7 sayfanın 6. sayfası İlkİlk 1234567 SonuncuSonuncu
95 sonuçtan 76 ila 90 arası gösteriliyor.

Konu: Emre Arolat

  1. #76
    Emre Arolat

    publisher

    Tasarımda detay...

    Sanırım son dönem mimarların kendilerine özgü bir detay dillerinin olmasının ötesinde, özgün detay üretim yöntemlerinden söz edilebilir. Bugünlerde, hem okullarda hem de kendi büromda, "detay bilgisi" diye bir uzmanlığın "artık" olamayacağını yineleyip duruyorum.

    40 yılın üzerinde bir geçmişi olan Arolat Bürosu'nun ortaklarından biri olarak, geçmişteki ortamın kimi yoksunlukları üzerinden kurgulanmış olan bir ayrıntı üretim yöntemini sorgulamak ve bu yöntemin günün koşullarına uygun bir duruma getirilmesi adına uğraş vermek pek de kolay değil. Bu yoksunluklar, geçmişte mimarları cengaverce üretmeye yöneltmiş. Daha doğrusu, böyle bir üretim düzenini zorunlu kılmış. Bugün 50'li yaşların üzerinde olup, hala üretmeye devam eden az sayıdaki mimarın, bu yoksunluklar üzerinden oluşturduğu projelendirme ve ayrıntı üretme yöntemleri, "kötü alışkanlıklar" olarak orta yere çıkıyor. Öte yandan, okullarda süregelen konvansiyonel yapı bilgisi dersleri de beyhude bir uğraş olarak mimarlığın önünü tıkıyor. Yaşı ne olursa olsun beyni her daim genç kalan çok az sayıdaki mimar tüm bunların farkında.

    Ayrıntı üretiminin, öğrenilip veye öğretilip bilinecek değil, her koşulda yanyana getirebilme ve yapı fiziği sorunları yaratmama yetkinliğine ulaşma yolunda geliştirilebilecek bir disiplin olduğunu düşünüyorum. Bu da uzmanlarla birlikte, çok ayaklı ve dış ilişkili bir çalışma yöntemini zorunlu kılıyor. Buna direnç gösterenlerin çağdışı kaldıkları ise pek açık.

    Tüm bu yazdıklarım, Arolat Bürosu için de geçerli olan, neredeyse hergün kavgası verilen ve yöntem olarak en iyiye ulaşmak için çabalanan bir sürece işaret ediyor. Arolat'ta da, kötü alışkanlıkların, beyni genç kalanların katkısı ile yerini çağdaş yöntemlere bırakmakta olduğunu sevinçle belirtmeliyim.

    Kalamış'taki otomobil kayar kapısına benzer sistem örnekleri var ve olmaya da devam edecek galiba. Özellikle ulaşım araçlarının tasarımlarından çok şey öğreniyoruz. Bugünlerde Lara Oteli projesi üzerinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Odalar için zeminde ışıklı bir "iz" tasarladık. Ancak ölçüler bizi çok zorladı. Aynı günlerde, İzmir'e giderken bindiğim Boeing 737'nin iç aydınlatmalarında kullanılan basit bir sistem, aklımı başıma getirdi ve ölçü sorunu çözüldü.

    Tasarım sürecinin nasıl işlediğine gelince:
    Rahatlıkla söyleyebilirim ki, proje üretiminin her aşamasında çalışmalar tek ölçekte yapılıyor. Bu da 1/1. Başka bir deyişle, tasarım düşüncesi her aşamada 1/1 ölçekte tutulmaya çalışılıyor. Bunun sonucunda da her noktası denetlenmiş, -özellikle "tasarlanmış" demiyorum- yapıların üretilmesi ve her aşamada presizyonun elde avuçta tutulması hedefleniyor. Bu bir işkence. Bazen zevk bile veriyor!

  2. #77
    Emre Arolat

    publisher

    Tasarım ve ölçek...

    Bunu söylerken, farklı ölçeklerde çalışıldığında gösterilen veya gösterilmesi gereken duyarlılığın eşitliğinden söz etmek istemiştim

  3. #78
    Emre Arolat

    publisher

    Metropol ve taşra...

    Bu soruyu yanıtlarken, “Metropol” gerçeği üzerinden, onun ne olduğuna ve ne olmadığına, ne kadar bütüncül, ne kadar parçacı olduğuna, ne kadar durağan ne kadar uçucu olduğuna değinen, diyalektik bir yaklaşımı kurgulamak faydalı olacak.

    Rosenthal ve Yudin’in “Materyalist Diyalektik” tarifinde, Diyalektik’in devrimci özünün, onu, toplumun yeniden kurulmasının bir aleti yaptığı ve sosyal gelişmenin objektif tarihsel gereklerinin, eski formlar ile yeni muhteva arasındaki uyuşmazlığın, insanlığın ilerleyişini tahrik eden daha yüksek formlara geçişin, zorunluluğun keşfine yardım ettiği belirtilir. Metropol ve taşra arasındaki “gerilim”in de bu bağlamda incelendiğinde anlamlı ve teşhis edilebilir kılınacağını düşünüyorum.

    “Köy-kent” gibi dayanaksız, naif ütopyaların peşinden koşarken kentleşmenin getirdiği her türlü varoş nahoşluğu görmezden gelenlerin başbakanlık yaptığı bir ülkenin, en büyük metropolünde yaşayan, üreten ve düşünen bir mimar olarak, metropoliten bir yaratım sistemi oluşturmamak olanaksız. Kapital’in oluşturduğu üretim zincirinin içindeki bir halkanın, başka türlü davranması, ancak bir “görmezden gelme” sonucunda olası. “Kentleşmeye rağmen” üretmek yerine “kentleşmeye göre” tasarlamak, benim kişisel tercihim olmaktan öte, bir gerçeklik galiba.

    Metropol, tasarımcıya getirdiği olanaklardan ve kısıtlardan yola çıkıldığında, kavranıp ele geçirilebilir, dolayısı ile kullanılabilir gerçekler sunar. “Kent içinde yeni büyüklüklerin tasarlanması” ve bunun çoğu kez “kompleks eylemlerin birlikteliği” üzerinden ortaya çıkması, bugünün metropolüne ait önermeler. Burada cevaplanması gereken, bu büyüklük ve karmaşalıktan nasıl kaçıp kurtulunabileceği değil; tam da tersine, bu ikisinin birlikteliğinin getireceği “gerilim”in nasıl en iyi şekilde strüktüre edileceğidir. Burada sözü edilen “büyüklük”, salt ölçek kaymasının getirdiği bir durum olmayıp, aynı zamanda eylemin çeşitliliğinin ortaya çıkardığı bir olgudur ki, bu haliyle de kaçınılmaz olur. Bu yeni durumun ortaya çıkardığı potansiyel kentin eski dokusuna uyum, insan ölçeğinde yapılaşma, kentsel eylem zonlarının ayrışması gibi konvansiyonel kavramları gevşetiverir. Tıpkı, metropol gerçekliği içinde, “kalıcılık”la ilgili her türlü söylemi gevşettiği gibi.

    Gerçekten de, 21. yüzyılın metropolünde, “kalıcı olma hali”nin nostaljik bir ütopyadan farkı kalmıyor. Yine kapitalin ortaya koyduğu istekler doğrultusunda, uçuculuğu öngörülmüş sistemlerin tasarımı, kaçınılmaz bir gerçeklik. Öznel bir yaklaşım olarak, uçucu olanın, eylem ve eylemin yarattığı “biçem”le sınırlı olduğunu, buna karşın, yapı strüktürünün bugün bile kalıcılığını korumak durumunda olduğu yönündeki fikrimi belirtmeliyim. Yapım teknolojisi henüz, ömrü birkaç yılla sınırlı olabilecek, aynı zamanda da en fazla kullanım konforu sağlayacak bir sistem üretemedi. Bu durumda, strüktürün geçiciliğinden söz etmek, ve yarattığı kalıcı mekanizmayı görmezden gelmek
    -ki bunun savunucuları hiç de az sayıda değiller- bana henüz pek de gerçekçi görünmüyor. Strüktürün, diğer tüm eylemsel ilişkilerden bağımsızlaşarak kalıcı rolü üstlenmesi, dahası kalıcılığının öngörülme zorunluluğu, ona başka bir önem ve sorumluluk yüklüyor. Strüktür burada tek değişmez olarak, bir anlamda ölçü alma noktasını, kerteriz noktasını ve tutunma mekanizmasını oluşturuyor. Yine kişiselleşerek, buna en doğru cevabın, grid -ızgara- üzerinden oluşturulabileceğine olan inancımı belirtmek isterim. Izgaranın, yatayda ve düşeyde, net, ortogonal ve sorunsuzca tekrar edilebilir durumu, “zorunlu kalıcı”yı olabildiğince yansızlaştırarak; onu eylemin en sorunsuzca değişimine uygun kılıyor.

    Metropol ile ilgili en önemli tasarım girdilerinden biri de, düzenlemenin kentin bütününe ait olmayıp parçacı bir vasfının bulunması. Modern şehirciliğin yüzyılın ilk yarısında öngördüğü bütüncül yaklaşımın, çıkar yol olmadığı, sonu hüsranla biten batılı örnekler üzerinden okunabiliyor. Kentler belirli bir büyüklükten sonra, öngörülemez bir gelişim sürecine giriyorlar ve tam bu noktada bütünü düzenlemeyi, bütüne egemen olmayı hedefleyen tasarım anlayışı iflas ediyor. Bölgesel ve parçacı bir yöntem, tüme ait öngörüleri ve eşgüdümü sağlamak kaydı ile daha sağlıklı cevaplar üretebiliyor.


    Metropolde yaşayan ve üreten bir mimar olarak, son dönemde tasarlarken, bunlara değmeye çabalıyoruz. Gazipaşa’daki projede ise tüm bu düşüncelerle yeniden yüzleşme şansını bulduk. Gazipaşa’nın gerçek bir metropol ile arasındaki farklar, bizi de bu proje ile ilgili yeniden ve taşra üzerinden düşünmeye itti. Burada fark diye sözünü ettiğimiz, yapım teknolojisi veya malzeme kullanımı gibi, olanaklarla tanımlanmış benzeşmeme halleri değil. Zaten Gazipaşa da bu türden yoksunlukları barındırmıyor. Dahası, yukarıda metropol özellikleri ile ilgili yazdıklarıma katılmayanlar, tamamlandığında Gazipaşa yapısını çok da metropoliten bulabilirler. Gazipaşa yapısının metropoliten yapıdan farklılaştığı yer, onun son dönemde metropol için tasarladıklarımızdan çok daha durağan, çok daha kararlı ve çok daha tariflenmiş hali.
    Eklenmiş İmajlar Eklenmiş İmajlar  

  4. #79
    Emre Arolat

    publisher

    İnternet ve iletişim...

    Mimarlık dergilerinin ingilizce olarak yayınlanmamasını ben de bir eksiklik olarak görüyorum. İnternet ise -en azından bizim için- henüz çok yeni bir konu. Sanıyorum henüz emekleme aşamasına dahi geçmedik. Dolayısı ile, basılı yayın araçlarının yetersiz kaldığı noktalarda, internet sitelerinin tanıtımda sınırları gevşetme adına ne denli etkili olabildiği konusunda da çok sağlıklı bir bilgiye henüz sahip değilim. Yine de, yaşadığımız birkaç ilginç deneyim, bu konudaki potansiyeli ortaya koymak adına umut verici oldu. Arandığında kolay erişilebilme ve çöplük içinde görünür olma işi de anladığım kadarı ile belirli bir çalışma gerektiriyor. Bu hale geldikten sonra, sorunuzu daha net cevaplayabileceğime inanıyorum.

  5. #80
    Emre Arolat

    publisher

    Genç mimarlar...

    Sözünü ettiğiniz potansiyelin ortaya çıkması, doğrudan doğruya “ortam”la ilintili. Son birkaç yıldaki kıvılcımları saymazsak, Türkiye’de yapı üretim potansiyeline koşut olarak gelişmiş bir meslek ortamından söz etmek olası değil. Bu da gençler adına özendirici nitelikte bir platformun oluşmasını engelliyor. Türkiye’de ortam, bırakınız gençleri, usta kıvamına gelmiş meslek adamlarını dahi besleyecek donanıma sahip değil. 40’lı yaşlarında üst düzeyde ürünler veren bazı büyüklerimizin, 60’lardan sonraki hallerini üzülerek izliyoruz. Gökhan’ın umuduna ortak olmak istiyorum. Kendimi zorluyorum bu ortaklık için. Umutların kendisini bulduğu çok önemli bir yer var :
    Gençler kendilerini dünya insanı olarak görmeye daha yatkınlar. İletişim teknolojisinin verilerini iyi kullanıyorlar ve bu kanallardan beslenmenin yöntemlerini biliyorlar.

    Tepe’nin sergisine gelince: Birçok defa dile getirdim, burada da tekrarlamak istiyorum ki bu sergi, gençlere yönelik değil, yeni arayışlara yönelikti. Yeni arayışları merkez ülkelerde ustalık çağına gelmiş mimarlar da yönlendirirler. Bizim ülkemizde yazık ki işler başka türlü gelişiyor. Daha genç yaştaki arkadaşlar için, ileride belli dönemlerde sergilerin düzenlenebileceğini, dahası eğitimin daha interaktif bir hale getirilerek ortam ile alışverişinin sağlanabileceğini düşünüyorum.

  6. #81
    publisher

    Teşekkürler....

    Merhaba;
    Verdiğiniz tüm yanıtlar için teşekkürler....
    Umarım çok vaktinizi almadım......))

    Çalışmalarınızda başarılar;
    M.

  7. #82
    arasburak

    publisher ve Emre Arolat

    Merhaba,

    Emre Arolat gençler ve internetin gücünden haberdar başarılı bir mimar ve publisher da Türkiye'de mimarlık yayinciligini çok iyi tanıyan biri. İkinize de birer sorum olacak sakıncası yoksa.

    Emre Arolat,

    Siz gençlerin internet üzerinden fizik kanunlarindan ve maliyet derdinden biraz uzakta, hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını kullanarak hazırlayacağı amatör projeleri tanıtacağı bir platformu boş zamanlarınızda ziyaret eder ve yeni yapılabilecekler konusunda gençlere ışık tutabilir misiniz? Yani destek olur musunuz? (maddi olarak değil manevi olarak)

    Murat Tabanlıoğlu'nun bir sözünden yola çıkarak ve Gökhan Avcıoğlu'nun da düşüncelerinin katkısıyla kafamda bazı yeni fikirler oluştu ve şu anda bu fikir üzerinde çalışıyorum... sorumu sormamın nedeni bu.

    Publisher (ve Arkitera),

    Mimarlık yayınları yapan dergiler - internet siteleri aralarındaki rekabet "tatlı" mı yoksa bu tip bir çalışma olursa buna "birlikte" destek olamayacak kadar "acı" bir rekabet mi? Ortak çalışmalar olsa nasıl bakarlar?

    Teşekkürler,

  8. #83
    Publisher (ve Arkitera),

    Mimarlık yayınları yapan dergiler - internet siteleri aralarındaki rekabet "tatlı" mı yoksa bu tip bir çalışma olursa buna "birlikte" destek olamayacak kadar "acı" bir rekabet mi? Ortak çalışmalar olsa nasıl bakarlar?

    Teşekkürler,
    Sorunun ikinci kısmına Arkitera olarak burada cevap vermeyeceğiz.
    Ayrıca bu konu içinde Publisher tarafından bu mesaja cevap verilmemesini rica ediyoruz.

    Diyalog konusu içinde benzeri mesajlar tekrarlanırsa herhangi bir uyarı da bulunulmaksızın mesaj silinecektir.

    Lütfen mesajlarınızı ilgili bölümlere gönderin...

  9. #84
    Emre Arolat

    arasburak

    Platform.

    Sözünü ettiğin gençlere yönelik platform çok ilgimi çeker ve her türlü yardıma açık olurum. Ancak daha başlamadan bir sözüm olacak:

    Bu tür platformların belirli yöneticiler veya danışmanlar ile desteklenmesi gerekir. Katılımın düzeyinin ve niteliğinin de üst noktada tutulması hedeflenmelidir. Sözgelimi, çok iyi niyetlerle başlatıldığına inandığım şu içinde bulunduğumuz "Diyalog" platformu, Gökhan'ın gününde yazık ki beklenen ve istenen niteliklerde oluşmadı. Taklit ve meslek etiği üzerine başlatılan polemik, sonunda amacından saparak çok düzeysiz bir "sorular yumağı" oluşturdu. Kanımca soru soranların kimliklerinin gizli kalabilme özelliği, bu düzeyi iyice aşağılara çekti. Böyle olunca da Gökhan'ın verdiği çok ilginç cevaplar bile güme gitti.

    Senin aklındaki platformun ayrıntılarını bilmiyorum, ancak böylesi bir tehlikeden uzak durmayı sağlamalısın. Çok pırıltılı bir fikrin, karmaşık bir laf çöplüğü yaratmasının önüne geçmelisin. Sanırım Arkitera yöneticileri de diyaloğun bundan sonrasında, düzey ve nitelik üzerine kafa yormalı. Yoksa, tam da Gökhan'ın söylediği gibi, takma ismin arkasında kendisini rahat hissedenlerin martavallarıyla yetineceğiz. Yazık... Taklit ve meslek etiği, ayrı ayrı çok da önemliler aslında. Düzeysizlik, taklidi olumlamaktan başka işe yaramıyor. Laf kalabalığı, ana fikrin düşmanı oluyor...

  10. #85
    architecture82

    Emre Arolat

    merhaba arkadaslar suan da emre arolat hakkında bir odev hazirliyorum onun design prensipleri projelerindeki ortak ozellikler ve design strategy ama bulamiyorum acil yardimci olursaniz sevinirim
    En son architecture82 tarafından düzenlendi : 23-11-2006 16:51

  11. #86
    asteria

    Sayın architecture82,

    Mesajınız incelendiğinde Türkçe klavye sorununuzun olmadığı görülüyor. Forum kuralları gereği Türkçe'yi doğru şekliyle yazmanızı ve özellikle 'bir' yerine 'bı' gibi Türkçe'de anlamı olmayan harf birlikteliklerini kullanmamanızı rica ediyoruz.

    Emre Arolat hakkında önemli ölçüdeki bilgiye Arkitera 'arama' özelliğini kullanarak ulaştığınızı göreceksiniz. Daha önce Arkitera ile yapılan söyleşileri, mesleki hayatıyla ilgili hakkında çıkan kitaba dair bilgileri, Diyalog konuğu olarak Arkitera Forum'a yazdıklarını ve yapılarıyla ilgili bilgileri Arkitera Mimarlık Veritabanı-AMV bölümünde inceleleyebilirsiniz....

    İyi çalışmalar


  12. #87
    architecture82
    ilginize tesekkur ederim ama yonlendirdiginiz yerde istediklerime ulasamadim beni daha ayrintili yonlendirirseniz sevinirim

  13. #88
    asteria

    Merhaba,

    AMV'de arama yapabilmek için önce üye olmanız gerekiyor, daha sonra giriş yapıp 'mimarlar' başlığından Emre Arolat'ı aratabilirsiniz, hemen karşınıza gelecektir.

    Link: Emre Arolat
    (bu link'in açılması için AMV'ye üye olmanız gerekebilir)

    Arkitera'nın Emre Arolat'la kitap üzerine yaptığı söyleşi için ise aşağıdaki link'e bakınız.
    Link: Emre Arolat

    Diyalog konuğu olarak davet edildiği başlıkta ise katılımcılar arasında görünmüyor ancak yine de incleyebilirsiniz.

    Link: http://forum.arkitera.com/showthread.php?t=3810

    İyi çalışmalar

    En son Emine Merdim tarafından düzenlendi : 20-07-2007 16:05

  14. #89
    archerchitect

    Smile

    Hiç ;şehrin ortasında ,insanların önünde fotoğraf çektirdiği bir wc havalandırması gördünüz mü?Ben gördüm.Bursa da belediye binasının önünde , Ulucaminin yanında Bursa'nın en önemli caddesi Atatürk caddesinin önünde Ulucami'nin tuvaletlerinin havalandırma bacası.Üstelik süs filan da yok ,brüt beton.Sevgili Emre Arolat'ın çözümü olan proje beni de yanından her geçtiğimde gülümsetiyor.'' Bence bir mimar;...'' diye girmeyeceğim fakat mimarın kelime anlamının karşılıklarından birini taşıyor Emre Arolat.

    Çekebilirsem fotoğrafını yollarım.

    Saygılar...

  15. #90

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

2 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 2 ziyaretçi)

Konunun Etiketleri

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •