7 sayfanın 1. sayfası 1234567 SonuncuSonuncu
95 sonuçtan 1 ila 15 arası gösteriliyor.

Konu: Emre Arolat

Hybrid View

  1. #1

    Emre Arolat

    Arkitera Diyalog'da 2001 yılının son konuğu Emre Arolat, 25 Aralık 2001 Salı günü 17:00 - 19:00 saatleri arasında foruma konuk olacak.

    Emre Arolat'a yöneltmek istediğiniz soru ve eleştirilerinizi buraya yazabilirsiniz.

    Soru sormak için sağ üstteki "yanıtla" tuşuna basarak sorunuzu foruma şimdiden iletebilirsiniz.

    Emre Arolat ile ilgili daha fazla bilgi için buraya tıklayın

  2. #2

    Aksay Denizcilik

    Sayın Arolat,
    Aksay Denizcilik binanısını şantiyesi sırasında gezmiştim.

    Dış mekanlardaki kaplamasız yalın tavır iç mekanlarda devam etmiyor (du). Binanın iç mekanında bulunulduğunda sanki bu brüt beton binada değilmişiz de sıradan bir başka ofis binasındaymışız izlenimi doğuyordu.

    Bu sizin tercihiniz miydi? Yoksa işverenin mi?

    Eğer sizin tercihiniz ise neden bugüne kadar yapının hiç bir iç mekan fotoğrafı yayınlanmadı?

  3. #3
    mona

    ikinci kuşak olmak

    Emre Bey,

    Uğur Tanyeli sizin için "Ailesinin ikinci kuşak mimarı. Bu hep zor bir kimliktir" demiş ve mimar aileden gelmeyi şöyle tarif etmiş: "önceki kuşak sonrakine taşınması kolay olmayan bir miras bırakır. Ortada durmuş tercihler, alışkanlıklar vardır. Oğul, bunlan aşıp kendi varlığını ilan edebilmek için uğraşmak zorunda kalır. "

    Siz zor olan ikinci kuşak mimar olmayı aştınız, kendinizi kanıtladınız. Ailenizin mimari geçmişi olmasaydı bu kadar başarılı olurmuydunuz, yoksa bu kimliği taşımanın zorluğu mu sizi bugünkü noktaya getirdi?

  4. #4
    arasburak

    Emre Arolat

    Merhaba,

    Ben şu an lisede okuyorum ancak mimarlıkla uzun süredir ilgileniyorum.

    Hiç kendinizi Pritzker'i alırken hayal ettiniz mi?

    "Mimar Emre Arolat" olmadan önce ne gibi hayalleriniz vardı?

    Hayallerinizin önüne elinizde olmayan engeller çıktı mı? (çıktıysa, ülkenizle ilgili olabilir mi diye sormak istedim)


    Çok teşekkür ederim,

    aburak amatör mimarlık denemeleri sitesi

  5. #5
    mithat
    Reşit Soley bir konusmasında bir pantolon alırken en az 7-8 konuya dikkat ederiz diyor. Bu aralar tasarlarken nelere dikkat ediyorsunuz? Teşekkurler

  6. #6
    nedim
    Merkez Bankası binası ile ilgili gelişmeler nedir acaba?

    Binanız uygulanacak mı?

  7. #7
    cube
    Emre Bey,

    Arolat Mimarlığın mirasını devralıp bugünkü çizgiyi belirlerken ne kadar başarılı olduğunuz ortada. Ancak Uğur Bey'in tabiri ile "Türk Beşleri"nden biri olmanız size yeni bir kimlik sınırı çiziyor mu? Bu gruba dahil olma konusunda ne düşünüyorsunuz?

    İkinci sorum büronuzun çalışma sistemi ile ilgili. Bildiğiniz gibi Türkiye'de mimarlar mezun olup proje bürolarına girdikten sonra kariyerlerini Autocad ya da benzeri programları kullanma üzerine kurmak zorunda kalıyorlar. Okulda öğretilen tasarım becerilerini kullanma fırsatları hemen hemen hiç bir büroda verilmiyor. Siz yanınızda çalışanlara bu fırsatı tanıyor musunuz? Emre Arolat'ın bürosunda çalışmış biri kendini mimarlık dünyasına daha kolay kabul ettirebilir mi ileride?

  8. #8
    arif
    Sevgili Emre

    Uğur Tanyeli'nin ''İstanbul Beşlisi'' tanımı kuramsal bir birlikteliği
    vurgulamaktan çok müşteri kazanmaya yönelik ortak bir
    stratejiyi çağrıştırıyor.
    Bu tanıma göre İstanbul'da yeni piyasaya çıkan metropol tipi müşteri profilinin rafine mimari isteklerine cevap vermek için gençliğin verdiği bir esneklikle senin de içinde bulunduğun ''eylemler'' adı anılan mimarları birbirine gerçekten bağlıyor mu? Yoksa ''İstanbul Beşlisi'' tanımı içinde farklılıkları mı barındırıyor?

  9. #9
    rennie
    Atilla Yücel ile yaptığınız röportajın sonunda, Rem Koolhaas'ın uluslararası kimliğine atfen "birgün bir Türk olarak oralara gelebilecek miyiz?" diye sorarak bir anlamda ideallerinizi açıklamışsınız. Koolhaas'ın sadece bina değil, teori de üreten bir mimar olduğunu biliyoruz. Bir kaç kitabı, sayısız konferansı var.

    Sizce hemen hemen mimarlık teorisi adına hiç bir şey üretmeyen bir ülkeden (Turgut Cansever hariç) "Batı"in kabul edeceği bir mimarlık çıkarmak mümkün mü?

    Alpaslan Ataman, Arredemento'da sizin profiliniz için hazırlanan sayıda, mimarlığınızı anonim mimarlık olarak tanımlamış. Mimarın arka planda kaldığı, imalatın öne çıktığını ileri süren Alpaslan Ataman'ın bu yorumu bana epey miktarda yumaşıtılmış sert bir eleştiri gibi geldi. (Yanlış okuyorsam düzeltin lütfen) Bu yorum hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Bu yoruma katılıyorsanız: mimarın kimliğinin ikinci planda kaldığı bir mimarlık ile batı mimarlık dünyasında kabul görmenin zor olacağını düşünmüyor musunuz?

  10. #10
    fıstık

    Wink

    Sayın Arolat,

    Son dönemde ülkemizde düzenlenen yarışmaların (örneğin Çevre Bakanlığı, Ankara ve İstanbul Belediye binaları) sonuçları ve yarışma jürilerinin mimari yaklaşımları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Sizce artık Türkiye'deki mimarlığın daha farklı açılardan değerlendirilmesi gerekmiyor mu?

  11. #11
    Arif BERHAZ
    9 palmiye konutlarının bahçesinden iski kanalı geçeceğini biliyormusunuz?

  12. #12
    bogachan

    Kalamış'taki konut blokları üzerinden...

    merhaba,

    Kalamış'taki konut bloğu, çevresindeki yapılaşmalardan yükseklik ve büyüklük bağlamında oldukça ayrılmakta, çevre ölçeği düşünüldüğünde de kendini çok baskın bir ifade ile konumlandırmaktadır. Kendisini ayrıcalıklı biçimde konumlandırıyor duygusu uyandıran yapı hakkında,
    (arredamento mimarlık sayı:2001/6 daki yapı tanıtımı yazınızda)
    şöyle bir ifadeniz var;

    "... 20 katlı yapının bulunduğu parsel üzerindeki kitlesel oluşumu, bir mimarlık kararı olmaktan çok, en fazla blok boyu ve yoğunlukla ilgili belediye verilerine dayanır. Diğer bir deyişle, kentin bu bölümünde 20 katlı bir konut yapısının yerinin olup olmadığının irdelenmesi ve bu doğrultuda kararların alınması, "kentsel tasarım" ı mimarlar üstü bir "bilim" olarak gören "şehir ve bölge planlama uzmanları"nın uhdesinde olup, mimarın görevi, kitlesel oluşum kararları verilmiş bu yapının nasıl tasarlanacağı ile sınırlıdır. Kent içinde tasarlanan "özel" yapıların çok büyük bir bölümü için geçerli olan ve hangi amaca hizmet ettiği çoğu zaman anlaşılmayan bir kurallar manzumesi, tasarımcı mimarları en azından kitlesel kararlarda edilgin bir tavra iter." aynı yazının son bölümünde de; " Bu yapının tasarımcıları, bu tasarım üzerinden, son dönemde büyük kentlerin mimarlık gündeminde önemli yer tutan " lüks apartman " yapılarının gerçek kentsoylu olduğu kuşku götürür "hedef kitle"ye kayıtsız şartsız teslim olmadan, gelenekselin "yapıştırma" öğelerinden medet ummadan ve rüküşleşmeden de gerçekleştirilebilir olduğunu vurgulamak ister. E.A."

    Yazınızda siz de bu kentsel duruştan rahatsız olduğunuzu, ancak bu çaresizlik içinde yapılabilecek olanın yapının biçimlenme dili üzerinden hareket etmek olduğunu savunuyor...kendinizi bir verili durum üzerinden yapılanı meşru kılacak başka bir düzleme referans veriyorsunuz...

    1. Sizce kentsel duruşu ile çevreyi yok sayan ve ezici bir kitle etkisi yaratan bir yapı kitlesinin ele aldığınız biçimiyle kente ve yaşayanlara bir şey kattığını düşünüyor musunuz ?

    2. Sadece görsel olarak şık bir yapı kitlesi 'lüks apartman' örneği olarak ( yazınızın son paragrafta dile getirdiğiniz gibi ) bir referans olabilir mi ?

    3. Kalamış konutlarını direk referans vermeyen ancak aşağıdaki düşüncelerin örneği olarak kullanan başka bir konu da şu;

    Arolatlar,yayınlardan ve sergilerden takip ettiğmiz kadarıyla (göreli olarak) büyük ve çok sayıda iş yapma potansiyeline sahip bürolardan biri...bu durumun iş konusunda seçici davranma olasılığı ve şansı verdiği açık...Ancak, 'etik' kaygılar barındıran ve bunları mimarlık ortamında açık biçimde ifade eden ve araştıran bir mimarlık ofisi olmaktan çok, şık binalar yapan,son teknoloji ve malzemeleri yapılarında, yabancı dergilerde eş zamanlı olarak kullnanan, bilgisayar sunum tekniklerini güncel sunum dilleri ile paralel kullanan, mimarlık medyasını bunları teşhir etmek ve meşruiyet zemini yaratmak amacı ile kullanan bir ofis izleniminde...
    ( bu izlenimi veren tek örnek olduğunu söylemek haksızlık olur... )

    Seçici davranıyor ve bu mimarlık adına kaygılar taşıdığınızı biliyoruz...Peki bunlar neden çoğunluğu biçimsel kaygılar taşıyan şık binalar ve sunumlar ardına gizleniyor... ?

    (not: Buradaki gizlenme sorunsalı proje okuma ya da okuyamama sorunundan çok değerlendirilenin bize sunulanla görülen arasındaki farkların çelişkisi üzerine kurulmuştur.)

    Saygılar...

  13. #13
    Zeynep

    Ankara Büyük Şehir Belediyesi

    Emre Bey,
    web sayfanızın girişinde tek imaj olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin cephesini görüyoruz. Arolat mimarlık bu kadar çok projeye imza attı, siz içinden bu binayı öne çıkardınız. 608 metre uzunluğundaki iddialı binanın, sizin mimarlığınızı en iyi anlatan projeniz olduğunu mu düşünüyorsunuz?

  14. #14
    bigman

    Mimarin özelligi

    Emre bey,
    Sizce mimarlik bir yetenek isimi yoksa bir teknik isimidir?
    Siz kendinizde hangi özelligi baskin olarak görüyorsunuz?

  15. #15
    publisher

    Dolaysız kendini aktaran mimarlık...

    Merhaba Emre Bey;

    Öncelikle belirtmek istediğim bir konu şu: Atilla Bey ile yaptığınız söyleşi, bazı yerlerinin üzerinde birkaç kez yeniden düşündüğüm, "evet, işte bunun da altı çizilmeli" dediğim bir yazı idi. Net, içten ve bir mimarın kendisini dürüstçe ortaya koymasının da etkisi olmalı bunda diye düşünüyorum şu an…(örneğin Amerika'da ofiste yaşadıklarınızı aktarışınızdan, mimarların özel yaşamlarında diğer disiplinlerdeki insanlar kadar düzenli ve standart olamayışlarına dek))…Söyleşide bir kaç ifadenizde, yüksek lisans yıllarından itibaren kendime yönelttiğim ve bugün kendime verdiğim kimi yanıtları görmekti güzel olan: "Mimarlığın çok da bilinmezlerle dolu olmadığını düşünüyor oluşunuz, yapının çok doğrudan olması gerekliliği, mutlaka bir şey anlatıyor olması gerekmediği, anlatıyorsa da bu mesajın çok doğrudan olması gerektiği" yolundaki ifadeleriniz vs…Nedenine gelince: yüksek lisans çalışması sırasında -eğitim gördüğüm yıllarda etkin olmasından ötürü- dekonstrüktif düşünce ve mimarlık ilişkisini bir örnek olarak ele alıp, mimarlık ve diğer disiplinler arasındaki ilişkinin "sınırlarını" kavramaya çalışan, sonra da buna "kimi noktalarda" oldukça eleştirel bir noktada kendini bulan bir mimar oluşum olsa gerek. Ve o birkaç yıl yoğun "kurcalama" döneminden sonra söyleşide kullandığınız ifadelere geldim…Merak ettiğim nokta şu ki: Her mimarı, ifade ettiği anlayışa getiren zorlu bir süreci var. Peki, sizi, mimarlığın bu denli dolaysız ve kendini direkt aktaran bir disiplin olduğu bilincine getiren süreç nasıl işledi?

    …Teşekkürler…

    Meral Ekincioğlu

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Konunun Etiketleri

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •