9 sayfanın 2. sayfası İlkİlk 123456789 SonuncuSonuncu
121 sonuçtan 16 ila 30 arası gösteriliyor.

Konu: Gökhan Avcıoğlu

  1. #16
    arasburak

    Gökhan Avcıoğlu

    Merhaba,

    Ben sizin tasarladiginiz yapilari ilk kez gördüğümde mimarlıkta dünyadan o kadar da kopuk bir halimiz olmadığımızı düşünmüştüm (Türkiye olarak). Sanki diğer bütün günümüz Türk mimarlardan farklı birşeyler düşünüyorsunuz gibi geliyor.

    Mesela ben bugüne kadar (benim eksikliğimdir eğer varsa ve bilmiyorsam ama) ütopik projelere filan hiç rastlamadım "Skyscraper Conceptual Project" gibi. (Türkiye'de Türkler tarafından üretilmiş) Ve ülkemizde hep hayal kurmaktan korkulduğuna inanıyorum.

    O kadar, o kadar! sıradan ki İstanbul'un görüntüsü, 100lerce tıpatıp aynı cami, yüzlerce tıpatıp aynı apartman... "Skyscraper Conceptual Project" tam bir İstanbul'luymuş gibi geldi bana Yani belki siz tamamen başka bir şey ifade etmek istediniz ama ben İstanbul'da boğaza fırlatılan, sokaklara atılan bükülmüş küçük pet su şişelerinden birine benzettim ben... Farklı ama farklı olduğu için değil, İstanbul'lu olduğu için sevdim (Bence fotomontajda, Foster'ın, Shangai Bankası Binasının önünde durduğunda değil, o İstanbul'daki montajında güzel!)

    Şu andan sonrası için mimarlık mesleği içerisinde ne gibi hayalleriniz var? Türk mimarları istediğinde bütün engelleri aşabilir mi yoksa "Dünya mimarları gibi" olmak azimden öteye bazı mucizeler mi gerektirir?

    Teşekkürler

  2. #17
    arasburak
    Ve bir de,

    Türkiye'de mimarlık mesleğini tanıtmak için yapılacak, gençler tarafından (henüz mimar olmayanlar) yönetilecek bir çalışma olsa buna destek verir misiniz? (Maddi olarak değil "İlgilenmek" olarak)

    Teşekkürler

  3. #18
    samanci

    mimari destek

    sayın avcıoglu sizlerle calısmıs oldugumuz esma sultan yalısı,borusan parkorman showrumu ve cafe algida projelerinizde degisik bir hava sezdim.kimse bir cafede boyle bir tarzı beklemiyordu biz hasmatik glass systems olarak cok begendik.sizi park orman acılısında borusan showromunun onunde kendi projenizin bitmis goruntusunu seyrederken izledim ve dedimki turk mimarı artık hayal ettigini yapabilecek bir guce sahip.bir mimarın tasarladıgı projeyi bittikten sonra karsısına gecip seyretmekten aldıgı zevk herhalde hıc bır seye degısılmez. benim hayalim ise bir tamamen transparan bir cam muzık hol uygulaması sizler boyle bir proje tasarlarsanız sevinirim.

  4. #19
    ALPER

    Mimarlık gerçeği...

    Sayın Gökhan Avcıoğlu;

    Öncelikle mesleki başarınızı kutluyor ve gelecek çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

    Kendi mesleki yaşantınızdan ayrı olarak değerlendirirseniz sevinirim:

    Türkiye için mimarlık mesleğini bir lüks olduğunu düşünüyor musunuz?

    Bu bağlamda Türkiye'de mimarlık mesleğinin geleceğinden umutlu musunuz?

  5. #20
    millagro

    Thumbs down alıntılar

    okuduğum kadarıyla pek çok kişi şimdidien alıntı, esinlenme, çalma, vesaire gibi isimlerle yaptığınız projelerin özgünlüğü ile alakalı sorular yöneltiyor. Websitenizden görebildiğim kadarı ile skiiotel projeniz ile NL architects in Holanda'daki alışveriş merkezi bu anlamda ciddi şüphe uyandıran projelerinizin bir tanesi. BEnim anlamadaığım sizin "esinlenme" adı altında yaptıklarınızı kabul edebilen ve değer veren meslektaşlarımın aksine neden bir projenin oluşumundaki fikri anlamaya ve eğer uygunsa fikirden esinlenmeyi denemeyip doğrudan biçimsel sonucunu taklid etmeniz, yada "esinlenmeniz" . NL Architects'in farklı kotlardan otopark ilişkisi kurduğu rampalar nasıl olupta br dağ oteline esin kaynağı olabiliyor. Benim kanımca esinlenmenin de bir desturu ve ahlakı vardır. Bu cesaret nereden geliyor?

    a) Atalarımızın dediği gibi cehaletten olabilr mi?
    b)Yoksa tamamen nasıl olsa kimsenin anladığı yok,doğru değerlendirme yapabilen meslek adamı , akademisyen, zaten bulunamıyor, bu üçüncü dünya ülkesinin dünya görmemiş adamlarına tasarlamak ve fikir üretmek zaten lülks düşüncesi mi bu " ben yaptım oldu "anlayışını destekleyen.
    c)İşveren finishing i düzgün işe zaten alkış tutuyor gerisi boş tavrı bu davranışınızı destekliyor olabilir mi?

    Bunlara içten yanıt vermenizi isterim, ben ikinci yada üçüncü şık olmasını isterim ama korkarım yanıt birinci şıkta.

  6. #21
    rennie
    Gökhan Bey,

    Bu ana dek gelen mesajlarda projelerinizin başka örneklerle benzerliğine dair yoğun ve ağır eleştiriler var. Yabancı mimarlık ofisleri ve starlarının deneysel çabalarına benzer girişimlerde bulunmanız takdirle karşılanması gereken bir cesaret. Ancak örnek alınan "Çağdaş Batı Dünyası" Mimarlığında projelerin yanısıra bu projelerin geriplanını hatta temelini oluşturan yoğun bir düşünsel metin de sözkonusu. Bu metin kimi zaman mimar tarafından kaleme alınarak bize iletilir, kimi zaman da bir konferans ya da söyleşi esnasında. Bu yoğun eleştirilere maruz kalmanızın sebebi bugüne dek projelerinizin temelinde yatan düşüncelerinizi metne dönüştürememe sıkıntısı ve sadece proje görüntüleri ile sizi tanıyor olmamız olabilir.

    Bu interaktif ortamın avantajlarını kullanarak bir projenizi (örneğin Skyscraper Conceptual Project ya da Bodrum'daki Ramp House) bize anlatır mısınız? Neden rampalardan oluşan bir ev? Ya da neden bu tip bir konsept gökdelen?

    Bunlardan bağımsız olarak bütün projelerinizi birbirine bağlayan ve sürekli geliştirdiğiniz bir düşünsel metin var mı?

  7. #22
    Zeynep

    konsept ve gerçek

    Konsept projelerinize baktığımızda yaratıcılık ya da hayal gücünüz ön planda, hepsi birbirinden farklı belkide ayakları hiç yere basmayan projeler.....

    Ama uygulanmış örneklere bakıyoruz, radikal olmasalarda ayaklarının yere basıyor olduklarını görüyoruz ...

    Böyle bir ayrımı siz bilinçli olarak mı yapıyorsunuz? Mimarlığınız bu dinamik, yaratıcı fikirlerle mi besleniyor?

    Diğer bir sorumda, başarılı bir mimar olduğunuz halde neden olumsuz eleştiriler alıyorsunuz? Türkiye'deki dar kalıplara sıkışmış genel beğeniler yüzünden, yeni ve değişik olan herşeyin taklit olması gerektiğini düşünen zihniyetler mi, bu eleştirileri yapanlar?

    Sanırım toplum olarak Türk halkı yeni gördüğü her şeyi birşeye benzeterek rahatlıyor, ancak bu şekilde yeniyi kabulleniyor...

  8. #23
    publisher

    Sanata dönüşen teknoloji ya da "arada olan" mimarlık...

    Mimarlıkta, tasarımın öznel niteliği ile teknik ilerlemenin rasyonel kimliği arasındaki ilişki çoğu zaman sancılıdır. Kah teknik olanın baskın olmasıyla öznenin yaşam dünyasının bastırıldığı düşünülür; kah buna tepki olarak teknik olanın varlığı yadsınır. Nedeni bir parça mimarlığın mühendislikle arasındaki ilişkinin gerilimli olmasından kaynaklanıyor olsa gerek. Oysa Modern Dönemin öncü isimlerinde Le Corbusier L'Esprit Nouveau adlı makalesinde bu ilişkiyi bizi açıklar. Buna göre mimarın yapması gereken, bağlı olduğu değerleri kullanarak teknolojiyi sanata dönüştürebilmekken, mühendisse evrende varolan matematiksel düzeni ifade etmek, sorunlara pratik çözümler bulmak ve toplumun rasyonel bir anlayışla organize olmasına yardımcı olmaya çalışır. Teknolojiyi sanata dönüştüren bir disiplin olarak görülen mimarlık, hem sanat hem de mühendisliğe yönelik, bir tür "arada olma" durumudur. Ve zorluğu bu "arada olma" durumundan kaynaklanıyor bir bakıma. Siz de projelerinizde teknik verileri öne çıkaran bir tasarım dilini benimsiyorsunuz kimi zaman. Merak ettiğim şu: Bu tür tasarımlarınızda işveren ve uygulayan kurumların, gerek mimarlığa, gerek mimarlık-mühendislik etkileşimine bakışları nasıl? Türkiye'de mimarlık ve mühendislik disiplini içindeki gelişmeler sizce birbiriyle ne denli dirsek temasında? Son yıllarda bu konuda artan bir etkileşim mi söz konusu; yoksa daha çok teknolojiyi bir sonuç gibi ortaya koyan tavrın ağırlığı mı kendini hissettiriyor? Bir de tasarım mühendisliği konusu ülkemizde pek bilinmiyor gibi geliyor bana…Bu konuda ne düşünüyorsunuz?…..Bu konuda eğitim verilse, mimarın teknolojiyi gündelik yaşama yaratıcı bir biçimde entegre etme alanında yükü biraz hafifler mi?……

    Teşekkürler;
    Meral

    Not: Bir süredir Türk Mimarlığında taklit üzerine olan tartışmalardan kendi adıma hayli sıkılmış durumdayım. Kanımca bu tür "atışlar" yerine, yapılan tasarımları irdelemeye çalışsak kendimizi daha çok geliştirir ve daha yapıcı oluruz diye düşünüyorum. Merak ediyorum: Hangi mimarın zihni acaba BİR TABULA RASA'dır?!!!!!!!!!!

  9. #24
    publisher

    İhtiyacımız olan küçük öyküler…

    Geçenlerde bir yazı okuyordum: Ettore Sottsass'a aitti. Akdeniz'de Sicilya adasının yakınında yer alan Filicudi'de ölü bir adayı anlatırken, elektriğin bile olmadığı bu yerde, bir gece dolunayın garip ve büyülü ışığıyla her yerin nasıl yıkandığını aktarıyordu okuyucuya. Bu karanlığa gömülü adada yine de evlerin büyük bir bölümü bu ay ışığını içeri alabilecek biçimde bile tasarlanmamıştır deyip, ekliyordu: "Samanyolu gecelerinin ışığı, demek istediğim o elle tutulamayan yıldızlarla kaplı, gökyüzünün dünyaya gönderdiği o gölgesiz ışık için tasarlanmış olanları ise daha da azdır."

    Bu ifadeden sonra düşündüm, Sottsass'ın burada bize anlatmak istediği yapının kurgulanmasında çevredeki verileri kendine nasıl dahil edebileceğiydi aslında. Bu bazen elle tutulamayan yıldızlarla kaplı gökyüzündeki ay ışığıydı, bazen yüzümüze vuran bir rüzgar ya da mekana dokunan ve zamanla uçup giden gün ışığıydı.

    Merak ettim: siz elektriğin bile olmadığı, dolunayla aydınlanan bu Filicudi'de bir yapı kurgulasaydanız, çıkış noktanız ne olurdu ve nasıl bir öykü yazardınız mimarlığınızla?

  10. #25
    publisher

    "kimi kopmalar"

    Herzog ve de Meuron bir açıklamasında şöyle diyorlar: Filmlerdeki imgelerden bahsederek çalışmaya başlamıştık. Ancak daha sonra imgesel dünya ile gerçek dünya ve konvansiyonel mimarlık üretimi arasında bir kopukluk baş gösterdi. Tasarlanan özel detayların şantiyede ustaya iletildiğinde gerçek dünyada karşılığı olmadığını öğrendik". Birtakım imgelerin çağrışımlarından ya da enstalasyonlardan beslenen tasarım süreci uygulamaya geçerken, sizde "kimi kopmalar" oldu mu? Olduysa bu DEKONSTRÜKTİF virajları ne tür önlemlerle atlatabildiniz?

    (hehhehe..dekonstüktif lafını etmesem içimde kalırdı bu forumda)

    .)))))))))))

  11. #26
    publisher

    yazmazsam içimde kalacak.....:))))

    Bu arada yazmazsam içimde kalacak : hani size bir ara geldim ya…sonra sakın arazi oldum sanmayın….sadece Aykut Bey ile (Köksal) bazı altyapı çalışmaları içindeyiz…..ama asla arazi olmadım….harıl harıl çalışıyorum valla…..ama birazcık zaman!!!!!!……..ok?

    Şu internet ne faydalı bir araç di miiiii amaaaaaa? .)))))))


    Son söz:
    "Kolay gelsin abi!"

  12. #27
    pepe

    neden?

    Gökhan Bey,

    Neden bu kadar ağır eleştriler alıyorsunuz? Gördüğüm eserleriniz büyük titizlikle yapılmış yapılar. Size bu eleştrileri yapanlar ne kadar temiz çalıştığınızı bilmiyorlar mı? Sizle alıp veremedikleri ne?
    Siz ve sizin gibi mimarların sayısı kaç tane ki? Şehirdeki, ülkedeki çirkin yapılaşmayı görmüyorlar mı, bu insanlar?
    Varsın yaptığınız binalar taklit olsun. Neyimiz taklit değil ki...
    Kılığımız kıyafetimiz, siyasetimiz, ekonomimiz, hiç olmazsa sizinkiler "İsviçre medeni kanunu" gibi... İyi olanı getiriyorsunuz.
    Düşünün bir de Antalya'da Topkapı Palace Hotel'ini... Onlar Galata Kulesini Aya İrini'yi taklit ediyorlar. Siz doğrusunu yapıyorsunuz. Helal olsun...

  13. #28
    millagro

    Unhappy büyüme

    Önceki sorularım sert gelmiş olabilir diye sizi biraz keyiflendirip bir iki tanede magazin bilgi rica edeceğim.

    Öncelikle yaptığınız işlerin hepsi iyi kotarılmış ve temiz bitirilmiş işler. Uygulama zorluklarının malum olduğu ülkemiz şartları için farklı malzeme ve detayların uygulama başarısı yadsınamaz.
    Ayrıca Arkitera sayesinde daha evvel göremediğim bazı işlerinizi tanıma şansım oldu. Sürekli üretim halinde olmanız ilginç. Eski işlerinizle karşılaştırdığımda ise ciddi bir gelişme görüyorum. Mesela KAdıköydeki tuvalet projesi( kare taban üzerine oturan neden yuvarlak olmasının sebebi anlaşılmayan üst kütle) ve YAlova Elyaf binası ( Merdivenin plan dilinden aykırı eğriselliği)planlarını çizen bir talebe bundan 10 sene evvel mimarlık fakültelerinde ciddi eleştirilere maruz kalırdı. Oysa son yarışma projelerinizin plan lekeleri ve kararları bence gayet iyi. Demekki gelişme sağlanmış. Muhteris ve çalışkan biri olduğunuz ortada. Bu anlamda uygulama kalitesinden dolayı iyi bir organizasyon yeteneğiniz olduğunu da düşünüyorum. Bütün bunlar bilinçsiz tüketici dolu Türkiye de daha büyük ve kuvvetli bir mimari büro olmanızı sağlamak için yeterli. Gitgide büyük işler alıp bunların altından kalkabilirsiniz düşüncesindeyim. Bu anlamda gelişme politikalarınız var mı?

    İkinci magazin sorum ise Nevzat Sayın'la neden birlikteliğinizi sürdüremediğiniz ve ayrılmanız.
    Teşekkürler,

  14. #29
    arman

    Mimarlıkta taklit ciddi sonuclar dogurabilir,

    Sn. Meral Hanım, Lütfen Sıkılmayın Mimarlıkta taklit ciddi sonuclar dogurabilir,
    Çünkü haberleşme çağındayız!


    Sayın Gökhan Avcıoğlu,
    Bir süredir çalışmalarınızı yurtdışında olmama rağmen Arkitera sayesinde, özellikle mimarlık ofisleri web siteleri oylamalarıyla daha merakla, yakından takip edebiliyorum. Birkaç gün önce Avcıoğlu Diyalog’da haberiyle Web sitenizde tekrar gezinti yaptım. Bu gezinti maalesef kişisel olmadı Rotterdam’ da mimarlık enstitüsünde bulunduğum için birçok ulusal mimarla işlerinizi tartışarak ve eleştirerek gerçekleşti, MVRDV’ den Winy Maas ve ofisinden Manuel Rivero ile sitenizde çıkan genel kopyalamalar tablosu, özellikle Skii Hotel (NL Architects)ve diğer projelerinizdeki alıntılar (Jean Neuvel) üzerine sohbet ettik. Konuyla oldukça ilgilendiler.

    Zira NL Architects’ in birçok magazinde yayımlanan alışveriş merkezi projesi bina müşteri girişlerinin homojen olarak dağıtmak için otoparkı alışverişin çatısına konumlandırmasıdır. Bilindiği gibi tüm dünyada alışveriş merkezlerinde yaşanan sorun dördüncü ve beşinci katlardaki mağazaların müşterilerinin az olmasıdır. Sizin Skii Hotel projenizde böyle bir durum söz konusu olmadığına göre tüm çatı kayak pistimidir? Orada nasıl kayak yapılır?

    Benim yukarıda bahsettiğim bu tartışmada, sohbette sıkıntıya düştüğüm konu Avcıoğlu projeleri hakkında sitenizden fotoğraflar dışında hiçbir fikir alamadığımdır.Hehangi bir proje gelişim süreci, içerik belirtilmemiştir. Üstelik, ufacık fotoğrafların bir büyüyüp bir küçülmesi, yakaladım derken kaçması, arkada sunulan MTV müziğinin belli bir süreden sonra tahammül edilememesidir. Bu sıraladıklarım maalesef detaylara önem veren Avrupa Mimarlık eleştiri ortamında öldürülen ve kurumun niteliği hakkında zayıf bilgi veren affedilmeyen önemli öğelerdir.Türkiye’de ortam Poster Mimarlığına mı gidiyor? Web Sitenizi değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

    Sizin projelerinizde, uygulamalarınızda detaylarınızın kalitesine, hatta çizim, sunum kalitesine önem verdiğinizi görüyorum ama aynı detaycılığı proje içeriği tasarımı, konsept belirleme konusunda zayıf kaldığınızı düşünüyorum. Arkitera’daki bu konu üzerindeki yoğun çıkan sorular, eleştiriler karşısında kendinizi değiştirmeyi düşünüyor musunuz ?

    Bir mimari dergide yayımlanan Borusan Aktivite Merkezi ile ilgili ‘Noktaları Birleştir, Çıkanı İnşa Et’ konu başlığınız nasıl bir mimarlığı tarif ediyor? Dergide çıkan yazı yetersizdir açıklarmısınız ?

    (İlk sorumun yanıtı önemli zira kendilerine Skii Hotel’in içeriğini bir sonraki görüşmemde kendilerine aktaracağım.)

    Teşekkürler

    Arman Akdogan

    Arkitera’ya, Türkiye mimarlık magazinlerinin kurtulamadığı mimar pohpohlama olgusunun dışında, yeni bir keskin eleştirel diyalog ortamı açtığı için teşekkür ederim. Alışmak biraz zaman alacak.....

  15. #30
    birdie

    nyc the hill

    Gökhan Bey,

    "nyc the hill" projesi neyi amaçlıyor?

    teşekkürler

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •