif tavrın, tasarımın bütününe sirayet ettiğini düşünmemiz gerekecek galiba !

    Ajitasyona gelmedik değil mi?
    1 -Son 20 projedır hıc cephe cızmedım dıyorsunuz hemen ardından yuzeyı tum tasarım kurgusundan ayırmadıgınızı ıfade edıyorsunuz Bu satırlarda bır celıskı yok mu? Proje tasarımı yatay,dusey ve ucuncu boyutta bır butun ıse, ofısınızde consept lıderı olarak tasarımın hangı noktasında duruyor ve hangı noktasından objektıf bakıyorsunuz?

    2 - F.Beıgbeder kıtabında Askın omru uc yıldır dıyor, pekı heyecanlarımızın omru ne kadar kı? hızlı tuketım mı belırleyecek bu sureyı .Konservatıf bır soylem de degılım ama, zamanı kullanmak kısının tekelınde olursa heyecanımızdan ve yaratıcılıgımızdan daha fazla verım alacagımızı dusunuyorum.
    Daha somut ornek,karsımıza bır fıkır ıle gelen ve bızden proje hızmetı bekleyen ınsanların ısteklerı ' aman Emre Bey en kısa surede(ne demek ıse) proje surecını tamamlayıp ıse baslayalım.'
    E sımdı ne demelı?

  3. #63
    snihat

    Yeni bin yılda dünya Türk mimarlığı.

    Sayın Emre Arolat


    Türk mimarlığına getirmiş olduğunuz değerli katkıları izliyor
    ve bu düzeyli çabaları takdirle karşılıyoruz.

    Günümüz mimarlık eğitim sistemini de göz önüne alarak
    gelecekteki Türk mimarlık düzeyini dünya ölçeğinde de-
    ğerlendirirmisiniz.

    saygılarla..

    Nihat Şahin.

  4. #64
    Emre Arolat

    publisher

    Mimarlar ve kalemleri...

    Kendi adıma da, Rorty'nin Pragmatizmi'ni "sindirebilmek" noktasında hatırı sayılır oranda güçlük çektiğimi belirtmeliyim. Sizin sorunuz ile konu ettiğiniz metnin yazarı Bülent Tanju ile, yazmadan önce büroda yaptığımız birkaç söyleşide, çoklukla ben konuştum ve bu konuşmalarda, tasarıma yaklaşımımdaki kişisel tercihlerimi aktarma çabasında oldum. Tanju bu metinde, üzerinde önemle durulması gereken, "şeyleri yeni kılma" ve "-günün konvansiyonları betimlemesi-nin taşırılması ile uzlaşma alanının dışına çıkılması" saptamaları ile bir yandan "uzlaşı duvarı"nı sorgularken, öte taraftan da benim "söylemsel hata"m üzerinden, Rorty'nin Pragmatizmi'ni orta yere koydu. Sevgili arkadaşımdan beynimin bu konuda karanlık kalan girintilerine ışıyabilecek ek açıklamalar isteyeceğim. Biraz da onu konuşturacağım şimdi...

    "Mimarlarımızı ve tavırlarını anlayabilmek için, elbette kuramsal açılımlara ihtiyacımız var" savınızdan hareketle, -ve buna da gönülden katılarak- "cube"a verdiğim cevapta üzerinde durduğum kopukluğa geri dönmek gerekecek galiba. Siz, bu soru ile benim vurgulamak niyetinde olduğum soruna, diğer ucundan değiyorsunuz şimdi.

    Bu soru, öznel bir tavır almaktan kaçınmadan değerlendirilmeli. Türkiye'de yapıtlarının arkasında durup, düşünsel bir uğraş göstererek tasarladığını savunabilecek mimar sayısı çok az. Evet bu sayı az ama, onların yapıtlarını irdeleyerek kuramsal açılımlarını bir üst tartışma boyutuna taşıyabilme, böylece tasarlayanın varlığını sürdürebilmek adına kendine çeki düzen vermesini sağlama yetisine sahip akademisyenlerin sayıların da "yüz"lerle olmadığı açık.

    Ben bu kopukluğun yarattığı soruna, dahası pozisyon boşluğuna, hem akademisyenlerin, hem de sizin tarifinizle, uygulamadan gelen insanların neden olduğunu düşünüyorum. Mimarlar kaleme sarılmalı tabii. Ama akademisyenler de pozisyon hatası yapmamalı. Yoksa hep Rorty'lere sarılıp Koolhas'larla avunacağız!

  5. #65
    Emre Arolat

    publisher'a özel

    Meral Hanım,
    Henüz cevaplayamadığım birkaç sorunuzun daha olduğunu biliyorum. Emek harcanarak hazırlanmış sorularınızı, en az o kadar emekle cevaplamalı. Bunun için de süreye gereksinimim olacak. Anlayışla karşılayacağınızdan eminim. Teşekkürler!

  6. #66
    Emre Arolat

    AYDAN VOLKAN

    1. Son 20 projedir hiç cephe çizmedim dediğimde, tasarlarken yöntem olarak alışıldık plan-kesit-cephe çalışmasından kopma çabamızı vurgulamaktı niyetim. Yalnış anlaşılıyor insan kimi zaman, karşısındakini tanımayınca.

    Sizin de vurguladığınız üzere, tasarımın yatay, düşey ve üçüncü boyutta, gerçekten de bir bütün olabilmesi adına bu çabamız. Böyle olunca da yüzeyle ilgili, iki boyutlu bir "kompozisyon çalışması" yapmanın ötesine geçerek; içeriden dışarıya, dışarıdan içeriye, geçirgenlik veya doluluğun tariflerini tartışan, giderek değişkenlik ve zaman boyutunun da katıldığı dört boyutlu ve pek çok bileşenli bir çalışmadır yapmakta olduğumuz. Cephe ile ilgili fikir ve endişelerimin sizin için şimdi daha netleştiğini umuyorum.

    2. "Aşkın Ömrü Üç Yıldır"ı okumadım ve okumayacağım da. Kitabın sonunda, yazarın ters bir konumu betimlediğini duydum. Ben üç yılı dahi katastrofik bir süre olarak gördüğümü belli edip mimarlık dışında yeni bir polemik yaratmasam mı dersiniz?!...

    Zamanı kullanma konusunda da sizin kadar önyargılı değilim. Tasarım yöntemi olarak, her proje üzerine, hiçbir şey çizmeden önce, benim için yeterli olacak bir süre -ki bu süre konuya ve bağlama göre değişkendir- sadece düşünerek tasarlamayı ve sonra da tasarladığımı çizmeyi, çizerek tasarlamaya yeğliyorum. Bu durumda da benim için en değerli ve dokunulmaz olanı, proje hakkında sadece düşünmekle geçirdiğim bu süre. Bundan çalınacak her süre, tasarımın düşmanıdır ve buna izin vermemeye çalışırım. Bundan sonraki proseste ise büro hızlıdır. Sahiden! Arayı kapatırız. Tam bir Türk cengaverliğiyle!!

  7. #67
    AYDAN VOLKAN

    ve son soz

    Sanırım ıletısım teknolojısı nekadar gelısse de yuz yuze anlatım kadar basarılı olamıyor yada ben kendı adıma beceremıyorum ( mesela : kıtap sadece bır durum ıcın zaman ornegı ıken sızın ıcın bır polemık konusu olabılıyor)

    yuz yuze ye kadar hoscakalın ve ıyı seneler

  8. #68
    publisher

    Re: publisher'a özel

    Merhaba Emre Bey;
    Açıkcası foruma biraz fazla mı soru yolluyorum diye çekinmedim değil.))...Ancak insanın, çalışmalarını ve tavrını takdir ettiği bir mimar söz konusu olunca merak ettiği daha çok konu oluyor sanırım...Benim acelem yok))))...Müsait olduğunuzda yanıtları alabilirim...

    iyi çalışmalar
    Meral

  9. #69
    Emre Arolat

    bogachan

    Kalamış Konutu'nun kentle olan ilişkisi hakkında.

    Bu yapının inşa edildiği bölge,hepimizin alışkın olduğu, hatta çok da iyi bildiği, "komşudan 3, önden 5 metre çekilecek, içine yapı tıkıştırılacak" diye buyuran imar durumu ile biçimlenmiş bir konut dokusu ile gelişirken, ara yerde yeni bir imar durumu beliriyor ve farklı boyutları olanaklı kılıyor. Bu tam bir metropol gerçeği.

    Ölçek sırası ile gidersek, yapılar, yapı adaları, ilçeler, kentler ve bunlara paralel olarak da yapılaşma mantığı dönüşmekte. Bu dönüşümden korkmakla, dönüşümü planlamak ayrı işler. Bu dönüşümün içinde ölçek kopuklukları olduğu gibi, izlenim ve hatta yaşam tarifi kopuklukları da var. "Büyük Kötüdür" diye şartlanmış domestik yapı geleneğinin de sorgulanabilmesi, ancak bu dönüşüm üzerinden olanaklı.

    Metropollerde ortaya çıkan bu bölgesel dönüşümler, yerine tekrar konması olanaksız, "patina"sı zaman içinde olgunlaşmış dokuları zedeleyip yerle bir etmediği sürece, korkup kaçınılması değil, planlanması gereken bir durumu yaratıyor.

    "Kent İçin Yeni Büyüklükler"in tasarımının, çok önemli bir uğraş olduğunu düşünüyorum. Bugün, çağdaş bir meslek adamının, kaçınılmaz olanı görmezden gelmek yerine, çözümü bunun üzerinden aramasının, tıkanıklıkları zorlamak için doğru bir yol olduğu fikrindeyim. Kalamış Konutu için, çevrede bu dönüşümden azade tutulması gerekecek nitelikte bir dokunun bulunmadığı gerçeğinden hareketle, biz de bu yolu denedik.

    Bu sorunun cevabı olarak, yükselme ile elde edilen yeşil alan, siluet etkisi, yansıma ve geçirgenlik araştırmaları gibi, bu yapıya ait, "özel"durumlara girdiğimizde, "ana" konuya, yani kent için yeni büyüklüklerin tasarlanması sorununa haksızlık etmiş olacağız. Bu yapı üzerinden kent ilişkilerini değerlendirirken, burada bitmiş ürünün kendisine oranla daha fazla önemsenmesi gereken, konvansiyon dışı bir yaklaşım olduğunu ve metropolün gerçekliğinde, çözümün bu mecrada aranmasının geçerliliğini vurgulamalıyım.

    Cevap neredeyse sorunuzun içinde. Biçimlenme mantığı, ölçek ile ilintili. Biçem ise tasarım sürecinin son aşamalarında bir yerlerde, bizim sorularımızın bir cevabı olarak orta yere çıkıyor.
    Eklenmiş İmajlar Eklenmiş İmajlar  

  10. #70
    Emre Arolat

    Rennie üzerinden KORAY adlı kullanıcıya

    Endüstrileşmiş Yapım dersinizin içeriğini tam olarak bilmiyorum. Ancak sorunuzdan, yapım yöntemlerinden ziyade iletişim teknolojisinin yaşama olan etkilerinin önemsendiğini çıkarabildim. Eğer sorunuz gerçekten de bu yöndeyse, bu projeksiyonun bir mimara oranla, sistemlerle daha iç içe olan meslek sahiplerince daha incelikli yapılabileceğini düşünüyorum.

    Öte yandan, endüstrinin ve yeni teknolojilerin, yapım ve yöntemler üzerinden mekana olası etkileri ise; üzerinde çok düşünüp, tartışıp, çalıştığımız konular. Modelleme ve karmaşık geometrilerin çözülebilirlikleri konularında bilgisayarın getirdiği kolaylığın büyüsü, bugün birçok mimarı esareti altına aldı. Kimi yazılımlar, on yıl önce hayali dahi kurulamayacak biçimlerin geometrik çözümlemelerini ortaya koyup ileri düzeyde modelleme olanakları sağladı. Bu da tek başına, yeni bir mimarlık dilini yarattı. Teknolojik yapılabilirlik üzerinden ortaya çıkan bu dilin içerdiği düşünsel derinlik ve zaman içinde alacağı rasyonellik puanı kuşku götürür. Bu hevesin, demirin farklı biçimlerde işlenebilir hale geldiği dönemde, aynı teknolojik yapılabilirlik olgusu üzerinden orta yere çıkan "Art Nouveau" kadar bile ömürlü olamayacağını düşünüyorum. Artık rasyonel mantık çok daha etkin ve acımasız.

    Bu uçucu heveslerden bağımsızlaşarak bir kademe daha öteye gidildiğinde ise, mekan adına yüzyıllardır üzerinde durulan kimi gerçek sorunların, bu teknolojiler yardımı ile çözülebilme olasılıklarının arttığını görüyorum. "Eksizlik" gibi bir başarının mekan kavramına yeni boyutlar katabileceğini, tek defada üç boyutu da üretilebilen monoblok sistemlerin, bu teknolojiler yardımı ile konvansiyonel planlama ölçütlerini yenileyebileceğini düşünüyorum. "Conta" belasının ortadan kalktığı, "yer"le dahi ilişkisini koparmış bir mimarlığın ayak sesleri de, bugünkü ulaşım teknolojilerinin üzerenden kendisini duyuruyor.

    Eve yaklaşırken çalışmaya başlayan ısıtıcılar, kişisel beyenilere uygun olarak kendisini yenileyebilen tablolar, uyanılan saate göre kendi kendine çalışıp ısınan ve garajdan çıkıp sahibini bekleyen otomobiller gibi fetişlere çok uzağım. Ama o otomobillerin camlarından içeriye hiç su girmezken bizim konutlarımızın her taraflarının neden akıyor olduğu üzerine her zaman düşünürüm. Teknoloji bunu bir türlü çözemedi Türkiye'de!!!

  11. #71
    Emre Arolat

    cdmannn

    Size bu konuda özel bir kitap önermek yerine, Internet üzerinden istediğiniz her konudaki kitaba kolaylıkla ulaşabileceğinizi söyleyebilirim. Siteler hakkında, Arkitera yöneticilerinin bana oranla kat kat bilgili olduklarından eminim.

    Mimarlıkta en iyi konumda olan ülkeleri sormuşsunuz. Buna cevabım, her dönemde gençlere yatırım yapan, ileriye bakarken bugünün sorunlarında boğulmayan ülkelerin öne çıktıkları şeklinde olacak. 20 yıl önce mimarlık gündemine uzak düşen ve gündemin oluşmasında edilgin konumda bulunan Fransa ve Almanya'nın bugünkü etkinliklerinin en önemli nedeninin bu olduğunu düşünüyorum. İtalya'nın son dönemdeki verimsizliği de tam tersi yönden ilgi çekici. Orta ve kuzey Avrupa'nın, Benelux ülkelerinin istikrarlı durumu devam ediyor. Amerika ise yıldızları toplayıp gündemi belirleyen konumunu devam ettiriyor. Ama kişisel görüşüm, yükselen yıldızların İspanya ve Portekiz olduğu yönünde.

    Mimarlık, bir ülkedeki diğer etkinlik alanlarından bağımsız bir uğraş olarak düşünülmemeli. İspanya ve Portekiz de çevre ülkesi konumundan merkez olma yoluna hızlı geçiş yaptılar. Bir avantajları da Modern'in ençok sorgulandığı dönemdeki konumlarının, yerel potansiyelden modern adına medet umulmaya başlandığı son döneme oranla merkeze olan yakınlığı. Başka bir deyişle, doğru zamanda, doğru yerde bulunduklarını söylemeliyiz.

  12. #72
    Emre Arolat

    aylinyil

    Projelerle ilgili övgünüze teşekkürler.

    Kitap için birbuçuk-iki yıldır takım olarak uğraşımız sürüyor. "Yalapşaplık"tan kaçınıyoruz. Hem içeriğin hem de tekniğin nitelikli olması için çabalıyoruz. Böylelikle de süre hep uzuyor. Uzadıkça da sorunları görüyor ve "iyi ki uzamış" diyoruz. Ama bir gün mutlaka... Tam hazır olunca.

  13. #73
    Emre Arolat

    rennie ve mimarlar odası

    Türkiye'deki Mimarlar Odası, batıdaki olumlu örneklerin olanaklarına sahip değil. Örgütsel yapılanması, mesleğin ve mimarların gerçek sorunları ile boğuşup kalıcı çözümler üretebilecek nitelikleri içermiyor. Kişisel olarak, Oda'yı ve yöneticilerini suçlayıp durmak yerine, bu kurumun işlerliğinin ve yaptırım gücünün arttırılması ve bu gücün daha doğru mecralara yönlendirilmesi yönünde katkı koyma çabasında olunması fikrindeyim.

    Merkez ülkelerindeki mesleksel çarkın en önemli parçalarından biri olan bu tür örgütlerin yöntem ve sistemlerinin örnek alınabileceğini ve böylelikle tasarlanacak modelin gerçek bir güç oluşturabileceğini düşünüyorum. Bu konuda, meslek içinde hem çok deneyimli hem de çok dinamik birkaç isim var. Ancak bu potansiyelin "Oda" üzerinden kullanılır kılınması henüz olası görünmüyor. Bu durum, başka sivil toplum örgütlerinin kurulmasına neden olacak ve tıkanıklık böylece zorlanabilecek diye düşünüyorum.

    Genel Başkan ben olsaydım, hemen istifa eder, yerime yukarıda sözünü ettiğim birkaç isimden birinin geçebilmesi için var gücümle çalışır ve bu gerçekleştiğinde de kendisine elimden gelen tüm desteği verirdim.

  14. #74
    Emre Arolat

    snihat

    Yaptığım mimarlıkla ilgili yazdıklarınız gurur verici.

    Türk Mimarlığı'nı, Türk Doktorluğu'ndan, Türk Avukatlığı'ndan veya Türk Matematikçiliği'nden bağımsız düşünmemeli. Toplumun çeşitli uğraşı alanlarındaki düzeyin çok dışında bir "Mimarlık Düzeyi"ni düşlemek pek de anlamlı değil. Bireysel başarılar ve az sayıda meslek adamının ulaştığı düzey, mesleğin tümüne yaygınlaşamıyor doğal olarak.

    Sorunuz, günümüz mimarlık eğitim sistemi üzerinden olunca, provokasyon niteliği taşımaya başlıyor. Mezun olduğum Mimar Sinan Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi dışında - her nedense ! - pekçok eğitim kurumundan davetler alıyor, hem İstanbul içinde, hem de İstanbul dışında birçok kurumda konferanslara katılıyor ve jürilere giriyorum. Uludağ Üniversitesi'nde iki yarıyıl proje atölyesinde öğretim görevlisi oldum. Şu anda da Kültür Üniversitesi'nde bu görevi büyük bir keyifle yapıyorum. Bu fırsatlar yardımı ile mimarlık eğitimini yakından gözleme şansını buluyorum.

    Merkezi sistemle öğrenci seçiminden, eğiticilerin niteliklerine kadar pekçok sorun içeren bu sistemin, hiç de homojen bir yapıya sahip olmadığını vurgulamalıyım. Belirli bir geleneğe sahip olan üniversitelerin kendi aralarında da, göreli yeni kurulan vakıf üniversiteleri arasında da pekçok farklılıklar var. Bu durumda, genel bir mimarlık eğitim sisteminden veya düzeyinden söz etmek olası değil.

    Umutlu olmasam, sistem içinde çaba göstermezdim. Çok yakınlarda olmasa da gelecekte hem eğitimin hem de mesleksel uğraşın dünya ölçeğinde yaya kalmayacak bir düzeye erişebileceğini düşünüyorum. Ancak emin olduğum bir konu var: Böyle bir düzeye erişilecekse, bu erişimin alanı, mimarlık mesleği ile sınırlı olmayacaktır.

  15. #75
    arasburak

    Belpelis

    Merhaba,

    İlgilenerek şehri incelediğiniz ve cevap yazdığınız için teşekkür etmek istiyorum ilk olarak.

    Belpelis şehri aslında kafamda daha farklı bir işleyişe sahipti. Yani ben oyuncudan çok filmin yönetmeni olmak istiyordum. Benim gibi mimarlığı seven herkese kapıları açıktı (mimar yada degil), üstelik bazı gerçekler ve mâli problemler gibi kısıtlayıcılıklardan uzak, hayal gücünün sözünün geçtiği bir platform olarak 2000 yazinda fikri bulduğumda beni çok heyecanlandırmıştı.

    2001'de simülasyonu başlattık, yani bu şehirde gerçek bir hayat başlamış gibi çalışacaktık. Yakın arkadaşlarıma anlattığımda "ilgilenir misiniz?" dediğimde ilgilenenler oldu. Ama İpek dışında da şehre aradığım (yoğunlukta) ilgiyi bulamadım pek. Yani diğerleri elinden geleni yaptı ve çok güzel şeyler yarattı ama sonuç olarak mimarlık onların gelecekteki hayali değildi, yani onlar bir yönetici, bir modacı veya matematikçi olarak ellerinden gelenin en güzelini yaptılar. Hepsi de katılımlarıyla beni çok sevindirdi. Ama mimarlığa gönül verenleri arıyordum daha çok. Anladım ki bulmak hiç de kolay değil. Yani ICQ'da ve okul panolarından 2001 yılı içerisinde yüzlerce kişiye projeden bahsettim ama aradığımı bulamadım açıkçası.

    (Bu arada merak ettiğiniz okularımız da : Aras B., N.İsmail, A.Kozmidis, D.Korman, M.Kaskan: Işık Lisesi / İpek Uğurlu : Uluğbey Lisesi)

    Bu nedenlerden dolayı Belpelis yavaş yavaş benim tasarımlarımı içine yerleştirdiğim sanal bir şehir oldu. Çünkü gerçekte bir tasarımı yapmak için araziyi ve çevresini iyi tanımanız gerekiyor ve ben de bu çalışmayı Belpelis üzerinde yapabiliyorum biraz ilkel de olsa

    Tekrar teşekkür ediyorum ve iyi çalışmalar diliyorum. (Arkadaşlarım da yazınızdan büyük keyif aldı, onlar adına da teşekkür etmek istiyorum)

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

2 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 2 ziyaretçi)

Konunun Etiketleri

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •