9 sayfanın 3. sayfası İlkİlk 123456789 SonuncuSonuncu
121 sonuçtan 31 ila 45 arası gösteriliyor.

Konu: Gökhan Avcıoğlu

  1. #31
    rennie
    Adı sık sık geçen Ski Hotel ve NL Architects'in otopark projesinin resimleri, tartışmanın somut örnekler üzerinde gerçekleşmesi için aşağıya eklenmiştir.

    NL Architects'in web sayfası var olmasına rağmen içeriği mevcut değildir henüz (http://www.nlarchitects.nl) ancak projeleri ile ilgili bazı bilgiler için şu sayfalar yardımcı olabilir.

    Arman adlı üyemizin belirttiği gibi GAD Architectssitesinde sadece proje resimleri yok. "Ski Hotel" ile ilgili yazı proje sayfasının sağ altındaki ufak "info" linkinin altındadır. Çok ufak ve belirsiz yazıldığı için gözden kaçıyor.
    Eklenmiş İmajlar Eklenmiş İmajlar  

  2. #32
    fuga

    Re: alıntılar

    merhaba

    simdiye kadar okudugum sorular arasinda ukalalik ve saygisizliga kadar giden seyler vardi
    bi cok elestiri de cidden sorgulanmasi gereken şeyler bile olsa ben Avcioglu gibi insanlarin bisürü emek ve ugraş sonunda ayakta durduklarına inaniyorum
    en azindan bize boyle bi tartisma penceresi açabildigi icin tesekkurler........

  3. #33
    FLuXuS

    ...?

    ...sizce `modern`lik nedir ?

  4. #34
    sound

    ...

    kırmızı ve siyah
    turuncu ve yeşil 'e nasıl dönüşür?

  5. #35
    birdie

    Re: Re: alıntılar

    Orjinal mesajı gönderen: fuga
    merhaba

    simdiye kadar okudugum sorular arasinda ukalalik ve saygisizliga kadar giden seyler vardi
    bi cok elestiri de cidden sorgulanmasi gereken şeyler bile olsa ben Avcioglu gibi insanlarin bisürü emek ve ugraş sonunda ayakta durduklarına inaniyorum
    en azindan bize boyle bi tartisma penceresi açabildigi icin tesekkurler........
    Özellikle Avcıoğlu değil, tüm işyerleri (özellikle ülkemizde)"bir çok emek ve uğraş sonunda ayakta duruyor". Ancak bu, o kişi ve/veya kuruluşların işlerini doğru yapmamaları için bir bahane olamaz. Eğer işinizi doğru yapmıyorsanızda(en azından eleştiren kişiler gözünde) bir takım eleştirileri (ki siz bunları ukalalık ve saygısızlık olarak algılıyorsunuz)de göze almanız gerekmektedir.

    Umarım eleştirilere daha açık bir toplum oluruz...

    Gökhan Bey,

    web sitenizin tamamen ingilizce olmasının özel bir amacı var mı?

    teşekkürler

  6. #36
    millagro

    Thumbs down Esma sultan

    BU sefer spesifik bir konu hakkında sorularım. Esma Sultan Yalısı.
    Lütfen önceki sorulardan bağımsız ve ön yargısız net cevaplar vermeye ayret edin.

    Eminim kentin böylesi bir noktasında böyle bir yapı ile uğraşmak heyecan verici olmuştur. Dört duvarı kalmış bu eski yapının kuvvetlendirilmesi ve içine cam bir kütle konarak yeni işlevlere mahal vermesi batıda pekçok örneğini gördüğümüz olumlu yatırımlar. Ancak bu cam kütlenin yerleşiminde bazı noktaları hissettiğim kadarı ile aktarmaya çalışacağım. Bir defa çatının ana kütle ile olan ilşkisini çok zayıf buldum. Şeffaflık içmekandan dışarı bakarken binanın kabuğunu algılamamıza imkan veriyor fakat havalandırma borularının yerleşimindeki yer seçimi bu elemanların düşey etkisi sebebiyle Ortaköy camiinin minareleri ile yarış halinde.
    ÇAtının kapalı ve düz olması girmiş olduğumuz "şeffaf" kitle imgesinden uzaklaştırıyor bizi. Yani boşuna olmuş onca çaba sırf şıklık olsun diye yapılmış. Şeffaflık çatıda devam etse miydi? Havalandırmaların açıkta olması iyi ancak belki çok hızlı kotarıldığından projede bu tip detayları düşünmeye vakit ayırılamadı. Oysa mevcut bir kütlenin içine yıllardır uygulanan bir fikri koyarken dikkat edilecek yegane noktalar bunlardı. Geçmiş olsun.

  7. #37
    mona

    New York

    Gökhan Bey,

    Terminal-NYC firmasının kurucularındansınız, bu ünlü tasarımların satıldığı mağaza neden New York'ta, İstanbul'da ya da Avrupa'da şubesi olacak mı?

    New York'a sık sık giden biri olarak, bu şehrin İstanbul ile benzerlikleri sizce neler?

    Son olarakta WTC'in yerine siz olsanız ne inşa ederdiniz?

    İyi forumlar dileklerimle.......

  8. #38
    pepe

    Re: konsept ve gerçek

    Orjinal mesajı gönderen: Zeynep
    Konsept projelerinize baktığımızda yaratıcılık ya da hayal gücünüz ön planda, hepsi birbirinden farklı belkide ayakları hiç yere basmayan projeler.....

    Ama uygulanmış örneklere bakıyoruz, radikal olmasalarda ayaklarının yere basıyor olduklarını görüyoruz ...

    Böyle bir ayrımı siz bilinçli olarak mı yapıyorsunuz? Mimarlığınız bu dinamik, yaratıcı fikirlerle mi besleniyor?

    Diğer bir sorumda, başarılı bir mimar olduğunuz halde neden olumsuz eleştiriler alıyorsunuz? Türkiye'deki dar kalıplara sıkışmış genel beğeniler yüzünden, yeni ve değişik olan herşeyin taklit olması gerektiğini düşünen zihniyetler mi, bu eleştirileri yapanlar?

    Sanırım toplum olarak Türk halkı yeni gördüğü her şeyi birşeye benzeterek rahatlıyor, ancak bu şekilde yeniyi kabulleniyor...
    Zeynep Hanım,
    Gökhan Bey sayesinde, Türk halkı bir çok yabancı yeni mimarla tanıştı. Çeşitli dönemlerinde çeşitli mimarları getirdi memlekete... "Shell binası" ile Stirling'i, "Bank Ekspres Genel Müdürlük Binası" ile Botta'yı, Kimeks Binası ile Ando'yu, "Kadıköy WC" ile Sejima'yı, "Aksoy Alüminyum binası" ile Nouvel'i, "Hayal ettiği gökdelen" ile Federico Soriano'yu getirdi ve getiriyor. Siz yurt dışındaki örnekleri bilmiyorsunuz Zeynep Hanım ancak Gökhan Bey gayet iyi biliyor ve ithal ediyor.
    Ekte size iki fotoğraf yolluyorum.
    Sizce hangisi Nouvel'in Cartier binası? Yoksa ben Cartier Binasını Aksoy Alüminyuma benzeterek rahatlıyor muyum? Yoksa rahatsız mıyım?
    Soriano ile beraber mi tasarlamış Avcıoğlu gökdeleni sizce? Lütfen 1.sayfada yayınlanan Avcıoğlu önerisi ile ekteki gökdelenin sahibi F. Soriano'nun önerisini karşılaştırın. Rahatlıyor muyum???
    Eklenmiş İmajlar Eklenmiş İmajlar  

  9. #39
    fuga

    Re: Re: Re: alıntılar

    Avcıoğlu ile direkt ilgili değil çok pardon ama genelde hep buna maruz kaldığımız için o dahil dayanamadım...


    eleştri :1. bir insanı, bir eseri, bir konuyu, doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek maksadıyla inceleme.
    2. özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme , sınama, yargılama

    Türkçe Sözlük türk dil kurumu

    anlatmak istedigimin eleştiriye açık olmamakla alakası yoktu zaten
    eleştri diye yapılanların eleştri olmamasıyle ilgiliydi...
    asıl bu cehaletten geliyor galiba....

  10. #40
    kırmızı
    Gökhan Avcıoğlu, medyayı oldukça iyi kullanan bir mimar...Pek çok yayında projeleri, söyleşileri,kişisel metinleri yayınlanıyor...Daha çok yazılarında ve söyleşilerinde 'aforizma'tik mimari düşünceler diyebileceğimiz sözler geçiyor...

    Bu sözler kendi içinde anlamlı 'gibi' duran, ancak bir bağlam,bir düşünme biçimi ya da bir proje ile desteklenmediğinde anlamın sürdürülemediği...imgesel tüketime sunulmuş...paparazzi haberlerdeki 'neon ışıklı pop star' sözlerini andırıyor...

    birkaç örnek;

    * "hayatımı magmaya dik geçirmek gibi bir niyetim yok ! "
    2001 Yıldız buluşması

    "magmaya dik binalar yapmaya çalışmanın ötesine
    geçen,yapının her noktasını kullanan yapılar tasarlamaya
    çalışıyorum " arredamento mimarlık-söyleşi

    soru: Acaba magmaya dik olmayan yapınız var mı ?

    * (yapılarınızı testten geçirdiğinizi ifade ediyorsunuz...bu
    maddelerden biri)
    " Girilebilme kabiliyeti yerine, çıkılabilme kabiliyeti yüksek yapılar..."

  11. #41
    Niyazi
    Turk mimarisinin dunyadaki bugunki konumu nedir?
    Turk insaat sektoru, afgan pazarindan umutlumu?

  12. #42
    millagro

    Re: Re: Re: Re: alıntılar

    Orjinal mesajı gönderen: fuga
    Avcıoğlu ile direkt ilgili değil çok pardon ama genelde hep buna maruz kaldığımız için o dahil dayanamadım...


    eleştri :1. bir insanı, bir eseri, bir konuyu, doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek maksadıyla inceleme.
    2. özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme , sınama, yargılama

    Türkçe Sözlük türk dil kurumu

    anlatmak istedigimin eleştiriye açık olmamakla alakası yoktu zaten
    eleştri diye yapılanların eleştri olmamasıyle ilgiliydi...
    asıl bu cehaletten geliyor galiba....

    Sayın Fuga,

    Madem öyle soruları daha dikkatle okumanızı öneririm ve elinizdeki yayının "Deyimler ve Atasözleri" cildini edinerek bazı kelimelerin ayrı ayrı farklı birarada farklı anlamlar taşıdığını öğrenebilirsiniz. Böylece anlamsız polenmiklere gerek kalmaz.

  13. #43
    Gökhan Avcıoğlu

    Hope

    Öncelikle bu webten”diyolog” işiyle ılgili bir iki sey söyleyeyim. Genellikle nicknamelerle hareket edildiği icin 80 lerin 40 kanallı telsiz ortamına benzediğini, zaman zaman icq gibi chat ortamlarını cağrıstıran bir yapısı olduğunu belirtmeliyim. Bu nedenle benim oturduğum tarafta bazen cevap verip vermemekle ya da verirsek ne şekilde bir yaklaşım sergileyelim le ilgili ofiste ortağım Durmuş Dilekçi ve mimar arkadaşlarımla tereddüt geçirdik. iyi hazırlanmış, kafa yorucu sorular varken kendini anlatmayı cevabından önde tutan sorulara ne şekilde davranmalıydık. Sonucta bu sitenin yoneticilerinden gelen “diyolog”adı altındaki ilginç(!) sanal ilişki biçimi talebini çözmek adına bu işe vakit ayırdık. Dediğim gibi henüz oturmamış bir yapısı var. Tecrübeye ihtiyacı var. Suha Özkan'la bir başka konudan konuşurken bu konu hakkında da konuştuk. Zaaflar var ve desteklenmesi gerektiği konusunda hem fikiriz.
    Umarım tüm bunlara rağmen hepimiz için keyifli ve yararlı olur.

    1.alıntı yaptığınız açıklama Mimarlıktan çok daha başka sanatlara ilişkin bir tarif gibi..
    Mimarlık özgün olma arzusunu (eğer böyle bir arzunuz varsa) oldukca zor yada ileri yaşlarda karşılayacağınız bir meslek. Buluşları eski çağlara dayanan ve hala insanlar tarafından binlerce yıllık deneylerin sonunda gelinmiş bazı kalıplara bağlı olarak ısmarlanıyor, talep ediliyor.. Simgesel arzular, biçimsel talepler hala çok fazla dağarcığında var. Bu nedenle sadece bizim ülkemize has değil bütün dünyada kırılması çok güç kalıplar var, gerek talep edenler gerekse mimarlar tarafından vazgeçilmeyen, geçilemeyen .....

    Bizler, çok azımız bu reel mimarlık dışında oyunun sınırlarını genişletmek, yeni coşkuları ve mekansal tecrübeleri işin içine katmak için deneyler yapıyoruz..... Reel mimarlık bina yapmada çok hızlı fakat düşünsel bazda, değişimlerde çok yavaş ilerliyor.... Yer çekimine ve havada oluşan hareketlere (Yağmur, kar, rüzgar, korozyon) etkilere karşı geliştirilmiş repertuvarda sabit çözümler var. Bunlara derinden bağlı olarak çalışıyorsanız, oto sansür yaratıyorlar zihninizde. Murat Belge son harika kitabını yazmasına yolaçan (yeme içme kültürü) yemek pişirme merakı için; ”ben doğu tipi sanatçıyım,gelenekçiyim, lonca, esnaf tipiyim. yani bir karnıyarık nasıl pişirilmesi gerekiyorsa öyle pişiriyorum.” diyor.
    Ben de bu tip değilim diyorum. Yeni yollar arıyanlardanım.. Süha Özkan beni “çağdaş dili kullanıp mimarlığın kesici kenarında olmayı yeğliyenlerden“ sayıyor.

    Eğer birşeyleri farklı yada sizin deyiminizle özgün yapmak istiyorsanız öncelikle bu yukarıda saydığım faktörlere karşı çözümler, öneriler, detaylar geliştirmelisiniz....

    Özgünlüğü nerde aramalı! Yapınız ne zaman özgünlüğe en azından bir adım daha yaklaşır; sizden sonra gelenlere, yeryüzüne ekliyecekleri yapılar için yeni bir kolaylık yada fikir verebiliyorsa.... Yapınızın içinde, dışında olma hallerinde sizin yapınızdan sonra, düşüncelerinde bir değişiklik, yaşama sevinci, güven, haz gibi duygular uyandırıyorsa...

    20. yüzyıla kadar iklim, coğrafi koşullar, bilgi, ülke yönetim tarzları, karanlık (geceler yoktular çünkü hayat dururdu...) din, ahlaki değerler mimarlığın çok yavaş değişmesine yol açtı. Geçen yüzyıl bütün bu durumlardaki değişiklikler mimari ele alışı kökünden değiştirdi.. Olumlu olumsuz bir sürü yan enfeksiyon oluştu... Önce mühendislikler daha sonra şehir tasarımı mimarlığın dışına çıkıp mimarları bu dallardaki gelişmelerden habersiz bıraktı. Bunu mimarlar seçti yada şaşkınlıktan bunun ne demek olduğunu anlamadılar. Hiçbir mimar onlarsız (mühendislersiz) bir bina inşa edemez, yasal olarak bile... ve yapı artık matematiksel bir formüldür. Gün ışığı sabah güzel beyaz duvarımızı yalasın diye açtığımız her bir pencere bu matematiksel formüle hesap vermelidir. Bütçe, ısı, güvenlik, imar durumu gibi sayısallaşmış değerlere, sonra bunlarla hiç alakası olmayan yol, sokak, sizden önceki mimarlık tarihi, yaşama alışkanlıkları, şehirdeki duruşu ve sizin onunla ilişkinize... (sizin ve ısmarlayanların) bulunduğunuz ülkenin inşaat sektörünün bina yapma yetenekleri, bütün bunların ışığında kişisel hedefleriniz o ve o binanın son noktasına kadar inşasına göstereceğiniz sabırın ve ikna kabiliyetinizin dereceleri (bunlar oto sansür açısından önemlidir. elinizi ona göre ayarlarsınız) sağlayan faktörler..

    Dört tanesini tekrar ediyorum. mühendisliklere olan hakimiyetiniz, mimarlık tarihine ait bilgi birikiminiz, yaptıkça yapmayı, yapı üretimini kolaylaştıracak detaylara ilişkin geliştirme arzunuz, sanattaki ve bilimdeki gelişmeleri mimarlığa taşıyacak özgüveniniz, bütçe ile elde edilmesi olası değerler arasında tercih yapabilme ve bu konuda insanları ikna edebilme kabiliyetiniz, sizi adım adım mimarlık dediğimiz dünyaya bir şey ekleme gereği ya da arzusunu, fonksiyonunu karşılama tekniğini geliştirme uğraşının araştırmacı, akıllı bir üyesi yapacaktır.
    Bir yapıya karşısına geçip hatta fotoğraftan bakıp özgün yada değil diye değerlendirme yapılmaz. Yapı bir tezdir ve birçok input a sizin süzgecinizden gecerek output verir.

    Sizin bakış tarzınız daha çok güzellik yarışmaları ya da başka sanatlar için kullanılabilir.... Ben bu yaşımda ve bugüne kadar; yaptıklarımın özgün olması için çalışmadım. Mimar olmak cocukluktan beklediğim birşeydi fakat 1980’lerde ne, nedir diye kavradığımda şoka uğradım; iki mimarlık vardı, Reel mimarlık ve Mimari... Hele İstanbul, Türkiye gibi ortamlarda bu daha da bariz ayrılıyordu.... Önce mimarlığı anlamak, inşa etme koşullarını öğrenmek, farklı yollardan yaklaşarak neyi ne kadar denetleyebilir, yapabilir neleri tanımlayabilirim, Neleri bilmeye, deneyimlemeye ihtiyacım var, bunlara kafa yordum, hala yoruyorum. Sonra bu öğrenme, kavrama dönemi doğal olarak yerini yavaş yavaş önerilere bırakır oldu.. istekleri üzerine iyi bir bilgi paylaşım mekanizması olması nedeniyle meslektaşlarımla paylaşmak ve tartışmak için yaptıklarımı ve düşüncelerimi yazarak çizerek yayınlara gönderiyorum. Yaptıklarımın mimari olup olmadığının sürekli sorgusu içindeyim. Başka yapılarında yanıbaşında bulunduğu araziler ya da sokaktaki, şehirdeki, dünyadaki yerleri konusunda sorgulamalarım sürüyor ama ben olmuş olanlara yönelik değil de daha çok ileri dönük düşünüyorum onların üzerinden..

    Daha çok olasılıklarda ve teorik düzlemde mimariyle haşır neşirim... Mikro ve makro buluşların mimariyi geliştirdiğine tanığım. Asansörlerin yatayda hareket edebilme özelliğini kazandıracak olan mekanik bir aksam değil artık bunu biliyorum. birsantimetrekarelik (elektronik, slikon) bir chip’tir bunu yapacak olan cünkü . Ve bu bir santimetrekare bütün bir yapıyı nasıl etkiler. Mimarimizde nasıl bir değişiklik yapar.... öte yandan ahşapta başka katkı ve recycling gerekliliğinden kaynaklanan birleştirme taşıma kabiliyetlerinde yeni buluşlar var.

    Binlerce kullanılmış minik kürdan ve fındık kabuğu parçasını birbirine ekleyerek elde edeceğimiz duvarların kendileri ne derece taşıyıcı olabilirler.... bunları nasıl kullanabilirim, bu yapının bütçesini ve dayanıklılığını hangi yönde etkiler ona bakıyorum..

    Öte yandan mobilizasyon, şehirlerin karmaşık yapılarında çıkan sorunlar ve ihtiyacımız olan mekanları oluşturmamıza olanak vermeyen yönlerine karşılık, başka açık arazilerde yada denizin ortasında hızlı yapılaşma ihtiyaçlarımızı karşılayabilir işi bitince de sökmek ve başka ihtiyacı olanlara devretme avantajıyla birlikte üstelik..

    Buradan nereye varabilirim bilmiyorum ama çıktığım yolu biliyorum...

  14. #44
    Gökhan Avcıoğlu

    PEPE

    Bir dergiden alıntı yaptığınız anlatım o tarihteki dergi editörünün bir günlük izlenimi... demek ki o kişide öyle izlenim bıraktım ya da o dergilerinin gözlüğünden baktı... yargıda okuyucunun..... bu yayını kendi yayın listemde de tutuyorum.bence bir mahzuru yok ..ne gerçeğe yakın ne değil belli oluyor zaten.
    Orson Wells’in Citizen Kane filminde bir grup insan bir insanı anlatırlar... Hepsi farklı biçimde.... Herkes kendi yargılarında ve bakış açılarında değerlendirir.
    Siz de isterseniz benimle konuşabilirsiniz.. bu sanal ortam dışında da yüzyüze görüşebilirsiniz, böylece kendi gerçek, doğal yargılarınız olur... Ben de sizi yakından tanımak isterim.. Neden isminizi kullanmıyorsunuz ya da isminiz bu mu?.... İspanyol kökenli misiniz? Eğer öyleyse çok güzel Türkçe yazıyorsunuz.
    Bakın gördünüz mü “Pepe” kelimesi bende ne kadar farklı belki de temelsiz, asılsız çağrışımlar yaptı...
    Eğer bahsi geçen dergi için “bu tür yayın araçlarını yayın güvenilirliği, baskı kalitesi, yaklaşım biçimlerini bile bile niçin görüşüyorsunuz” deseydiniz bu bir güzel bir soru olabilirdi derdim.. Cevabım da şu olurdu;zaman gazetesinde de röportajım olabilir, aynı siyasi görüşü paylaşmasamda.. hatta carpıtabilirler de.. ama en azından bir kavramda yada çözümde anlaşabiliriz.. Mimarlık bütün politikaların üstünde bir politikadır çünkü..

  15. #45
    Gökhan Avcıoğlu

    BLUR

    1. gaarchitects.org Teoman Madra tarafından yapıldı. D.D.’nin ortaklığı ile gadarchitecture adını aldık. Ve yeni web sitesi Can Burak ve D.D. tarafından geliştirildi. GAD daha kapsamlı bir site ve daha kabiliyetli..
    2. Terminal-nyc öncelikle ortağı ve yatırımcısı olduğum, NewYork’ta kurulmuş bir tasarım ortamı şirketi... amacı öncelikle genç tasarımcılara fırsat tanıyan ve daha çok ikamet eşyaları ve ofis nesneleri tasarımlarına yer veren küçük bir showroom’u, prototip sergileri organize etme özelliği var... ve gruba dahil çok değişik ülkelerden tasarımcı portföyü var. Ben terminalin içinde gidip gelen nomadic bir ortağım ve şimdilerde daha çok nesne-mekan ilişkisi, yeni materyaller ve fonksiyonlar ve düşük bütçeli productlar üzerine bir line oluşturmaya çalışıyorum.
    3. Chan-ga’ya gidiniz, görmeden kimseye inanmayınız, bana bile... siz göresiniz, kullanasınız diye yapılıyorlar. İnşa edilmeseydi, şöyle olacak diye anlatabilirdim. Orada var ve duruyor hala.. “Bir zamanlar Chan-ga diye bir yer varmış.....................” bu komik olurdu.. yani buraya ait tek merak ettiğiniz mahremiyet mi? Bense incelik kalınlık, ışık, gölge, transparanlık ve opaklık arasındaki pazarlıkta buluyorum mimarlığı, sosyal davranışlarla, bilim, teknik, sanat arasında bir yerde.... birbirlerine olan etkileri ve nasıl mimarileştirebiliriz, aklımızda ve toplumsal bellekte buna ne kadar izin var...
    4. Yüksek yapı projesinde slüet açısından değil de program ve karşıtlık açısından konuyu tartışmak için bir öneri-yaklaşım olarak ortaya attım. Ayasofya’nın sonradan eklenmiş Sinan dönemi minareleri ile Harem sırtından, Acıbadem, minibüsle toplu taşımacılığın çözüldüğü konut bölgelerinin konumları arasında bir yere oturtmak... Ayasofya gibi en eski ve en değerli bir cesaret yapısı ve minareler gibi hala inanılmaz bir bakış ve davranış şekli gösteren yüksek ve ince yapılara 1500 yıllık bir zaman ve 300 yıllık direnci sağlayabilen yapılara, bugün hangi şiddette bir ölçek ve durum karşılık gelirdi.
    5. Bu bir başlangıç.. Sürekliliğini sağlayacak karı ettigi surece... önce İstanbul’un, sonra Türkiye’nin, sonra dünyanın değişik yerlerinde açılması düşünülüyor. Proje International Unilever Company’den onay gördü. Ekonomik ve uygun yer arayışları sürüyor...

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •