3 sayfanın 3. sayfası İlkİlk 123
35 sonuçtan 31 ila 35 arası gösteriliyor.

Konu: Oktay Ekinci

  1. #31
    Oktay Ekinci

    13 – Süha Özkan (Ben de teşekkür ediyorum)

    Değerli dostum,

    Sana yanıtı en sona sakladım. Kusura bakma.

    Sorduğun soruyu aslında değerli bir katkı olarak kabul ediyorum. Benden önceki oda başkanları da kuşkusuz mesleğimize ve Mimarlar Odası çalışmalarına çok değerli ve özverili zenginlikler kattılar. Ancak senin ifadenle “kendi rolümü” niteleyebilmek için baktığımda galiba şu saptama yanlış olmayacak. Mimarlar Odası mimarlığa sahip çıkarken, mimari pratiğin etiğine de sahip çıkması, mimari değerleri söylemden öte uygulamada da gözeten bir meslek pratiğinin savunucusu ve hatta mimarlar adına denetleyicisi olması, yani kısaca mesleğe belli değerler adına yön verebilen ve müdahale edebilen bir mimarlar örgütü olma misyonunu üstlenmesi çabası bizim dönemde sanki daha bir öne çıktı.

    Bunu şuna bağlıyorum. Yukarıda bir soruya yanıt verirken değinmiştim. Serbest meslek yaşantımda ilkelerime ters düşen tasarım taleplerini reddettiğim zaman yanımda meslek odamı aradım ama bulamadım. Oysa başka kime sığınabilirdim? Hangi örgüt ya da kuruluş bu tutumumda benim elimden tutabilirdi? İşte bu gereksinmeyi meslek yaşantımda çok yoğun duyduğum için oda yönetimine gelince de mimarların her önlerine gelen işi yapmamalarını, biraz sorgulamalarını, bu konuda duyarlılık gösteren mimarları örnek almaları ve aynı yönde de meslek odaları eliyle mesleki kurallar geliştirmeleri konusuna özel bir ağırlık verdik.

    Tartışma ve gerilimler oda tarihinde bunu ilk kez böylesine açık sözle ve popülist tutumlara girmeden dile getirmiş olmamızdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Çünkü mimarlar şuna alışmışlardı: Oda toplumcu bir söylemi dile getirir ama bu söylemle çelişen tutumlar içindeki meslektaşlara sesini bile çıkartmaz. Ben bunun aşılması gerektiğini düşünüyorum. Bizim dönemimizde elbetteki aştık diyemeyiz. Çok zor ve zaman isteyen bir çaba bu. Ancak en azından “başlattık” dersem sanıyorum çok da yanlış bir tespit yapmış olmam.

    Belki bu böyle değil de başka türlü ve daha yaygın tartışmalarla ve mutabakatlarla başlatılabilirdi. Ama geçmişe baktığımda bu konuda da yol gösterici birikim pek yoktu. Yani bir ilki yaparken deneyimsizlikten kaynaklanan ama kesinlikle doğru ve olması gerektiğini düşündüğüm bir iyi niyeti taşıyan acemilikler de olmuş olabilir. Yine de şunu söylemeden edemeyeceğim: Beni hayal kırıklığına uğratan, çevreye ve kültürel değerlere saygılı, spekülatif ve ayrıcalıklı imar oyunlarına dayanmayan bir mimarlık hizmeti için meslek odasının açık tavır almasını yadırgayan meslektaşlar arasında “toplumcu düşünce” içinde görünenler de oldu. Bu da herhalde dönemin karakteristik sürprizleri olarak farklı bir kategoride ileride değerlendirilecektir.

    Koruma konusunda da sadece eskiden gelen tarihsel mirası yaşatmakla sınırlı olmayan, bugünün mimarisinin de yerel ve bölgesel kültürel birikim ve değerlere saygılı bir kişilikli çağdaşlık içinde geliştirilmesini savunan söylem ve tutumlarımız ilginç reflekslere ve rahatsızlıklara yol açtı. Bunu da olağan karşılıyorum. Çünkü böylesi bir sorgulama ve tartışma da galiba ilk kez bu yoğunlukta meslek odası çalışmalarına yansıtıldı. Hata mıydı değil miydi bilemiyorum. Ama bunu Türkiye’de Mimarlar Odası yapmayacaksa kim yapacak? Çünkü heryerde söylediğim bir gerçekliği burada da yinelemek durumundayım. Ne yazık ki üniversitelerimizin de çok azında çağdaş mimarlık ile kültürel kimlik ve birikimler arasında tutarlı bir birlikteliğin yeni tasarımlara da yansımasını önemseyen hocalar var. Eğitimin genelinde ise bu bir sorun olarak bile kabul edilmiyor. Yani, bazıları odada mimarlık ele alınmıyor dese bile galiba biz biraz fazla ele aldık ve alışılmışlıkların dışında bir söylem gelişince de rahatsızlıklar oldu, ama geçecektir diye düşünüyorum. Tabii, odamızın yeni yöneticileri de aynı tartışmayı kuşkusuz bizden daha ileri bir düzeyde sürdürürlerse...

    Katkılarına yeniden teşekkür ediyorum.

  2. #32
    rennie
    Oktay Bey'in diyalog için ayırdığı süre sona ermiştir.

    Katılan herkese ve de bize zaman ayırdığı için Oktay Ekinci'ye teşekkür ederiz.

  3. #33
    Bir MO üyesi olarak bana ulaşmayan ancak Mimdap Haber Bülteni ile öğrendiğim yeni bir MO mesajı aşağıda:

    From: “TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi”
    To: AHMET AHMETOĞLU
    Sent: Monday, December 15, 2008 5:17 PM
    Subject: OKTAY EKİNCİ’ DEN AÇIKLAMA
    SAYIN AHMET AHMETOĞLU
    10001001


    Yerel seçimler için DSP’nin İstanbul’dan belediye başkanlığı adaylığı önerisini “solun ortak adayı” olma koşuyla kabul eden
    OKTAY EKİNCİ’den
    AÇIKLAMA



    (15 Aralık 2008)


    DSP’nin İstanbul’da belediye başkanlığı adaylığı teklifine “solun ortak adayı” olma koşulum geçerlidir ve sürmektedir.



    Buna henüz yanıt vermeyen CHP’den adaylığımla ilgili haberler ise asılsızdır.
    Bu nedenle, yerel seçimler için “solda birlik” dileğimi, hem İstanbul’un, hem de ülkenin esenliği açısından “yaşamsal” gördüğüme yönelik görüşlerimi bir kez daha kamuoyuna sunmayı gerekli görüyorum…


    İSTANBUL’U SOLDA BİRLİK KURTARIR
    Mart 2009 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir ya da dilediğim ilçeden belediye başkanlığı adaylığı için DSP’nin teklifine karşı öngördüğüm “sol partilerin ortak desteği” koşulum sürmektedir.
    Bunun CHP’ye de bildirilmesinin ardından “CHP’nin Fatih ilçesi adayı” olduğuma dair basına yansıyan “duyum”lar asılsızdır.



    DSP’nin teklifini, önce eski milletvekili Necdet Saruhan ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen, ardından da Genel Başkan Zeki Sezer Kasım ayının son haftasında ilettiler. Bu teklife “soldaki diğer partilerin de ortak adayı olursam görev sayarım ve anlamlı olur” yanıtını verdim ve CHP İl Başkanı Gürsel Tekin’le de bayram öncesinde paylaştım…


    Solda birliğe verdiğim önemin, geçici bir “seçim ittifakı” değil, “ilke”sel olduğunu her iki partinin yetkililerine özetle şöyle açıkladım; “Yıllardır, özellikle kentsel, kültürel ve çevresel değerlerin korunmasında yoğunlaşmış toplumcu dünya görüşüne sahip bir mimar olarak, soldaki bölünmüşlüğün, yaşamın her alanında ne denli zararlı olduğuna yakından tanığım. Bu nedenle belediye başkanlığı adaylığım, ancak bu yanlışın giderilmesine katkıda bulunacak bir konumda olabilir… Nitekim adımın, diğer sol partilerde de anılıyor olması, ortak adaylığa uygunluğumu gösteriyor…”


    Aynı süreçte sayın Zeki Sezer tekrar arayarak düşüncemi uygun bulduklarını; ancak CHP’nin de yaklaşımının bir an önce netleşmesi gerektiğini belirtti. Önerimin basında yer alması üzerine Murat Karayalçın’ın kutlayarak; “SHP destekler, ayrıca CHP yönetimiyle de görüşeceğim” demesine karşın, CHP’den bugüne dek her hangi bir yanıt gelmedi…


    “SOL”DAN NE ANLIYORUM?
    Solda birlik konusundaki, “hangi sol?” sorularına günlerdir verdiğim yanıtı bir kez daha özetlemek istiyorum:
    Dünya görüşüm, yazarı ve emektarı olduğum gazetemle bütünleşmiştir. Yani; “Cumhuriyet devrimlerini ödünsüz savunan; Anadolu’nun tüm tarih ve kültür birikimlerini sahiplenerek onlardan ilham alan; çağdaş uygarlığı, Batıcı olmayan bir anlayışla, sömürgeciliğe karşı bağımsızlığı savunan bir ulusal duruş içinde hedefleyen, laik ve toplumcu fikirler”e sahibim.


    Dünya’da da yerel yönetim kültürünün temelinde, genelde “sol” denilen “toplumcu” dünya görüşü vardır. Uluslararası çağdaş yerel yönetim ilkelerindeki “demokratiklik, katılımcılık, kültürel değerlere bağlılık ve yaşam kaynaklarının korunması” gibi temel kavramlar bu görüşün insanlığa armağanlarıdır. En başarılı belediyecilerin bu düşünceleri paylaşması rastlantı değildir.
    Bu gerçek ışığında, temel ilkeleri ulusal çıkarları savunmak olan, cumhuriyetin değişmez değerlerine içtenlikle bağlı ve Atatürk devrimlerini savunan tüm partilerin temsilcisi olarak aday olmayı anlamlı bulur ve görev kabul ederim.


    Aynı nedenlerle, seçilebilmek için diğer sol partilere ve adaylarına yüklenemeyeceğimi; hele hele partililere kendi adaylarına değil, bana oy vermelerini isteyemeyeceğimi; sol oyların artık bütünleşmesi gerektiği yaşamsal önem kazanmışken, “bölünmeye katkı koyacak bir konumda olamayacağım”ı da bir kez daha kamuoyunun takdirine bırakıyorum.


    “İSTANBUL GİBİ İSTANBUL” DAYANIŞMASI…
    İstanbul için ne düşündüğüm ve yönetim anlayışıma yönelik sorulara verdiğim en kısa yanıt ise “İstanbul gibi İstanbul” için “toplumsal dayanışma”dır…
    Yani, ne Manhattan gibi, ne Dubai gibi, ne Tokyo, Singapur ya da diğerleri gibi değil; İstanbul gibi gelişmeyi en değerli ulusal ve evrensel kazanım kabul eden herkes ve her kurumla tüm güç ve yetenekleri birlikte seferber etmek…
    Bu da ancak tarihini, kültürünü, doğasını, denizini, ormanını imar yağmasına kurban etmeyen; bu kenti İstanbul yapan tüm değerlerini yaşatan, koruyan; tüm bunlar için de İstanbul’a ve topluma karşı sorumluluk duyan tüm kesimlerle ortak bir “dayanışma” içindeki yönetim anlayışıyla, “kimlikli ve çağdaş” bir metropol olma hedefi etrafında birleşilerek gerçekleşebilir.
    Solda birlik, işte bu hedef için de öncelikli koşullar arasında yer alıyor…

  4. #34
    Ve bu konudaki Mimdap açıklaması:

    Meslek odasının üye listesinde adı adresleri bulunan üyelere bir sürpriz de bu gün yollanan mesajlarla yaşandı. Daha önce bir meslek odasının bilgilendirmesi kapsamında bulunmayan konser haberleri gibi sadece bir kesimin önemli bulduğu etkinlikleri üyelerinin mail listelerine gönderen Mimarlar Odası İstanbul Şubesi şimdi de “Oktay Ekinci’den açıklama” başlığı altında bir elektronik postayı üyelerine yolladı.

    Odanın bilgilendirme kanalının olması gereken hassasiyetlere göre değil, odanın kurumsal kimliğinde tartışma yaratacak usullerle ve yine mimarlık kamuoyunu ilgilendirmeyecek haberler için zaman zaman Mimarlar Odası İstanbul Şubesi yönetiminin kullandığı bilinmekteydi. Bunlardan bir yenisi, Oktay Ekinci’nin yerel seçimler için yaptığı adaylık çalışmasının, mimarların “öğrenmesi gerekli” önemli işlerden sayarak bugün üyelerine haberleşme ağını kullandırılmasıyla yaşandı.

    Meslek odasının bilgi yayma kanalı keyfi kullanılabilir mi?

    Meslek odasının üyelerine etkinlikleri, önemli programları ve açıklamaları duyurmak için ve aslında her üyenin ortak malı olan iletişim kanalını, zaman zaman bir grubun düşüncesi ve tasarrufu dahilinde kullanılması ne yazık ki bundan önce de yaşanmıştı. Geçtiğimiz yıl seçim ortamında şu anda yönetimde olan grubun bütün propagandaları, duyuruları, seçim iddiaları ve programları odanın kayıtlı üye adresleri kullanılarak ve oda iletişim mekanizması ile (oda server çıkışlı mailler o sırada bütün açıklığı ile tespit edilmişti…) yapılmıştı. O günlerde büyük tepki çeken bu önemli konuyu duymazlıktan gelen ve üstünü örten yönetim, bugün yine kendince mühim saydığı bir konuyu meslek odası iletişim ağları üzerinden üyelerine duyurmuştur.

    Adaylığının bir partide değil de bütün sol partilerde anılıyor olması, “solun ortak adayı” olduğunun altını çizilmesini isteyen, bu mesajıyla da asıl olarak tek bir partinin değil bütün solun adaylığına soyunduğunu ilan eden Oktay Ekinci’nin açıklaması meslek odasının iletişim kanallarında yer bulabilmektedir.

    Kendisinin adının; “solun ortak adayı diye anıldığı” kabulüne dayandıran bir eski oda yöneticisinin yapmış olduğu güncel siyasete dayalı açıklamanın meslek camiası içinde ne gibi bir önceliği olduğu konusu gerçekten mesajı alan birçok üye tarafından hayretle karşılanmıştır.

    Güncel dar siyasal içerikli açıklamalar meslek camiasını ilgilendirir mi?

    Yazdığı açıklamada kendisini “solun ortak adayı” olarak lanse etmeye gayret eden Oktay Ekinci, düşüncelerini “ilkeleri ulusal çıkarları savunmak olan, cumhuriyetin değişmez değerlerine içtenlikle bağlı ve Atatürk devrimlerini savunan, Cumhuriyet Gazetesi çizgisinde anlam bulan fikriyat ” olarak tanımlıyor.

    Bilindiği gibi Mart ayında bütün ülkede yapılacak yerel seçimlerde bir çok yerel yönetim için her partiden belediye başkanı aday adayları kendilerini çeşitli şekillerde göstermektedirler. Aday adayları partilerin iç değerlendirmelerine göre bir yarışa girmiş, kendilerini bu yarışta “parti adayı” konumuna taşımaya çalışmaktadırlar. Bir çok aday adayının bu günlerde kamuoyu nezdinde çalışma yapması, kendi kesimleri içinde partisinin ilk adayı haline gelebilmek maksadıyla kampanya yürütmesi, bazen insanı gülümseten yöntemler de olsa doğal karşılanmaktadır.

    Ancak aday adayı çalışmaları sırasında bugün olduğu gibi, meslek odasının bir kişi üzerinde yayın olanaklarını kullandırması şaşkınlık uyandırmıştır. Dahası henüz İstanbul için partilerin kesin adayları belli olmuş ve bunlar üzerinde genel program, kent için çalışma ilkeleri yönünde kanaat oluşturma aşamasına geçilmeden kamu kurumu niteliğindeki meslek odasının iletişim kanallarından “ince bir propagandanın” yapılması hayret verici karşılanmaktadır.

    Meslek odası yayın politikasında etik ilkeler olması lazım

    Bundan daha da önemlisi, kurum olduğunu çeşitli yerlerde iddia eden Mimarlar Odası’nın kurum kanallarının güncel dar siyasetin ifade alanı haline getirilmesine göz yumulması olayıdır. Sayın Ekinci ya da bir başkası elbette kendilerini kendi tarifleri uyarınca solun, İstanbul’un, ülkenin biricik adayı biçiminde görebilir ve kendisini her ortamda ifade etmeye, her yayında kendine yer bulmaya çalışabilir. Bu istem onların kişisel hak ve özgürlükleri alanına giren, bu şekliyle de saygı duyulacak bir etkinliktir. Ancak duyulmakta olan kaygı, bu kadar öznel niteliğe sahip olan bir konunun Mimarlar Odası üye postası üzerinden bu kadar pervasızca yapılmasının meslek odasının her zaman daha fazla ihtiyaç duyacağı saygınlığı biraz daha azaltmakta oluşu üzerinedir.

    Bir çok üye bu uygulamadan sonra, meslek odasının iletişim kanallarının “solun ortak adayı olayım” heveslerine ne kadar açık olduğunu merak etme hakkına sahiptir. Bunu deneme ve talep etme hakkına da.

    Meslek odasının, bazı kişilere genel bir mutabakata bağlı olmadan, ilgili kurumun kendi yönetim kurulları kararı bulunmadan yayın yoluyla sponsor olabilir mi sorusuna önümüzdeki günlerde herhalde yanıt bulması gerekecektir.

  5. #35
    Ben biraz daha ileri gideyim:

    İstanbul Şube demek ki "Oktay Ekinci'nin Çiftliği"...

    Hatırlanacak olursa Şube seçimleri sırasında kendisinin kişisel bir yazışmasını (olumlu bir iş olduklarını sanarak ) tüm üyelere dağıtmışlardı. Ayrıca sıklıkla gelen Kanal B tacizlerini sanıyorum çoğumuz biliyoruz.

    TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yani Oktay Ekinci'nin Çiftliği.

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •